2-3 yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2-3 yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.08.2014

Bu Yaz Sen

Summer Tumblr

Uzun zaman oldu sana seslenerek yazı yazmadım Aren'im; şimdi ise çok içimden geldi sana seslenerek yazmak....

Sen bu yaz çok büyüdün Arenim... Seni sevmemizin karşılığını hiç bir zaman beklemiyoruz ama emeğimizin karşılığını görmek bizi çok mutlu ediyor; bebekliğinden bu yana ektiğimiz tohumlar birer birer meyvesini vermeye başladı.

Çok kibar bir çocuk oldun tatlım; her şeyi rica ederek yapıyorsun; kalkabilir miyim? Bir bardak su alabilir miyim? Lütfen bana şunu açar mısınız?Ufacık bir çarpmanda, yanlışlıkla vurmanda, hemen pardon özür dilerim iyi misin diyorsun. Bazen öylesi kibarsın ki bizi de daha kibar olmaya yöneltiyorsun.

Sanırım bizi kendine arkadaş görüyorsun, çünkü çoğu zaman; çocuklar ben hazırımmmmm, arkadaşlar gelin bakalım gibi cümleler kuruyorsun. 

Büyüdün oğlum çok büyüdün; daha çok laf dinlemeye daha çok uyumlu olmaya başladın; bu yaz tatilde yorulmadık, seninle çok eğlendik. Tatillerde hep uyumlusun ama bu yaz daha da uyumluydun. 

Öyle sosyal  bir çocuk oldun ki şöyle olan çocuk sosyal olamaz böyle yapan çocuk zorluk çıkarır gibi söylemlerin ve iddiaların tam aksini ispat ettin; geçtiğimiz günlerde sana yaklaşıp seven birine elini uzattın merhaba ben Aren dedin, karşındaki kişi adını söyleyip sen ne kadar yakışıklısın böyle deyince de, evet saçlarımı yeni kestirdik de dedin :) 

En çok hoşumuza giden ise paylaşmayı öğrenmiş olman; biz tüm bunları öğrenebilesin diye seni okula gönderme kararı almışken sen bu yaz tüm bunları kendiliğinden çözmüş oldun; bir ara okul kararından vazgeçsek mi diye bile düşündüm :) 

En çok neye güldüm biliyor musun; ilk zamanlar sanki hep mağara adamı gibi kalacakmışsın gibi geliyordu; aman allahım bu çocuk hep böyle vurdu kırdılı mı davranacak, aman allahım bu çocuk hiçbir zaman paylaşmayacak mı, hep böyle kaba mı olacak derken sen endişenin ne kadar boş bir şey olduğunu bir kez daha kanıtladın bize. 

İnsanların 2 çocuk arasına neden 4-5 yaş koyduklarını daha iyi anladım bu yaz; aslında ben bu yaz, yaz mevsimini daha çok sevdim; seninle geçirdiğim her anı kaydet diyerek koydum aklımın bir köşesine. Mutluydun hem de çok mutluydun, geçen akşam uyumadan önce anne biliyor musun ben sana hiç pat yapmak istemiyorum hep sarılmak istiyorum seni çok seviyorum anneciğim dedin ve uykuya daldın. Sevmek nasıl bir şey çok iyi biliyorsun ve çok sevgi dolu bir çocuk oldun. 

Sahilde, havuzda, parkta senden küçük çocuklara şefkatle yaklaşıp onlara yardım ediyorsun bazen de onlara ebeveynleriymiş gibi davranıyorsun; aa çocuk öyle olmaz ama gibi o zaman kendimizi görüyoruz sende ve biz böyle miyiz ya diye birbirimize soruyoruz babanla.


Kuzum bu yaz güneşten daha çok sen ısıttın içimizi bu yaz doğanın huzurunun yanısıra senin huzurun vardı üzeirmizde. Seini çok seviyorum.... 


*** Tek bir yanlış şeye basarak telefonumdaki tüm fotoları sildim; bu hatayı yapanlara hep fazla üzülme nasıl olsa tüm o kareler senin gönülünde ve aklında derdim; başkasına söylediğimi kendime de söyledim ama çok güzel kareler vardı be :)








21.07.2014

Neden Okullu Olduk

Nerede kalmıştık; okula gitmemek için bin bir neden varken neden okula gittiğimizde öyle değil mi? 


Büyük şehirde yaşıyor olmasaydık Aren'i okul öncesi okula göndermezdim; bundan eminim. Şehir hayatları içerisinde doğal yaşama çabası bana oldukça traji komik geliyor; bunun sürdürülebilir olduğuna inanmıyorum, inanmadığım gibi henüz layığı ile gerçekleştireni de göremedim. Kimisi yemek konusunda doğal olmak çabasında; örneğin ben marketten asla sebze meyve almam diyor ve pazardan alışveriş yapıyor; lakin büyük şehirde pazarcının ve marketçinin meyve sebze aldığı hal aynı. Kimisi ben araba kullanmam, apartmanda da oturmam diyor; lakin kullandığı toplu taşıma aracı veya kendine özel bisikletinde de arabaların salmış olduğu gaza maruz kalmış oluyor. Büyük şehirlerde kontrol ve sürdürülebilirlik sorunu var; kim ne derse desin. 

