evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.05.2014

Ebeveyn Yemini




Evlenirken bir yemin edilir; aslında o yemine sadece romantik gözüyle bakılır; hastalıkta ve sağlıkla iyi günde ve kötü günde daima seni seveceğime diye.... 

Evlenince anlarsınki o yemin romantizm'in çok ötesindedir; gerçeğin ta kendisidir. İyi günlerin gibi kötü günlerin olur; hem birlikte hem kendine ait. Bir sabah öylesine doktora gidersin o gün hayatının dönüm noktasıdır mesela. 

Yıllarca beraber yaşarsında sonra evlenirsin ve sanırsınki büyü bozuldu. Farkın imzada olduğunu sanırsın ama aslında öyle değil; beraber yaşarken sen ve o'sundur; evlenince biz olursun ama nasıl bir biz olursun ailelerininde içinde olduğu. Şimdi diyebilirsin ki aileler ölmüş olabilir, görüşülmüyor olabilir ve nicesi ama büyüdüğün aileden getirdiklerin, kodların o evliliğe siner. 

Farkında olmayabilirsin ama evlenince sen biraz annensindir biraz baban belki de biraz babaannen biraz anneannen belki de halan. Hepsi evlilikte kendi bir biçimde gösterir. 

Başa dönersek işte bu yüzden evlilik yemini romatizm'in ötesindir. 

Geçtiğimiz günlerde kendi kendime düşünüyordum; ebeveyn olmadan öncede kesinlikle bir yemine ihtiyaç var. Hatta dedim keşke sağlık ve aile bakanlığı anne baba ve kocalara karınız kızınız hamile haberiniz var mı mesajları dışında; tebrikler hamilesiniz sizi ana-baba okuluna alalım deseler ve romantizm'in dışında neler olacağından bahsedip 9 ayın sonunda yemin ettirip ebeveyn olabilir ehliyetini verebilseler; umitsiz değilim bence olabilir. 

Anne-baba olmak tıpkı evlilik gibi çok romantik; nasıl evlenmeden önce bazı hayallerin var ise ki bunlar gerçekten romantizmden öteye pek geçmez; anne-baba olmakta sevgili blogcu annenin hayatımıza soktuğu gibidir. "Annelik Her Zaman Toz Pembe Değil" Buna baba olmayı da katabiliriz bence. çünkü babalarında pek çok toz pembe hayalleri olabiliyor. 

Aklıma çalekalem gelen yemin şöyleydi; 

Uykuda ve uykusuzlukta sana daima sevgiyle yaklaşacağıma söz veriyorum
Krizlerde ve mızmızlıklarda daima yanında olacağıma söz veriyorum. 
Beni delirttiğinde, çıldırttığında sana karşı sakin kalacağıma söz veriyorum. 
Başarılarında, başarıszlığında daima yanında olacağıma söz veriyorum. 
Seni sen olarak seveceğime, birey olarak kabul edeceğime yemin ediyorum. 




17.09.2013

"Çünkü O İyi Bir İnsan"





Pek sevgili okur; her 17 Eylül'de böyle bir yazı görürsün bu blogta. İçeriği aşk meşk dolu olur, niye mi? Çünkü 17 Eylül bizim evlilik yıldönümümüzdür de ondan. Evliliğimizin ilginç bir yanı yok ama bak flört dönemimiz roman gibidir; kitap yazsam vallahi çok tutar, dayanamazsın sen de alırsın; niye aşk her zaman satar çünkü ;)  Flört dönemimizde blog yazıyor olsaydım; dizi film gibi bağımlısı olurdun. Evlenince Ne mi Oluyor diye bir yazı yazmıştım; okumadıysan oku derim, yok okuduysan bir daha oku, iyi gelecek gör bak: Tıktık- Evlenince Ne mi Oluyor?


Bu sene 3. yılını kutluyoruz evliliğimizin; ilk yılımızda 8 aylık hamileydim; ama elini yüreğine koyda söyle hiç 8 aylık hamileye benziyor muyum, hiç benzemiyorum bence :)  Karı&koca başbaşa yemeğe gitmiştik. 2. yılımızda Aren 13 aylıktı, evdeydik ve Aren o gün tam anlamıyla bağımsız bir şekilde yürüyerek bize verilebilecek en güzel hediyeyi vermişti. 

Ben Güray'a çok aşık oldum; hani derler ya aşk paçalarından akıyor işte benim halim öyleydi. Allahım yatıyorum, kalkıyorum Güray, aklımda olmadığı saniye yok. Öl dese oracıkta öleceğim; telekinezi mi yaptı nedir adam bana, bilemiyorum artık :)



Güray'a ilk görüşte aşık olmadım; ama pek sevdim kendisini, arkadaş olarak. Sadece arkadaştık evet evet vallahi bak :) Aslında olay çok güzel başladı; adam feci romantik, ay evimin önünü gelmeler mi dersin, şirkete gelip yukarı çıkmadan bal bırakmalar mı dersin, niye bal dersen,yok moda değildi o yıllarda, adam bal sektöründe de ondan; çicek sektöründe olsa çiçek getirirdi. İşi gücü bırakıp ICQ'dan yazışmalar, tabii şimdi aranızda genç olanlar, o ne diyecek? Ya işte MSN gibi bir şey, onu hatırlamayan yoktur herhalde :) Arkadaşız ya Güray'la benden hoşlanan çocuklar için Güray'a danışıyorum falan, o da ay o iyi değil bu iyi değil falan diyor; ben de arkadaşıma güveniyorum tabii :) Birbirimizin gittiği yerlere gitmeler falan, ama hep arkadaşca gidip geliyoruz; o dönem bizim eve gelip kalmışlığı bile var, arkadaşız ya, annemlerde bir şey demiyor; sonra bir gün bakıyoruz ki biz arkadaş falan değiliz bildiğin sevgili olmuşuz; tabii ben de işler değişiyor, sevgiliyiz ya; adamı günde 50 kere aramalar, telefonu açmazsa hesap sormalar falan, yanından sinek uçsa kız mıydı o  demeler. Güray napıyor dersiniz; beyimiz bunun tadını çıkarıyor; her ne kadar Allahın her günü kızım sen sevgili olunca ne kadar değiştin desede, her dakika benim sevgili halimden şikayet etse de belliki pek bir gururlu. Adamı zorla koşturuyorum, koştukça kovalıyorum kovaladıkça kaçıyor; girdik mi bir oyunun içine... 

Sadece ben mi onu kovalıyorum; yıllar yılları kovalıyor, bir bakmışssın geçmiş üstünden 5-6 sene; kaç kez ayrılıp barıştığımızı hiç hatırlamıyorum. Farkındayım o da bana aşık ama benim gibi değil işte, farkındayım o da beni seviyor ama benim onu sevdiğim gibi değil işte. Güray evlenmekten korkuyor; neden mi? Bunca kıskanç olan dakikada 10 kere arayan, her gün görüşmek isteyen; kısacası adama göz açtırmayıp, nefes aldırmayan kadının evli halini düşünemiyor; ahh bilseydi evlendiğimizde, hele de çocuk olduğunda böyle bir kadına dönüşeceğimi, eminim ilk yıldan evlenirdi benimle :) 


Neyse sıkılmaya başlamışssındır artık sevgili okur; bir gün geliyor, bu kızcağız aşkını kalbine gömüyor ve elvada diyor! Sürünüyor ama dimdik ayakta adeta kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyor; uzunca bir süre hiçbir iletişim yok, sonra bir gün buluşuyor; Güray o sihirli cümleyi söylüyor: "Ben seninle tanışana kadar hiç çocuk sahibi olmayı düşünmedim; bir tek senin çocuğunun babası olmayı düşündüm; çocuğumun annesi sen olmalısın" O gün uzunca bir aradan sonra tekrardan flört etmeye başlıyoruz; hatta evlenmeye karar veriyoruz. 


Tabii siz şimdi bir hehh tamam son'a yaklaşıyoruz diyorsunuz; ama burada bitmiyor ki. Bu olayın üzerinden 2 sene geçti ve ondan sonra evlendik. Ama 2 seneki flört dönemimiz öncekilere göre çok daha yumuşak ve olgun bir haldeydi. Bu arada arkadaşım olarak sevdikleri çocuğu sevgilim olarak hiç sevmedi ailem; çünkü kavgalarımıza defalarca şahit oldular. (ta ki evlenene kadar; şimdi çok mu çok severler, güray yukarı Güray aşağıya)


Bir Cumartesi kış gecesiydi evlilik teklifi aldığımda; eve dönüp anne Güray bana evlenme teklif etti dediğimde; annem sen yanlış anlamışsındır onu, salak olma Güray seninle evlenmez dedi :) Ben de hemen Güray'ı aradım; ya sen bu akşam bana evlenme teklif ettin değil mi dedim; o da evet dedi. Tamam ok, ona göre annemlere söyleyeceğim de dedim :) Telefonu kapadım, yok yok doğru anlamışım dedim. Ondan sonrası iplik söküğü gibi geldi. 19 Mayıs'da nişanlandık; 17 Eylül'de evlendik. 


Tüm evlilik hazırlıkları sırasında tüm kaprisimi çekti bu adam; sırf mutlu olayım diye. Bana gerçek bir prenses muamelesi yaptı; nişandan önce düğün mekanına karar verdirdim; aman yer kalmaz diye, düğüne çok az kala yok orayı istemiyorum dedim ki kapora falan ödemiştik; tamam dedi Güray yeni bir mekan buldu; bizim kapora yandı bitti kül oldu. Ve biz en başından ailelerimizi maddi manevi hiçbir sürece dahil etmemeye karar vermiştik; her şeyi kendimiz üstlendik ve iyi ki de böyle yapmışız diyorum; çünkü her şey bizim gönlümüzce oldu. 




