çocukla tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukla tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.08.2014

Bu Yaz Sen

Summer Tumblr

Uzun zaman oldu sana seslenerek yazı yazmadım Aren'im; şimdi ise çok içimden geldi sana seslenerek yazmak....

Sen bu yaz çok büyüdün Arenim... Seni sevmemizin karşılığını hiç bir zaman beklemiyoruz ama emeğimizin karşılığını görmek bizi çok mutlu ediyor; bebekliğinden bu yana ektiğimiz tohumlar birer birer meyvesini vermeye başladı.

Çok kibar bir çocuk oldun tatlım; her şeyi rica ederek yapıyorsun; kalkabilir miyim? Bir bardak su alabilir miyim? Lütfen bana şunu açar mısınız?Ufacık bir çarpmanda, yanlışlıkla vurmanda, hemen pardon özür dilerim iyi misin diyorsun. Bazen öylesi kibarsın ki bizi de daha kibar olmaya yöneltiyorsun.

Sanırım bizi kendine arkadaş görüyorsun, çünkü çoğu zaman; çocuklar ben hazırımmmmm, arkadaşlar gelin bakalım gibi cümleler kuruyorsun. 

Büyüdün oğlum çok büyüdün; daha çok laf dinlemeye daha çok uyumlu olmaya başladın; bu yaz tatilde yorulmadık, seninle çok eğlendik. Tatillerde hep uyumlusun ama bu yaz daha da uyumluydun. 

Öyle sosyal  bir çocuk oldun ki şöyle olan çocuk sosyal olamaz böyle yapan çocuk zorluk çıkarır gibi söylemlerin ve iddiaların tam aksini ispat ettin; geçtiğimiz günlerde sana yaklaşıp seven birine elini uzattın merhaba ben Aren dedin, karşındaki kişi adını söyleyip sen ne kadar yakışıklısın böyle deyince de, evet saçlarımı yeni kestirdik de dedin :) 

En çok hoşumuza giden ise paylaşmayı öğrenmiş olman; biz tüm bunları öğrenebilesin diye seni okula gönderme kararı almışken sen bu yaz tüm bunları kendiliğinden çözmüş oldun; bir ara okul kararından vazgeçsek mi diye bile düşündüm :) 

En çok neye güldüm biliyor musun; ilk zamanlar sanki hep mağara adamı gibi kalacakmışsın gibi geliyordu; aman allahım bu çocuk hep böyle vurdu kırdılı mı davranacak, aman allahım bu çocuk hiçbir zaman paylaşmayacak mı, hep böyle kaba mı olacak derken sen endişenin ne kadar boş bir şey olduğunu bir kez daha kanıtladın bize. 

İnsanların 2 çocuk arasına neden 4-5 yaş koyduklarını daha iyi anladım bu yaz; aslında ben bu yaz, yaz mevsimini daha çok sevdim; seninle geçirdiğim her anı kaydet diyerek koydum aklımın bir köşesine. Mutluydun hem de çok mutluydun, geçen akşam uyumadan önce anne biliyor musun ben sana hiç pat yapmak istemiyorum hep sarılmak istiyorum seni çok seviyorum anneciğim dedin ve uykuya daldın. Sevmek nasıl bir şey çok iyi biliyorsun ve çok sevgi dolu bir çocuk oldun. 

Sahilde, havuzda, parkta senden küçük çocuklara şefkatle yaklaşıp onlara yardım ediyorsun bazen de onlara ebeveynleriymiş gibi davranıyorsun; aa çocuk öyle olmaz ama gibi o zaman kendimizi görüyoruz sende ve biz böyle miyiz ya diye birbirimize soruyoruz babanla.


Kuzum bu yaz güneşten daha çok sen ısıttın içimizi bu yaz doğanın huzurunun yanısıra senin huzurun vardı üzeirmizde. Seini çok seviyorum.... 


