anne baba olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne baba olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.05.2013

Her Ev Bir Okul Aslında


Ev okulu diye birşey var biliyorsunuz, hadi havalı olayım inglizcesini söyliyeyim Home Schooling  Ne yeni birşey ne de büyük bir buluş bana kalırsa. Artılarıyla eksilerini karşılaştırdığımda benim terazimde eksileri hep daha ağır basıyor bu yüzden kendi çocuğum adına hiç düşünmediğim birşey. Aşağıdaki tabloda ev okulu ile bildiğimiz okulun artı ve eksileri özetlenmiş.




Konuyu en kaba haliyle anlatırsam; çocuk anaokuluna ve hatta ileride okula falan gitmiyor; yurtdışında bir çok ülkede ev okulu uygulaması yasal olarak da uygulanabiliyor, prosedürünü nasıl olduğunu araştırmadığım için bilemeyeceğim. (Yanılıyorsam da biri beni düzeltsin lütfen) Anne çocukla birlikte evde bir plan dahilinde hatta nasılki okullarda haftalık program olur, sahi hala o uygulama var mı, işte öyle haftalık bir program oluşuruyor ve çocuğu ile birlikte o programı uyguluyor. Vallahi nasıl disipline oluyorlar, nasıl beceriyorlar bilemiyorum. Şahsen ben yapamazdım dahası yapmayı da hiç mi hiç istemem. Benim incelediğim tüm kaynaklarda ev okulun en büyük dezavantajı olarak çocuğun sosyalleşmesindeki eksiklik gösteriliyor. 






Özellikle 2-5 yaş arası ev okulu yapan anaların neler yaptığına baktım hem Türkçe kaynaklardan hem de bir çok yabancı kaynaktan; emin olun benim sizin evinizde çocuğunuzla yaptığınızdan çok da farklı birşeyler yapmıyorlar. Sadece adı konmuş ve bir düzeni var o kadar. Ha bir de yaptıklarının neye hizmet ettiğini daha net biliyorlar, misal bunu yaptık böylece el-göz koordinasyonu gelişti gibi. 

Ülkemizde eğitim ve öğretim anlayışının hali ve durumu ortada; içler acısı. Ama eğitim ve öğretimdeki tüm yanlışlara ve dezavantajlara rağmen çocuğumu okula göndermemeyi hiç düşünmedim; çünkü öyle ya da böyle okulun çocuğa fayda sağlayacağına inanıyorum. Eğitim anlamında bir faydası olmayacaksa bile hayata dair çok fazla şey öğrenebilir, eğer evde çocuğa neye nasıl bakması gerektiğini öğretirsen, hayatta başına gelen herşeyi bir fırsat olarak görmesini ilke edinmesini öğretebilirsen, en kötü durumdan bile alacağı ve kendine katacağı çok şey olur. Elbette gönül isterki sağlam ve iyi bir eğitim alsın. Okul hayati çocukları standart eğitmeye çalışıyor ama yine de tüm o standartın içinde çocuk isterse kendini ayrı tutabilir diye düşünüyorum ben. 

Anaokulu konusunda ise farklı düşünüyorum; kendi çocuğum adına şimdilik gerekli görmüyorum, fikrim değişmez ise ilkokuldan önce sadece 1 yıl gitmesinin yeterli olduğuna inanıyorum. Elbette bizim avantajımız anaokulu bir yardımcımızın olması ve gerek apartmanımızda gerekse ailemiz içersinde benzer yaşta çocuklarla sık sık vakit geçiriyor olmamız. Eğer bunlara sahip olmasaydım seneye okula gönderirdim Aren'i. 

Bir de sözüm meclisten dışarı; çocuğun herşeyini kontrol altına almak isteyen ebevenylerin kontrol delisi olduğunu düşünüyorum. Yeterince çocuklarımızla ilgilenmiyor muyuz, yeterince vaktimizi almıyorlar mı? Bence okul işini de biz üstlenmeyelim bir zahmet. Yazının başlığında da söylediğim üzere, bence her ev bir okul aslında. Eğitim&öğretim denilen şey evde başlıyor ve devam ediyor. Okul ise destekleyen, bir anlamda sosyalleştiren ve hadi itiraf edelim ana babanın biraz nefes almasını sağlayan bir kurum. Aynı zamanda hayat anne ve babadan ibaret değil; bana kalırsa çocukların başkalarından da birşeyler öğrenmeye ihtiyacı var. 

