tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.07.2014

Festival Gibisin Cannes


Nerede kalmıştık :) Marsilya'da ufak bir şehir turu yaptıktan sonra 4 gün boyunca kalacağımız ve civar yerleri de gezeceğiz Cannes'daki evimize doğru yola çıktık; yol yaklaşık 2 saat sürüyor. Yurtdışı seyahatlerimizde tercihimiz daima evde kalmak özellikle çocukla çok daha kolay ve otele göre, hele 1-2 aile birlikte kalacaksanız çok daha ekonomik ve konforlu. Biz genellikle airbnb aracılığı ile ev tutuyoruz ama ev kiralanabilecek bir çok site var. 

Yola çıktığımızda her 50 km bir para ödeyince biz nereye düştük demedik değil; araba kiralamak her zaman gezmek açısından çok daha uygun ve konforlu. Elbette gençseniz ve çocuksuz seyahat edecekseniz üstelik limitli değil esnek günlere sahipseniz otobüs, tren ve benzerlerini seçebilirsiniz; lakin bunların da Avrupa'da çok ucuz olduğunu söyleyemeyiz. Araba kirası ve benzin oldukça uygundu ama bizim gibi duble yolları :) olmadığı halde toplamda ciddi otoban yolu için para ödediğimizi söyleyebilirim. Her 50 km'de bir 3,5 Euro ödeyince toplamı 100 Euro'ları bulabiliyor. Otoparkında pahalı olduğunu ama otoparkın pahalılığı bir yana otopark bulabilmenin büyük şans olduğunu da belirteyim. 



Ve yolun sonunda hem lokasyonuyla hem de muhteşem konforuyla evimize vardık; çocuklar eve girdiğimiz anda kendini havuza attı, fotoda gözükmeyen büyük bir bahçesi de mevcut; dolayısıyla evde oldukça rahat ettik bu lüksteki bir otele sanırım servet bırakırdık Cannes ve civarında oysa biz 3 aile oldukça ekonomik bir fiyat ödedik. 

Evde vakit geçirip çocukların gönüllerini yaptıktan sonra keşfe çıktık; Cannes gerçekten festival gibi bir şehir, küçük, ihtişamlı ve zengin.  Cannes sahillerinin ünü kadar güzel olmadığını söyleyebilirim; elbette bu benim görüşüm ama ben ne sahili ne denizi beğenmedim. Hatta özetle şunu söyleyebilirim; eğer Cote D'azur turunu deniz tatili olarak düşünüyorsanız bence düşünmeyin. 


İşte Cannes plajlarında bir Türk! Türkiye'nin deniz&kum&güneş anlamında tam bir cennet olduğunu söyleyebilirim; hani Cannes plajarıyla Slivri plajlarını yanyana koysam ve bir oyun oynasam Slivri plajına Cannes yazsam eminim herkes bayılır sonra gerçei söylesem hıh der.  

Avrupalı insanın plajdan anladığı şu; git sahile ki sahil de araba yolunun yanı, at havlunu gir denize. İsteyen çemsiyesini plaj sandalyesini yanında taşır. Sade yaşıyorlar her anlamda bu güzel hatta çok güzel. Ama benim deniz ve sahilden beklentim çok daha fazlası; daha fazlası derken aklınıza köpük banyoları yapılan, Serdar ortaç çalan ellerinde şaraplarla yüzlerinde makyajlarla durulan Çeşme, Bodrum plajları da gelmesin lütfen :) 

İlk günün akşamı yine Cannes merkezine yürüyüşe gittik; bu sefer kırmızı hala pozumuzu da verdik; Dünya kupasından sebeb Cezayirin tur atlamasıyla Cannes sokakları Cezayir'lilerle doldu sürekli korno sesleri ve Cezayir'lilerin söylediği şarkılar. türkiye'de herhangi bir takımın maç kazandığında hali neyse oydu tek farkla; silah sesi duymadık ama medeniyetten eser olduğunu da söylemem. Polis siren sesiyle geçti gitti o kadar. 

Gecesiyle de gündüzüyle de Cannes festival gibi renkli ve gezilesi. Hele marka düşkünlüğünüz var ise her markanın dükkanını ve dükkanlarının o şahane dekorasyonlarına bayılacaksınız. Bir cafeye oturup şık insanların ve manzaranın da tadını çıkarabilirsiniz. 




21.10.2013

Çocukla Avrupa Sehayati


7 gün 5 şehir; henüz çok taze 2 yaş çocuğuyla nasıl başladı, nasıl gelişti ve nasıl bitti. 5 şehiri anlatmaya geçmeden önce genel olarak çocukla seyahat ile ilgili yazmak istedim. Sıkı durun açıklıyorum; hiç de korktuğum gibi geçmedi, öylesi güzel geçti ki, iyi ki bu tatili yapmışız dedik. 


Biz bunu dedik; ama siz yerimizde olsanız belki de "aman allahım bu nasıl bir kabus" derdiniz, onu da belirtmek isterim. Tatil anlayışı, ebeveynlik tarzı, beklentiler, bunların hepsi kuracağınız cümlenin temelini oluşturuyor. 