*** Tek bir yanlış şeye basarak telefonumdaki tüm fotoları sildim; bu hatayı yapanlara hep fazla üzülme nasıl olsa tüm o kareler senin gönülünde ve aklında derdim; başkasına söylediğimi kendime de söyledim ama çok güzel kareler vardı be :)








4.07.2014

Festival Gibisin Cannes


Nerede kalmıştık :) Marsilya'da ufak bir şehir turu yaptıktan sonra 4 gün boyunca kalacağımız ve civar yerleri de gezeceğiz Cannes'daki evimize doğru yola çıktık; yol yaklaşık 2 saat sürüyor. Yurtdışı seyahatlerimizde tercihimiz daima evde kalmak özellikle çocukla çok daha kolay ve otele göre, hele 1-2 aile birlikte kalacaksanız çok daha ekonomik ve konforlu. Biz genellikle airbnb aracılığı ile ev tutuyoruz ama ev kiralanabilecek bir çok site var. 

Yola çıktığımızda her 50 km bir para ödeyince biz nereye düştük demedik değil; araba kiralamak her zaman gezmek açısından çok daha uygun ve konforlu. Elbette gençseniz ve çocuksuz seyahat edecekseniz üstelik limitli değil esnek günlere sahipseniz otobüs, tren ve benzerlerini seçebilirsiniz; lakin bunların da Avrupa'da çok ucuz olduğunu söyleyemeyiz. Araba kirası ve benzin oldukça uygundu ama bizim gibi duble yolları :) olmadığı halde toplamda ciddi otoban yolu için para ödediğimizi söyleyebilirim. Her 50 km'de bir 3,5 Euro ödeyince toplamı 100 Euro'ları bulabiliyor. Otoparkında pahalı olduğunu ama otoparkın pahalılığı bir yana otopark bulabilmenin büyük şans olduğunu da belirteyim. 



Ve yolun sonunda hem lokasyonuyla hem de muhteşem konforuyla evimize vardık; çocuklar eve girdiğimiz anda kendini havuza attı, fotoda gözükmeyen büyük bir bahçesi de mevcut; dolayısıyla evde oldukça rahat ettik bu lüksteki bir otele sanırım servet bırakırdık Cannes ve civarında oysa biz 3 aile oldukça ekonomik bir fiyat ödedik. 

Evde vakit geçirip çocukların gönüllerini yaptıktan sonra keşfe çıktık; Cannes gerçekten festival gibi bir şehir, küçük, ihtişamlı ve zengin.  Cannes sahillerinin ünü kadar güzel olmadığını söyleyebilirim; elbette bu benim görüşüm ama ben ne sahili ne denizi beğenmedim. Hatta özetle şunu söyleyebilirim; eğer Cote D'azur turunu deniz tatili olarak düşünüyorsanız bence düşünmeyin. 


İşte Cannes plajlarında bir Türk! Türkiye'nin deniz&kum&güneş anlamında tam bir cennet olduğunu söyleyebilirim; hani Cannes plajarıyla Slivri plajlarını yanyana koysam ve bir oyun oynasam Slivri plajına Cannes yazsam eminim herkes bayılır sonra gerçei söylesem hıh der.  

Avrupalı insanın plajdan anladığı şu; git sahile ki sahil de araba yolunun yanı, at havlunu gir denize. İsteyen çemsiyesini plaj sandalyesini yanında taşır. Sade yaşıyorlar her anlamda bu güzel hatta çok güzel. Ama benim deniz ve sahilden beklentim çok daha fazlası; daha fazlası derken aklınıza köpük banyoları yapılan, Serdar ortaç çalan ellerinde şaraplarla yüzlerinde makyajlarla durulan Çeşme, Bodrum plajları da gelmesin lütfen :) 

İlk günün akşamı yine Cannes merkezine yürüyüşe gittik; bu sefer kırmızı hala pozumuzu da verdik; Dünya kupasından sebeb Cezayirin tur atlamasıyla Cannes sokakları Cezayir'lilerle doldu sürekli korno sesleri ve Cezayir'lilerin söylediği şarkılar. türkiye'de herhangi bir takımın maç kazandığında hali neyse oydu tek farkla; silah sesi duymadık ama medeniyetten eser olduğunu da söylemem. Polis siren sesiyle geçti gitti o kadar. 

Gecesiyle de gündüzüyle de Cannes festival gibi renkli ve gezilesi. Hele marka düşkünlüğünüz var ise her markanın dükkanını ve dükkanlarının o şahane dekorasyonlarına bayılacaksınız. Bir cafeye oturup şık insanların ve manzaranın da tadını çıkarabilirsiniz. 