Flört dönemine kısa bir geri dönüş yaparsak; Günçe, yiğenim, benim ilk gözağrım, çok sevdiğim. Güray'la Günçe'yi sık sık gezdirirdik ve Günçe Güray'ı çok severdi. Bir gün annem Günçe'ye sen Güray'ı çok mu seviyorsun diye sordu; o da evet dedi. Annem de aman Günçe nesini seviyorsun dedi. Günçe de cevap olarak:"Çünkü o çok iyi bir insan babaanneciğim" dedi. 






Evet Güray çok çok iyi bir insandır; elbette herkes gibi arızaları ve defolu yanları vardır; kolay değil aksine çok zor bir insandır ama işte olması gerektiğinden fazlaca iyi bir insandır; ve bunu sadece onu gerçekten tanıyanlar bilir; gerisi için aksi, zor ve arızalı'dır. Ama işte o zamanlar 4-5 yaşlarında olan bir çocuk onun bu iyiliğini çoktan görmüştü. 

Güray iyi bir insan olmasının yanısıra çok iyi bir eş ve herşeyde öte çok çok çok iyi bir baba. Benim, özellikle ailemin içinde, Güray gibi bir baba örneği daha yok.  Ve ben Aren'e baktıkça, demek her şey bunun içinmiş diyorum. Güray'dan vazgeçmeyişim, Güray'la evlenmeyi ve bir çocuğumuz olmasını çok isteyişim hep bundanmış diyorum. Ve 3 yılda 1 gün bile pişman olmadım vazgeçmediğime, onun çocuğunu içimde büyüttüğüme. Ben kaderimi çok zorladım ve Allahın kaderiniz sizin yaptıklarınıza bağlı sözündeki gibi kaderimi değiştirdim ama iyi ki iyiki iyi ki diyorum. 


Şimdi biliyorum ki; bu adam benim onu sevdiğimdenden bile çok benim ona aşık olduğumdan bile daha aşık belkide. Flört dönemimizde ondan yana ne görmek istediysem aşk adına hepsini evliyken yaşadım ben; tahminimin çok ötesinde bir evliliğim var benim, Allah daim etsin, nazarlardan korusun. 


Hani dövme yazımda demiştim ya kocamın ismini yazdırsam ama bir gün ayrılsak sildirmeyi düşümem diye; evet hayat bu ne olacağı belli olmaz, olur ya evliliğimiz biterse bir gün ayrı hayatların parçası olursak, ismi de cismi de hayatımda kalır; çünkü o iyi bir insan!


Mutlu insanlardan ve mutlu çiftlerden ve en önemlisi mutlu ailelerden kimseye zarar gelmez! Dilerim Allah herkese gönlüne göre bir hayat arkadaşı verir ve dilerim tüm çiftler masalların sonundaki gibi sonsuza kadar mutlu yaşarlar! 



... and they lived happily ever after.


4.09.2013

Evlenir Evlenmez Yapılmayacak Tek Şey





AAA NE DİYORSUN BE KADIN SEN!

Tabii ki de cevap çok basit: Çocuk! Siz bilirsiniz ben sizi uyarıyorum; yok ben herşeyi yaşayarak öğrenirim diyorsanız, buyrun evlenin ve ilk işiniz çocuk yapmak olsun! Bizim gibi fazla meraklı olabilirsiniz; acaba hamile kalabilecek miyim diye, evlenir evlenmez korunmadan seks'e yeşil ışık verirsiniz sonra bir bakarsınız ki gerçekten merak ettiğiniz kadar varmış; bir sonraki ay düğüne gelenleri dedikoduya sürekleyecek nur topu gibi hamile haberiniz olur. 

Çocuk yapıp da pişman olanını duymadım; bende, bizde hiç pişman olamadık ama yapmadan önce hele de evlenir evlenmez yapmadan önce değil 10 top 1000000 sebeb sıralayabilirim. İyi düşünün; sadece çocuğun sorumluluğunu değil aşağıdakileri de göze alıyorsanız siz bilirsiniz, beni dinlemeseniz de olur. 

Yeni evlenen tüm arkadaşlarıma yegane söylediğim şey budur benim; düğün gecesi kulağına eğilir, ne yap ne et ilk yıldan çocuk yapma derim. Gelin görün ki bunu benim kulağıma fısıldayan hiç olmadı; benim kulağıma hep çocuk yapın çocuk çocuk denildi; kimbilir belki de yaş 33'dü ondan :) Hoş biz çocuk sahibi olmak için imza atanlardanız, çok hazırdık da hazır olduğumuz kısım çocuk sahibi olmak mı, yoksa ciddi hazırlıksız yakalandığımız noktalar oldu :)

Çok mu merak ettiğiniz sebeblerini, haydi o zaman geçelim listeye; 
AAA SAHİ Mİ CİDDİ OLAMAZSIN! 



Hamilelik doğal bir süreçtir; YALAN. Yani şöyle; evet hamilelik insanın doğasında var ama her zaman sorunsuz geçmiyor; bulantısı, yorgunluğu, düşük riski, gebelik tansiyonu, gebelik diyabeti; daha sayıyım mı? Diyelim bunların hiçbiri olmadı; kasılması olmayanı, bacağı & beli ağrımayanı duymadım henüz. Kaldı ki belli bir süre cinsel ilişkiyi de unutun. Hamileliğin ilk zamanlarında isteğiniz olabilir ehh işte hormonlar ama son aylarda seks mi o ne bile diyebilirsiniz. 

Hamilelik vücudu yeniler. KULLİYEN YALAN!  Ebru Şallı geni taşımıyorsanız veya genetik olarak harika bir miras kalmadıysa size unutun bunu. Emzirecekseniz göğüslerinizi sadece siz değil kocanız bile tanıyamayabilir; hoş adam daha yeni tadını çıkaracaktı hoop o gögüslerin sahibi bebek oluverdi; sizin bile değil yani öyle düşünün. Çatlak olma olasılığı çok yüksek, varis olma olasılığınız çok yüksek, sezeryan olacaksanız sezeryan karnı denilen şeyin kalma ihtimali çok yüksek, normal doğum yapacaksanız; ehh onun da kendince derdi tasası var. Oooo daha neler neler, doğum yapmış bir tanıdığınıza sorun onlar size daha ayrıntılı anlatır. 



İlişkiyi güçlendirir; BİLDİĞİN KUYRUKLU YALAN;  Çok film izliyorsunuz tabii; sanıyorsunuz ki hamilelik boyunca kocanız göbeğinizi okşuyor, nasıl heyecanlısınız nasıl, zaten yeni evlenmişsiniz çok mutlusunuz Allahhhh bir de bebek olunca çifte kavrulmuş lokum misalisiniz; 4 gözle gün sayıyorsunuz bebeğinize kavuşmak için; evet kısmen doğru bunlar, elbette kocanız adam gibi adam ise göbeğinizi de okşuyor, bebekle de konuşuyor, göbeğinize öpücükler konduruyor ve daha nice romantizm kokan hareketler. 

Lakin evlenmişsiniz istediğiniz zaman seks yapabilme özgürlüğüne kavuşmusunuz; nerede akşam orada sabah yapabilirsiniz, sanmayın ki hamilelikte bunlar yapılabiliyor, yok yapılamıyor hem teknik olarak hem de duygusal olarak çok mümkün değil. 

Tam sosyal hayatın dibine vuracaksınız hoop sizin akşam 9'da uykunuz geliyor; tam şöyle mutfağa girip yemek yapacaksınız, tadını çıkaracaksınız o da nesi siz mufağın m'sini duyduğunuz anda öğürmeye başlıyorsunuz; hamile kadın eğitimli kurt köpeğinden bile iyi koku alır. Kocanızla başbaşa rakı tokuşturmak mı, çakırkeyif olup, kocanızla flörtleşip derin uykuya dalmak mı? İşte tam filmlik kareler!


Bunlar hamilelikte yaşananlar bir de hamilelik bitip lohusa günleri başlıyor; lohusa günleri bitip, başka haller geliyor; onları da mı merak ediyorsun o zaman şöyle; 

Kocanı artık ellerden kıskanmayacaksın, adam her gün duş yapabiliyor diye kıskanacaksın; Valla şansı varsa sen de hergün yıkanırsın ama asla kocanın yayıla yayıla güzel güzel yıkanmasına benzemeyecek; hele o ilk bir kaç ay; adama deli olacaksın, ulan bu çocuğu birlikte yaptık, sen ohh mis kaldığın yerden üstüne mis gibi bebek kokusu sinmiş vaziyette hayata devam et; benim üzerime sinmeyen koku kalmasın! Böyle içten içe adama delirip, laf sokmaya başlayacaksın falan. 

Yeni evlilikte hiç hoş olmayan şeyler bunlar :)

Kocan horluyor olacak sen uyku neydi ya diye dolanacaksın evde; Tamam kocan iyi biri, harika bir baba oldu; ama senden daha ön planda değil, sen emzirirken veya mama verirken seninle birlikte uyandı veya mamayı o hazırladı veya 10 kere kalkıyorsanız 1 tanesinde seni uyandırmadı bile ama yok yok yok asla senin kadar uykusuz olmayacak; veya ikinizde mi uykusuzsununz bu daha kötü dostum:)

Hoş mu şimdi bu; oysa siz evlenirken ne hayaller kurmuştunuz değil mi? Sarmaş dolaş uyumalar, haftasonu geç kahvaltı hayalleri, belki de tüm gün evde oturup film izleyecektiniz kime ne belkide bütün gün yataktan çıkmayıp sevişecektiniz; belki sen bütün gün yataktan çıkamayacaksın çünkü sürekli memene yapışık bir bebek olacak! Geç kahvaltı mı evet evet geç kahvaltı yapacaksın ama sebebi bambaşka olacak :) Geç uyanmak mı, uyudun mu ki geç kalkacaksın!


