hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.10.2014

Kendine Verebileceğin En iyi Şey; Şefkat

Ne verirsen onu alacağını biliyordu; o yüzden karşılaştığı herkese sevgi, bağışlama ve nezaket gösterdi. Bu hem kendine hem başkalarına verdiği bir hediyeydi


Kızarız, öfkeleniriz,üzülürüz ve daha nicesi, hepsi de insana dair duygular. Ama bazen hatta çoğu zaman bu duygularımızla özdeşleşiriz; öfkeliyim deriz örneğin. Öfke hissediyorum demek yerine. Kelime oyunundan ibaret değil bu söylediğim; çünkü öfkeli hissediyoruz, öfkenin kendisi değiliz, böyle baktığımızda duyguyu yakalama ve fark etme fırsatını yakalıyoruz. 

Herkes bilir aslında; bu duygular hiç işimize yaramaz, bize daha iyi hissettirmez veya mevcut durumun daha iyi gitmesine vesile olmaz; aksine çoğu zaman durumu daha da kötüleştirir. Ama yine de, elimde değil, diyerek de bu duyguları yaşar ve dediğim üzere bu duygularla özdeşleşleişiriz. Aslında bu duyguları seven bir yanımız hatta bu duygularla beslenen bir yanımız var o da egomuz. Ego böyle var oluyor. Özdeşleşmezsek bu duygularımızla, öfkeliyim, sinirliyimi üzgünüm demez isek ego yine besleniyor olur ama farkettiğiniz ve duygunuzu izleyip kabul ettiğiniz yerde ego giderek zayıflıyor ve zaman içinde varlığını güçlü bir biçimde gösteremiyor. 

Ego sadece böyle olumsuz duygulardan mı beslenir elbette hayır bir de onu besleyen, beslemekle kalmayıp şişiren duygularımızla varolur; vay be ben neyim duygusu, kendinlei başarınla, yaptıklarınla da haddinden fazla özdeşleşmek, egonun sevdiği bir başka duygu biçimidir. Lakin en iyi şeyi de başarmış olsanız; ego daha da daha da diyecektir, ego tatmin olmayı ve yetinmeyi bilmez çünkü. Dolayısıyla yine o başkaki duyguya geri dönülecektir; kendini yetersiz, başarısız ve mutsuz hissetme duygusu. 

Şefkatınız kendinizi içermiyorsa tamalanmamış demektir. 

Peki ne yapmak gerekiyor;  ben FARKET- HİSSET-ŞEFKAT GÖSTER diyorum. Kızgın mısın, üzgün müsün; önce duygunu bir farket ve kızgınım demek yerine kızgın hissediyorum de; sonra duygunu tüm bedeninde hisset; kızgınken ne oluyor mesela sana; karnına kramp mı giriyor, ne oluyor? Her ne oluyorsa olmasına izin ver ve izle, direnç gösterme, normal olduğunu kabul et ve sonra kendine tüm bu duyguların yüzünden kızmak yerine şevkat göster, sarıl kendine, tamam de kendine, istersen ağla ama kendini suçlama, kendine kızma, kendinle savaşma! 

Eğer bunu yaparsan; kendine şefkat gösterebilirsen, diğer insanlarla zorluk yaşarken onlara da gösterbilirsin; eşine, çocuğuna ve ailene bakışın değişir; çünkü kendine bakışın değişmiştir bir kez. İnsanlara sinirlenmek, kızmak, öfkelenmek ve hatta üzülmek yerine şefkatinle yaklaşırsın. 


Sen yine sinirlen, sen yine öfkelen, sen yine üzül ama bunların sonucunda bağırmak, çağırmak, belki de şiddet kullanmak yani tepki göstermek yerine fark et bunları, hisset; dene bakalım hayatında neler değişecek. Sanırım bu duyguların seni rahatlattığını söyleyemezsin, o hissettiğin rahatlama duygusu kısa süre sonra yerini pişmanlığa ve kendini suçlamaya bırakmıyor mu sanki; itiraf et ki bırakıyor; o halde işin en başından farkında ol ve kendine verilebilecek en iyi şeyi şefkatı ver. 