11.10.2013

Tatilin En Heyecanlı Yanı




Bavulumuz hazır ama dahası biz de hazırız! İnanır mısınız 3'ümüzü bir bavula sığdırdım evet bunu başardım; tamam zor kapandı ama kapandı :) Fotğrafını akşam'a Instagram'a koyacağım, inanmazsan bakarsın :)

Bu tatilin en heyecanlı kısmı Aren'in doğumgününe denk gelmesi ve 15 Ekim günü Bruksel'den Amsterdam'a geçecek olmamız. 2. yaşını Amsterdam'da kutluyor olacak; herkese nasip olmaz 2 yaşına Amsterdam'da girmek :)))) Bu iyi mi kötü mü onu da bilemiyorum, bakalım zaman gösterecek :)

İstanbul'da değiliz diye, çekirdek aileyiz diye kutlamayacak değiliz herhalde değil mi :) Süsümü püsümü hazırladım götürüyorum :)  Yolu Amsterdam'a düşen olur ise bekleriz partimize. 

Bu vesileyle hepinize iyi bayramlar, keyifli tatiller diliyorum. Bayramı nerede ve nasıl kutluyor olursak olalım, hayattaki en önemli şeyin sağlıklı, huzurlu, mutlu, acıların birlikte paylaşıldığı, birlikte aşıldığı veya katlanıldığı aile birliği olduğunu unutmayalım. Büyüklerimin ellerinden küçüklerimin yanaklarından öperim bebekleri ise misss gibi kokladım ;)

16.08.2013

Bavulda Kim Eksik?


Lafı uzatmadan hemen söyliyeyim sevgili okur hazırladığım bavullarda tek eksik oluyor o da ben! İtiraf edeyim de Güray (yeni açanlar için kısa bilgi: Güray kocam olur :) ) rahatlasın; ben bavul hazırlamasını bilemiyorum, yok olmuyor arkadaş; Youtube'dan izledim, araştırdım, yapanlara baktım, yine de beceremiyorum. 

Evlenip aynı evde yaşamaya başladık; o güne kadar gittiğimiz tatillerde vb herhalde Güray benim bavulumun içine hiç bakmamıştı; rutin iş seyahatlerinden biri için canım bana bavul hazırlıyorsun değil mi dedi; ben de neeee senin bavulunu ben mi hazırlayacağım dedim, o da ee tabii karım değil misin dedi. Ee ben nereden bileyim ne giyeceğini, ne istediğini dedim. Zevkine güveniyorum canım dedi. Koca için bavul hazırlamak bir zevktir mottosuna hoşgeldin Tüten, demek evlilik böyle birşey dedim ve bavulunu hazırlamaya giriştim. Adam 1.90 boyunda o kotları katlayıp yerleştirmek kolay mı sanıyorsun sevgili okur :) O kolları benim bedenim kadar olan gömleği buruşturmadan yerleştirmeyi. En özenli halimle bavulunu yaptım; aaa demesin mi böyle bavul mu hazırlanır diye. Ben de hem isteyip hem de beğenmiyorsun o zaman kendi bavulunu kendin yap deyip olay mahalini terkettim. 

Hala her iş seyahati ve tatil öncesi aynı senaryoyu yaşarız :)



Bavul yapma anlayışım ve kabiliyetim şöyle; herşeyi koy ve kapat bavulu! Bekarken kız arkadaşlarla çıkılacak tatillerde veya sevgiliyle gideceğin kısa veya uzun hiç farketmez -2 günlük tatil için de 15 günlük tatil içinde aynı oranda eşya götürebilir bir kadın- uzun uzun bavula ne koyacaksın telefon konuşmaları yapılır. Sabah için şunu alıyorum, gece için şunu, onun altına bu ayakkabıyı giyerim. 4 bikini alıyorum ee hepsinin rengi farklı 4 terlik gerekiyor :) Eee sevgilisin özenli olmanın doruklarında yaşıyorsun işin içine bir de her geceye özel pijama giriyor ve sonra havaalanında bir buluşuyorsun sevgilin sanıyor ki ülkeyi terkediyorsunuz :) Bu ne diyecek oluyor ama daha ilk dakikadan sevgili çemkirmesi suratı çekmek istemiyor; akıllı bir kadın çemkirmez aslında, hepsi senin için sevgilim, sana güzel gözükmek için der, aptal bir kadın ise; ayyyy ne var bir bavulu taşımak mı sana fazla geldi, bırak kendim taşırım der ve hem yolculuk boyu hem de tatil boyu surat asar; hayır sonunda nolur kendine etmiş olur. Adam kadın biraz daha az konuşuyor diye sevinir, surat astığı dakikalarda. Bilin bakalım ben hangi gruba giriyorum :) tabii ki 2. gruba. 