Tatil anlayışımızın ne olduğuna geçmeden önce; biz bu tatile sıfır beklenti ile çıktık. Başımıza ne geleceğini bilemiyorduk; o yüzden de şöyle söylüyorduk birbirimize; alt tarafı gittiğimiz şehirleri gezemeyeceğiz, olsun şehirler orada duruyor; sağlık & sihhat olduğu sürece tekrar gideriz. Her ne olursa olsun ailece bir arada olacağız, bu da bize yeter. Bunu söylemekten öte, bu düşünceyi içselleştirmek işimize çok mu çok yaradı. 



Tatil anlayışımıza gelince; ben gittiğim şehiri yaşamak isterim, turist gibi değil oranın bir parçası olarak. Yani mutlaka; bilinmedik turistik olmayan bir bölgesinde gezmek isterim, mutlaka pazarını görmek isterim, mutlaka mahalle arasında bir yerde yemek yemek isterim, mutlaka şehirin tüm müzelerini gezmek isterim.  Bir de o şehrin hem yazını hem kışını yaşamak isterim ve elbette hem gündüzünü hem de gecesini yaşamak.  Bunları yapamadıysam o şehri yaşamış ve görmüş hissetmem kendimi. Güray'ın da bundan pek farklı bir tatil anlayışı yok. 



Peki hangilerini yaptınız derseniz; müze gezemedik, pazar'a sadece Amsterdam'da gidebildik. Görülmesi gereken her yeri de göremedik. Buna rağmen mutsuz olduğumuzu söyleyemem. Güzel bir gezi rehberi oluşturmuştum; hepsi hala duruyor, bir şehrin 2 önemli mevsimini de yaşamak istediğimiz için göremediklerimizi, yapamadıklarımızı bir başka mevsime bırakmaya karar verdik. Müze her zaman gezilebilir öyle değil mi? Ama her şehirin bir devinimi var; bir sonraki gidişinde aynı devinimi yaşayamazsın zaten, sen değişmiş olursun, şehrin devinimi değişmiş olur; dolayısıyla gezdiğimiz tüm şehirlerin dinamiğini yakaladığımızı söyleyebilirim. 



Tatile Hazırlık


Çocukla 7 günlük bir seyahate çıkarken, hem de kara kış yaşanan yerlere giderken, nasıl hazırlandık. Hemen şunu söyliyeyim pek tabii ki bileceğiniz ve onaylayacağınız üzere; kış bavulu yapmak ile yaz bavulu yapmak arasında ciddi bir fark var. Bir de yetişkin bavulu ile çocuk bavulu arasında :)


Kocamın tatile gitmek için tek bir şartı vardı; az ve öz eşya götürmek ve hatta tek bavula sığmak. Yapma etme bak kışın gidiyoruz, bir sweatshirt'un kapladığı yer 10 tshirt'e bedel dedim ama dinletemedim; ben anlamam yoksa gitmeyiz dedi :) ki oldukça haklıymış. Mevcut az ve öz eşyamızla bile, havaalanında ciddi sıkıntı yaşadık. Çocuğumu idare edeceksin, eşya mı taşıyacaksın. İkisini bir arada yapmak çocuk yapmak kadar çılgınca bunu söyleyebilirim. 



Daha önce yazmış olduğum bavul yazısına çok güzel öneriler gelmişti; ben de boş durmadım bir çok youtube videosu izledim ve sonunda 3 kişiyi bir bavula sığdırmayı başardım, nasıl mı? 





Evde her boy bavul olduğu halde, o bavullara sığabileceğimize inanmadım ve yeni bir bavul arayışına girdik. Tercihimiz yukarıda gördüğünüz Eastpak bavul oldu; kendisi 30 yıl garantili ki çocuk varken garantisi uzun bir bavul almak önemli :) Göründüğünden çok daha büyük ve hacimli aslında.  Ah bir de Aren'in kendine özel bavulu vardı; seyahate çıkacaklara kesinlikle tavsiye ederim, çocuğunuza da küçük, onun sevebileceği ve taşıyabileceği gibi bir bavul alın. Aren bavulunu taşımak konusunda oldukça başarılıydı, hızlı hareket etmek isteyip bavulunu biz taşımak istediğimizde şiddetle karşı çıktı :)



İşte bu da Arenin bavulu; Arenin bavulunun içersinde uçakta ve gittiğimiz yerlerde oyalanacağı oyuncaklar vardı. Bunlar neydi derseniz; az ve öz şeylerdi. Arenin oynamaktan büyük keyif aldığı hamurlar ve tek bir tane bir sürü şekli çıkartabilen hamur makinası, balonlar bir de kesinlikle tavsiye edeceğim, imaginarumdan aldığım ve şimdilerde başka oyuncakçılarda da gördüğüm bir çubuk yardımıyla çocuğun kendi kendine yapabildiği balon seti. Biz bu setle inanılmaz eğleniyoruz;yukarıda çantanın içindeklerde görebilirsiniz. 