Daha neler neler gelecek başına da ben dahasını yazıp seni iyice çocuk olayından soğutmayayım. Elbette temeli sağlam bir ilişki bu 9.10 şiddetindeki uzun süreli depreme dayanır, elbetteki çocuğunun iyi, sağlıklı oluşu, o muhteşem duygu herşeyin üstesinden gelir ama yine de bak kimse söylemediyse ben söylüyorum sana hiç kolay değil bunu bil! Zoru seviyorsan sorun yok ama zora gelemiyorsan bir kez değil çok kez daha düşün!. 


Yine de şunu bil; hayatındaki en en en güzel şey o evlat olacak! Yine de her gün iyi ki varsın, iyi ki doğurmuşum deyip, şükürlerin en büyüğünü yaşayacaksın! 

Bak ben sana hiç yapma demiyorum; yine de yap, mutlaka yap, ama biraz bekle :)

Tabii sen eminim bunlar benim başıma gelmez ki diyorsun, hadi işallah!



16.08.2013

Bavulda Kim Eksik?


Lafı uzatmadan hemen söyliyeyim sevgili okur hazırladığım bavullarda tek eksik oluyor o da ben! İtiraf edeyim de Güray (yeni açanlar için kısa bilgi: Güray kocam olur :) ) rahatlasın; ben bavul hazırlamasını bilemiyorum, yok olmuyor arkadaş; Youtube'dan izledim, araştırdım, yapanlara baktım, yine de beceremiyorum. 

Evlenip aynı evde yaşamaya başladık; o güne kadar gittiğimiz tatillerde vb herhalde Güray benim bavulumun içine hiç bakmamıştı; rutin iş seyahatlerinden biri için canım bana bavul hazırlıyorsun değil mi dedi; ben de neeee senin bavulunu ben mi hazırlayacağım dedim, o da ee tabii karım değil misin dedi. Ee ben nereden bileyim ne giyeceğini, ne istediğini dedim. Zevkine güveniyorum canım dedi. Koca için bavul hazırlamak bir zevktir mottosuna hoşgeldin Tüten, demek evlilik böyle birşey dedim ve bavulunu hazırlamaya giriştim. Adam 1.90 boyunda o kotları katlayıp yerleştirmek kolay mı sanıyorsun sevgili okur :) O kolları benim bedenim kadar olan gömleği buruşturmadan yerleştirmeyi. En özenli halimle bavulunu yaptım; aaa demesin mi böyle bavul mu hazırlanır diye. Ben de hem isteyip hem de beğenmiyorsun o zaman kendi bavulunu kendin yap deyip olay mahalini terkettim. 

Hala her iş seyahati ve tatil öncesi aynı senaryoyu yaşarız :)



Bavul yapma anlayışım ve kabiliyetim şöyle; herşeyi koy ve kapat bavulu! Bekarken kız arkadaşlarla çıkılacak tatillerde veya sevgiliyle gideceğin kısa veya uzun hiç farketmez -2 günlük tatil için de 15 günlük tatil içinde aynı oranda eşya götürebilir bir kadın- uzun uzun bavula ne koyacaksın telefon konuşmaları yapılır. Sabah için şunu alıyorum, gece için şunu, onun altına bu ayakkabıyı giyerim. 4 bikini alıyorum ee hepsinin rengi farklı 4 terlik gerekiyor :) Eee sevgilisin özenli olmanın doruklarında yaşıyorsun işin içine bir de her geceye özel pijama giriyor ve sonra havaalanında bir buluşuyorsun sevgilin sanıyor ki ülkeyi terkediyorsunuz :) Bu ne diyecek oluyor ama daha ilk dakikadan sevgili çemkirmesi suratı çekmek istemiyor; akıllı bir kadın çemkirmez aslında, hepsi senin için sevgilim, sana güzel gözükmek için der, aptal bir kadın ise; ayyyy ne var bir bavulu taşımak mı sana fazla geldi, bırak kendim taşırım der ve hem yolculuk boyu hem de tatil boyu surat asar; hayır sonunda nolur kendine etmiş olur. Adam kadın biraz daha az konuşuyor diye sevinir, surat astığı dakikalarda. Bilin bakalım ben hangi gruba giriyorum :) tabii ki 2. gruba. 

Bir kadın için için bavul hazırlamak öylesi büyük bir uğraş ki aslında, erkekler bunu anlayamaz. Sabah kahvaltıya giderken ne giyeceğini düşüneceksin- siz belki hiç düşünmüyorsunuz ama bavula eşya koyarken benim en zorlandığım kısım bu- neden mi? Çünkü evde pijamayla kahvaltı ediyorum, otelde bu imkan olmadığı için çok mu çok zorlanıyorum :) Gülme sevgili okur, ciddiyim ; benim en büyük sorunum kahvaltıya ne giyeceğim :) Ee sonra bir yaz tatili ise bu plaja giyeceğin kıyafet, terlik kombinasyonu, duş aldıktan sonra ne giyeceksin, akşam yemeğine ne giyeceksin oo çok iş var çok :)

Erkeklerin öyle mi? Mesela Güray, tatilde rahat olacaksın 1 kot 2 şort 3-5 tshirt yeter bana der ve gerçekten sadece bunları alır yanında, bolca iç çamaşırı dışında. Fazladan 1 terlik alır seyahat sırasında giydiği ayakkabılarıyla da tatili bitirir. Peki benim onca hazırladığım bavulun içindekiler giyilir mi? Henüz hiçbir tatilde götürdüklerimin hepsini giydiğime rastlanılmadı :) Genelllikle hep aynı şeyi giyerim, kahvaltıya inerken de bu böyledir :)

Bu seneki tatil için yine özene bezene moda bloogerı edasıyla bavulumu yaptım; kombinler, her güne ayrı kıyafetler :) Hayır sanırsınki ikinci balayına çıkıyoruz, bildiğin çocuklu tatil yapacağız. Ben daha İstanbul'da Aren'le 1-2 kere topuklu ayakkabı giymişken tatile topuklu ayakkabı taşıdım. Ama bak söz vermiştim kendime öyle her mayoya göre terlik götürmeyecektim ve başardım sadece 2 terlik götürdüm, tamam belki 3 :)

Güray'a 2 bavul yapacağım dedim, söz veriyorum bu sefer başaracağım dedim, Aren'e özel bir bavul, ikimiz için aynı bavul. Olmadı yapamadım; ama gerçekten olmuyor, gürayın 2 kotunu koydun mu yer kalmıyor benim eşyalara. 3 bavul yaptım; hepimize özel bavul. Tabii ki en büyük bavul benimkiydi. Güray bavulları gördü; ne o Bodrum'a mı yerleşiyoruz dedi :) Tabii hamalım ya ben taşırım dedi. Velhasıl Aren'i taşıdığı için 2 bavulu ben taşıdım; yani olan bana oldu aslında! Güray pek eğlendi bu duruma. 




Check-in 'e gittik; işlemlerimiz yapılıyor; önce Aren'in bavulunu koyduk, sonra Gürayın, sonra benim eee şeyyyy biraz aşmışız limiti. Hanımefendi sizi şöyle extra ödemeye alalım dedi, isterseniz kredi kartıyla da ödeyebilirsiniz dedi. Ben Aren'in kulağına eğilip, hadi oğlum çişim geldi, annem götürsün de dedim; hain evlat! babam da babam dedi!. Güray gitti ödemeyi yapıp geldi; ben en cici halimdeyim. Bir de diyorum ki; bu bavulun kendisi çok ağır Güray, almayalım bir daha bu bavulu yanımıza! Canım ben bir daha bavulu değil seni almayı düşünmüyorum tatile giderken dedi.  Susmak bir erdemdir ya, haydi Tüten erdemli takıl deyip sustum. 

Allahım ne gereği vardı havaalanına erken gitmenin; beklerken Güray başladı; bak Tüten bir daha böyle 3 bavul yaparsan, bir daha bavul limit aşımı olur ise boşarım seni! İnanbiliyor musun sevgili okur beni boşamakla tehtit etti bir bavul için; yani diş macununu ortadan sıktığı için boşanan çiftler oluyor da bavul kavgası yüzünden neden olmasın değil mi? Ya bak diyecek oldum da sus Tüten lütfen dedi. Eğer Avrupa seyahatine böyle bavul yapıp gelirsen yemin ediyorum taşımam dedi!. Güray yemin ediyorum'la bir cümle kuruyorsa, dizlerin titremeli. Lakin burnumu kaldırdım hıhhhh dedim, ben taşırım!!! Tamam taşı o zaman yanında nakitte olsun da extra bagajı ödersin dedi, öderim beni parayla mı korkutuyorsun dedim bende!

Onca eşyayı taşıdım ama huylu huyundan vazgeçmiyor işte; başladım kahvaltıya inerken aynı şeyi giymeyi, geçirdim ayağıma şıpıdık terlikleri, Güray başladı, aa bugün de mi bunu giyiyorsun, ee tabii maksat kendini tatmin olsun, nasıl olsa kocan hamal senin taşır, giy bakayım şu tshirtü üstüne; akşama giyinecek hal kalmıyordu ben de, Güray aaa herkes ayıplayacak seni sabah aynı akşam aynı şey, giy bakayım getirdiğin şu elbiseyi diyordu :) Ee kocaya itiraz olmaz, giyiniyordum. Taşıdığım makyaj malzemeleri ve takılardan bahsetmek bile istemiyorum :)



Velhasıl sevgili okur; Ekim ayında evliliğimiz ciddi bir testen geçecek. Güray'ın kararı kesin ve net! Avrupa seyahatine büyük ve 2'den fazla bavul götürürsem bu evlilik bitecek! Koca 2 sırt çantası yapayım bir de Aren'e küçük bavul alayım diyorum da ben sırt çantasıyla seyahate gitmeyi başarabilir miyim onu bilemiyorum! Lütfen bana akıl ver, yardım et, sevaba gir kurtulsun şu güzel evlilik, oğlum babasız büyümesin :) Hadi paylaş, anlat bana az eşya ile nasıl tatile gidilir çanta nasıl hazırlanır! Allah tuttuğunu altın etsin, ne muradın varsa versin!






15.04.2013

Baba Olacak Adam....


