aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.10.2014

Hafta Sonu İçin Kitap & Film Önerisi

Daha önce sevgili arkadaşlarım Öznur (@laedri) ve Gamze (@gamzecihan81) ile birlikte her ay bir kitap ve film önerisi yazacaktım; böyle aylık yazıları yazmak konusunda pek başarılı değilim. Kızlar saolsun paylaşıyorlar ama ben o fırsatı yaratıp yazamıyorum. 

Neyse bakalım; haftasonu için hem film hem kitap önerisi gelsin. Bence film & kitap ikilisi kışın geçirilecek haftasonlarına çok yakışıyor. 

Şimdi gelelim Öznur'cuğumun önerdiği filme Aynı Yıldızın Altında; Öznur'un önerdği bir filmi izlerseniz pişman olmazsınız, mutlaka keyif verir. 





Oznur sanırım havaların gidişiyle uyumlu depresif bir film bu öyle değil mi? 

Evet tam olarak öyle de denilebilir.Yanınıza kağıt mendil  almanızı öneririm ;)

Çok mu ağlarız çok mu bunalırız, ama bir yandan da şöyle doyasıyla ağlayıp rahatlar mıyız? 

Yok yok,daha çok ağlamaya sebep olanı izledim diyebilirim.Bu daha çok boğazınızda bir düğümle,içinizde buruklukla.gözünüzde yaşla izlerken bir yandan yüzünüzü  de  güldüren bir film.Mutluluk,hüzün el ele..

Doğru söyle filmi izlerken kanser olmaktan korktun mu yoksa olursam da böyle atlatırım dedin mi? 

Korkmaz olur muyum,çokça da empati yaptım.Ama son zamanlarda aldığım haberlerden olsa gerek kanser olmaktan daha zorunun,kanser hastası bir çocuğun annesi olmak olduğu da döndü dolaştı zihnimde.

Filmden sana kalan bir cümleyi paylaşır mısın? 

Filmde altı çizilmelik o kadar çok cümle vardı ki ama beni en çok sarsan,filmi durdurup ağlamama sebep olan hiçbir edebi ve felsefik anlamı olmayan gayet yalın bir cümleydi. Annenin kızının çektiği acı karşısında elinden hiçbir şeyin gelmediği bir an çaresizlikle ağlarken ‘’Artık anne olmayacağım’’ demesiydi..Bu cümledeki acı o kadar ağır ki..

Bir de güzel bir cümle konduralım ; ‘'' Bana sayılı günler içinde sonsuzluk verdin''

Filmin tanıtımını sen yazsaydın ne yazardın; kendini NY times'a yazıyormuşcasına havaya sok lütfen :)

İtiraf ediyorum afişi gördüğümde klasik bir ergen filmi galiba diye geçirmiştim içimden.Konusunu okuduğumda da ise e zaten daha önceden çekilmişleri var (now is good,my sister keeper) ve izledim,daha farklı ne verebilirler ki demiştim ama izledikten sonra pişman olmadığımı söylemeliyim.

İki kanser hastası bu gencin ölümün nefesi enselerindeyken,yaşakları aşkı,hayallerini gerçekleştirmek için verdikleri mücadeleyi,yaşarken fark edemediğimiz küçük mutluluklaırn belki de hayatımızın en büyük mutluluğu olabileceğini ve daha da fazlasını öğrenmek için izlemenizi tavsiye ederim.


Öznur'a bu nefis anlatımı için teşekkür edip sözü kitap önerisi için Gamze'ye bırakıyorum. 


Bu kitabı okumam için bana 3 şey söyle? 

Korkmak" korkulacak bırsey degıl aslında gelısımsel ve olması gereken bir sey,

Yaslarına gore korkuları bılırsek normal mı yoksa anormal bır durummu daha kolay anlayabılırız

Korkunun turu ne olursa olsun ustunde calısılırken ebeveyn çocuk arasındaki bag hepsinde en esas olan ve temek oluşturan sey. korkularla uğraşırken bağınız da guclenır.



Bu kitabı okumak korkuyu sevdirir mi gerçekten? 

Bu kıtabı okuyunca korkuyu daha ıyı tanıyabılırıız, çocukların hangı yaslarda hangı korkuları normaldır bunu anlarsak bızımde korkudan korkmamıza gerek kalmıyor aslında. onemlı olan bu korku ortaya çıkınca ona nasıl yaklaşmamız gerektıgını bılmek.

Okuduktan sonra çocuğumun korkusuyla veya kendi korkularımla başa çıkabilir miyim? 

Evet coguyla basa cıkabılırsın. kıtapta gerçek vakalardan ornekler ve onerılen cozumler var. mesela bazı korkuları ne yazıktır kı bız gecırıyoruz çocuklarımıza. kopekten hıc korkmayan bır cocugun ebeveynının kopegın yanında verdıgı tepkıye gore korkmaya başlaması gıbı.


Bu kitabın arkasına senden görüş istenseydi ne yazardın? 

