kişisel gelisim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişisel gelisim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.12.2014

Yeni Bir Yıl Gelirken



Bu seneden beklentim kendi adıma yukarıda liste; sağlık, bereket ve neşe beklentim değil, biliyorum ki onlar zaten daima yaratılışımdan var, eşlik etrmem, var olana çomak sokmamam yeterli. 


1- Kendini başkalarıyla karşılaştırma. 
2- Başkalarıyla yarışma
3-Yargılamayı bırak
4-Öfkeni yönet
5-Pişmanlıkları bırak
6-Endişeyi bırak
7-Suçlamaları bırak
8-Kendini hiçbir zaman suçlu hissetme
9-Korkmayı bırak
10-Günde en az bir kez karnın ağrıyana kadar kahkaha at. 


Bir çoğunda fazlasıyla yol aldığım halde yine de pekiştirmek ve iyice özümsemek gerekiyor. 
Herkese gönlünden geçtiği gibi bir yıl dilerim. 
Sevgilerimle
Tuten

21.11.2014

Bir Daha Doğurursam...


Hayatta kullanmamaya çok özen gösterdiğim ve çok saçma bulduğum bir cümle vardır: Şimdiki aklım olsaydı..... Şimdiki aklına sahipsen bu geçmişten çıkardığın öğreti sayesindedir, geçmişte o pişman olduğun veya ah'ladığın vah'ladığın şeyi yapmamış olsaydın belki de bugün ki aklına hiç mi hiç sahip olamayacaktın. O yüzden şükretmeli insan yaşadığı her deneyime. 

Bazen düşünüyorum, Aren doğmadan önce abuk subuk şeylere takmıştım; mesela yatak odasında koyacağımız ve oturup üzerinde emzireceğim sallanan sandalyenin kaplanmasına. Güray'la didişmiş doğuma kaldı 1 ay halaaa kaplatamadık demiştim. Oysaki o sandalyede oturup emzirdiğim, o da sırf zihnimdeki o resim için, sayılıdır. Evet çok hoş bir kumaş seçip kaplattık ama olmasa da olurdu. 

Yine odasını almak için gösterdiğim çaba ve nice böylesi şeyler. Evet bunlara fazlaca kafayı takmamıştım ama itiraf etmeliyim ki zihnimi oyalamış ve çok mühimmiş gibi gözükmüştü bana o zaman. 

Aren'in doğması, 3 yıl içinde dönüşen ben bugün doğursa bambaşka şeylere kafa yorar ve dikkat eder mesela; ama kimbilir belki bundan da bir 3 yıl sonra bu dikkat ettiklerime bakar ve gülümserim; ey gidi Tüten ey derim. 

Ne odası ne sallanan sandalye gibi bir ayrıntı umrumda olmaz. Bunların dışında; yine uykusuz gecelerim olsa, olaya çok daha farklı yaklaşırım, yani yaklaşamasam bile bunu denerim. 

Bebeğin zorluklarında isyan etmek, yılmak yerine bunların bana güç katacağını bildiğim için ve o ilk hamile olduğunu öğrendiğin andaki, doğrduğun kucağına aldığın tenini tenine dayadığın o ilk andaki mucizevi duyguyu yaşatmaya gayret ederim. Zorluk diye sıfatlandırdığım durumların içinde ne denli insan olmaya dair ayrıntıların gizli olduğunu görmeye çalışırım. 

Yaradanın başettiği bu mucizevi duyduğu tekrardan tatmak nasip oldu diye şükran ve şükür duygumu dile getirir, zor, güç ve benzer diye adlanadırabileceğim duygulara izin verir ancak üzerime yapışmasına fırsat tanımam. 

Biliyorum ki bir daha doğursam bir daha doğarım bir daha içimdeki bir ben'i keşfederim. 

27.10.2014

Kendine Verebileceğin En iyi Şey; Şefkat

Ne verirsen onu alacağını biliyordu; o yüzden karşılaştığı herkese sevgi, bağışlama ve nezaket gösterdi. Bu hem kendine hem başkalarına verdiği bir hediyeydi


Kızarız, öfkeleniriz,üzülürüz ve daha nicesi, hepsi de insana dair duygular. Ama bazen hatta çoğu zaman bu duygularımızla özdeşleşiriz; öfkeliyim deriz örneğin. Öfke hissediyorum demek yerine. Kelime oyunundan ibaret değil bu söylediğim; çünkü öfkeli hissediyoruz, öfkenin kendisi değiliz, böyle baktığımızda duyguyu yakalama ve fark etme fırsatını yakalıyoruz. 

Herkes bilir aslında; bu duygular hiç işimize yaramaz, bize daha iyi hissettirmez veya mevcut durumun daha iyi gitmesine vesile olmaz; aksine çoğu zaman durumu daha da kötüleştirir. Ama yine de, elimde değil, diyerek de bu duyguları yaşar ve dediğim üzere bu duygularla özdeşleşleişiriz. Aslında bu duyguları seven bir yanımız hatta bu duygularla beslenen bir yanımız var o da egomuz. Ego böyle var oluyor. Özdeşleşmezsek bu duygularımızla, öfkeliyim, sinirliyimi üzgünüm demez isek ego yine besleniyor olur ama farkettiğiniz ve duygunuzu izleyip kabul ettiğiniz yerde ego giderek zayıflıyor ve zaman içinde varlığını güçlü bir biçimde gösteremiyor. 