Birtek babam olsun bana birşey olmaz! (Hep anneleri mi övelim yani :))

Blogumu takip eden erkek yok bildiğim kadarıyla; özellikle bekar olanlar neden takip etsin zaten, onları açacak hiçbir şey yok bu blogta :) Peki o zaman neden yazıyorum; içimde kalacağına blogta kalsın dedim. 

Benim gözlemlediğim erkeklerin çok az bir kısmı baba olmak için evleniyor; evlenmelerindeki ilk amaç baba olmak değil yani. Bu düşünceyle evlenen erkek sayısı çok az ki, onlar bile baba olmaya ne kadar hazır tartışılır bir konu; bu da çok doğal, çünkü erkeğin ilkel ve modern dünyasında "baba" olmak doğasında olmayan, sonradan öğrenilen birşey. Biz kadınlarla karşılaştırıldığında gerçekten zor bir durumdalar bu anlamda. 

Örneğin Güray, benim eşim olur kendisi, baba olmak için evlenmiş biri, ne zaman kendini fikren&ruhen baba olmaya hazır hissetti, o zaman evlendik ve zaten bu hazırlık neticesinde hemen hamile kaldım ve Aren doğdu. (Aren'den önceki bebeğimizi 8 haftalıkken kaybettik). Bunca hazırken bile baba olmaya, baba olmak hiç sarsmadı desem kendisini doğru söylemiş olmam. Biz kadınlar bile, bedenen ve doğamız gereği çocuğa hazırken 8 şiddetinde deprem görmüş gibi oluyorsak, erkeklerin baba olduğunda temelinden sarsılması çok doğal.

Aslında söyleyeceklerim çok uzun değil; baba olacak erkeklerin bilmesi gereken şeyler var bana kalırsa;

*Sevdiği kadın anne olduktan sonra değişecek ve bu değişim tıpkı her değişim gibi sancılı bir süreç olacak; bu sancıyı çekerken, en çok ama en çok kocasına ihtiyaç duyacak, bunu dile getirse de getirmese de yanında isteyecek onu, belki de sadece sünger görevini görsün isteyecek kocası & sevgilisi yani dinlesin isteyecek sadece dinlesin; ne öneride bulunsun ne seni anlıyorum desin ne de başka birşey. Orada yanında olsun tüm bedeniyle, ruhuyla. 


*Anne olan kadının öncelikleri değişecek ve kocasınınkinin de değişmesini isteyecek, hatta bunu bekleyecek.  Baba olacak her adam önceliklerinin değişmesine hazır olmalı.


*Anne olan kadın sevildiğini, beğenildiğini duymaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyacak. Anne bebeğini nasıl şımartıp, şevkat gösteriyorsa, kocasından da aynısını görmek isteyecek. Baba olacak adam sözlü iletişim yönünü kuvvetlendirmeli. Ve hep aklından tutmalı&hatırlamalı; bir babanın yapabileceği en önemli şey çocuğunun annesini sevmektir, çok sevmek. 

*Çocuğun sadece anne ve babayla değil anne&babanın arasındaki ilişkiyle de ilişkisi olduğunu bilecek ve bu nedenle karısıyla olan ilişkisini sağlıklı tutmak için elinden geleni yapacak. Evliliğini sorgulamayacak, sorgulayacağı şey ilişkimizi nasıl daha sağlıklı, daha iyi hale getirebiliriz olacak. Çocuğunun annesi kadar kendisine de ihtiyacı olduğunu bilecek.

Ve son sözüm; daima hatırlatacak kendine ancak mutlu bir annenin mutlu ve sağlıklı çocukları olabilir!. Karısıyla, sevgilisiyle mutlu olabilmek için elinden geleni yapacak. Bunun için çaba sarfeden bir adamın hayatı huzurlu, mutlu olduğu gibi çocuğu için de çok önemli bir şey yapıyor olacak.





17.09.2012

Evlendik de Ne Oldu?




2 sene önce bugün evlendik biz. Tüm kalbimizle evet dedik. Ne mi oldu işte yukardaki eşsiz tablo oldu. Aile olduk biz. Bugün Aren olmasaydı daha farklı kutlardık ama şimdi Aren var ne yemeğe çıkıyoruz ne birbirimize özel bir hediye aldık, gerek görmedik. Eve gidip o yer elmasıyla vakit geçirmek birbirmize sarılmak bize çok keyif verecek. Aman yanlış anlaşılmasın bizim artık çocuğumuz var sevgili değiliz ki demek istemiyorum. Aksine eşlerin birbirine vakit ayırması sevgili olmayı sürdürmesi gerektiğine inanıyorum. Biz henüz başbaşa pek kalamadık. Hazır olmayan Aren mi yoksa biz miyiz inanın emin değilim. Hani Areni bırakıp başbaşa takılsak sanırım bundan daha çok etkilenen biz oluruz Aren gayette güzel vakit geçirir. Konuyu dağıtmayayım.

Bugün yine iyi ki iyi ki iyi ki dediğim bir gün. Bu yazıyı yazmadan önce eşimin blog yazısını okudum aynı resmi kullanmayı düşünmüşüz aynı duyguların üzerine kurmuşuz yazıyı daha ne isterim ki demek ki aynı duyguları taşıyoruz. (Merak edenler için yazının bulunduğu blog: dortkenardunya.blogspot.com)


Evlenince hem hiçbirşey olmuyor hem de çok şey oluyor aslında. Hayatın can sıkıcılığına beraber katlanabiliyorsanız aynı zamanda hayatın güzel taraflarından beraber tad alabiliyorsanız arkadaşlıkla sevgili olmak arasında gidip gelebiliyorsanız üzerine bir de aile olduysanız ve bu yükü taşıyabiliyorsanız taşırken yük olduğunu farketmeden ve farkettirmeden daha ne olsun....

Hep oğluma mı sesleneceğim biraz da kocama sesleneyim;

Güray en yanlış zamanları yaşadığımızda bile benim için en doğru adamın sen olduğunu biliyordum. Seni sevmekten hiç vazgeçmedim sanırım artık da vazgeçmem. Beni çok üzdün vakti zamanında; ama bana hayattaki en güzel duyguları da yine sen yaşattın. Areni severken içime sokasım geliyor ya hani bazen seni severken de aynı şeyi düşünüyorum. Evlenmeden aile olmadan ve sana kızdığım zamanlarda amannn ben bu adam olmadan da yaşarım derdim şimdi sana en kızdığım zamanlarda bile ben bu adam olmadan ıhh ıhhh zor yaşarım diyorum. Sanırım sen de böyle düşünüyorsun ki gittin o dövmeyi yaptırdın ve bir kez daha beni çok şaşırttın :)

Bakarsın seneye yok ya seneye çok yakın ondan sonraki sene yıldönümüzü kutlarken 3 yerine 4 olmuşuz sonra 4 derken 5 olmuşuz. Yıllar sonrada torun torba olmuşuz. Bak ama buraya yazıyorum torun falan bakamam tamam Areni bırakamıyoruz ama torunları bırakabiliriz di mi? Gezmek görmek istediğim seninle yaşamak istediğim daha çok şey var be sevgili....



25.05.2012

Evlenince Neler mi Oluyor :)




Aslında bu tip yazıların piri Görkem'dir ruzgarligunlervegeceler.wordpress.com blogunun sahibesi. Ev hallerini evlilik hallerini anlatma da onun eline su dökemem. Bakınız son yazısı: Kocamdan Tokat Yedim (hoş bu yazıda kocasının da hakkını yemeyelim) Onun yazılarını okurken ay aynı bizim evin halleri deyip duruyorum. Büyük resim çok benziyor da elbette detaylar hepimizin evinde ve evliliğinde değişiyordur.

Ve bir baktım bir süredir çok ciddi yazan herşeyi ciddiye alan kafaya takan biri haline gelivermişim. Bir de çocuk çocuk çocuk nereye kadar caaanımmmm :) Biraz da ciddiyetsiz yazalım değil mi ;)


Valla ben çok merak ederdim evlilik nasıl birşey neye benziyor diye. Evlenmek için de can atıyordum(yanlız evlenmeye can attığım tek adam kocamdır onu da belirteyim) adamın beyninin etini 6-7 sene yiyince adam da sonunda beyin kalmadı ve evlenmeye karar verdik. Daha önce başından evlilik geçmiş biri olarak bana kızım inan evlilik bir bok değil bu kadar merak etme deyip dururdu lakin hiç etkili olmalı bu cümlesi üzerimde. Evlenelim de evlenelim deyip durdum. Tamam bir bok olmasın ama bizmki bokun bile en güzeli olur diyordum. Zira annemle babam ve etrafımdaki çoğu çift öyle kumrular gibi de değildi. Bol aksiyonlu evliliklerin olduğu bir ailede büyüdüm. Şükür boşanan birbirini gırtlaklamak suretiyle öldüren olmadı ama kapıyı açınca elinde güllerle bulunan kocaların veya ağzı var dili yok kadınların olduğu bir ortamda da büyümedim.

Ama ne hikmetse evliliği öyle bir yere koymuşum ki aman Allahım romantizm dorukları lafı benim koyduğum yerde sığ denizlere benzer. Valla ne hayal ettiğimi yaşıyorum ne de kocama yaşatıyorum. Mutluyuz, keyifliyiz, huzurluyuz ama o benim yerlere göklere sığdıramadığım adama da söz verdiğim şeyleri yaşamıyoruz. Olmuyormuş anacım evlilik öyle doruklarda yaşamaya benzemiyormuş.