Aile bavulumuza gelince; en çok Aren için eşya aldım. Hepsini bavulun en dibine rulo yaparak yerleştirdim; hepimiz için sadece yedek 1 ayakkabı aldım, bu ayakkabıların içine çoraplarımızı yerleştirdim. Bir de bunu hiçbir videoda görmedim, belki de çok bilindiktir, ama ben kendim akıl edince çok hoşuma gitti; tüm sweatshirtlerin şapka kısmını tshirtlerle doldurdum, rulo yaparak, Areninkiler neredeyse 4 hatta bazen 5 tshirtü aldı. Gürayınkilere de 3 tane sığdırabiliyordum. Bu  bana ciddi extra yer sağladı.  Bize 2 günde 1 giyilebilecek gibi eşya aldım. 



Tüm ıvır zıvırları Gratisten aldığım çok bölmeli çantanın içine sığdırdım; herkese de edinmesini tavsiye ederim, oldukça kullanışlı. Tüm gerekli ilaç, temizlik vb. malzemeleri içine aldı. Aynı zamanda Aren'in özel şampuanı ve benzerlerini yine Gratisten aldığım plastik seyahat tüplerine koydum, hatta bir tanesinin içine saçlarım için kullandığım spreyden bile koydum; fısfıslıları da mevcut. 



Uçak Yolculuğu

Ailece en uzun uçuşumuzu yapacaktık ve ben bu konuda oldukça endişeliydim. Yerinde duramayan, otırmayı sevmeyen Aren'i nasıl 3,5 saat oyalayacaktık. Öncelikle; uçuşu tahmin edebileceğiniz üzere uyku saatine göre belirledik; lakin Aren uçakta uykudan ölse de uymuyor, şükür ciddi arıza da çıkarmıyor. diğer çocukların hepsi kalkıştan 5 dk sonra uyumuştu :)  Uçuşunuz için olmazsa olmaz kural, check-in yapmış olmanız bu ciddi zaman kazandıracak, bir de havaalanına gidişinizi check-ininiz dahi olsa erken yapın; havaalanında koşmaca, kaçma ve benzleri gibi aktivitelere siz de maruz kalabilirsiniz :) Şansınız varsa ve istiyorsanız duty free ziyareti yaparsınız, benim öyle bir şansım olmadı :) Lounge'larda kullanabileceğiniz kredi kartınız var ise mutlaka değerlendirin, bizim için çok iyi oldu. 


Şu bavulu sardırma işini ilk kez denedik; bavulumuzun üzerine paltolarımızı da sardırdık ve gerçekten çok rahat ettik; böylece elimizdeki malzeme sayısı azaldı. Aren sağolsun Köpeği ve Pepesi olmadan adım atmıyor, sanki 3 çocuğumuz var; her yerde bizimleler. Bu noktada, çocuğunuzun sevdiği bir oyuncağı vb mutlaka yanınızda bulundurmanızı öneririm, sakın bavula koymayın :)



Çocuğunuzun karnının tok olduğundan mutlaka emin olun; Aren sakız çiğnemeyi çok seviyor, uçakta kulakları için oldukça iyi oldu. Sevdiği tüm gıdaları da yanınızda bulundurun. Iphone & Ipad gerçekten hayat kurtarıyor; sonunda Aren'in de sevdiği bir çizgi film var; Canım Kardeşim; seyahatten önce tüm bölümlerini telefona indirdik ve uçakta bu çizgi filmlerle ciddi vakit geçirdik. 



Bir de şu öneriyi paylaşmak istiyorum; Aren seyahate çıkarken 2 yaşın altındaydı, seyahatten dönerken ise 2 yaşındaydı; dolayısıyla seyahate çıkarken infant sayılıyordu ama dönerken değil. Bileti gidiş-dönüş kestirmek istediğimizden şirkette çalıştığım acentanın da önerisiyle bileti kestirirken Arenin doğumgününü ileri bir tarih olarak belirledik; sorun çıkarsa havaalanında bilet farkını alacaklarını söylediler; pardon yanlış yazmışız dersiniz dediler, sorun çıktı mı, çıkmadı :) Bu sadece bir öneri, size kötü polis rastlarsa orasını bilemeyeceğim :)


 Hazırlıklı Olunması Gerekenler


Öncelikle tüm seyahat planınızı gitmeden önce yapmanız gerekiyor; öyle spontan takılayım dememelisiniz eğer çocukla seyahat ediyorsanız. Spontan takılan sadece çocuğunuz oluyor çünkü :) Eğer siz de onun gibi takılmak isterseniz işte o zaman ciddi bir kaos ortamının içine düşersiniz. 



Yapmak istediğiniz herşeyi yapamayacağınız olasılığını mutlaka aklınızda bulundurun ve bir öncelik sırası çıkarın; şunu yapmadan dönmek istemem gibi. 