Bir kadın için için bavul hazırlamak öylesi büyük bir uğraş ki aslında, erkekler bunu anlayamaz. Sabah kahvaltıya giderken ne giyeceğini düşüneceksin- siz belki hiç düşünmüyorsunuz ama bavula eşya koyarken benim en zorlandığım kısım bu- neden mi? Çünkü evde pijamayla kahvaltı ediyorum, otelde bu imkan olmadığı için çok mu çok zorlanıyorum :) Gülme sevgili okur, ciddiyim ; benim en büyük sorunum kahvaltıya ne giyeceğim :) Ee sonra bir yaz tatili ise bu plaja giyeceğin kıyafet, terlik kombinasyonu, duş aldıktan sonra ne giyeceksin, akşam yemeğine ne giyeceksin oo çok iş var çok :)

Erkeklerin öyle mi? Mesela Güray, tatilde rahat olacaksın 1 kot 2 şort 3-5 tshirt yeter bana der ve gerçekten sadece bunları alır yanında, bolca iç çamaşırı dışında. Fazladan 1 terlik alır seyahat sırasında giydiği ayakkabılarıyla da tatili bitirir. Peki benim onca hazırladığım bavulun içindekiler giyilir mi? Henüz hiçbir tatilde götürdüklerimin hepsini giydiğime rastlanılmadı :) Genelllikle hep aynı şeyi giyerim, kahvaltıya inerken de bu böyledir :)

Bu seneki tatil için yine özene bezene moda bloogerı edasıyla bavulumu yaptım; kombinler, her güne ayrı kıyafetler :) Hayır sanırsınki ikinci balayına çıkıyoruz, bildiğin çocuklu tatil yapacağız. Ben daha İstanbul'da Aren'le 1-2 kere topuklu ayakkabı giymişken tatile topuklu ayakkabı taşıdım. Ama bak söz vermiştim kendime öyle her mayoya göre terlik götürmeyecektim ve başardım sadece 2 terlik götürdüm, tamam belki 3 :)

Güray'a 2 bavul yapacağım dedim, söz veriyorum bu sefer başaracağım dedim, Aren'e özel bir bavul, ikimiz için aynı bavul. Olmadı yapamadım; ama gerçekten olmuyor, gürayın 2 kotunu koydun mu yer kalmıyor benim eşyalara. 3 bavul yaptım; hepimize özel bavul. Tabii ki en büyük bavul benimkiydi. Güray bavulları gördü; ne o Bodrum'a mı yerleşiyoruz dedi :) Tabii hamalım ya ben taşırım dedi. Velhasıl Aren'i taşıdığı için 2 bavulu ben taşıdım; yani olan bana oldu aslında! Güray pek eğlendi bu duruma. 




Check-in 'e gittik; işlemlerimiz yapılıyor; önce Aren'in bavulunu koyduk, sonra Gürayın, sonra benim eee şeyyyy biraz aşmışız limiti. Hanımefendi sizi şöyle extra ödemeye alalım dedi, isterseniz kredi kartıyla da ödeyebilirsiniz dedi. Ben Aren'in kulağına eğilip, hadi oğlum çişim geldi, annem götürsün de dedim; hain evlat! babam da babam dedi!. Güray gitti ödemeyi yapıp geldi; ben en cici halimdeyim. Bir de diyorum ki; bu bavulun kendisi çok ağır Güray, almayalım bir daha bu bavulu yanımıza! Canım ben bir daha bavulu değil seni almayı düşünmüyorum tatile giderken dedi.  Susmak bir erdemdir ya, haydi Tüten erdemli takıl deyip sustum. 

