huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.10.2014

Tarzan'ın Yaptığını Yap Mutlu Ol


Bu hafta blog yazıları biraz bioloji dersine hoş geldiniz tadında öyle değil mi :) Ama  insan vücudu ve işleyişi gerçekten muhteşem ve şifa dolu.








Timüs triod bezinin altında, göğüs boşluğumuzda, soluk borumuzun önünde yer alıyor ve bağışıklık sistemimizin temel taşı. Haz ve mutluluk duygusu bu timus bezinin salgıladığı hormonlar sayesinde oluyor.  Yandaki fotoğraf da daha bilimsel ve detaylı bilgiyi de görebilirsiniz.

Aynı zamanda tüm bağışıklık sistemimiz buradan yönetiliyor. 




Timüs bezini uyardığınızda hemen bedenin kimyası üzerinde olumlu etkiler görülüyor.  zararlı hücreleri yok etmeye yarayan T hücrelerini de kim üretiyor bilin bakalım ; elbette Timüs. Ve Timus bezini uyarmanın harekete geçirmenin öyle kolay yolları ki var ki, bakın onlar neler;




Gülmek & Kahkaha atmak

Hımm diyeceksiniz ki yahu kahkaha atacak halim olsa zaten atardım. Aslında atmalısın ama neyse sebepsiz gülemiyorsan elindeki sebeplerin kahkaha atmana yetmiyorsa ki aslında yeter, diğer seçenekleri deneyebilirsiniz.


Goril ol, Tarzan ol. 

Goriller ve Tarzan bildiğiniz üzrere göğüs kafeslerine vurmakla meşhurdurlar. Akıllılarmış vesselam; çünkü bu vuruş timus bezini titretip harekete geçirir; siz de arada vurun 3 parmakla,hatta çocuğunuzun da bu bölgesine ufak vuruşlar yapabilir hatta haydi gel Tarzancılık oynayalım diyebilirsiniz. Sakın kuvvetli vurmayın siz Tarzan veya Goril değilsiniz sadece mış gibi yapıyorsunuz :)


Dilini Kullan.

Dilinizin ucunu ön iki dişinizin hemen arkasına bastırırsanız; hatta konuşmadığınız ve yemek yemediğiniz zamanlarda bunu alışkanlık haline getirirseniz işte o zaman timus bezini daima titreşir bu da daha iyi hissetmenize vesile olur. 

Anadolu kadınların ağıt yakarlarken göğüslerine vurmaları ne tesadüftür ne de anlamsız; bu yine bize kodlanmış bir şeydir, böylece timus bezi çalışır ve acı hafifletilmeye çalışılır. 

Ayrıca çocukların ve hatta yetişkinlerin bir oyuncağı veya yastığı göğüslerinin üzerine yaslamaları tesadüf değildir; bu harekette timusu çalıştırır. 

Birine sarılmanın iyi gelmesinin hele de sarılırken sırta yapılan patpatatın da timus'u çalıştırma görevi vardır. 

Aslında gördüğünüz üzere; vücudunuz ne yapması gerektiğini iyi biliyor; dünyaya şifamızla birlikte geliyoruz. 












5.05.2011

Evimiz Meşhur Oluyor :)

Bugün evimizde dergi çekimi vardı hoş biz evde değildik o da ayrı. Haziran ayından Evim dergisinde bizim evimiz de yer alacak.

Evimizin beğenilmiş olması ve okuyuculara örnek olarak sunuluyor olacak olması çok hoşuma gitti. Çünkü Güray ve ben evimiz için çok fazla emek harcadık. Düğünümüzden, balayımızdan ve evliliğe dair bir çok detaydan daha çok evimiz için çalıştık. 4 duvar bırakılmış evi aile dostumuz mimarimizle birlikte baştan yarattık. Bu konuda kocamın hakkını hiç yiyemem aslında işin başında iş bölümü yapmıştık o ev işleriyle ben düğünle ilgilenecektim. Ama sonra her ikimizde her iki konuyla da ilgilenir hale geldik. Güray ev konusunda 4/4'lükti. Bir ara yeniden üniversiteye girip iç mimarlık mı okusam diye bile düşündü :)

Araştırdık, gezdik, pazarlık ettik ve en önemlisi elimizi, yüreğimizi bu işe bulaştırdık. Zorlu bir süreçti zaman zaman çıldırtan bir süreçti. 100 metrekarelik evimize yalı dairesi kadar özendik ve önem verdik. Ve çıkan sonuçtan bizim kadar işin ehlilerin de memnun kalması elbette bizi gururlandırdı.

İkimizde en huzurlu yerin evimiz olduğunu düşünüyoruz. Günün en güzel saatleri evde olduğumuz zamanlar. Şimdilerde evimizin tek eksiği ağlamasının, kahkasının, kıçın kıçın emeklemesinin, paytak yürüyüşünün ve süt kokusunun her daim olacağı minnak. O da geldimiydi aramıza bizim evimiz olacak bir cennet!