Gideceğiniz şehire ayıracağınız gün sayısını iyi düşünün; mesela biz Güray'la başbaşa gitseydik 3 günde Brüksel'in altını üstüne getirirdik ama Aren ile yarısını bile gezemedik diyebilirim. Günlük gezi planınızı çıkarırken gideceğiniz yerler için extra zaman koyun. Örneğin sabahtan şuralara gideceğiz, öğlen burada oluruz, şurada yemek yeriz gibi planlar yaparken o sabahki gezilecek yerleri bir bakmışsınız akşam olmuş ancak 2 tanesini gezebilmişiniz. Çocuk işte; heyecanlı, meraklı, keşfetmek için yaratılmış. Bir cadde üzerinde bir su birikintisiyle 30 dk oynayabildi Aren veya bir adet kurumuş yaprağı 15 dk inceleyebildi veya bir binanın önünde 45 dk durmak isteyebildi :)



Eğer çocuğunuzun beslenmesi konusunda çok hassas ve titizseniz bence yurtdışı seyahati yapmayın; istediğiniz gibi sağlıklı yiyecekler bulmak neredeyse imkansız. Aren 7 gün boyunca; pizza, envai çeşit makarna, noodle ve edamame ile beslendi. Tabii ki rutin süt içme seanslarımız vardı; ayrıca bizim gittiğimiz yerler çikolata cenneti olduğu için de bol bol yedi ve hatta bağımlısı oldu diyebilirim. Bunlar sizin için dert ve sorun olacaksa gerçekten gitmeyin. Kaldı ki çocukların beslenme alışkanlıkları seyahatte alt üst olabiliyor; hiçbir şey de yemeyebilir sadece hayatta kalacak kadar atıştırabilir, bu da sizi kahredip lanet olsun tatile diyecekseniz yine kesinlikle gitmeyin derim. 



O hareketli çocuğunuz çabuk yorulabilir ve yürümek istemeyebilir; biz puset götürmedik; birincisi Aren'in 24 aydır toplasan 24 kere puset kullanmamış olması, ikincisi ciddi ağırlık yapması, üçüncisi Aren'in puseti itmeye meraklı oluşu. Bunun yerine Hülya'dan aldığım Boba'yı götürdüm; Arenin bebekliğinde Ergo kullanmıştık ve çok memnun kalmıştık, lakin Aren 11 aylıkken yürümeye başladığında bir daha binmek istedi, 14-15. ay gibi tekrardan denemek istediğimizde Ergo'nun bir parçası kopmuştu biz de veda etmiştik. 



Tatil için mutlaka  ama mutlaka puset, sling ve benzeri götürmeniz gerekiyor, çocuğunuz hangisinde rahat edecek siz karar verin. Aren boba'yı kabul etti ve Boba bizim hayatımızı kurtardı; ergoya göre artısı daha çok bunu söyleyebilirim. Öğlen uykularını bobada yaptı Aren ve biz de bu vesileyle hem flörtöz takılabildik hem de gezebildik. 


Uyku ve tuvalet; hala bez kullanıyorsa bir nebze daha rahatsız demektir; bezsiz bebek ise, tuvalet düzeninin değişebileceğine karşı hazırlıklı olunmalı, biz sorun yaşamadık çok şükür ama yaşanabilirdi de. Uyku konusunda da bir sorun yaşamadık ama sık yaşanan sorunların içinde olduğunu biliyorum. 


Bunların hepsi bir yana, hiç tatmadınız bir maceraya iyisiyle kötüsüyle hazırlıklı olun ;)



Ve son olarak; gerek sık sık şehir değiştirmeye gösterdiği uyum ile, yürüme performansı, bobada durma performansı ve bize ayak uydurma performansıyla üstün bir başarı göstermiş oğlum'a huzurlarınızda teşekkür ederim onu yer bitiririm; sizlerden de kocaman bir alkış beklerim. Biz bunu başardıysak emin olun bir çoğunuz başarabilir. Aren bu performansı gösterdiyse hemen hemen tüm çocukların göstereceğine inanıyorum. Ama başında da dediğim gibi aslında her şey kafada bitiyor; çocukla yurtdışına gitmeden önce fabrika ayarlarınızda ufak bir değişiklik yapmanız, tatil anlayışınızı gözden geçirmeniz ve herşeye hazırlıklı olmanız gerekiyor; elbette bunlara sadece dilde değil içinizde de hazır olmanız en önemlisi. 




Her ne olursa olsun ailece geçen bu zamanın bir yerinde keyif alacaksınız, bunu da hatırlatırım! 




5 farklı şehirde neler yaptık neler yaşadık merak ediyorsanız takipte kalınız ;)


11.10.2013

Tatilin En Heyecanlı Yanı




Bavulumuz hazır ama dahası biz de hazırız! İnanır mısınız 3'ümüzü bir bavula sığdırdım evet bunu başardım; tamam zor kapandı ama kapandı :) Fotğrafını akşam'a Instagram'a koyacağım, inanmazsan bakarsın :)

Bu tatilin en heyecanlı kısmı Aren'in doğumgününe denk gelmesi ve 15 Ekim günü Bruksel'den Amsterdam'a geçecek olmamız. 2. yaşını Amsterdam'da kutluyor olacak; herkese nasip olmaz 2 yaşına Amsterdam'da girmek :)))) Bu iyi mi kötü mü onu da bilemiyorum, bakalım zaman gösterecek :)

İstanbul'da değiliz diye, çekirdek aileyiz diye kutlamayacak değiliz herhalde değil mi :) Süsümü püsümü hazırladım götürüyorum :)  Yolu Amsterdam'a düşen olur ise bekleriz partimize. 