Allahım ne gereği vardı havaalanına erken gitmenin; beklerken Güray başladı; bak Tüten bir daha böyle 3 bavul yaparsan, bir daha bavul limit aşımı olur ise boşarım seni! İnanbiliyor musun sevgili okur beni boşamakla tehtit etti bir bavul için; yani diş macununu ortadan sıktığı için boşanan çiftler oluyor da bavul kavgası yüzünden neden olmasın değil mi? Ya bak diyecek oldum da sus Tüten lütfen dedi. Eğer Avrupa seyahatine böyle bavul yapıp gelirsen yemin ediyorum taşımam dedi!. Güray yemin ediyorum'la bir cümle kuruyorsa, dizlerin titremeli. Lakin burnumu kaldırdım hıhhhh dedim, ben taşırım!!! Tamam taşı o zaman yanında nakitte olsun da extra bagajı ödersin dedi, öderim beni parayla mı korkutuyorsun dedim bende!

Onca eşyayı taşıdım ama huylu huyundan vazgeçmiyor işte; başladım kahvaltıya inerken aynı şeyi giymeyi, geçirdim ayağıma şıpıdık terlikleri, Güray başladı, aa bugün de mi bunu giyiyorsun, ee tabii maksat kendini tatmin olsun, nasıl olsa kocan hamal senin taşır, giy bakayım şu tshirtü üstüne; akşama giyinecek hal kalmıyordu ben de, Güray aaa herkes ayıplayacak seni sabah aynı akşam aynı şey, giy bakayım getirdiğin şu elbiseyi diyordu :) Ee kocaya itiraz olmaz, giyiniyordum. Taşıdığım makyaj malzemeleri ve takılardan bahsetmek bile istemiyorum :)



Velhasıl sevgili okur; Ekim ayında evliliğimiz ciddi bir testen geçecek. Güray'ın kararı kesin ve net! Avrupa seyahatine büyük ve 2'den fazla bavul götürürsem bu evlilik bitecek! Koca 2 sırt çantası yapayım bir de Aren'e küçük bavul alayım diyorum da ben sırt çantasıyla seyahate gitmeyi başarabilir miyim onu bilemiyorum! Lütfen bana akıl ver, yardım et, sevaba gir kurtulsun şu güzel evlilik, oğlum babasız büyümesin :) Hadi paylaş, anlat bana az eşya ile nasıl tatile gidilir çanta nasıl hazırlanır! Allah tuttuğunu altın etsin, ne muradın varsa versin!






13.08.2013

Murphy Pollyanna'ya Karşı

Evet denizde gözlük takarım mümkün değil bakamam yoksa; evet ben o kışın da güneş gözlüğü takanlardanım, napıyım gözlerim hassas arkadaş!


Nasıl anlatsam,nerden başlasam, mmmm..... Bodrum Bodrum, Bodrum 

Biraz deniz, biraz uyku bütün isteğim buydu.... Bodrum Bodrum, Bodrum 


Tatile çıkarken Pollyanna olmaya karar vermiştim; lakin Murphy'nin varlığını unutmuştum, sağolsun kendisi bizzat tatilimize iştirak ederek kendini hatırlattı. Buyrun bizim tatil hikayemize. (pek keyifli bir yazı değil baştan uyarayım da!)


Taaa en başa dönersek; bu yaz için farklı planlarımız vardı. Bir tatil köyüne gitmektense butik bir otelde tatil yapmayı istiyorduk, hatta belki Ayça'nın (Ayça Oğuş'un) eşiyle düzenlediği Baba Beni Kampa Götür programına mı dahil olsak diyorduk. Lakin süpriz bir kararla Güray iş değiştirdi. İş değiştirme süreci 2 ay sürünce herşeyi askıya almak zorunda kaldık. İşten ayrılması, yeni işe başlaması hepsi yaz sürecine denk geldi. Yeni işe başladığında ancak yaz için plan yapabilir hale geldik. Ve yumurta kapıya dayandığı için hiç istemediğimiz tatil köyü planına kaldık. Murphy çoktan sinyal vermiş de haberimiz yokmuş :)