24.10.2014

Ego'ndan Kurtulursan Hayat Sana Güzel





www.facebook.com/mylifesblessings
Hayat çay yapmaya benzer; Ego'nu kaynat, endişelerini buharlaştır, üzütülerini hafiflet, hatalarını süzgeçten geçir ve mutluluğu tat!

İnsanın en büyük yanılgısı aklından geçen her şeye inanmak ve düşünceleriyle özdeşleşmek; kendi iç konuşmasına ki,bu kesinlikle iç ses değil, inanmak. İnsan kendi hikayesini yazıyor ve yazdığı hikayenin gerçekliğine inanıp onu yaşıyor. 

Bir kez düşüncelerinden ibaret olmadığını anladığında ve her düşündüğün şeye inanmaman gerektiğini ciddi bir özgürlük yakalıyorsun. Ve bu yakaladığın şey sana istediğin her şeyin kapısını açıyor.  Bunun ego'yla ne ilgisi var şimdi dersen birazdan izleyeceğin video'da göreceksin ilgisini. 

Konu derin konu çok uzun. Bu nedenle işin üstadına bırakacağım ben sözü; ama lütfen 10 dakikasınızı sadece bu video'yu izlemeye ayırarak izleyin. Echart Tolle benim en önemli rehberlerimden, kendisine dua'cıyım. 

Bu arada kendinizi tanımladığınız hiçbir sıfatın siz olmadığını söylemek isterim; iyi kötü olumlu olumsuz dediğiniz her şey EGO ;)







29.11.2013

Nadas




Bu yazıyı uzun bir süredir yazmadığımı farkedip, yazılarımı özlediğini söyleyen sevgili  Betül, Gece, Buya ve Derya için yazıyorum öncelikle; ve elbette okuyan herkes için. Belki sıklıkla dile getirmediğim bir şey ama yazdıklarımın okunması, üzerine düşünülmesi, işe yaradığının söylenmesi, yapıcı eleştiriler; bunlar oldukça kıymetli benim için. Bekledikleri veya beklediğiniz gibi bir yazı olmayacak. 



Bir süredir kendimi ve düşüncelerimi nadasa bıraktım, hayatımı yavaşlatıyorum; adımlarımla, yediklerimle, düşüncelerimle ve yaptıklarımla. Kendime ve kendime dair ne varsa nadasa bıraktığımda, içime dönüp kendimi dinlemeye başladığımda öylesi şeylerle karşılaştım ki hepsi birer mucize oldu benim için.  İçimde yeni kapılar, yeni kararlar ve yepyeni umutlar var; delicesine bir çoşku, delice bir sevinç ve bir o kadar da durağanlık. Yaşadığım süreci, ektiğim tohumlar biraz daha toprak üzerine çıktığında biraz daha filizlendiğinde elbette paylaşacağım; kimbilir belki bu süreç başkalarının da motivasyonu, sevincine vesile olabilir. 

Tüm bu süreçte bana eşlik eden Isra süresinin bir bölümü var: "Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık" Hayattan bekledikleriniz, istedikleriniz için inançla çabalamanızı tavsiye edebilirim size ve çabalarken bile kaderinize teslim olun; her an her dakika kendiniz için bir sınav verdiğinizi farkedin. Seçimin elinizde, kontrolün ise sizde olmadığını bilin, kontrol sadece Allah'a ait. 

Aren'i merak edenler; bu süreçte bu serüven de ailem ve sevdiklerim bilmeselerde fazlasıyla yanımdalar; annesi iyi, Aren iyi. Annesi değişiyor, Aren gelişiyor. Aren hayatımın en güzel mucizesi, Güray hayatımın en büyük öğretisi, aynam. Dostlarım, arkadaşlarım sürecin en önemli parçası. 

Huzur sizinle başlar bunu daima hatırlayın, iç huzurunuzu yakaladığınız anda etrafınızdakiler de size huzur vermeye başlayacak. 

Benden şimdilik bu kadar....
















11.03.2011

Dünyada Neler Oluyor


Japonya Deprem ile sarsılıyor.

Türkiye'de gündem her dakika değişiyor.


Bir de kendi dünyamızda olanlar var öyle değil mi? Mesela benim dünyamda bugün beklenen bir habere sevinmek çok sevinmek şükretmek var.

Şirketten bir arkadaşımın dünyasında boşandığı eşiyle tekrardan evlenmenin mutluluğu var.

