duyguları yönetmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duyguları yönetmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.10.2014

Çocuğumun ve Benim Olumsuz Duyguları Var




Çocuğunuzun veya kendinizin hangi duygusuna olumsuz diyorsunuz;

*Ağlaması
*Sinirlenmesi
*Öfkelenmesi


*Sinirlenmem
*Öfkelenmem
*Delirmem
*Şiddet göstermek istemem


Ve buna benzer diğer duygular. Peki başlığı değiştirsek. Çocuğumun  ve Benim Duygularım Var, desek.

Yukarıdaki olumsuz gibi gözüken başlıkların her biri "duygu"; çocuk, yetişkin herkesin hissedebileceği duygular bunlar. Başına olumsuz sıfatı getirilen duygular sadece. Duygular gelirler ve giderler. Bazen giderken can acıtırlar ama aslında onların hepsinin geliş nedeni de insanın canını acımasıdır; o kısmı bazen sadece insanın kendisi bilir bazen kendisi bile bilmez.

Echart Tolle duyguyu şöyle tarif ediyor ki benim bugüne kadar duyduğum en güzel tanım;

"Duygular bedenin zihne tepkisidir".

Çocuğunuzun veya kendinizin bu duygularına olumsuz demeseydiniz nasıl yaklaşırdınız; bu duyguların sadece izleyicisi olmayı hem kendiniz için hem çocuğunuz için başarabilir misiniz? Başarabilirseniz işte  o zaman duygunun sahne arkasına geçme şansınız olur; neden bedeniniz böyle bir tepki verdi, bu duygu sahneye çıkmadan önce neler yaşandı da sahneye çıktı bu duygu..... Tüm bunları anlamak için izleyici olmak gerekiyor hem de kendi oynadığın oyunun izleyicisi.


Özellikle yetişkinlerde sinirlenme, öfkelenme ve şiddet veya şiddet eğilimi otomatik gelişir, hatta insan sakinleşince bana ne oldu anlamadım der ve çoğunlukla pişmanlık duyar. 

Peki ben bunlar sadece duygu derken bu duyguları normalleştiriyor muyum? Evet duyguları normalleştiriyorum ama TEPKİ'yi nomalleştirmiyorum. Sinirlenmek duygusu doğaldır ama bu duygunuzu farketmemek ve sonucunda sinirlenmenize bağlı olarak yaptığınız her eylem doğru olmayan bir davranış biçimidir. Sinirinizi, öfkenizi farkettiğinizde kendinizin farkına varmanız, duygunuzu olduğu gibi kabul etmeniz  bu duygunun tepkiye dönüşmesine engel olur. 

Bir dahaki sefere sinirlenme veya bir başka duygu dalgasının gelişinde dalgaya kapılmak yerine o dalgayı izleyin bir süre sonra dalga suya karışacak ve su eskisi gibi dingin olacaktır ve bir süre sonra dalgalarınızın boyutu çok azalacak ve en sonunda çarşaf gibi bir denize sahip olacaksınızdır. Çocuğunuzun sözlerimizi değil davranışlarınızı örnek aldığını düşünürsek onda da aynı sonucu göreceksiniz. 

Çocuğunuz sinirlenip, öfkelendiğinde ve hatta delirdiğinde; bırakın bu duygusunu kendisine ve çevresine zarar vermeden yaşasın; sakinleştiğinde ona olanları sorun ve o olayın izleyicisi olmasına izin verin; bir süre sonra o da otomatik pilotluktan çıkıp duygularını yönetebilen insan haline gelecek. Tüm duyguların doğal tepkilerin ise doğal olmayan davranışlar olduğunu söyleyin ona. Üzülmesi, sinirlenmesi, kızması doğal ama bunlara bağlı olarak gösterdiği tepkiler zarar verici. Bunu anlayan çocuk çok daha kontrollü ve en önemlisi duygularının yönetmeni haline gelebiliyor. 