Bodrum hem Güray'ın hem benim çok sevdiğimiz bir yer, dolayısıyla Bodrum'daki alternatiflere göz attık ve çocukla gidilebilecek en uygun yerlerden biri olan Voyage Torba'yı seçtik. Uçak biletimizi Bodrum'a değil, İzmir'e aldık(tek sebebi daha ucuz olmasıydı; ekonomik düşünen bir aileyiz :)) ve bir gece İzmir'de büyük teyzemlerin yanında kaldık ki bu Aren'e çok iyi geldi. Ertesi sabah arabayla Bodrum'a geçtik. Araba kiralayarak çok iyi bir iş yapmışız. Akşamları arabayla dışarı çıkıyorduk, ki böylece Aren'de uyuyordu biz de Bodrum'u arabayla geziyorduk :)
Aman da aman bording pass'i de varmış :) Hiç huyum değildir böyle şeyler saklamak, bunu saklayıverdim. (Gidişi atmışım bu dönüş yine ilk'i yok:))

Bu tatilde bir ilk daha yaşandı; Aren ilk kez uçağa bindi. Gidişimizde hiçbir problem yoktu; çünkü kendisini uçak yolculuğuna alıştırdık, sürekli anlattık, oyuncak uçak aldık eve. Uçakta kalkılmıyor dedik, Aren de sürekli uçak otur kalk yok deyip durdu. Dönüşümüz biraz maceralıydı. En son uçuşu almışık; daha doğrusu ben bu konuda ısrarcı olmuştum, büyük bir hata yapmışız. Uçağa binmeden önce uyudu Aren, uçakta bir uyandı pir uyandı; şöyle söyliyeyim ulan düşsün uçakta hep birlikte ölelim de kurtulalım bile dedim içimden :) Murphy tekrardan aramızda :) 


Tatile giderken hastaydım; ağır franjit geçiriyordum, lakin bundan bahsetmeyeceğim bile. Özel sektör kölesi pardon çalışanı olarak bütün bir yıl 15 gün yapacağınız tatilin hayalini kurarsınız, tatil gelir yanında Murphy'i ihmal etmez. Tatil başladı, ben hasta oldum. Bence insan tatilde değil rapor alabileceği iş günlerinde hasta olmalı :)






Otele vardığımızda böylesi mutlu bir çocuk vardı; heyecanla denize girmeyi bekliyordu kendi tabiriyle CUP yapmayı. 




Ve hemen kendimizi kumsala attık; ilk saatlerde bir rüya yaşıyor gibiydik. Aren kendi kendine kumsalda oynuyor biz de şezlonglarımıza uzanmış kendisini izliyorduk. Hehh işte Pollyanna olmak işe yaramıştı; ama erken konuşmuşum; yine Murphy varlığını unutmuşum :) Aren sonradan denizin ve kumla oynamanın tadının Anne&babayla çıkacağına karar verdi. 

Deniz kısmı bizi hiç zorlamadı; bizi bu tatilde en zorlayan kısımı yemek oldu. Zaten tatile gitmeden önce iştahı kapanan Aren'in tatil boyunca hiçbir şey yemediğini söylesem abartmış olmam. Sadece sıvı şeylerle beslendi. Su, süt arada içtiği başka şeyler. Ve tabii ki tatilin sonunda hasta oldu. Yüksek ateş ve franjit. Hoşgeldin Murphy hoş hiç gitmemiştin ki :)


Ya işte böyle hiçbirşey yemeyen çocuğum ot yiyordu :)

Voyage Torba'dan bahsetmek gerekirse; 
  • Güray hiç mi hiç beğenmedi. Hergün birşeyden şikayetçi oldu ve bir daha hiçbir Voyage'da kalmam dedi. 
  • Ben onun kadar olumsuz düşünmüyorum. Biz genel olarak tatil köyü konseptini sevmeyen bir çiftsiz; misal ikimizin de açık büfede iştahı kapanır, ne yiyeceğimizi bilemeyiz ve mutsuz oluruz.  Ama yemekler kesinlikle lezizdi, en azından görüntü olarak :)
  • Denizi tamamen kum olmamasına rağmen mükemmel bir ısısı vardı ve temizdi. 
  • Yararlanılabilecek bir çok havuz alternatifi vardı. Özellikle çocuklara özel olan aquapark öğleden sonraları için iyi bir alternatif. 
  • Yemek yenilebilecek, atıştırılabilecek yer çok. Hiç aç kalmazsınız :)
  • Mini Klup çocuklara hitap edecek nitelikte, biz akşam yemeğinden önce gidip 30-45 dk vakit geçiriyorduk.
  • Personel oldukça güleryüzlü ve hizmet etmekten memnun.