Tanımadığım blogunu takip ettiğim birinin bebeğinin hastalığı var onlar için hayat durmuş gibi.

Bir başkasının dünyasında yeni bebek heyecanı var.

Bir başkasının dünyasında cenaze var.

Bir başka arkadaşımın dünyasında çıkacağı tatilin heyecanı var.

Bir başka arkadaşımın dünyasında da aldığı evlilik tklifi var.

Bir başkasında ilişkisinin bitmesinin hüznü var.


Hepimizin dünyası kocaman bir dünya ediyor işte. Bu nedenle hayat acısıyla tatlısıyla hergün dönüyor. İçinde herşeyin olduğu bazen tatlı kısmına denk geldiğimiz bazense acı kısmını tattığımız bir dünyadayız.

Unutmamalıyız ki bu dünya sanal alemin ta kendisi.


Tüten ben

Hayatın tatlı kısmında olan

1.02.2011

Kutlama


Şuan okumakta olduğunuz yazı benim 100. yazım. Adettendir 100. yazı kutlanır ben de kutlayayım dedim. Gönül isterdi ki ben de 100. yazı için bir çekiliş yapayım sevgili okurlarıma hediye yollayayım amma velakin elimden hiçbirşey gelmez benim ne agurimu biliyorum ne dikişi dikmekten anlarım ne de craft işlerinden. Size ancak bu yazıyı hediye edebilirim ve bir de iyi dileklerimi. Dualarımın da hani kabul olur çoğunlukla isterseniz ısmarlayın sizin için de dua edeyim ;)

100. yazıya kadar beni okuyan, yorum bırakan, derdime üzülen iyi niyetlerini sunan, sevincime gerçekten sevinen herkese kocaman bir teşekkür!.

Evlilik hazırlıkları sırasında açmıştım bu blogu ve hatta bir Eylül günü bu blog kapanacak demiştim ama kapanamadı. Sevdim böyle yazmayı ;) Evlilik hazırlıkları bitti ama evlilik hayat devam ediyor dedim ve yazmaya devam ettim.

Hani o meşhur söz var ya yerinde kullanıldımı çok şahane oluyor işte bence tam da yeri: "Paylaşmak güzeldir"

Tüten Ben
Blogger mı ne

12.01.2011

33


Bugün benim doğumgünüm. 33 yaşıma giriyorum. Benim için çok özel bir yaş. Birincisi 3 rakkamını çok severim. İkincisi hep 33 yaşıma özel bir anlam yüklemişimdir. Hayallerim 33 yaşına dairdi.

Güray hatırlar mı bilmem. sanırım bir 5 sene kadar önceydi. Güray'a şöyle söylemiştim. Ben en geç 32 yaşında evli 33 yaşında da ilk çocuğumu kucağıma almak istiyorum sonra 35 2. çocuğumu sonra 38'de de 3. çocuğumu demiştim. Güray'la tahtiravelliye benzeyen bir ilişkimiz vardı o zamanlar yani bir yukarıda bir aşağıda birbirimizi deliliklerimizle zıplattığımız bazen de rölantide durduğumuz bir ilişkiydi. Evlilik hiç düşünülmüyordu bırakın evliliği 1 gün sonrasını bile bilmiyorduk. O gün Güray bana mesaj mı vermek istiyorsun çabuk tut elini önünde sadece 3 sene var diye dedi. Bilemem artık ben sana hayalimden bahsettim demiştim.

Ve bugün geldim 33 yaşıma girdim. Bakalım bebeğimi kucağıma alabilecek miyim. düşünüyorum da bir başka postun konusu olacak ama hayattan ne istediysem verdi aslında bana. şükür edebileceğim ve farkında olduğum çok fazla şey var ki şükürler olsun yarabbim diyebiliyorum gerçekten tüm gönlümle.

Yeni yaşımın bana ve etrafımdaki herkese hayırlı olmasını diliyorum. Dilerim yeni yaşımda da allah, evren, hayat gönlümden geçen herşeyi verir bana çünkü ben hepsi için hazırım.

Tüten ben
33

29.11.2010

Bana Bunu Yapmayacaktın Hayat...