Bekarken karşı daireye yeni evli bir çift taşınmıştı kız bir süre sonra pijamalar üstünde pijama dediysek saten pijama deil bildiğin ayıcıklı dizleri yer yapmış pijamalarla saç baş karışmış kapıyı açardı kocasına. Ay derdim ne bakımsız ne özensiz kocaya hem de yeni evliyken kapı öyle açılır mı? Cık cık cık çok ayıp. Ben hiç öyle olmam. Adam beni pijamayla sadece yatakta görür o da ayıcıklı pijama olmaz. Yaa tabii oldu. Sırf pijamayla kapıyı açsam iyi 48 saat o pijamanın üzerimden çıkmadığını bilirim. Saten pijamalarda dolap bekçisi olarak yerini aldı. Kızım olaydı çeyizine koyardım :)

Evlendiğimizde güne şöyle başlayacağımızı sanırdım ben. Kocaman bir gülümseme birbirini öpücüklere boğma ve sırnaşma sevgi sözcüklerinin havada uçuşması bir iş günüyse beraber giyinmece hazırlanmaca hazırlanırken öpücükler kondurmaca iltifatlar havada uçuşuyor tabii sonra birlikte ayaküstü bile olsa edilen kahvaltı beyime çay yapmak evden birlikte çıkıp işlere sıratarak gelme işe gelip mesajlaşma, aramaca birbirini kikirdeyip durmak akşamı iple çekmek falan eğer haftasonuysa arada yatakta kahvaltı etmek tüm gün yorganın altında kalınabilir fanfinifinfon da fanfinifinfon olmadı ev işlerini beraber yapmak yaparken de birbirine gülümsemek sonra mutfakta ben yemek hazırlarken adamcağızı da bana hayrannn hayrannn bakarken bulmak falan. Sonra bir kadeh şarap eşliğinde yemeğe oturulması film izlemece sonra yine fanfinifinfonda fanfinifinfon Pazar sabahına harika uyanmak beraber bile olabilir duş almaca dışarda kahvaltı falan işte hayal ettiğim evlenince kati süretle yaşayacağıma ve yaşatacağıma inandığım tablolardan biri budur. hahahaa kızım çok mu romantik komedi seyrettin sen hangi gezegende yaşıyorsun dediğinizi duyar gibiyim tamam vurmayın yüzüme. Hayaldir insanı yaşatan.

Gelelim mevcut duruma. Eğer hafta içiyse hadi kalk yok olmaz önce sen kalk nidaları off akşam çok horladın offf yorganı çok çektin muhabbeti ile başlıyor.  Sonra tuvalet kavgası önce ben gireceğim yok olmaz senin işin uzun ben gireceğim. Olmaz ya ilk ben kullanacağım tuvaleti sen hazırlan benim servisim beklemez sen arabayla gidiyorsun. Bu tuvalet mevzuyu evlilikte çok başka bir boyuta taşınıyor benden söylemesi. Ne sevgiliyken birlikte bile kalınma veya birlikte yaşansa da hiç hiç alakası yok hazır olun bekarlar!. Detaylara girmeyeyim yaşayıp görün ama şu kadarını söyleyebilirim hani bekarken sevgiliyken çişinin geldiğini bile söylemekten çekinirsin ya hani çişinin sesini bile duymasını istemezsin kaç dk kaldığının hesabını yaparsın tuvalette heehhh evilikte hiç öyle olmuyor içerde neler oluyor alenen biliyorsun.

Hazırlanma kısmına gelince off bir çekil ya ben giyineceğim sen git içerde giyin. Yaa benim gömleğim nerde? Ne bileyim ben? Ee sen bilmeyeceksin de kim bilecek git Ayşeye sor (Ayşe temizliğe gelen kişi) Kızım ben Ayşeyle mi evliyim seninle mi? Ee ben asmıyorum ki onları sen asacaksın işte sorun orada zaten. Off başka gömlek giy. Bu arada ben sence bu bluz olmuş mu? hee olmuş ee bakmadın ama gördüm ben aynadan onu olmuş olmuş yok ya giymeyeceğim ben bunu. Bana şurdan kravatımı versene veremem kendin al ben geç kalıyorum. Aaa servis gelmiş ben kaçıyorum sevgilim. Kahvaltı hazırlamak mı? Birlikte çay içmek mi? Hele portakal suyu falan sıkmak hahahaha güldürmeyin beni lütfen.

Gün içinde de şu sebeblerle birbirimizi ararız.
-Naber nasılsın iyi misin?
-İyiyim sen?
-Ben de iyiyim; Tuten bak o giynme odası çok dağınık hiçbirşeyi bulamıyorum.
-Tamam sevgilim toplarız.
-Toplarız değil kızım toplayacaksın.
-Dur ya sana ne dicem bu akşam ne yiyelim
-Bilmem onu sen bileceksin
-Dışardan söyleyelim mi? Film de izleriz.
- Tamam olur. (Bu konuda hiç sorun çıkarmaz kocacığım saolsun)
-Bu arada gelirken markete uğrayıp şunları şunları al tamam mı?
-Tamam
- Bak hep tamam deyip unutuyorsun lütfen yaa bir kerede al gel lütfennn
-Kapatıyorum çok işim varrrrrr

Akşam olur eve gelinir. Kadın kıyamaz birşeyler hazırlar yiyecek birşeyler dediysem makarna et falan işe. Adam gelir.:
-Ee yani dışardan sipariş verecektik.
-Ay beğenemedin mi yaptık işte.
 -İyi tamam.
-Ya kaldır şu ayakkabıları ortadan herşeyi ortada bırakıyorsun ben senin hizmetçin miyim?
-Önce sen kendi eşyalarını kaldıracaksın, evinin kadını olacaksın sonra laf söyleyeceksin.
-Güray bak deli etme beni evinin kadını falan.
-Yalan mı kızım evinin kadını değil misin? Kadınısın işte.
- Masayı kurmama yardım eder misin?
-Hiç vallahi 2 tabağın çatalın lafını etme bana ben yemek sofra hazır olana kadar 2 maç attıracağım.
-Offff.
Neyse yemeğe oturulur
-Açsana bir müzik aman uykum geliyor benim öyle müzik falan.
-Aman boşver. Sofrayı kaldırmama yardım etsene ben duşa gireceğim
-Aaa ben girecektim duşa ama.
-Yaaa olmaz lütfen. Hangi filmi seyredeceğiz
-Ya bilmem sen karar ver
Ben de bilmem ki yarın akşam mı seyretsek benim çok uykum geldi.
-Ay ben de maçı bitirememiştim ona devam ederim.
-Aman iyi tamam, masaya yardım et sen getir ben bulaşık makinasını doldururum.
-Tamam ama bir şartla çay yapacaksın tamam mı?
-Tamam ama sallama poşet yaparım. ,
-Tamam o da olur.
-Günün nasıl geçti
-aman nasıl geçsin işte bildiğin gibi
-senin nasıl geçti
-aynı işte iş güç uğraş dur.

.....

Haftasonlarına bu tablonun çocuk olduktan sonraki haline hiç değinmiyorum. Velhasıl bekar kızlarımıza sesleniyorum. Eğer siz de romantik komedi tadında birşey sanıyorsanız evliliği yok anacım hiç öyle değil benden söylemesi. Aman ben hala iyi ki evlenmişim güzel şey ya evlilik diyebiliyorum. Kocamı da tüm uyuzluklarına rağmen seviyorum. Bu arada elinde çiçekle geldiği de oldu. Tüm günü pijamalarla saten olanlarıyla :) geçirdiğimiz de oldu. Lakin hani 5 dk film arası olur ya bu muhabetler öyle işte 5 dk geri kalan film yukardaki gibi.

Hadi herkese keyifli haftasonları! Of bekar olacaktım haftasonu neler neler yapardım :)



21.09.2011

Evlilik Dediğin



UYARI: ÇOK KİŞİSEL VE UZUN BİR YAZI SEVGİLİ OKUR. Okumazsan söz kızmayacağım :)




17 Eylül Cumartesi yani geçtiğimiz Cumartesi günü 1. evlilik yıldönümümüzdü. 12 aylık evli 9 aylık hamileydim. Zaten ilk evlilik yıldönümleri özelken oğlum sayesinde daha da özel oldu. 2 kişi çıktığımız yolun 1. yılında 3 kişiydik. Evlilikle ilgili çok hayalim vardı ama ilk yılımızda hamile olacağım yoktu açıkcası.


Yıldönümünden bir kaç gün önce Güray'ın hatırlamadığını düşünmeye başladım birazcık da bozuldum aslında. Hoş aynı adam defalarca doğumgünümü bile unutmuştu. Özel günlere özel anlamlar yükleyen bir kocam yok. Benim içinse tek özel gün doğumgünüdür aslında. İnsanın doğduğu gün kesinlikle hatırlanmalı ve kesinlikle kutlanmalı diye düşünürüm. Ama neyse ki nasıl olduğunu bilmiyorum ama Güray 1 gün öncesinden yarın naparız diye sordu evlilik yıldönümümüz ya dedi. Hatırlaması bile yetti bana. Birşey yapmaya gerek yoktu aslında. Zaten hamileydim ve yorgundum. Bana dondurma ısmarla dedim malum gebelik şekerim var dondurmayı ancak kocamın özel izni olduğunda yiyebiliyorum. Tamam dedi.


Sevgili kocam içime sinmiyor gel güzel bir yemek yiyelim dedi dondurmayı da ısmarlarım dedi. Süslendik püslendik güzel bir yemeğe gittik sonrasında dondurmamızı da yedik vakitlice evimize döndük. Sorduk birbirimize sanırım her çift sorar evlilik yıldönümünde ee sence nasıl geçti bu 1 yıl. Cevaplarımızı verdik. Sonra oğlumuzdan konuştuk. Sonrada genel hayattan.


Evlenmeden önce Güray ile evlenmek konusunda çok ama çok hevesliydim. Öylesi çok istiyordum ki onunla evlenmeyi ki bizim öylesi boktan bir ilişkimiz vardı (sürekli kavga zırt pırt ayrılık,kişilik çatışması) ki hiç kimse evleneceğimizi düşünmezdi dahası evlenirsek kesinlikle mutlu olmayacağımızı düşünürlerdi. Ailem etrafım ve Güray herkes karşıydı evliliğimize. Flört dönemimizde Güray defalarca ben evlenmeyi düşünmüyorum dedi bana. Hatta bir keresinde çok açık ve seçik seninle evlenmeyeceğim bunu bil dedi, biz beraber yapamayız dedi. Olmaz dedi.