Büyük şehirde bahçeli bir evde oturmanın da doğa ile iç içe olmak olduğuna ve çocuğun gereksinimi olan doğal yaşamı tam anlamıyla karşıladığına inanmıyorum; müstakil evinin etrafı duvarlarla çevriliyse; komşularının hiçbirini tanımıyorsan, veya çocuklar bir araya geldiklerinde ipad'le bahçede vakit geçiriyorlarsa o zaman doğalarına uygun yaşamış olmuyorlar. 

Daha önce bir yazımda yazmıştım; çocuğunu büyüttüğün ortamın içerisinde ayrık otu yapmayacaksın; çocuklar bundan fazlasıyla yara alıyorlar ve sen hayrına olsun isterken işler tam tersi oluveriyor. Önemli olan benim için çocuğumun farkında olarak büyümesi. Bu nedenle okul olayını fazla ciddiye almamasını sağlayacağım; çünkü bizim için özellikle anaokulunda gösterdiği başarının hiçbir anlamı yok; böylesi bir rüzgara kapılmasını da engellemeyi düşünüyorum. Şimdiden ona oraya bir çok yaşıtıyla oyun oynamak için gittiğini söylüyoruz. 

Aren'in etrafında çocukların hemen hemen hepsi ya okula gidiyor ya da gidecek; bu sene okula göndermeseydik eminim seneye onlar gidiyor ben neden gitmiyorum diyecekti; böylesi durumlarda ailelerin sadece yetişkinlerin anlayabileceği mantık ve düzeyde çocuklarına yaptıkları açıklamaları da son derece gereksiz görüyorum. Şöyle mi diyeceğiz; çocuğum okula gitmek senin yaratıcılığını ve özgürlüğünü engelleyecek bir şey o yüzden doğru bulmuyoruz ve seni göndermiyoruz. Çocukta peki anneciğim tamam o zaman mı diyecek. 

Küçük şehirlerde okula ihtiyaç yok; çünkü çocukların bir çoğu gitmiyor ve sokakta fazlasıyla vakit geçiyorlar. Sosyal çatışmayı sokakta öğreniyorlar; doğal ortamlarında, doğal arkadaşlık çerçevesinde. Paylaşmayı da aynı şekilde öğreniyorlar; doğal ortamlarında her şeyi kendi doğası çerçevesinde öğreniyorlar. 

Aren'i okula göndermeye karar vermemizin yegane sebebi sosyal çatışmayı öğrenmesi gerekliliği; Aren bunu apartmandaki 4 arkadaşı ve görüştüğüm hem de sıklıkla görüştüğüm kendi yaşıtlarının da olduğu arkadaş çevresinde öğrenemiyor olması. Sosyal çatışmayı öğrenmesinin hayatında önemli bir yeri olacağına inanıyorum. 

Okul seçerken dikkat ettiğimiz noktalar şunlar oldu; 

Okulun bahçesi olması ve bu bahçeye çocukların yaz kış yağmur çamur güneş çıkartılıyor olup olmadıkları,

Okulun konumunun ve binanın çocuklara uygun olup olmaması,

Okulun bir derneğe bağlı olması, böylece muhattabınız sadece okulun kendisi olmuyor ki bence bu oldukça mühim,

Öğretmenlerinin  deneyimli ve okulundan mezun olmuş olmaları; stajer öğretmenlerin sınıf öğretmeni yapıldığı okulları ne etik ne de yararlı buluyorum,

Okulun yabancı dil adı altında nasıl bir eğitim verdiği; seçtiğimiz okulda yabancı dil öğreten öğretmenler Türk değil, Türk olanlar da Türkiye büyümüş değiller; aynı zamanda çocuk gelişimi okumuş öğretmenler ve her daim sınıfın içerisindeler; İngilizceyi öğretmiyorlar işin doğal akışında çocukların kulaklarının alışmasına vesile oluyorlar; yani öğrendikleri yabancı dil bir anlamda diğer anadilleri oluyor, 

Kendilerini sanatla öğreten okul olarak tanımlıyorlar; haydi bakalım şimdi mevsimleri öğreniyoruz gibi bir uygulama yok. 

Velhasıl; okul okuldur burası net, kattıkları olduğu gibi çocuktan götürecekleri de olacaktır; ama büyük bir şehirde yaşamayı seçtiysek veya seçmediysek böyle geliştiyse ama yine de bunu sürdürüyorsak ve hayattaki en önemli şey sürdürülebilirlik ve yaşadığın yere uyum sağlamak ise, okula gitmesinin  gerekli olduğu fikrine vardık. Uyum sağlamak demek; içinde yaşadığın kutunun formuna bürünmek değil, bir kutunun içinde olduğunu bilmek demekten öte de değil benim için. 

Bir yanım ciddi manada üzülürken bir yanımda yukarıda yazdıklarımın ışığında doğru bir karar verdiğini söylüyor....