Tavsiyeleri sevmem ama evlenecek olanlara benden naçizane bir tavsiye düğünmüş oymuş buymuş bunları koyun bir kenara en büyük enerjinizi evinize harcayın düğün 1 gün sürüyor ve en güzel düğün bile stresli ve inanın kötü düğünler bile bir yerinden iyi hatırlanıyor ve unutuluyor. Ama evinize hergün gidiyorsunuz ve sizi yanısıtıyor. Bir evliliğin en güzel yanlarından biri ortak kurulmuş bir ev.

Ehh bu yazının sonunda şu cümleyi kurmasaydım olmazdı: Evim Evim Güzel Evim :)

16.11.2010

Alaçatı...


Ah be Alaçatı ben nasıl haksızlık etmişim sana. Meğer sen ne de güzel bir yermişsin.
Huzurun,sakinliğin ve romantizimin adresiymişsin de ben bilememişim.

Ama o yazın oluşan kalabalığı o insan fazlalığını hak etmiyorsun sen. Sen tıpkı bu sonbahar olduğu gibi dinginliği hakediyorsun. İnsanların biribine selam verebildiği çarpmadan dolaştığı sokakları hakediyorsun.

Yazıdan anlaşılacağı üzere, bayram tatilimizin ilk durağı Alaçatı ile. Ben de sevgilimde Alaçatı!ya hiç düşükn olmadık hatta çok da sevdiğimiz söylenemezdi. Ben hep yazın uğramıştım ve pek de birşey anlamamıştım. Oysa sonbaharda Alaçatı'ya tam anlamıyla bayıldık.

Sevgili sevgilimle çok romantik bir 2 gün geçirdik ve bir bilsen Alaçatı bize nasıl güzel bir süprizin ev sahipliğini yaptığını....

Tüten ben
Bulutların üstünde bir gökkuşağı

Kısa kısa Alaçatı rehberi

Köşe Kahve'de meyve çayı içilmeli
İmren Pastanesinde sakızlı muhallebi yenilmeli
Kırmızı Ardıç Kuşu'nda Sakızlı Türk Kahvesi içilmeli
Dalyan'a Osman'ın yerine gidilip balık yenmeli
Ve...
Mutlaka Beyaz Han'da kalınmalı

10.11.2010

Evim Benim Mabedim


Dün oldukça sıkıcı bir gündü benim için. Sanki biliyormuşum gibi işle ilgili bir yazı yazmıştım belki de kendim çağırdım çok bariz birşey olmamasına rağmen dün işteki entrikalardan vb bahsetmiştim ki gerçekten canımı sıkan şeyler yaşandı.

Canımın sıkkın olmadığını günlerde de üzerimde yorgunluk oluyor iş yoğunluğundan erken kalkmaktan ve benzeri nedenlerden. Ama her ne olur ise olsun eve girdiğim anda içimi huzur kaplıyor. Hele ki mutfağa girip yemek yapmaya başladığım anda gün boyu tükenen enerjim kendiliğinden yerine geliyor. Ve o enerji sayesinde günün tüm yorgunluğuna rağmen ev işlerini bir şekilde hallediyorum.
Tabii bir de kapının çalması ve kim o dedikten sonra gelen ses: "Your husband honey" :) Ve kapıda sanki uzun zamandır görüşmüyormuşuz gibi sarılmamız birbirimize şımarmamız. Sofraya oturup karşlılıklı yemek yerken tüm günün dışarda kalması...

İşte tüm bunlar benim için evimi mabed yapıyor.

Dün de kafam bozuk biraz kırgın biraz sorgular vaziyette gittim eve. Her zamanki gibi girdim mutfağa başladım yemek yapmaya başladı mı içime huzur dolmaya. Kocamın en sevdiği yemeklerden birini yaptım. O yine çok beğendim mükemmel dedi ben de sevindim. Kesmedi tabii beni biraz hamur yoğurmalıydım o hamuru tezgaha yayıp açarken oklava ile şöyle her canımı sıkan şeyin üstünden geçer gibi olmalıydım.
Üşenmedim hem kek hem galeta yaptım. Herkese de dağıttım. Herkes ama özellikle de sevgilim beğenince "Oh be" dedim işte bu. Hayat böyle ufak gibi görülen çok değerli şeylerden ibaret.
Günden geriye yorgun ama huzurlu bir ben kalmıştı. Canımı sıkan şeyler hamurla beraber yoğrulup gitmişti.

Bir de sevgilimle gülme krize girdik ki gülmenin en iyi ilaç olduğuna bir kez daha şahit oldum. Kocam bana sarıldı ve seni bu kadar sevmemin bir nedeni olmalı nedeni olmalı diye sayıklamaya başladı ee ben de gülme krizine girdim ee o da girdi. Tam o anda gülmenin tadı damağımızdayken yatağa gidelim dedim yok canımmm uyumaya elbette :) Hoş kocam tam uyumadan önce biri birini bıçaklamışmış tam şöyle boğazından falan diye anlatmaya başladı ki lütfen sus dedim kendisine lütfen sus anlatma böyle şeyler rüyama girer sonra. O da sıklıkla söylediği; "Ya sen nasıl birşeysin böyle çok tatlı birşeysin ya" dedi. İşte beni sevme sebebin kocacığım çünkü ben çok tatlı birşeyim :)

Tüten ben
Evinde olmak isteyen