Ego sadece böyle olumsuz duygulardan mı beslenir elbette hayır bir de onu besleyen, beslemekle kalmayıp şişiren duygularımızla varolur; vay be ben neyim duygusu, kendinlei başarınla, yaptıklarınla da haddinden fazla özdeşleşmek, egonun sevdiği bir başka duygu biçimidir. Lakin en iyi şeyi de başarmış olsanız; ego daha da daha da diyecektir, ego tatmin olmayı ve yetinmeyi bilmez çünkü. Dolayısıyla yine o başkaki duyguya geri dönülecektir; kendini yetersiz, başarısız ve mutsuz hissetme duygusu. 

Şefkatınız kendinizi içermiyorsa tamalanmamış demektir. 

Peki ne yapmak gerekiyor;  ben FARKET- HİSSET-ŞEFKAT GÖSTER diyorum. Kızgın mısın, üzgün müsün; önce duygunu bir farket ve kızgınım demek yerine kızgın hissediyorum de; sonra duygunu tüm bedeninde hisset; kızgınken ne oluyor mesela sana; karnına kramp mı giriyor, ne oluyor? Her ne oluyorsa olmasına izin ver ve izle, direnç gösterme, normal olduğunu kabul et ve sonra kendine tüm bu duyguların yüzünden kızmak yerine şevkat göster, sarıl kendine, tamam de kendine, istersen ağla ama kendini suçlama, kendine kızma, kendinle savaşma! 

Eğer bunu yaparsan; kendine şefkat gösterebilirsen, diğer insanlarla zorluk yaşarken onlara da gösterbilirsin; eşine, çocuğuna ve ailene bakışın değişir; çünkü kendine bakışın değişmiştir bir kez. İnsanlara sinirlenmek, kızmak, öfkelenmek ve hatta üzülmek yerine şefkatinle yaklaşırsın. 


Sen yine sinirlen, sen yine öfkelen, sen yine üzül ama bunların sonucunda bağırmak, çağırmak, belki de şiddet kullanmak yani tepki göstermek yerine fark et bunları, hisset; dene bakalım hayatında neler değişecek. Sanırım bu duyguların seni rahatlattığını söyleyemezsin, o hissettiğin rahatlama duygusu kısa süre sonra yerini pişmanlığa ve kendini suçlamaya bırakmıyor mu sanki; itiraf et ki bırakıyor; o halde işin en başından farkında ol ve kendine verilebilecek en iyi şeyi şefkatı ver. 

16.10.2014

Tarzan'ın Yaptığını Yap Mutlu Ol


Bu hafta blog yazıları biraz bioloji dersine hoş geldiniz tadında öyle değil mi :) Ama  insan vücudu ve işleyişi gerçekten muhteşem ve şifa dolu.








Timüs triod bezinin altında, göğüs boşluğumuzda, soluk borumuzun önünde yer alıyor ve bağışıklık sistemimizin temel taşı. Haz ve mutluluk duygusu bu timus bezinin salgıladığı hormonlar sayesinde oluyor.  Yandaki fotoğraf da daha bilimsel ve detaylı bilgiyi de görebilirsiniz.

Aynı zamanda tüm bağışıklık sistemimiz buradan yönetiliyor. 




Timüs bezini uyardığınızda hemen bedenin kimyası üzerinde olumlu etkiler görülüyor.  zararlı hücreleri yok etmeye yarayan T hücrelerini de kim üretiyor bilin bakalım ; elbette Timüs. Ve Timus bezini uyarmanın harekete geçirmenin öyle kolay yolları ki var ki, bakın onlar neler;




Gülmek & Kahkaha atmak

Hımm diyeceksiniz ki yahu kahkaha atacak halim olsa zaten atardım. Aslında atmalısın ama neyse sebepsiz gülemiyorsan elindeki sebeplerin kahkaha atmana yetmiyorsa ki aslında yeter, diğer seçenekleri deneyebilirsiniz.


Goril ol, Tarzan ol. 

Goriller ve Tarzan bildiğiniz üzrere göğüs kafeslerine vurmakla meşhurdurlar. Akıllılarmış vesselam; çünkü bu vuruş timus bezini titretip harekete geçirir; siz de arada vurun 3 parmakla,hatta çocuğunuzun da bu bölgesine ufak vuruşlar yapabilir hatta haydi gel Tarzancılık oynayalım diyebilirsiniz. Sakın kuvvetli vurmayın siz Tarzan veya Goril değilsiniz sadece mış gibi yapıyorsunuz :)


Dilini Kullan.

Dilinizin ucunu ön iki dişinizin hemen arkasına bastırırsanız; hatta konuşmadığınız ve yemek yemediğiniz zamanlarda bunu alışkanlık haline getirirseniz işte o zaman timus bezini daima titreşir bu da daha iyi hissetmenize vesile olur. 

Anadolu kadınların ağıt yakarlarken göğüslerine vurmaları ne tesadüftür ne de anlamsız; bu yine bize kodlanmış bir şeydir, böylece timus bezi çalışır ve acı hafifletilmeye çalışılır. 

Ayrıca çocukların ve hatta yetişkinlerin bir oyuncağı veya yastığı göğüslerinin üzerine yaslamaları tesadüf değildir; bu harekette timusu çalıştırır. 

Birine sarılmanın iyi gelmesinin hele de sarılırken sırta yapılan patpatatın da timus'u çalıştırma görevi vardır. 

Aslında gördüğünüz üzere; vücudunuz ne yapması gerektiğini iyi biliyor; dünyaya şifamızla birlikte geliyoruz.