Bu vesileyle hepinize iyi bayramlar, keyifli tatiller diliyorum. Bayramı nerede ve nasıl kutluyor olursak olalım, hayattaki en önemli şeyin sağlıklı, huzurlu, mutlu, acıların birlikte paylaşıldığı, birlikte aşıldığı veya katlanıldığı aile birliği olduğunu unutmayalım. Büyüklerimin ellerinden küçüklerimin yanaklarından öperim bebekleri ise misss gibi kokladım ;)

14.08.2013

Önümüzdeki Tatillere Bakalım



Daha şu yaz tatilide ne yapacağımıza karar vermeden Kurban Bayramı programımızı ve hatta 2014 yaz tatili planımızı yapmıştık. İnanmıyorsun değil mi sevgili okur vallahi ben de inanamıyorum :) Hayır ne cesaret değil mi? Daha yaz tatile gitmemişiz, uçak yolcuğu nasıl geçecek hiçbir fikrimiz yok, 2 yaş krizleri en uç noktada yaşayan bir çocuğumuz var ve biz Avrupa sehayati planlıyoruz; dahası planlamakla kalmayıp, uçak biletlerimizi alıp, otel paralarımızı ödüyoruz. 

Hayatım boyunca hiç bu kadar uzun vadeli tatil planı yapmadım; tatillerimi ve tatillerimizi en fazla 1 ay öncesinden planladık. Hangi cesaretle ve aymazlıkla bu işe giriştiğimizi hiç bilemiyorum. 

Kurban bayramını planlarken pek heyecanlı ve pek motiveydik. Nereye mi gidiyoruz?  Belçika-Amsterdam'a. Üsteki Belçikadan Brugge ve Ghent'e geçeceğiz, 1 gece Brugge kalacağız, kaç gün mü tam 9 gün. Uçak kaç saat mi sürüyor tam 3 saat fazlası var eksiği yok! Yazın bile soğuk sayılabilecek bu ülkeleri seçerken aklımız neredeysdi karı-koca inanın bilmiyorum. Son 10 yılın ortalamasına baktımda, hem Brüksel hem Amsterdam Ekim ayında en en en yüksek 17 dereceki eminim 10 yıl içersinde 1-2 kez bu dereceyi görmüşlerdir. Genel olarak 8-9 derece. Güyünmekten nefret eden, pusette oturmayan, artık slingte durmayan bir çocukla nasıl böyle bir işe giriştik hiç mi hiç bilemiyorum. 



2014 yaz planımıza gelince; maaile tam 12 kişi ve 12 gün boyunca Fransız Riveriası ve Kuzey İtalya seyatahi yapacağız. (Marsilya, Touloni Cannes,Nice,Monoco,San Remo, Genova, Portofino, Cinqueterre) tüm bu şehirlerde 1 veya 2 gece kalacağız. Tur rehberimiz daha önce bir kaç kez hepsine gitmiş ve iyi bilen babam. Babam da öyledir ki çocuk moçuk takmaz bol yürüyüşlü, bol gezmeli bir plan hazırlar. Ayrıca sadece Aren yok 2 çocuk daha var. Tatile mi gidiyoruz yoksa belamızı mı arıyoruz gerçekten bilemiyorum. Bu kararı nasıl aldık, aklımız neredeydi onu da bilemiyorum. 

Bir ara şöyle demiştik birbirimize; yahu bizim Avrupalı ailelerden ne farkımız var, bak hepsine çocuklarını alıp dünyayı dolaşıyorlar. Çok farkımız var halbuki :) 2 yaş çocuğu ile bu işlere girişmek delilik, ve bakalım biz bu deli işinin üstesinden nasıl geleceğiz. 


Bodrum'dan dönerken Güray'a bizim Belçika uçak  biletleri iade edibilen bilet miydi diye sordum :) O da cevaben Aren'inkini iade edebiliriz sadece dedi :) Otelleri ödemiştik di mi dedim, evet dedi :) Hımm ne kadar zarara gireriz mesela birşey olsa dedim, mesela birşey olsa derken dedi :) Zararımız çok olur ama Aren'i bırakabiliriz dedi :) Hımm tamam o zaman dua etmeye başlayım dedim. 

Yaz tatilimizi ve Aren'in 2 yaş krizlerine şahit olan ailelerimiz 2014 yaz tatili için ödeme yaptıkları halde aslında çok uzun vade ee biz yaşlıyız falan demeye başladılar :) Cesaret edemiyorlar tabii, onlar da bir deli işine adım attıklarını farkettiler. 


3 saat uçak yolculuğu Bodrum dönüşü yaşadıklarımızdan sonra beni çok korkutuyor; vallahi yanıma çikolata, şeker, ipad hepsini alacağım. Hoş hiçbiri Aren'i oyalacak cinsten değil, napacağımı hiç bilmiyorum. Tüm blogları ve tüm çocuklarla seyahat etmenin püf noktaları sitelerini okuyorum, notlar alıyorum; lakin yine de kalbimin atış hızını normale düşüremiyorum. Bakınız böyle bir blog yazan bile var: http://flyingwithchildren.blogspot.com/.Uçak için diğer planlarım şöyle; Aren'i hosteslere teslim etmek ve alın eti sizin kemiği benim demek :) Tuvalete kapanıp sifon ve suyla oynamak :) 

Pusetini götüreceğiz, slingi yanıma alacağım ama hepsinin hamallık olacağını biliyorum. 