Evde çocuğu ile gelişigüzel oynayan, bir planı olmayan anneler de çocuklarına çok şey katıyorlar bana kalırsa, dedim ya her ev bir okul aslında!



Hahaha çok güldüm



15.04.2013

Baba Olacak Adam....


Birtek babam olsun bana birşey olmaz! (Hep anneleri mi övelim yani :))

Blogumu takip eden erkek yok bildiğim kadarıyla; özellikle bekar olanlar neden takip etsin zaten, onları açacak hiçbir şey yok bu blogta :) Peki o zaman neden yazıyorum; içimde kalacağına blogta kalsın dedim. 

Benim gözlemlediğim erkeklerin çok az bir kısmı baba olmak için evleniyor; evlenmelerindeki ilk amaç baba olmak değil yani. Bu düşünceyle evlenen erkek sayısı çok az ki, onlar bile baba olmaya ne kadar hazır tartışılır bir konu; bu da çok doğal, çünkü erkeğin ilkel ve modern dünyasında "baba" olmak doğasında olmayan, sonradan öğrenilen birşey. Biz kadınlarla karşılaştırıldığında gerçekten zor bir durumdalar bu anlamda. 

Örneğin Güray, benim eşim olur kendisi, baba olmak için evlenmiş biri, ne zaman kendini fikren&ruhen baba olmaya hazır hissetti, o zaman evlendik ve zaten bu hazırlık neticesinde hemen hamile kaldım ve Aren doğdu. (Aren'den önceki bebeğimizi 8 haftalıkken kaybettik). Bunca hazırken bile baba olmaya, baba olmak hiç sarsmadı desem kendisini doğru söylemiş olmam. Biz kadınlar bile, bedenen ve doğamız gereği çocuğa hazırken 8 şiddetinde deprem görmüş gibi oluyorsak, erkeklerin baba olduğunda temelinden sarsılması çok doğal.

Aslında söyleyeceklerim çok uzun değil; baba olacak erkeklerin bilmesi gereken şeyler var bana kalırsa;

*Sevdiği kadın anne olduktan sonra değişecek ve bu değişim tıpkı her değişim gibi sancılı bir süreç olacak; bu sancıyı çekerken, en çok ama en çok kocasına ihtiyaç duyacak, bunu dile getirse de getirmese de yanında isteyecek onu, belki de sadece sünger görevini görsün isteyecek kocası & sevgilisi yani dinlesin isteyecek sadece dinlesin; ne öneride bulunsun ne seni anlıyorum desin ne de başka birşey. Orada yanında olsun tüm bedeniyle, ruhuyla. 


*Anne olan kadının öncelikleri değişecek ve kocasınınkinin de değişmesini isteyecek, hatta bunu bekleyecek.  Baba olacak her adam önceliklerinin değişmesine hazır olmalı.


*Anne olan kadın sevildiğini, beğenildiğini duymaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyacak. Anne bebeğini nasıl şımartıp, şevkat gösteriyorsa, kocasından da aynısını görmek isteyecek. Baba olacak adam sözlü iletişim yönünü kuvvetlendirmeli. Ve hep aklından tutmalı&hatırlamalı; bir babanın yapabileceği en önemli şey çocuğunun annesini sevmektir, çok sevmek. 

*Çocuğun sadece anne ve babayla değil anne&babanın arasındaki ilişkiyle de ilişkisi olduğunu bilecek ve bu nedenle karısıyla olan ilişkisini sağlıklı tutmak için elinden geleni yapacak. Evliliğini sorgulamayacak, sorgulayacağı şey ilişkimizi nasıl daha sağlıklı, daha iyi hale getirebiliriz olacak. Çocuğunun annesi kadar kendisine de ihtiyacı olduğunu bilecek.