Hiç vazgeçmedim ben. Tüm bu olumsuzluklara herşeyin ve herkesin bana karşı olduğu zamanlarda içimdeki ses nedense evleneceğimizi söylerdi bana. Nedense Güray'ın onca yanlış giden şeyin içersinde doğru adam olduğunu söylerdi. Ondan çocuğum olması gerektiğine inanırdım. Güray bunca kararlıyken evlenmemeye ve olmayacağına bunca inanırken dahası istemezken işte ben ona hayallerden bahsederdim. Evlenirsek ne denli mutlu olacağımızdan bambaşka bir evlilik tablosu çizerdim. Ve mutlaka çocuğumuz olması gerektiğinden bahsederdim. Güray beni hayalperest bulurdu. Çocuksun sen derdi. Evlilik hayal ettiğin gibi birşey değil derdi. Bunu diyen adam evlililk tecrübesi yaşamış biriydi hem de uzunca bir süre. Ama inanmazdım ben söylediklerine ve söylenenlere.


Hayır derdim bizimkisi bambaşka olur görürsün bak. Çocuk istemeyen adama çok iyi bir baba olacağını nedenleriyle anlatırdım. Tüm bu süreçte bana cesaret veren belki de cılız bir dalken kökleştirdiğim bir ağaç haline gelen bir cümlesi vardı Güray'ın bir gün çocuk yapacaksam senden yaparım hayatımda hiç çocuk yapmayı düşünmedim ta ki seni tanıyana kadar derdi. Ama arkasından da eklerdi; ben evlenmeyi seninle evlenmeyi düşünmüyorum. İstemiyorum da derdi.

(şimdi çok garip geliyor bunu söyleyen adamdan vazgeçmemiş olmak bunu söylerdi ama beni ne çok sevdiğini de hissettirirdi ben de derdi ben değilim ki evlilik o da geçer derdim. Herkes senin ki hayal geçmez evlenmek istemeyen adam evlenmez derdi. Dürüst oluşu da beni çok etkilemiş olabilir)


Sanırım 8 yıl boyunca hiç vazgeçmemem ve hep inanmam sonunda Güray'ı da inandırdı. Ve sanırım en çok inandığı nokta baba olması gerektiği çocuğumuz olması gerektiği oldu. Tüm bu enerjinin sonucunda evlenir evlenmez hamile kaldığımı düşünüyorum. Evlilik konusunda yanıldığım noktalar olduğunu söyleyebilirim ama çocuk konusunda hiç yanılmamışım. Hamile kaldığım günden beri kadınların bilinçaltında çocuk yapacakları adamı seçtikleri gerçeğine daha çok inanır oldum. Güray tahmin ettiğimden çok daha iyi bir baba şimdiden daha çocuğunu görmemişken. Benden daha hamile olduğunu da söyleyebilirim. İyi ki bu adamla evlenmişim demekten daha çok iyi ki bu adamın çocuğunu doğuruyorum dedim bu 1 yıl içinde.



Bazen düşünüyorum boşansak ne olur diye çocuktan sonra sanırım yine de iyi ki bu adamın çocuğunu doğurmuşum derim. Ve bazen düşünüyorum güraydan önce ölürsem nolur diye sanırım ölürken çocuğuma ne olur diye düşünmem Güray çocuğumuza en iyi şekilde bakacaktır, kendini adayacaktır ve annesizliği minimumda yaşayacaktır diye düşünüyorum (Evet ben paranoyak fikirlere sahip biriyimdir :))


Bir süre önce nerede okuduğumu hatırlamadığım bir cümle ciklemiştim (tweetlemiştim yani) Evlilk aynı soyadı altında flört etmektir diye. Hatta canım deli annem, Müminecim Tüten böyle yaşamak evliliği harika olmalı yazmıştı.


Evlilik her zaman böyle yaşanıyor mu? Hayır yaşanmıyor sevgili okur. Aynı soyad altında flört etmekle aynı soyad altında kardeş gibi olmak arasında çok ince bir sınır var gerçekten. Biz bu iki sınır arasında gidip gelen bir çiftsiz bana kalırsa


Evlilik gerçekten anlatılacak bir süreç değil, yaşanması gerken bir süreç. Ben kurduğum hayallere inandım. Hala da inanıyorum ve 1 yıl belki bunu söylemek için erken ama iyi bir evliliğimiz var, aynı soyad altında flört edebiliyoruz hala ama zaman zaman aynı soyad altında kardeş olduğumuz da oluyor tıpkı kardeşler gibi birbirimize tahammül edemediğimiz çok kavga ettiğimiz ama etin tırnaktan ayrılmayacağı durumlarımız oluyor. Evet biz feci kavga eden bir çiftsiz. Birbirinin en yumuşak karnını bilen ve nedense en ufak kavgada o karna yumruk geçirmekten çekinmeyen 2 insanız. Ama sonra gidip o karnı okşamasını da bilen iki insanız. Ve ben bu ilişkiyi kardeşliğe benzetiyorum. Zira sadece sevgili olan çiftlerde durum pek böyle yaşanmıyor gözlemlediğim. Sadece flört ederken biz de de böyle yaşanmazdı.


Güray bu süreçte sanırım çok hayal kırıklığına uğradı. Ona anlattığım tabloyu yaşayamadığını, yaşatmadığımı defalarca söyledi bana ve tabii o meşhur cümleyi de kurdu ben sana söylemiştim evlilik başka birşeydir diye dedi. Ben de hep aynı şeyi söyledim. Ben bu hayale inandım hala da inanıyorum ben söylediklerimin hepsini iyi niyet ve inancımla söyledim hala da öyle diyorum. Ve evet hala da öyle. Sadece şunu da ekliyorum evet evlilik farklı bir süreçmiş. Ne flörte benziyor ne beraber yaşamaya. Güray bunu her söylediğinde nerden bileyim daha önce hiç evlenmemiştim diyorum. Bu bana iyi bir hayat dersi oldu. Artık konu ne olursa olsun yaşamadığım bir konuda sadece hayallerim doğrultusunda sadece inancım doğrultusunda konuşmuyorum. Önce bir yaşayayım da diyorum. Ben böyle hayal ediyorum diyorum sadece. Tıpkı çocuk olayında olduğu gibi. Bebek büyütmekle de ilgili çok fazla hayalim ve görüşlerim vardı. Belki hepsi darmaduman olacak göreceğiz. Ama ben o konuda da hala doğuma 3 hafta kala hayallerime inanıyorum. Daha önce yazmıştım Şuursuz muyum Acaba Diye? Hehh işte hala o yazıdaki gibi düşünmekteyim.




Velhasıl evlilik dediğin evcilik oynamak gibidir çoğu zaman. Bir oyun kurarsın, rolleri belirlersin zaman zaman küstüm oynamıyorum dersin kim zaman yine de oynar mısın benimle dersin. Bu oyunun kurallarını her gün doğan güneş belirler yani hayatın ta kendisi. Yazılı çizili kuralı yoktur aslında. Rollerini belirlersin derken de Erkek ve Kadın olmaktan bahsediyorum.

Bir tek önemli nokta vardır: Bu oyunun içinde oyun olmaz! Oyuna oyun karıştırılmaz. Epik tiyatro gibidir biraz evlilik!






























5.05.2011

Evimiz Meşhur Oluyor :)

Bugün evimizde dergi çekimi vardı hoş biz evde değildik o da ayrı. Haziran ayından Evim dergisinde bizim evimiz de yer alacak.

Evimizin beğenilmiş olması ve okuyuculara örnek olarak sunuluyor olacak olması çok hoşuma gitti. Çünkü Güray ve ben evimiz için çok fazla emek harcadık. Düğünümüzden, balayımızdan ve evliliğe dair bir çok detaydan daha çok evimiz için çalıştık. 4 duvar bırakılmış evi aile dostumuz mimarimizle birlikte baştan yarattık. Bu konuda kocamın hakkını hiç yiyemem aslında işin başında iş bölümü yapmıştık o ev işleriyle ben düğünle ilgilenecektim. Ama sonra her ikimizde her iki konuyla da ilgilenir hale geldik. Güray ev konusunda 4/4'lükti. Bir ara yeniden üniversiteye girip iç mimarlık mı okusam diye bile düşündü :)

Araştırdık, gezdik, pazarlık ettik ve en önemlisi elimizi, yüreğimizi bu işe bulaştırdık. Zorlu bir süreçti zaman zaman çıldırtan bir süreçti. 100 metrekarelik evimize yalı dairesi kadar özendik ve önem verdik. Ve çıkan sonuçtan bizim kadar işin ehlilerin de memnun kalması elbette bizi gururlandırdı.

İkimizde en huzurlu yerin evimiz olduğunu düşünüyoruz. Günün en güzel saatleri evde olduğumuz zamanlar. Şimdilerde evimizin tek eksiği ağlamasının, kahkasının, kıçın kıçın emeklemesinin, paytak yürüyüşünün ve süt kokusunun her daim olacağı minnak. O da geldimiydi aramıza bizim evimiz olacak bir cennet!

Tavsiyeleri sevmem ama evlenecek olanlara benden naçizane bir tavsiye düğünmüş oymuş buymuş bunları koyun bir kenara en büyük enerjinizi evinize harcayın düğün 1 gün sürüyor ve en güzel düğün bile stresli ve inanın kötü düğünler bile bir yerinden iyi hatırlanıyor ve unutuluyor. Ama evinize hergün gidiyorsunuz ve sizi yanısıtıyor. Bir evliliğin en güzel yanlarından biri ortak kurulmuş bir ev.

