bilincli ebeveyn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilincli ebeveyn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.11.2014

Çocuğunla Oyun Oynarken Kontrolü Elinden Bırak


3 yaşla birlikte Aren'de ciddi korkular başladı; her şeyden korkar oldu; dahası korku kelimesini cümle içinde kullanmaktan ve bu şekilde var olmaktan zevk almaya başladı. Olayın anlaşılır, yaşına ve gelişimine bağlı olarak kontrol edilebilir boyutunun yanında, bir de anlamadığımız ve kontrolümüzün dışında olan kısımları vardı. 

Aslında tüm bu sürecin su yüzüne iyice çıkması okula başlamasıyla oldu; okul süreci korkularını ciddi manada tetikledi ve tanıyamadığımız bir Aren'le karşılaştık. 

Okul'a gitmek istemedi, okuldan korktu; sonra odasında uyumak istemedi, hayaletler, canavarlar ve benzerlerinden korkmaya başladı, ardından sinema, tiyatro ve benzeri yerlerden delice korkmaya başladı; bilmediği ortamlarda bizden asla ayrı kalmamak, yani yanlız kalma korkusu başladı; en son kakasını yapmaktan korkar hale gelince, ve bizim bilgimizin, bilincimizin yetmediği noktada her zamanki gibi işin uzmanına gitmeye karar verdik; en etkili yol olan oyun terapisine gittik. 

Oyun terapisini size anlatmam mümkün değil; zaten terapi dediğimiz şey tek seferlik bir şey olmuyor. Ama ilk seferde ebeveyn çok şeyi öğrenmiş oluyor; çünkü asıl çözüm ebeveyn'de, sadece çocuğunuz değil siz de gözlemleniyorsunuz. Ben şunları öğrendim ve hemen hemen hepsinde a-ha dedim ;)

Oyun oynarken çocuğunuzun söylediklerini düzeltir misiniz? Mesela kaplana aslan dediğinde, hayır canım o bir kaplan der misiniz? Ben derim; çünkü işte tam da fırsatı diye düşünürdüm, kaplanı aslan sanıyorsa doğrusunu bilsin hem de oyun içinde.  Ama hayır bu olmaması gereken bir şeymiş. 

Bir şeyi yapmaya çalışıyor ve anne yardım eder misin diyor, ne yaparsınız? Ben elbette kuzum der ve yardım ederim; bunun da iyi bir şey olduğuna bunun ilişkiyi güçlendirdiğine inanırdım; meğer hiç de doğru değilmiş. Yardım etmek yerine yapmasına vesile olmak yardımsız. 

Peki oyun içinde size soru soruyor; bu neden böyle diye, hemen cevabını mı verirsiniz? Evet ben genellikle veririm; sorusuna neden sence gibi soruyla yanıt vermem genellikle. Oysaki çocuğun biraz zorlanması gerekiyormuş, biraz o durumun, o duygunun içinde kalıp, cevapları bulması gerekiyormuş. 

Çocuğun duygusunu anlamak ve bunu çocuğunuza ifade etmek; benim ebeveynlikte en önem verdiğim ve en doğru olduğunu düşündüğüm noktalardan biriydi. Oyun terapisinde şunu öğrendim; diyelim ki çocuğunuz ağlıyor, ne yaparsınız? Ben hemen sarılırım ve üzgünsün biliyorum, ağla ve rahatla canım derim. İşte 3 yıldır çuvalladığımın resmi!. 

Ne mi yapılmalıymış. Biraz fırsat vermeliymiş, biraz o duyguda kalmasına fırsat vermeli elbette yanında olarak; ağlamaya başlar başlamaz, evet seni anlıyorum üzgünsün gel sarılayım demek yerine biraz o duygu durumuyla yüzleştirmek gerekliymiş. 