Bana bunu yapmayacaktın Hayat.... Ne isyanım var Allaha ne de kaderime. Zira Allaha inacım zerre sardılmadı bir kere bile neden Allahım demedim? Kaderimin ise harika olduğuna inanıyorum. Ama sana gelince hayat seninle tüm bağlarımı en ince ipe kadar koparıyorum ne halin varsa gör bensiz! Sen ki beni bu sınava soktun. Sen ki bana bunu da yaşattın ya şimdi ne halin varsa gör bensiz!!!!

Ne istiyorsun ya benden ne? Yetmedi mi soktuğun sınavlar nolurdu yaaa nolurdu bir kerecik yardım etseydin bana nolurdu bir kerecik beni sınava sokmasaydın. Yetmedi mi yaa yetmedi mi? Ben 180 derece değişmedim mi? Bir çok sınava girmedim mi zaten. Çok mu kolay bir hayat sundun bana. Sen benim istediğim herşeyi bana bunları yaptıktan ve ben ancak sınavı geçersem mi vereceksin yazıklar olsun sana yazıklar.

Bu muydu bana vereceğin sınav içimdeki bebeğin damla damla tuvalete gittiğini görerek mi sınayacaktın beni. Şimdi ağlamıyor olsaydım şimdi sana bunları yazmıyor olsaydım mı beni sınavı geçmiş sayacaktın sen heee? Nolucaktı o zaman hadi bu geçtim bana yeni bir evlat verdiğinde tanrı sen o zaman da beni evladımla mı sınayacaktın sen öyle bir kalleşsin ki bunu da yaparsın şüphem yok.

Şimdi bana senin ki sınav mı diyeceksin çocuklarını 5. 6. ayda kaybedenler sakat doğuranlar büyütüp koklayıp öpüp ondan sonra şahit verenler ellerinde evlatları ölenler var mı diyeceksin. Evet var evet benim daha bebek bile olmamış fetusumu kaybetmemden çok daha üzücü çok daha kötüüüüü bunu biliyorum bildiğim için Allah isyanım yok ya bildiğim için allahım neden başıma geldi demiyorum yaaa. Ama sana soruyorum hayat neden bana bu sınavı verdin.

Yoksa içimde korku olduğu için mi bebeğimi ya düşürürsem diye? Bunun için mi yaptın bunu? Binlercek kez lanet olsun sana bunun için yaptıysan binlerce kez hemde. Sorarım sana hangi hamile kadın bunu hissetmiyor içinde hepsine bunu mu yapıyorsun. Şu dünyada kaç tane benim gibi kendini 180 derece değiştirmiş olumlu bakan olumlama yapan en zor anlada bile olumlu yaklaşan insan var hamile var sorarım sana. Nolurdu yaaa nolurdu ben birşeyden korkarken masumca yanımda olsaydın da bu mucizeyi devam ettirseydin.

Şimdi sen bana bu sınavları yaparken ben senden geçekten vazgeçiyorum kendini de enerjini de olumlu düşünceni de al ve siktir ol git başımdan. Gürayı çok istedim beni deliler gibi üzdükten sonra neler neler olduktan sonra mutluluğa kavuştum. İşssiz kaldım parasız kaldım hasta oldum vb vb vb bu sınavları binlerce mücadele ile verdim ve şimdi bir bebeğe sahip olmanın muhteşem duygusunu bana 4 hafta yaşatıp bunun sınavını mı veriyorsun sen bana dedim ya siktir ol git.

Bundan sonra allah'a sığınır allaha inanır kocama ve sevdiklerime sarılıp yaşar giderim. Beni hiç bekleme ne olumlu enerjimi ne olumlu düşüncemi ne de sana hizmet eden en ufak bir çabayı benden göremezsin.

Sakın ama sakın beni bir daha sınamaya kalkma. Ne halin varsa gör ben seni unuttum sen de beni unut. Git biraz seninle iç iletişim kurmayan insanlarla uğraş.

Şimdi aklını başına topla bu Perşembe'ye kadar olan süreçte bana bir sınav daha verme. Perşembeye kadar içimde kalanlar gidecek anladın mı beni? Eğer anlamadıysan beni Perşembe günü beni bir sınava daha tabii tutarsan ben uyandığımda Perşembe günü eğer ölmesisem sen ölmüş olacaksın bunu böyle bil!