Velhasıl; tatilin kötüsü olmaz denir ya onca aksiliğe, beni çok üzen Aren'in hastalığına rağmen güzeldi diyebiliyoruz. Aren'le dolu dolu 1 hafta geçirdik. Tatilin ortasında Aren'e insanların isimlerini söyleyip özledin mi dediğimizde hepsine hayır ben en çok anne baba sev dedi ve biz gözyaşlarımızı tutamadık. O da bizimle birlikte olmaktan inanılmaz keyifliydi. 

Şunu söylemeden de geçemeyeceğim; Güray 4/4'lük bir baba. Tatil boyunca Aren'le öyle güzel ilgilendi ki, tatilin son günü Aren'le kendisine "Dünyanın En İyi Babası" ödülünü verdik. Her zaman şükür ettiğim şeylerin başında geliyor. İyi ki iyi ki Güray'dan hiç vazgeçmemişim, iyi ki evladımın babası Güray. Aren Güray'a baba değil dolu dolu babam der; tatil boyunca da gözünün önünden ayırmadı Güray'ı babam da babam :) 



Sahillerin yeni Banu Alkan'ı :)









22.07.2013

Ha Pollyanna Ha Tüten

Neeeee! Çocukla tatil mi beni bu işe karıştırma rica ederimmm :)

Çocukla tatil deyince Pollyanna bile şaşırdı ama yok öyle şaşırmak kuzum sen Pollyanna'sın, olumlu tarafından bakacaksın, bardağı dolu göreceksin. 

Bu hafta bittiğinde resmi olarak tatile giriyorum; önümüzdeki Cuma'da tatile çıkıyoruz. Nedense tatilin çok iyi geçeceğine inanıyorum nasıl bir Pollyanna kaçtı ise içime eğleneceğiz, yorulayacağız ama elbette dinleneceğiz de diyorum. Nedense geçen seneki tatilimizi düşününce bile olsun o geçen seneydi dün dündür cancağızım diyorum kendime :). Geçen sene'ye dair bir yazı okudunuz mu, ağzımdan bir cümle duydunuz mu, yok, neden? Çünkü öyle bir kabustuki hatırlanmak bile istenmeyen cinsten. Ma-aile 12 kişi Midilli'ye gittik; daha İstanbuldan yola çıkışımız olaylıydı. O da bir bayram tatiliydi 4 saatte Bursa'ya varıp oradan Kayınvaldemleri alıp Ayvalığa oradan da Midilliye geçeceğimizi planlamıştık. Lakin Bursaya 9-10 saatte vardık ve 1 günü kaybettik. 

Sonra hadi morallari bozmayalım dedik; Arenin arabada durmayacağını biliyorduk zaten ona katlandık. Ayvalığa vardığımızda Güray ve ben çoktan 1 hafta geçirmiş kadar yorgunduk. Neyse bindik deniz zımbırtısına vardık akşam üzeri Midilli'ye. Ailenin bir kısmının Schengen vizesi vardı, uzunnnn bir kuyruktan sonra içeri geçtiler. Hesapta onlar Midilli'ye ayak bastıktan sonra araç kiralama işleriyle ilgileneceklerdi. 

Bizde vize için daha önceden ödeme yapmıştık ve kapıda vize alacağımızı sanıyorduk. Aaa o da nesi vapur biletlerimizi alan acenta vize falan almamış, biz Yunan polisinin yalancısıyız. Bu arada uzuunnn kuyruk hiç bitmedi; bebekli ve ağlamaklı anneyi görünce bize öncelik sağladılar. Aren slingte kah uyuyor kah ağlıyor. 
İçeride bekliyoruz; vizeniz yok ama bakalım napabiliriz diyorlar. Bize para falan gelmedi evrakta diyorlar. Fotoğraflara bakıp bu size hiç benzemiyor diyorlar; ben de haklısın doğum bir kadını çok değiştiriyor diyorum. Bayılıyoruz tekrardan 200-300 Euro'yu vizeyi zar zor alıyoruz ve dışarı çıkıyoruz. Adaya vardığımızda tepemizde güneş parlıyordu, otele varıp kendimizi denize & havuza atarız diyorduk. Polis kontrolünden çıktığımızda ay gözyüzünde parlıyordu bu sefer. 