Sonuç olarak; çocuğunuzla oyun oynarken doğru, yanlış, olmalı, olmamalı gibi şeylere yer yok! Oyun oynamanın bir  şeye hizmet etmesine gerek yok; oyun sadece oyun için olmalı. Oyundaki en önemli şey akış; oyun akıyorsa tamamdır. 

Sizin de çocuğunuzun en sevdiği oyunlar; saklanbaç, kovalamaç ve benzerleriyse biraz daha düşünün neden acaba diye? Çünkü bu ve benzer oyunlarda hep akış var, herkes an'da ve herkes oyunda bu nedenle de çok seviliyor. 

Ben dersimi aldım sıra uygulamada; çocukla oyun oynarken kontrol edilecek hiçbir şey yok, kendiniz dahil, duygular dahil! Kendimizi oyunun kollarına atıyoruz; oyunda herşey mübah! 




16.10.2014

Tarzan'ın Yaptığını Yap Mutlu Ol


Bu hafta blog yazıları biraz bioloji dersine hoş geldiniz tadında öyle değil mi :) Ama  insan vücudu ve işleyişi gerçekten muhteşem ve şifa dolu.








Timüs triod bezinin altında, göğüs boşluğumuzda, soluk borumuzun önünde yer alıyor ve bağışıklık sistemimizin temel taşı. Haz ve mutluluk duygusu bu timus bezinin salgıladığı hormonlar sayesinde oluyor.  Yandaki fotoğraf da daha bilimsel ve detaylı bilgiyi de görebilirsiniz.

Aynı zamanda tüm bağışıklık sistemimiz buradan yönetiliyor. 




Timüs bezini uyardığınızda hemen bedenin kimyası üzerinde olumlu etkiler görülüyor.  zararlı hücreleri yok etmeye yarayan T hücrelerini de kim üretiyor bilin bakalım ; elbette Timüs. Ve Timus bezini uyarmanın harekete geçirmenin öyle kolay yolları ki var ki, bakın onlar neler;




Gülmek & Kahkaha atmak

Hımm diyeceksiniz ki yahu kahkaha atacak halim olsa zaten atardım. Aslında atmalısın ama neyse sebepsiz gülemiyorsan elindeki sebeplerin kahkaha atmana yetmiyorsa ki aslında yeter, diğer seçenekleri deneyebilirsiniz.


Goril ol, Tarzan ol. 

Goriller ve Tarzan bildiğiniz üzrere göğüs kafeslerine vurmakla meşhurdurlar. Akıllılarmış vesselam; çünkü bu vuruş timus bezini titretip harekete geçirir; siz de arada vurun 3 parmakla,hatta çocuğunuzun da bu bölgesine ufak vuruşlar yapabilir hatta haydi gel Tarzancılık oynayalım diyebilirsiniz. Sakın kuvvetli vurmayın siz Tarzan veya Goril değilsiniz sadece mış gibi yapıyorsunuz :)


Dilini Kullan.

Dilinizin ucunu ön iki dişinizin hemen arkasına bastırırsanız; hatta konuşmadığınız ve yemek yemediğiniz zamanlarda bunu alışkanlık haline getirirseniz işte o zaman timus bezini daima titreşir bu da daha iyi hissetmenize vesile olur. 

Anadolu kadınların ağıt yakarlarken göğüslerine vurmaları ne tesadüftür ne de anlamsız; bu yine bize kodlanmış bir şeydir, böylece timus bezi çalışır ve acı hafifletilmeye çalışılır. 

Ayrıca çocukların ve hatta yetişkinlerin bir oyuncağı veya yastığı göğüslerinin üzerine yaslamaları tesadüf değildir; bu harekette timusu çalıştırır. 

Birine sarılmanın iyi gelmesinin hele de sarılırken sırta yapılan patpatatın da timus'u çalıştırma görevi vardır. 

Aslında gördüğünüz üzere; vücudunuz ne yapması gerektiğini iyi biliyor; dünyaya şifamızla birlikte geliyoruz.