Daha önce 2 yaş çocuğu ile Avrupa seyahati yapmış olan varsa uçuş olsun, gezmek olsun tavsiyelerini, önerilerini zevkle dinlerim. Yanlız çocuk var çocuk var bizimki biraz Chuckie modeli onu hesaba katarak tavsiylerde bulunun lütfen. 







22.07.2013

Ha Pollyanna Ha Tüten

Neeeee! Çocukla tatil mi beni bu işe karıştırma rica ederimmm :)

Çocukla tatil deyince Pollyanna bile şaşırdı ama yok öyle şaşırmak kuzum sen Pollyanna'sın, olumlu tarafından bakacaksın, bardağı dolu göreceksin. 

Bu hafta bittiğinde resmi olarak tatile giriyorum; önümüzdeki Cuma'da tatile çıkıyoruz. Nedense tatilin çok iyi geçeceğine inanıyorum nasıl bir Pollyanna kaçtı ise içime eğleneceğiz, yorulayacağız ama elbette dinleneceğiz de diyorum. Nedense geçen seneki tatilimizi düşününce bile olsun o geçen seneydi dün dündür cancağızım diyorum kendime :). Geçen sene'ye dair bir yazı okudunuz mu, ağzımdan bir cümle duydunuz mu, yok, neden? Çünkü öyle bir kabustuki hatırlanmak bile istenmeyen cinsten. Ma-aile 12 kişi Midilli'ye gittik; daha İstanbuldan yola çıkışımız olaylıydı. O da bir bayram tatiliydi 4 saatte Bursa'ya varıp oradan Kayınvaldemleri alıp Ayvalığa oradan da Midilliye geçeceğimizi planlamıştık. Lakin Bursaya 9-10 saatte vardık ve 1 günü kaybettik. 

Sonra hadi morallari bozmayalım dedik; Arenin arabada durmayacağını biliyorduk zaten ona katlandık. Ayvalığa vardığımızda Güray ve ben çoktan 1 hafta geçirmiş kadar yorgunduk. Neyse bindik deniz zımbırtısına vardık akşam üzeri Midilli'ye. Ailenin bir kısmının Schengen vizesi vardı, uzunnnn bir kuyruktan sonra içeri geçtiler. Hesapta onlar Midilli'ye ayak bastıktan sonra araç kiralama işleriyle ilgileneceklerdi. 

Bizde vize için daha önceden ödeme yapmıştık ve kapıda vize alacağımızı sanıyorduk. Aaa o da nesi vapur biletlerimizi alan acenta vize falan almamış, biz Yunan polisinin yalancısıyız. Bu arada uzuunnn kuyruk hiç bitmedi; bebekli ve ağlamaklı anneyi görünce bize öncelik sağladılar. Aren slingte kah uyuyor kah ağlıyor. 
İçeride bekliyoruz; vizeniz yok ama bakalım napabiliriz diyorlar. Bize para falan gelmedi evrakta diyorlar. Fotoğraflara bakıp bu size hiç benzemiyor diyorlar; ben de haklısın doğum bir kadını çok değiştiriyor diyorum. Bayılıyoruz tekrardan 200-300 Euro'yu vizeyi zar zor alıyoruz ve dışarı çıkıyoruz. Adaya vardığımızda tepemizde güneş parlıyordu, otele varıp kendimizi denize & havuza atarız diyorduk. Polis kontrolünden çıktığımızda ay gözyüzünde parlıyordu bu sefer. 

Hımmm ada'da her yer kapanmış açık olan Rent a Car'larda da araba kalmamış. Otobüs'e bineriz olmadı Metro'ya olmadı çevir şurdan 2 taksi diyemiyoruz çünkü adadayız. Otelimiz Midilli adasının en uç noktasında, kocam saolsun adanın en güzel köşesindeki oteli seçmiş ama ulaşımımızı nedense hiç düşünmemiş; ee o da haklı 12 kişinin tatil programını yapıyor tek başına, onu da başkası düşünceydi di mi ama :) 

Neyse oteli arıyoruz valla geldik ama durum böyle böyle gel bizi al diyoruz. Ben size hemen araba gönderiyorum diyor; hemen=1 saat, olmuş geceyarısı, Yunan halkı gecelere akıyor biz de limanda bavul üzerinde oturuyoruz. Sadece Aren değil 2 çocuk daha var yanımızda. Aracımız geliyor; hımm tamam cehennem yolu böyle birşey olmalı prova yapıyoruz diyoruz. Kapkaranlık virajlı bir yol 100-120 km hızla giden bir otobüs. Otelimize vardığımızda gözümüz hiçbir şey görmüyor. Yat şurda taşta deseler, tamam oldu diyeceğiz. 