27.01.2011

Duygusallığın Başı Tez Kesile


Muhteşem Yüzyılı izlemeyen varsa bile konusunu az çok biliyordur. Ben dizide şunu görüyorum, bir hayat gerçeğini daha doğruluyor tarih!

Duygularını yönetemeyen kadın ki bu Mahidevran oluyor,sonunda mutlaka kaybeden oluyor. Çünkü duyguları artık onu yönetmeye başlıyor insanın duyguların esiri olması çok çok feci bir durum. Ve herkes o kadına acımaya başlıyor kocası, sevgilisi hariç. Kocası ise nefret etme boyutuna geliyor o kadından inanamıyor. Başka kadınlar bu hale aşktandır dese de açıklamalar bulsada ki hiç kimse duyguların esiri olmuş bir insana malesef saygıyla bakmıyor. Herkes üzülüyor ve o insanı son derece aciz görüyor, henüz böylesi bir kadına saygı duyanı görmedim.

Bu durumu kendimden de o kadar iyi bilirim ki. Güray'a deli gibi aşıktım ve ben değil duygularım beni yönetiyordu. İçime resmen bir mahidevran kaçmıştı ve evet ailem olmak üzere kimse bana saygı duymuyordu. Kimse naif yaklaşmadı. kimse kız aşık kimyası değişmiş ondan bundan demedi bana. Herkes üstüme geldi benim. Acıdılarda bunu biliyorum. Peki ya Güray işte Güray benden nefret ediyordu o dönem. Ne aşkımın yüceliği ilgilendiriyordu onu ne de aşktan ne hale geldiğim. Tıpkı Süleman:) gibi o da nasıl bu hale geldiğime anlam veremiyordu ve zerre kadar da acımıyordu bana.

Gelelim Hürrem Sultana. Öyle ya da böyle kadın duygularının esiri değil akıllı çünkü akıllı duygularını yönetmeyi becerebiliyor. Esiri olmamış duygularının işte buna şapka çıkaracaksın arkadaş. Kadın entrikacı falan değil düpedüz akıllı. Süleman'a yavaştan aşık oluyor, kıskançlık yok mu var, delirmek yok mu var ama bu duygulara teslim olmak yok işte. Kadını yöneten kıskançlığı değil aklı aklı.

Gelelim bana, bu dönemden sonra ben içimdeki Mahidevranı öldürdüm ve Hürrem'i uyandırdım. Duygularımın esiri olmayı bıraktım ve onları yönetmeye başladım. Tabii ki bu akşamdan sabaha olmadı bir süre aldı. Söylemiştim öyle değil mi, gürayla 7 sene flört ettiğimizi :) Elbette 7 sene birfiil flört edemedik sayısını bilmediğim kadar ayrılmışızdır 2-3 ay hiç birbirimizi görmediğimiz ve hatta dibe vurduğumuz bir dönem tamamen herşeyi insani ilişkilerimizi bile sonlandırmayı düşünmüşüzdür. Ama bakınız şimdi kendisi pek bir aşık koca :). Ben ne zaman ki duygularımı yönetmeyi becerdim hayatım, hayatımız tadından yenmez bir hal aldı. Bu iş yazıldığı gibi kolay olmadı tabii ama verdiğim çabaya, emeğe herşeyden önce kendi adıma değdi. Evet bizim ilişkimizde ratingleri sallardı dizi olsaydı :)

Diyeceğim o ki, bir insanın kendisine yapabileceği en güzel yatırım duygularını kontrol etmesini öğrenmek. Bu sadece aşk için geçerli değil elbet hayatın geneli için geçerli. Aynı şeyi iş hayatımda da yaşadım ve bugün ki refahıma, başarıma eriştim. İsteyene seve seve bu konuda koçluk verebilirim :)

Ama şunu da belirteyim arada sırada içimdeki Mahidevran'ımı da uyandırabilirim hiç belli olmaz yani :) biliyorsunuz arada ölülerin ruhu terkettikleri vücudu ziyaret edebiliyor ;)

Tüten ben
MahiHürrem.