Cocugunuz korkuyor olabılır. Ancak bu korkudan "sız" korkmadan once bunun normal olup olmadığını ve buna karsı nasıl tavır almanız hangı sekılde davranmak gerektıgını bılmek ıstemezmısınız. Cocugunuzun korkularıyla başa çıkmanın yollarını öğrenmek için her ebeveyn okumalı dıye düşünüyorum. 


Şimdiden keyifli seyirler ve okumalar; fikirlerinizi izledikten ve okuduktan sonra paylaşırsanız bence çok güzel olur ;)

12.06.2012

Ben Ona Resmen Aşığım


Ben ona resmen aşığım. Görünce kalbim hızla çarpıyor, bütün gün aklımda o var. Uyurken özlüyorum yanımdayken özlüyorum. Bir türlü doymak bilmiyorum. Oflasam da poflasam da vazgeçilmezim olmuş.

Acaba bu sözleri bu resimdeki hangi adama söylüyorum :) Biri büyük aşk biri en bi büyük aşk :) Aşkın çoğalması hem de böyle çoğalması gibisi var mı ?

İletişim denilen şeyin gücünü yaşıyorum resmen. Açık seçik beyan edebilirim ilk gün o kucağıma geldiği ilk günden çok daha fazla aşığım ona çünkü iletişime geçtik kendisiyle. Şakalaşmaya bile başladık. Birbirimizin dilinden anlar olduk. Bakışlarımızla bile anlaşabiliyoruz. Arkamdan gel gel diye dolanıyor. Beni kandırmak istiyorsa o çapkın gülüşünü yapıyor. Sinirleniyor, kızıyor, öpüyor, sarılıyor. İletişimin en saf en doğal en gerçek hali o. Duyguları ne istediği o kadar açık ve net ki öylesi saf ve yalınki insanı kendine bağlıyor. Hayatın en güzel yanı o. 

Hiç mi zorluğu yok çok var. Hiç mi bunaltmıyor arada çok bunaltıyor. Ama ama tek bir çapkın bakış tek bir sarılış tek bir dokunuş herşeyi bitaraf ediyor. İnsanın diline iyi ki kelimesi yapışıp kalıyor. Hayatımda yaptığım ve yaptığım için ASLA pişmanlık duymayacağım yegane şey evladımdır.

O elindeki kumanda var ya bizi yönetiyor onunla.Bir tuşa basıyor kucakta bir tuşa basıyor memede bir tuşa basıyor sokakta.  Yeri geliyor sesimizi bile kısıyor vallahi. Kapama düğmesine hiç basmıyor ama.

8 aylık oldu büyüyor ve büyülüyor. Umarım o da büyüleniyordur bizden yana. Babasına hayran bensiz yapamıyor.  Bizim yerimiz çok farklı bunu belli ediyor. Özgür olmak için kanat çırpıyor resmen ama bir yandan da bağlı. Dilerim bu hep böyle olur. Kanatları hep özgürlüğü için çarpar ama köklerini de hiç unutmaz. Öyle yetiştirmek isterim ki onu hem olabildiğince özgür ve bağımsız olsun hem de köklerini daima hatırlasın.

İşte böyle...




19.07.2011

İncir Reçeli


Kapıyı açtım, gülümsedik birbirimize içeri girdi postacı çantası omzuna asılı sana bir süprizim var dedi. Çantasını açtı 2 tane film CD'si en çok izlemek istediklerim. Sarıldık, öpüştük: mutluluk, aşk, sevgi, huzur, evlilik. Şu kısacık karede bu duyguları yakalamak. Hayat böylesi basit ve güzel aslında. "Su arayan buz misali yapmamız gereken tek şey erimek aslında"

Sevgili kocam uzun zamandır izlemek istediğim İncir Reçeli filmini almış dün akşam. Yaz akşamları evde yapılacak en güzel şey camları sonuna kadar açmak rüzgarın esmesini beklemek koltuğa uzanmak ve biraz meyva kemirmek belki çay içmek ve birlikte film seyretmek.

Filmi çok beğendim ama hamileyken seyredilmemesini öneririm zira ben çok ağladım.



Filmden arda kalanlar:





  • Flört çok güzel birşey. (seyrederken sıklıkla güray'la flört dönemimizi hatırladım)


  • Sevgiliyle yenen yemek çok keyifli (bizim için hala keyifli. Rakı, balık muhabettine hamilelikten sonra tez vakitte geri dönülmeli)


  • Cinsellik çok güzel şey mahrum kalmamalı insan ama sevişmenin binbir türü var.


  • Önyargılar çok feci herkes önyargılarından arınmayı kişisel eğitim güncesine eklemeli


  • İncir reçeli güzeldir ;)


  • Ve evet babalar her zaman haklı değildir ;)

Tüten ben


İncir reçeli seven ama çilek reçelini tercih eden :)

27.01.2011

Duygusallığın Başı Tez Kesile


Muhteşem Yüzyılı izlemeyen varsa bile konusunu az çok biliyordur. Ben dizide şunu görüyorum, bir hayat gerçeğini daha doğruluyor tarih!