Hımmm ada'da her yer kapanmış açık olan Rent a Car'larda da araba kalmamış. Otobüs'e bineriz olmadı Metro'ya olmadı çevir şurdan 2 taksi diyemiyoruz çünkü adadayız. Otelimiz Midilli adasının en uç noktasında, kocam saolsun adanın en güzel köşesindeki oteli seçmiş ama ulaşımımızı nedense hiç düşünmemiş; ee o da haklı 12 kişinin tatil programını yapıyor tek başına, onu da başkası düşünceydi di mi ama :) 

Neyse oteli arıyoruz valla geldik ama durum böyle böyle gel bizi al diyoruz. Ben size hemen araba gönderiyorum diyor; hemen=1 saat, olmuş geceyarısı, Yunan halkı gecelere akıyor biz de limanda bavul üzerinde oturuyoruz. Sadece Aren değil 2 çocuk daha var yanımızda. Aracımız geliyor; hımm tamam cehennem yolu böyle birşey olmalı prova yapıyoruz diyoruz. Kapkaranlık virajlı bir yol 100-120 km hızla giden bir otobüs. Otelimize vardığımızda gözümüz hiçbir şey görmüyor. Yat şurda taşta deseler, tamam oldu diyeceğiz. 

Onca şeyden sonra otele vardığımızda elbette orası cenetten bir köşe bizim için ki gerçekten ertesi sabah iyi bir otel seçtiğimizi daha iyi anlıyoruz. Tatil başladı mı bundan sonra, buraya kadar mıydı kötü kader? Yooo dostum olur mu, macera daha yeni başlıyor. Biz çocukla tatile kalabalık çıkalım, elbette bizden başka bakacak birileri olur, karı-koca ada gecelerine akarız, denize gireriz falan diye düşünürken, kader de bize ordan kıskıs gülüp eğleniyormuş meğer. Aren 9 aylıktı. Ve inanır mısınız 1 hafta boyunca mememde yaşadı. Ailemin yanında bile emzirmemden hoşlanmayan kocam 2. günün sonunda tüm ada halkının memelerimi görmesine itiraz etmez oldu. Bildiğin Afrikalılar gibiydim, kilo olarak da benzesem iyi de, işte ben onların çok yemiş haliydim. Yürürken bile mememdeydi Aren. Denize girdiğimde bile mememdeydi; abarttığımı düşünüyorsan, günahıma giriyorsun ramazan ramazan :) 

Velhasıl daha fazla geçen seneki tatilden bahsetmeyeyim; lakin dönerken çocukla tatil mi bir daha mı aslaaaaaa diyordum. Arabayla bir yere gitmek mii? Aslaaaa diyordum.  Tek avuntum işe dönecek olmamdı; mesaiye'de kalırım sabah 6:00'da çalışmaya başlarım ne isterseniz yaparım, yeterki beni bu tatilden kurtarın ruh halindeydim. 

Lakin insanoğlu işte unutuyor; ders alıyor mu hiç yaşadıklarından. Bu sene bir sevinç, bir heyecan ben de. Tatile gidip gelmiş, yorulmuş bezmişleri dinledikçe; tıpkı hamileyken olsun canım benim çocuğum öyle olmaz modundaydım şimdi de. Bu sefer kader değil ben kendime gülüyorum ama elimde değil, yok yok biz çok keyifli vakit geçireceğiz diyorum, Aren deniz kenarında oturacak biz şezlogumuzda Mohito'muzu yudumlarken (bu arada alkol içmem,görün nasıl sadece hayal olduğunu) o kumsalda oynayacak kendi başına veya yeni tanıştığı arkadaşlarıyla, biz de ona el sallayacağız, arada yanımıza gelecek, iki öpüşüp koklaşıp hop oyuna devam. Öyle uyumlu olacak ki çocuğum; yemek yerken, oturacak, ne dersek yapacak falan..... Yaaa gülmeyin ama lütfen, neden olmasın ki :)

Oldu canım tamam canım öpüyoruz seni, iyi tatiller diliyoruz sana diyorsunuz di mi? Bu tatilin dönüşü var, geçen seneki gibi tatil yazısı yazmayı atlama, o yazıyı da merakla bekliyoruz, okuyacağız diyorsunuz değil mi :) Çok hainsiniz çokkk.  Ne var yani içimdeki Pollyanna'yı da mı öldüreyim :)