Onca şeyden sonra otele vardığımızda elbette orası cenetten bir köşe bizim için ki gerçekten ertesi sabah iyi bir otel seçtiğimizi daha iyi anlıyoruz. Tatil başladı mı bundan sonra, buraya kadar mıydı kötü kader? Yooo dostum olur mu, macera daha yeni başlıyor. Biz çocukla tatile kalabalık çıkalım, elbette bizden başka bakacak birileri olur, karı-koca ada gecelerine akarız, denize gireriz falan diye düşünürken, kader de bize ordan kıskıs gülüp eğleniyormuş meğer. Aren 9 aylıktı. Ve inanır mısınız 1 hafta boyunca mememde yaşadı. Ailemin yanında bile emzirmemden hoşlanmayan kocam 2. günün sonunda tüm ada halkının memelerimi görmesine itiraz etmez oldu. Bildiğin Afrikalılar gibiydim, kilo olarak da benzesem iyi de, işte ben onların çok yemiş haliydim. Yürürken bile mememdeydi Aren. Denize girdiğimde bile mememdeydi; abarttığımı düşünüyorsan, günahıma giriyorsun ramazan ramazan :) 

Velhasıl daha fazla geçen seneki tatilden bahsetmeyeyim; lakin dönerken çocukla tatil mi bir daha mı aslaaaaaa diyordum. Arabayla bir yere gitmek mii? Aslaaaa diyordum.  Tek avuntum işe dönecek olmamdı; mesaiye'de kalırım sabah 6:00'da çalışmaya başlarım ne isterseniz yaparım, yeterki beni bu tatilden kurtarın ruh halindeydim. 

Lakin insanoğlu işte unutuyor; ders alıyor mu hiç yaşadıklarından. Bu sene bir sevinç, bir heyecan ben de. Tatile gidip gelmiş, yorulmuş bezmişleri dinledikçe; tıpkı hamileyken olsun canım benim çocuğum öyle olmaz modundaydım şimdi de. Bu sefer kader değil ben kendime gülüyorum ama elimde değil, yok yok biz çok keyifli vakit geçireceğiz diyorum, Aren deniz kenarında oturacak biz şezlogumuzda Mohito'muzu yudumlarken (bu arada alkol içmem,görün nasıl sadece hayal olduğunu) o kumsalda oynayacak kendi başına veya yeni tanıştığı arkadaşlarıyla, biz de ona el sallayacağız, arada yanımıza gelecek, iki öpüşüp koklaşıp hop oyuna devam. Öyle uyumlu olacak ki çocuğum; yemek yerken, oturacak, ne dersek yapacak falan..... Yaaa gülmeyin ama lütfen, neden olmasın ki :)

Oldu canım tamam canım öpüyoruz seni, iyi tatiller diliyoruz sana diyorsunuz di mi? Bu tatilin dönüşü var, geçen seneki gibi tatil yazısı yazmayı atlama, o yazıyı da merakla bekliyoruz, okuyacağız diyorsunuz değil mi :) Çok hainsiniz çokkk.  Ne var yani içimdeki Pollyanna'yı da mı öldüreyim :)









22.05.2013

Hayale Bak Sen!

Akdeniz Teras Oda


Patara Prince en çok kalmayı istediğim otellerden biri; eskiden beri mail kutuma düşer durur ve ben hep maili Güray'a yönlendiririm gitsek ya mesajımla. O da hep işallah, tamam ayarla gidelim falan der. Kocacığımın hakkını yemiyeyim böyle süprizler falan yapar, organizasyonda yapar da nedense burası için hiç böyle birşey yapmadı. Yahu maili sana yönlendiriyorsam bir kadın olarak alt metnim hazırdır di mi :) Hadi ayarla da gidelim demek istiyorumdur di mi :)



Bugün Patara Prince'dan bir mail daha geldi; Eşşiz Suitlerimize Bir Yenisi Daha Ekledik diye; görsellerden biri yukarıdaki gibi. (Siz bu görsele bakmayın gidip web sitesinden bakın da görün güzelliği)

Ve ben bu fotoğrafı görür görmez şöyle diyorum; ayy Aren bu odaya bayılır; odadan bir çıkacak havuz, aşağıda deniz oda yayla gibi. Hemen Güray'a mail'i yönlendiriyorum, ölmeden önce buraya seninle gitmek istiyorum diye. Güray da bir haftasonu kaçamağı yapalım Aren biraz daha büyüsün de diyor. Ben de geri cevap yazıyorum. Ya aslında ben Aren'le gitmeyi hayal ettim; düşünsene Aren nasıl bayılır diyorum. Güray da tamam işte ben de Aren'le gitmeyi hayal ettim, o yüzden biraz daha büyüsün dedim ya diyor. Niye ki diyorum; ya şimdi atar kendini kontrolsüz havuza falan diyor :)


Aslında diyeceğim o ki; bize neler olmuş böyle ya! İnsan bu fotoğrafları görünce sevgilisiyle tatil düşünür, sevişmek düşünür, o havuz için başka başka şeyler akla gelir :) Yok yok Güray'la benim acilen çift terapisine gitmemiz lazım :))) Aslında iyi bir çiftsizdir de aklımız yaramaz şeylere de çalışır ama böyle de her fotoya bakıp insan çocuğunu da katmaz ki. Aren yavum çık aramızdan, hadi çocuğum hadi canım benim!



Gidip kalan varsa deneyimlerini dinlemek isterim bu arada, göründüğü kadar güzel mi?