Ehh bu yazının sonunda şu cümleyi kurmasaydım olmazdı: Evim Evim Güzel Evim :)

1.02.2011

Kutlama


Şuan okumakta olduğunuz yazı benim 100. yazım. Adettendir 100. yazı kutlanır ben de kutlayayım dedim. Gönül isterdi ki ben de 100. yazı için bir çekiliş yapayım sevgili okurlarıma hediye yollayayım amma velakin elimden hiçbirşey gelmez benim ne agurimu biliyorum ne dikişi dikmekten anlarım ne de craft işlerinden. Size ancak bu yazıyı hediye edebilirim ve bir de iyi dileklerimi. Dualarımın da hani kabul olur çoğunlukla isterseniz ısmarlayın sizin için de dua edeyim ;)

100. yazıya kadar beni okuyan, yorum bırakan, derdime üzülen iyi niyetlerini sunan, sevincime gerçekten sevinen herkese kocaman bir teşekkür!.

Evlilik hazırlıkları sırasında açmıştım bu blogu ve hatta bir Eylül günü bu blog kapanacak demiştim ama kapanamadı. Sevdim böyle yazmayı ;) Evlilik hazırlıkları bitti ama evlilik hayat devam ediyor dedim ve yazmaya devam ettim.

Hani o meşhur söz var ya yerinde kullanıldımı çok şahane oluyor işte bence tam da yeri: "Paylaşmak güzeldir"

Tüten Ben
Blogger mı ne

19.01.2011

Baba Evine Dönmek Zormuş


Beni sevmeyen birileri varsa ve bu haberi almak için sabırsızlananlar sanırım yazının başlığı en çok onları heyecanlandırmıştır :) Ama hiç heveslenmesinler herşey yolunda :)

Sevgilim 2 günlüğüne iş sehayatine gidince kaldım mı tek başıma. Bir gece önceden belki gitmezsiniz demeye başladım. Annemlerle aynı apartmanda oturuyoruz ve henüz evleneli 4 ay oldu. Ve ben evde yanlız kalmayı çok severim. Hele annemlerle yaşarken eve geç gelmelerine bayılırdım o evde yanlız kalmak harika gelirdi bana. Uzun süreliğine gittiklerinde de yanlız uyumak ve kalmak konusunda sıkıntı yaşamazdım birazcık tedirgin olurdum ama bu sadece 5 dakika yerine 15 dakika da uykuya dalmaya sebebiyet verecek bir tedirginlik olurdu. Bu arada yatağıma da bayılırdım. Herkes o küçük yatakta nasıl yatıyorsun çok rahatsız bir yatağa benziyor derken benim için cennetten bir köşeydi yatağım.

Pazartesi günü sevgili gitti. Annemi aradım bu gece bizde yatar mısın dedim, önce tamam dedi. Sonra akşam eve gittiğimde sen burada yat odan nasıl olsa duruyor dedi. Yok sen gel illa dedim hatta hemen kendi evime indim ve orada vakit geçirdim. Annemlerin evi artık bana kendi evimmiş hissini vermiyor. Evimi çok seviyorum. İndim kendimle başbaşa kaldım. Tamam insanın kendisiyle başbaşa kalması da güzel ama zaten sevgili evdeyken de mıçmıç yaşamıyoruz ki biz herkes kendiyle başbaşa kalabilecek düzeni kurabiliyor. Ahh olsaydı da playsation oynasaydı dedim dermişim :) Yok öyle bir cümle kurmadım sanırım o cümleyi 1 hafta gibi uzun süreli ayrılıklarda dayanamadığım durumda söylerim.

4 ay önce mışıl mışıl uyuyduğum yatağa uzandım yok gözüme uyku girmedi sağa dön sola dön tavana bak mışıl mışıl uyuduğun geceleri hatırla ıhhh ıhhh hiçbirşey kar etmedi.
Bölük pörçük tıpkı bir başkasının evinde veya tatilin ilk gününde otel odasında uyurmuş gibiydim, huzursuz ve yerini yadırgamış biçimde.

Bu kadar kısa sürede kendi evime karşı geliştirdiğim bağlılığa sevindim. Evlilik adına güzel bir huy edinmişim kısacık sürede ;) İnsanın kalbi neredeyse evi de orası sanırım.

Tüten ben
Evini çok seven

6.01.2011

Evlilik Dediğin...


Yukarıdaki resme bayıldım.
Kadın diyor ki: "Eğer sen benim kocam olsaydın kahvenin içine zehir atardım"
Adam da diyor ki:"Eğer sen benim karım olsaydın ben de o kahveyi içerdim"
Ve resmin altında yazan: Evlilik düşmanınızla birlikte uyudunuz tek savaştır!

Evliliğin tek bir anlatımı tek bir duygu hali yok! Evlilik anlatılmaz yaşanır gerçekten. Farkı dinamikleri var ne flörte benziyor ne beraber yaşamaya.

Evet bazen karı&koca düşman derecesinde sinir oluyorsunuz birbirinize ama çoğu zaman da koala tadında yaşıyorsunuz. Yıllarca flört etmiş olmak, beraber kısa sürelide olsa yaşamış olmak bunlar evlilik için çok önemli değil gerçekten.

Hani şu taze evli bana sorarsanız evlenmeyi düşündüğünüz insanda dikkat etmeniz gerekenleri şöyle sıralardım:

1- Sevgilinizi her haliyle seviyor musunuz? Sevmediğiniz hallerine katlanabileceğinden emin misiniz? Bakın bu çok önemli eminmisiniz katlanabileceğinize. İşte belki uzun süre flört burada işe yarayabilir hani bunca sene katlandım bundan sonrada katlanırım gibi. Birlikte eğlenebiliyor musunuz?

2- Sevgiliniz ailesi nasıl? Mutlaka görün. Elektrik tuttuysa harika. Tadından yenmiyor ve gerçek bir aile olunabiliyor.

3- Mutlaka ama mutlaka tensel bir temas yakınlık olsun evlenmeden önce çok önemli ben söyliyeyim.

Bu 3 olmazsa olmaz bir evlilik için. Saygı sevgi bu klasikleri geçiyorum önemsiz olduğundan değil zaten cepte bunlar olmadan beraber yola çıkılır mı?

Şimdi gelelim neden ben bugün bu yazıyı yazdım :) Çünkü kocam kendini Zagor ilan etti. Yani bana öylesi katlanıyor ki kocacığım Xagor oluvermiş. Herhalde bu sabah kendisine zehirli kahve yapsam shot yapıp içerdi :) Ama demek ki beni seviyor ki 3,5 aydır başarıyla sürdürüyoruz evliliğimizi. Ama allahtan sabahları kahve içme alışkanlığımız yok yoksa nice olurdu halimiz :)

Tüten ben
Zagor'un hatun kişisi :)

13.12.2010

Öncesi&Sonrası

Uzun zaman oldu Evlilik hakkında hiçbirşey yazmayalı. Ehh malum hemen hemen tüm blogerların before&after yazıları vardır. Daha çok moda, dekorasyon gibi bloglarda görürürüz.

Uzun zamandır evlilikle ilgili yazmamamda evlilik öncesi ve sonrası duruma çok güzel bir örnek aslında. Evlenmeden önce evlilikle ilgili çok konuşursun evlenince eksen değişir. Yine evliliğe bağlı şeylerden bahsedersin de ana konu evlilik değildir.

Evlenmeden önce yaşadığım stres sırasında hemen hemen herkesten benzer bir cümle duyardım: Evlendiğinde bunların hiçbirini takmayacaksın. Ben hala takıyorum da bu takıntıyla yaşamasını öğrendim :) Ve ne denli haklı olduğumu gördüm. Efendim evlilik hazırlıkları sırasında evin dekorasyonunda düzeninde olmasını istediğiniz şeyler konusunda ısrarcı olunuz. Bir kere yapılmadı mı evin içine girince alışıveriyorsunuz ve o iş hiç yapılmıyor.

Örneğin, bizim evin banyosunda hala ayna yok, dolabımız yanlış takıldı ve öylece kaldı. Koridor duvarları resimlerle süslenecekti,hala fırsatını bulupta yapamadık. Sebil işini son dakikaya bırakmıştık hala almadık. Ve daha sayabileceğim buna benzer bir çok şey var.

Dahası düğünümüzden sonra düğünümüzü yaptığımız mekana gidip bıraktığımız eşyaları bile almadık ki bu eşyaların içinde biz de 1 tane bile kalmayan nikah şekerimiz de var.

Yani demek istediğim şu ki; evlenene kadar çok önemsediğin bazı detayları evlendikten sonra gözün görmez oluyor. Onlar olmadan da yaşabiliyorsun. Alışıyorsun çünkü. Ama ben yine de böyle olmaması taraftarıyım. O yüzden evlilik hazırlıkları yapan herkese aman ha diyorum sonraya hiçbirşey bırakmayın bıraktıklarınız hep sonraya kalacak. İşin fenası bu durumlara alışmak "bad signal" benim için. Evliliklerin sonunu getiren şeyin de alışkanlıklar olduğunu biliyoruz.

Yeni bir yıla çok az kalmışken. Yapılacaklar listeme eklediklerim şu yapamadıklarımız olacak. Sevgiliyle bir haftasonu gidilip banyoya ayna alınacak. Babama ısrarla rica edilecek ve banyo dolabının yeri değişecek. Bir Pazar günü koridor resimlerle süslenecek. Hımm bak şimdi aklıma geldi düğün resimlerini çoğaltırmakdık biz. çoğaltılacak ve aileye yılbaşı hediyesi olarak verilecek. (Yapılacaklar listesinden 2 madde eksildi :) Aileye verilecek yılbaı hediyesi ;))

İşte böyle sevgili okur, evlilik kervanına katılmalı ama arada bir yoldan çıkmalı alışkanlıkların esiri olmamalı.

Tüten ben
Yeni yıla bomba gibi hazırlanan ;)

26.10.2010

Mutluluk Nedir?