Şimdi siktir git gerçekten siktir git!!!!

9.11.2010

İş mi Çalışmak mı?



Yukarıdaki resimde diyor ki: "İş yerine çalışmanız olursa hergün tatil olur" bu cümle birazcık "deliye her gün bayram" tadında ama ben yine de beğendim. Peki gerçekten böyle mi? Bakalım ve beraber inceleyelim sevgili okur :) Bugün akademisyen tadındayım :)

Çalışmak konusundaki genlerimi babamdan almışım. Babam da iflah olmaz bir arı mayadır. Bilemiyorum artık ikimizinde Oğlak burcu olduğundan mı ileri gelir ama babam ve ben çalışmayı severiz. Çalışmadan geçen bir hayatı düşünemiyorum bile. Babam ve ben tatil denildiğinde bile şöyle hiçbirşey yapmadan ayak uzatılan aylak aylak durulan tatile ki tatil odur aslında anlam veremeyiz. İlla koşturacaksın birşeyler yapacaksın. Her ikimizde eve iş taşırız ve ne var bunda deriz. Geç saatlere kadar çalışmak bizim için normal birşeydir.

AMA diyorum böyle olduğu halde babamı bilemeyeceğim ama işi çalışmak olarak gördüğüm halde nedense bana hergün tatil tadında gelmiyor. İşimi seviyorum çalışmayı da seviyorum. Ama durup durup çok sorguluyorum bu sevdiğim çalışma aktivitesini. İş hayatı hayatın ta kendisi belki de içinde kötülük var,entrika var,pislik var var da var. Ve evet günün sonunda çalışmayı seven insanlar bile PARA için çalışıyor ki ben bunda ne çirkin ne kötü birşey görüyorum. Para için çalışmak ve parayı sevmekten daha doğal ne olabilir ki. Konudan konuya atlayacağım ama derler ki para kazanmayı çok istediğin halde kazanamıyorsan paraya yüklediğin anlamlara bak. Parayı kirli mi bulursun çok zengin olanların başına kötü birşey geleceğini mi düşünürsün. Çok paran olunca yanlız mı kalacağını, insanların seni kullanacağını mı düşünürsün eğer böyle ise asla zengin olamazsınız derler. Ben asla böyle düşünmem. Para süper güzel birşeydir çok gereklidir pis değil temizdir buna rağmen henüz maddi anlamda "Saç saç paraları Leyla"ya durumuna geçemedik ama Allahaşükür zenginiz. Evet evet biz zenginiz :)

Neyse nerede kalmıştık. İş hayatındaki entirikalardan çok fazla sıkıldım. Bazen harcandığımı düşünüyorum buralarda :) Potansiyelimin heba olduğunu :) Sonra kendi işini yapsan ne değişecek diyorum insan iş değil çalışmak gibi de görse Paulo çok güzel bir laf etmiş de olsa pek öyle tatil olmuyor işte. İş hayatı hayatın ta kendisiyken kendi sevdiğin işi de yapsan insan oldumuydu işin içinde hep bir entrika hep bir pislik olacak bu kaçınılmaz.

Ama öte yandan tüm bunlarla birlikte hayat sen nasıl görürsen öyle. Neresinden bakmak istersen onu görürsün. işte bu yüzden etrafımda dönen tüm entrikalara rağmen iş hayatı da hayatın ta kendisiyken işime de bakmak istediğim gibi bakıyorum ve çalışmaktan zevk alıyorum. Ama entrikaların ve diğer pis işlerinde farkındayım ve bunlarda canımı fena halde sıkıyor.

Uzun bir süredir bilinçaltımda ben hangi işi yapsam ruhum doyar bunu da düşündüğümü biliyorum. Ve bir gün karşıma o işin çıkacağını ve o günden sonra o işi çalışma olarak göreceğimi ve bana hergün tatil olacağını biliyorum. Ama evren bak sana türkiye'den sesleniyorum benim öyle bir işim olmalı ki vergisi cartı curtu yasal sorumlulukları falan olmamlı tamam mı? Hani pat diye o fikir aklıma gelecek ya o gün lütfen bu detayları atlamayalım canım benim.

Tüten ben
Kukumav kuşu ;)