25.01.2013

"Anne Ben Sıkıldım"




Acaba "Anne ben sıkıldım" cümlesinin duymayan anne var mıdır yeryüzünde :) Özellikle anaokulu, oyun grubu ve okula giden çocuklar yani ev dışında da bir hayatın ve insanların olduğunu keşfeden çocukların en sık kullandığı cümle budur sanırım. Ben de çok kullanırdım bunu. Karşılığında aldığım cevap ise beni çok sinirlendirirdi: "Sıkı can iyidir çabuk çıkmaz" Aslında doğru tavır, çocuğun sıkılmasına da izin vermek. Onu da tatsın öyle değil mi? Sürekli aksiyon, sürekli hareket sürekli faaliyet yapan çocukların bir süre sonra birşeyler yapmadan duramayacağını düşünüyorum. 
Bazen, hatta çoğu zaman :) Aren arabada sıkıldığında biliyorum komik ve insan söylerken bile yabancılaşıyor ama şöyle cümleler kuruyorum; Arencim şuan sıkılmak nedir onu deneyimliyorsun; insanlar arada sıkılabilirler yeni birşey öğrenmenin tadını çıkar. Beni dinliyor mu? Çok dinler yavrum benim :) Ağlamalar, kemerini çözmeler, tehtit vari çığlıklar. Aksiyon da son nokta!
Bir de sıkılan çocuğa aktivite bulmak yerine sıkıldığı haliyle bırakmak belki de kendisinin kendi kendini eyleyecek şeyleri bulmasına vesile olur. Ama ben artık deneyimli anne sayılırım bunun bir "hayal" olduğunu elbette gerçekten çocuğu oyalayacak birşeyler bulunduğunu biliyorum. 







İşte bu her annenin tattığı duyguyu, duyduğu cümleyi duyan bir yabancı anne. "Mom I'm Bored" "Anne Ben Sıkıldım" kavanozu yapmış. İçine de çocuğun yapabileceği şeyleri listelemiş. Misal, resim çiz, Annenin tercih ettiği birşeyi yap,meyve ye, arkadaşını ara, arkadaşını bize çağır, sebze ye, 10 dk kitap oku vs vs vs. Çok komik ve güzel örneklerde var. Bence herkes çocuğuna özel hazırlayabilir. Anne ben sıkıldım cümlesini duyar duymaz git kavanozdan bir kağıt seç bakalım ne çıkacak demek bile bence çocukları heyecanlandıracak bir faaliyet. İçinden çıkanın pazarlığını yapacakları da kesin elbette. 















Herkese iyi tatiller, iyi haftasonları..... 




24.05.2011

Tatil Bizi Bekler ;)




Sevgiliyle süper güzel bir tatil planı yaptık. İlk kez bu yaz erken tatile çıkacağım. Ee malum gobiş iyice büyümeden ailece tatil yapmalıyız. Bu bizim ilk aile tatilimiz olacak. Bakalım seneye nasıl olacak 9 aylık bir bebecikle tatil deneyimini çok merak ediyorum hayalim onun da çok güzel bir tatil olacağı yönünde ;)






Serüvenimizin başladığı yere de 2 günlük kaçamak yapacağız sevgiliyle hem de öylesi güzel bir yerde kalacağız ki takvimde günleri sayma amacım değişti diyebilirim ;) Gelll tatil gelll gelll. Oyumuzu kullanacağız vatana millete hayırlı olsun, adiyos diyeceğiz ve atladığımız gibi arabamıza ailece Ege kıyılarına vuracağız kendimizi.



Bu tatil 3'ümüze de çok iyi gelecek eminim. Bakalım oğlum annesi gibi denize bayılacak mı yoksa babası gibi nazlı nazlı mı girecek göreceğiz :).



İşte bizden haberler böylesi güzel ;)

16.11.2010

Alaçatı...


Ah be Alaçatı ben nasıl haksızlık etmişim sana. Meğer sen ne de güzel bir yermişsin.
Huzurun,sakinliğin ve romantizimin adresiymişsin de ben bilememişim.

Ama o yazın oluşan kalabalığı o insan fazlalığını hak etmiyorsun sen. Sen tıpkı bu sonbahar olduğu gibi dinginliği hakediyorsun. İnsanların biribine selam verebildiği çarpmadan dolaştığı sokakları hakediyorsun.

Yazıdan anlaşılacağı üzere, bayram tatilimizin ilk durağı Alaçatı ile. Ben de sevgilimde Alaçatı!ya hiç düşükn olmadık hatta çok da sevdiğimiz söylenemezdi. Ben hep yazın uğramıştım ve pek de birşey anlamamıştım. Oysa sonbaharda Alaçatı'ya tam anlamıyla bayıldık.

Sevgili sevgilimle çok romantik bir 2 gün geçirdik ve bir bilsen Alaçatı bize nasıl güzel bir süprizin ev sahipliğini yaptığını....

Tüten ben
Bulutların üstünde bir gökkuşağı

Kısa kısa Alaçatı rehberi

Köşe Kahve'de meyve çayı içilmeli
İmren Pastanesinde sakızlı muhallebi yenilmeli
Kırmızı Ardıç Kuşu'nda Sakızlı Türk Kahvesi içilmeli
Dalyan'a Osman'ın yerine gidilip balık yenmeli
Ve...
Mutlaka Beyaz Han'da kalınmalı