Mutluluk kesinlikle bir seçimdir ve ben bilinçli olarak hergün mutlu olmayı seçiyorum. Hergün ayrı bir mutluyum. Ve bunu duyanlar zaman zaman bunu söylemeselerde, hissedebiliyorum, bunun bir kandırmaca olduğunu düşünüyorlar. Nasıl yani bir insan hergün mutlu olabilir mi gibisinden. Hiç mi sıkıntısı olmaz bir insanın gibisinden. Yok canım bize söylemiyor herhalde bu bir oyun diye düşünülüyor.

Hemen açıklayaylım sevgili okur. Elbette herkes gibi benim de sıkıntılarım oluyor. Ben sadece bunları seçmiyorum. Yadsımıyorum ama görmezlikten de gelmiyorum görüyorum sıkıntıları selam verip yanından geçiyorum ve mutlu olacağım şeylerin yanında duruyorum. Onlarla daha çok haşır neşir oluyorum. İlla sizden kötüleri de düşünmenize karşılaştırma yapmanıza gerek yok bunun için. Kendi hayatınıza gerçekten bakmasını bildikten sonra mutlu olacağınız pek çok şeyi karşılaştırma yapmadan bulabilirsiniz ve özgür iradenizle mutlu olmayı seçebilirsiniz. Sizi mutlu edecek duraklarda daha çok durup onları görmeyi seçebilirsiniz. Sıkıntıların farkında olarak da bunu yapabilirsiniz. Bir sıkıntının üstesinden gelmenin yegane yolu onun üzerine mutluluk salmaktır. Hele sen bir mutlu ol bak nasıl sıkıntı korkup kaçacak hele bir sen görmeye başlaya git o duraklarda dur bak nasıl sıkıntılar gidecek daha fazla gidip de orada durmanı beklemeyecek.

Şand ve mutluluk dahası her durum hazırsan sana gelir buna da %100 inanıyorum. Sen mutsuz olmaya çok hazırsan gelir o sana emin ol buna ve aynen mutlu olmaya hazırsan o da gelir sana bundan da emin ol. Bu tıp ki şu anlatılan piyango hikayesi gibidir. Adam yıllarca allaha piyangodan para çıkması için yalvarır ama gidip bilet almaz. gidip bilet alırsan ve buna gerçekten hazır olursan çıkar emin ol buna. Ama gidip bilet alıp dua edip bir yandan da çok paranın tehlikeli olduğunu düşünüyorsan hazır değilsin demektir bu.

Ben hergün mutlu olmaya hazır uyanıyorum. Sen de dene ve gör sevgili okur.

Ve bir de şükretmek lazım şöyle içten, gönülden iliklerine kadar hissederek! Elbette mutlu olmaya sebeb olan etkenler vardır mesela kocacığın gelip sana durduk yerde sarılması gibi mesela uyurken ayaklarınızın dolaşması gibi mesela bir bebeğin sana gülümsemesi gibi mesela havanın güneşli olması gibi mesela maaşına zam gelmesi gibi mesela başarının farkedilmesi gibi mesela dostlarının ailenin sağlıklı olması seni sevdiğini göstermesi gibi. Amaaa bunlar sadece etkenlerdir. Hava bugün kötü diye sen de kötüysen işte sorun var orada. Haa biraz sıkılabilirsin ama pardon yaa havanın kötü olması senin kötü olmana bu kadar çok etki edebilir mi? Hani özgür iraden? Sen kendini kimn eline bıraktın böyle! Hava kötü sen de kötüsün. Seni hava mı yönetiyor.
yo böyle birşey olamaz ! Havanın güneşli olduğu hergün iyi misindir? Hiç mi bir yaz günü kendini kötü hissetmedin öyle düşün? Bir yaz günü kendini kötü hissedebiliyorsan bir kış günü de kendini çok güzel hissedebilirsin.

Şmdi bir daha düşün sevgili okur sen bugün neyi seçtin? Ben mutlu olmayı seçtim. Ve şükürler olsun ki çok mutluyum. Evli ve mutluyum kimbilir belki de çocukluyum ;)

Tüten ben
Mutlu çok mutlu

19.10.2010

Hazır Olmak


Hazır olmak için ne yapmak gerekiyormuş? Valla hiçbirşey yapmak gerekmiyormuş :) sadece istemek ve inanmak ve korkuyu defetmek bundan sonra bir bakmışsın ki hazırsın. Yani ben de böyle oldu muhtemelen sizde de olur, inanmazsan dene de gör :)

Çocuğumuz olmasına anne olmaya hazır hissediyorum kendimi çok kısa bir süredir. Nasıl oldu? İşte aynen yukardaki mini özetteki gibi oldu. Korkuyu defettim, inandım ve kocam tarafından inandırıldım ve işte hazırım. Korkularım yok mu elbette var. Karşılacağım ve karşılacağımız zorlukları bilmiyor muyum elbette biliyorum. Ama hazırım işte ve en önemlisi bunların hepsini aşabileceğimizi, dahası bunlardan daha çok keyifli yanlarına odaklanabileceğimizi biliyorum.

Gerçekten düşününce içim içime sığmıyor. Bir bebeğimiz olacak. Bir evladımız. Eve gitmek için, çalışmak için,uyumak için, daha sağlıklı yaşamak için, daha mutlu olmak için ve dahası birbirimize daha da aşık olmak daha da çok sevmek için yeni ve çok özel bir nedenimiz olacak bizim bir evladımız olacak. Valla düşüncesi bile pek bir keyifli.

Şu yukardaki gibi bir kare için bile değer bence. Biz hazırız evlat, sen de hazırsan gel katıl bize, gir aramıza senin o minicik ellerinle birleşsin ellerimiz o kocaman yüreğinle bir atsın yüreklerimiz... Seni şimdiden çok seviyoruz biliyor musun şanslı velet ;)

Tuten ben
Tarifsiz heyecanlı, keyifli ve mutlu ;)
Az kaldı evli&mutlu&çocuklu olmaya

1.09.2010

Son Günler Nasıl Geçer


Son günler nasıl geçer merak ediyor musunuz? Karmakarışık geçer en azından benim için öyle. Çok yorgun hissedersin kendini ama bir yandan da çok heyecanlı. Streslisindir ama bir yandan da huzurlu. Kabuslarının sayısı artmaya başlar. Mesela benim en son kabusum, Güray'ın damatlığı yok. Acaip birşeyler giymiş acaip bozuluyorum tabii. Düğünümüze en yakın arkadaşlarımız gelmiyor hava da aynen bugün gibi yani bok gibi :)

Ev işleri biter mi bitmez mi telaşın başlar. Hep aksilikler çıkar. Ustasıyla ayrı uğraşırsın, motajcısıyla ayrı. Evini görüp bu işler bitmez diyenler de cabasıdır. Bu arada ailem bu blogu takip etmiyor ama kendilerine özellikle anneme nasıl müteşekkir olduğumu kelimelerle anlatamam. Öylesi yardımcı ki bana öylesi elim ayağım olmuş durumdaki anne gibisi yok gerçekten. Allah hiçkimsenin ailesini başından eksik etmesin, hakkın rahmetine ulaşanlarınınkininde mekanı cennet olsun işallah. Anne&baba olmak ama harbisinden olmak gerçekten zormuş bunu gördüm. Kayınvaldem İstanbul dışında yaşıyor ama onun da manevi desteği sürekli üzerimizde. İşallah ailelerimiz gibi bir aile oluruz Güray'la.

Bir de paralar suyunu çeker :) 4'lıralık otopark ödemesini düşünürsün :). Vallahi evlenecekler bir daha düşünsün gerçekten evlenmek gerekli mi diye :))) Beraber yaşıyabiliyorsanız kurulu bir düzen zaten varsa inanın ki çocuk yapana kadar evlenmeye gerek yok :) Para bok ise sizde bilemem tabii :)

Düğün dernek işleri mutlu gününü paylaşmak, hep birlikte eğlenmek güzel tabii ama inanın ki herkes şu cümleyi kurar: O parayla neler yapardık biz :)) Vallahi biz çok şey yapardık...

Son günler anlat anlat bitmez sevgili okur. Ama şimdi yavaş yavaş bu yoldan geçmiş insanların ne demek istediğini anlıyorum. Bu günler gerçekten çok güzel günler tüm yorgunluğuna rağmen. Evliliğimizin de güzel olacağını düşünüyorum ama yine de hayatın kolay olduğu söylenemez. Eski dönemlerde para yokmuş imkanlarda kısıtlıymış ama insanlar varlık içinde yokluk nedir bilmezlermiş özenmezlermiş sanırım. Çocuğunu göndereceğin 3 okul varmış zaten. Evine alabileceğin buzdolabı modeli 1 taneymiş. Şimdi buzdolabı bile seçerken 2 gün harcayabiliyorsun ve biliyorsun ki 2 ay bile geçmeden daha güzeli daha iyi gelecektir bilirsin. tonla para verdiğin elektronik eşyanın 2 ay sonra para etmeyeceğini de bilirsin. Ama yine de almak istersin yaman çelişkiler yakanı bırakmaz yani :)

Tüm bunlardan öyle yorgun düşersin ki saçını başını düşünecek zamanın bile olmaz. En azından benim öyle....

Kısa kısa....

*Sevgilime arkadaşları bekarlığa veda yaptırlar. Çok da eğlenmişler. Ben böyle birşey düşünmediğim için hafiften pişmanlık duydum ama allahtan etkisi çabuk geçti :)
*Balayı konusunda sevgilim büyük jest yaptı ve istediğimiz otel oldu. Canım kocacığım diyeyim :)
* Oldukça kilo verdim ama yine de istediğim kiloda evlenemiyorum :/ nazarlık olsun :P
*Kuaförüme çok kızdım düğünden sonra değişecek :/
*Kına gecesi yapıp yapmamak hala soru işareti ama yapmamaya daha yakınım
* Masa düzenimizi hala oluşturmadık.
Liste kısa kısa yerine uzun uzun diye heran değiştirilebilir :)

Tuten ben
Kukumav kuşu gibi düşünen