Duygularını yönetemeyen kadın ki bu Mahidevran oluyor,sonunda mutlaka kaybeden oluyor. Çünkü duyguları artık onu yönetmeye başlıyor insanın duyguların esiri olması çok çok feci bir durum. Ve herkes o kadına acımaya başlıyor kocası, sevgilisi hariç. Kocası ise nefret etme boyutuna geliyor o kadından inanamıyor. Başka kadınlar bu hale aşktandır dese de açıklamalar bulsada ki hiç kimse duyguların esiri olmuş bir insana malesef saygıyla bakmıyor. Herkes üzülüyor ve o insanı son derece aciz görüyor, henüz böylesi bir kadına saygı duyanı görmedim.

Bu durumu kendimden de o kadar iyi bilirim ki. Güray'a deli gibi aşıktım ve ben değil duygularım beni yönetiyordu. İçime resmen bir mahidevran kaçmıştı ve evet ailem olmak üzere kimse bana saygı duymuyordu. Kimse naif yaklaşmadı. kimse kız aşık kimyası değişmiş ondan bundan demedi bana. Herkes üstüme geldi benim. Acıdılarda bunu biliyorum. Peki ya Güray işte Güray benden nefret ediyordu o dönem. Ne aşkımın yüceliği ilgilendiriyordu onu ne de aşktan ne hale geldiğim. Tıpkı Süleman:) gibi o da nasıl bu hale geldiğime anlam veremiyordu ve zerre kadar da acımıyordu bana.

Gelelim Hürrem Sultana. Öyle ya da böyle kadın duygularının esiri değil akıllı çünkü akıllı duygularını yönetmeyi becerebiliyor. Esiri olmamış duygularının işte buna şapka çıkaracaksın arkadaş. Kadın entrikacı falan değil düpedüz akıllı. Süleman'a yavaştan aşık oluyor, kıskançlık yok mu var, delirmek yok mu var ama bu duygulara teslim olmak yok işte. Kadını yöneten kıskançlığı değil aklı aklı.

Gelelim bana, bu dönemden sonra ben içimdeki Mahidevranı öldürdüm ve Hürrem'i uyandırdım. Duygularımın esiri olmayı bıraktım ve onları yönetmeye başladım. Tabii ki bu akşamdan sabaha olmadı bir süre aldı. Söylemiştim öyle değil mi, gürayla 7 sene flört ettiğimizi :) Elbette 7 sene birfiil flört edemedik sayısını bilmediğim kadar ayrılmışızdır 2-3 ay hiç birbirimizi görmediğimiz ve hatta dibe vurduğumuz bir dönem tamamen herşeyi insani ilişkilerimizi bile sonlandırmayı düşünmüşüzdür. Ama bakınız şimdi kendisi pek bir aşık koca :). Ben ne zaman ki duygularımı yönetmeyi becerdim hayatım, hayatımız tadından yenmez bir hal aldı. Bu iş yazıldığı gibi kolay olmadı tabii ama verdiğim çabaya, emeğe herşeyden önce kendi adıma değdi. Evet bizim ilişkimizde ratingleri sallardı dizi olsaydı :)

Diyeceğim o ki, bir insanın kendisine yapabileceği en güzel yatırım duygularını kontrol etmesini öğrenmek. Bu sadece aşk için geçerli değil elbet hayatın geneli için geçerli. Aynı şeyi iş hayatımda da yaşadım ve bugün ki refahıma, başarıma eriştim. İsteyene seve seve bu konuda koçluk verebilirim :)

Ama şunu da belirteyim arada sırada içimdeki Mahidevran'ımı da uyandırabilirim hiç belli olmaz yani :) biliyorsunuz arada ölülerin ruhu terkettikleri vücudu ziyaret edebiliyor ;)

Tüten ben
MahiHürrem.

16.11.2010

Alaçatı...


Ah be Alaçatı ben nasıl haksızlık etmişim sana. Meğer sen ne de güzel bir yermişsin.
Huzurun,sakinliğin ve romantizimin adresiymişsin de ben bilememişim.

Ama o yazın oluşan kalabalığı o insan fazlalığını hak etmiyorsun sen. Sen tıpkı bu sonbahar olduğu gibi dinginliği hakediyorsun. İnsanların biribine selam verebildiği çarpmadan dolaştığı sokakları hakediyorsun.

Yazıdan anlaşılacağı üzere, bayram tatilimizin ilk durağı Alaçatı ile. Ben de sevgilimde Alaçatı!ya hiç düşükn olmadık hatta çok da sevdiğimiz söylenemezdi. Ben hep yazın uğramıştım ve pek de birşey anlamamıştım. Oysa sonbaharda Alaçatı'ya tam anlamıyla bayıldık.

Sevgili sevgilimle çok romantik bir 2 gün geçirdik ve bir bilsen Alaçatı bize nasıl güzel bir süprizin ev sahipliğini yaptığını....

Tüten ben
Bulutların üstünde bir gökkuşağı

Kısa kısa Alaçatı rehberi

Köşe Kahve'de meyve çayı içilmeli
İmren Pastanesinde sakızlı muhallebi yenilmeli
Kırmızı Ardıç Kuşu'nda Sakızlı Türk Kahvesi içilmeli
Dalyan'a Osman'ın yerine gidilip balık yenmeli
Ve...
Mutlaka Beyaz Han'da kalınmalı