Ve son sözüm; daima hatırlatacak kendine ancak mutlu bir annenin mutlu ve sağlıklı çocukları olabilir!. Karısıyla, sevgilisiyle mutlu olabilmek için elinden geleni yapacak. Bunun için çaba sarfeden bir adamın hayatı huzurlu, mutlu olduğu gibi çocuğu için de çok önemli bir şey yapıyor olacak.





20.06.2012

Çılgınlar Klubü

Çocuklarımıza hayatı öğretmeye çalışırken çocuklarımız bize hayat hakkında herşeyi öğretir

Eger siz de 2. çocuğu yapmayı düşünüyorsanız veya çoktan yaptıysanız kesinlikle bu klube üyesiniz demektir. Bence 2. çocuğu yapmayı düşünmek veya yapmış olmak tam bir çılgınlıktır. Çılgın olmayı sevmek ve hatta istemek diye de birşey var kesinlikle. (2'den fazlasını yapanlar ise Zırdeli klubünden)

Ben bu klubün üyesi değilim. Üyelik formunu da bir dolduruyorum bir yırtıp atıyorum. Zor büyüttüğüm bir çocuğum ama her zaman diyorum belki de zor olanbirşey yok bana zor geliyor. "Zor" diye nitelendirdiğim şeyler belki de başkaları için gayet doğal süreçler ve bunlarla beraber yaşamasını biliyorlar.  Gönlümün istediği ve çocuğum olmadan hedeflediğim şey 3 çocuğumuz olması idi. 2 kız 1 erkek bence süper bir aile tablosu.

Hayatın anlamını çoğu zaman yitirdiği noktada insana en anlamı gelen şey çocuğu oluyor. Hayata, yaşamaya ve hatta çalışmaya karşı motive edici tek unsur.. Hayatı kendiniz için yaşayın öyle daha mutlu olursunuz diyorlar ya hayatın merkezinde kendiniz olun işte insanın çocuğu oldu mu bu cümlenin hiçbir anlamı kalmıyor. Gönüllü ve aslında biraz da zorunlu olarak hayatın merkezine çocuğunu koyuyor insan hayat artık ona göre şekilleniyor. İnsan kendi için yaşamayı bir kenara bırakın, en ufak birşeyi yaparken biranda sorgulamanın ve vicdan azabının içinde bulabiliyor kendisini. Bazıları o içindeki sorgulama sesini duyuyor bazısı ise bastırıyor.

Hani bir laf vardır her yeni doğan çocuk Tanrının hala vazgeçmediğini gösterir diye. İşte insan buna inanmak istiyor. Her yeni doğan çocuk önce insana sonra o insanın yaşadığı hayata sonra da dünya için bir umut oluveriyor belki bu sefer birşeyler düzelir diye....

Sonra işin tarifsiz sevgi boyutu var. İnsan çocuğu olup o sevgiyi tattı mı çocuğu da ona tattırdı mı bir daha bu konuda kolay kolay iflah olmuyor. Daha önce seviyorum dedi aşığım dediği her duruma bir dönüp gülümseyiveriyor. Bunu yaşayan sadece kadınlar da değil ben kocamın da aynı hissettiğini görebiliyorum.
İşte şimdi tam olduk duyugusu fazlasıyla hissediliyor. Bir çocuk katıldığında o 2 kişinin arasına herşey tepetaklak olduğu halde herşey daha da sağlam olabiliyor. (Elbette aksi yaşanılan durumlar var )

Velhasıl n'olursa olsun ilk çocuğu yapmak ne kadar büyük heyecan ise 2. çocuğu yapmak da öylesi çılgınlık bence.

Çılgınlık yapmak istiyor muyum? Hımmm şeyyy güzel olurdu yahu (iç ses: uykusuzluk iyice başına vurdu senin çılgınlık istiyorsan başka şeyler düşünmelisin)

*** Siz çocuksuz olup bu yazıyı okuyanlar aman sen de yapacak başka çılgınlık mı kalmadı diyenler şuna da bak çılgınlık diye nitelendirdiği şeye amma da hayattan bihabersin diyenler. Çocuk yapın sonra yine konuşalım.

Klube üye olmak isteyenler parmak kaldırsın kayıtlarımız başladı :)