ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.01.2015

Enerjisi Yüksek Bir Ev için



Dekorasyonu güzel olan evler vardır; fotoğraflarda harika gözükür ama içine girdin mi birden bire kendini kötü hissetmeye başlarsın; anlamadan nedenini, bilemeden neden olduğunu. Bazı evler ne kadar güzel olursa olsun enerjisi çok mu çok düşüktür. Bazı evlerde vardır ki nedenini bilmeden kendini çok çok iyi hissedersin. Misal genelde anneanne babaanne evlerinde insan kendini çok iyi hisseder; evleri çok güzel olduğundan değil, o evlerin enerjisi iyidir, dahası ruhun hatırlayıverir orada yaşadıklarını. 

Her şeyin enerji olduğunu konuşmamıza gerek var mı hala bilemiyorum :) Evlerinde kendine göre enerjileri var, eve giren çıkanla, evde olanlarla ve nice durumdan etkilenen. Peki bir evin enerjisini yükseltmek için basit ama etkili neler yapılabilir. 



Havalandırma

Eski kadınlar, annelerimiz, anneyken bunu yaparlarda anneanne babaanne olduklarında nedense kızım kapat camı çocuk üşüyecek derler. Şu kural hayati bir kural evin ısısı yüksek olmayacak siz ona göre giyineceksiniz. Özellikle sabah uyanır uyanmaz ve akşam yatmadan 1 saat önce odanın camlarını açmak ve havalandırmak çok önemli; kar kış zamanı bile lütfen bunu yapın. 


Kapı Kapa & Aç

Tuvaletin kapısı kapalı ve klozetin kapağının kapalı olması önemli (yazıyorum da ben yapıyor muyum, hayır yapmıyorum her zaman ama yapılmalı ) Diğer odaların kapıları ise enerji ve hava dolaşımı için açık olmalı 

Canlı Nesneler

Evde canlı çiçek olması da önemli, öyle balkon süslemesi şeklinde değil, çiçek yetiştirmek önemli; canlı hayvanlarda bu konuda oldukça iyi. Bizim balığımız var ya sizin :) çiçek arada sırada var ama aslında olmalı 

Tuzlu Su

Evin belli köşelerine içine tuz koyduğun su kapları yerleştirin; su ve tuz olumsuz enerjilerini içine hapsedecek. 3-4 günde bir bu suyu değiştirmeyi mutlaka hatırlayın yoksa etkisinden çok tepkisi olur :)

Adaçayı Yakmak 

Özellikle saplı adaçayı bulursanız bir cezvede veya teflon tavada yakın kokusu dumanı çıkınca evde gezdirin bu bir Şaman geleneği ve kesinlikle trişka değil ;) 


Aromatik  kokular 

Bazı kokular beyine mesajlar verir; lavanta mesala sakinleştirir, limon & portakal enerji verir. Hem romantik hem ev güzel kokar; lütfen o güzel kokulu sandığınız kimyasal temizlik ürünleriyle fazla haşır neşir olmayın.

Ama daima hatırlamak gerek bir evi ev yapan içinde yaşayanlar ve onların neşesi, keyfidir ;)



9.04.2013

Dekorasyon





Aren'den önce dekorasyon konusunda çok hevesli ve güncel kalan biriydim. Güray da bu konuda oldukça zevk sahibi ve ilgili biri olunca, evlenirken evi dekore etmek inanılmaz zevkli ve keyifli bir süreç olmuştu bizim için.  Evim dergisinin 2011 Temmuz sayısında evimiz yayınlanmıştı; şükür evimizin eve benzer hallerinin fotoğrafları elimizde var :)

Aren'den sonra tüm ilgimi kaybettim; çünkü evimiz evden çok bir park bir anaokulu havasında. Aren için herşey oyuncak, herşey oyun. Hani bir çanak alıp masanın üzerine koyayım desen emin ol koyduktan 5 dk sonra kendini yerde bulacak, zavallının üzerine çıkılacak ben diyeyim kayık sen de tekerlek olarak kullanılacak. 

İşte bu sebeble, içimde de kalmasın diye elimi ayağımı dekorasyondan çektim. Şimdi yavaş yavaş tekrardan ilgilenmeye başlıyorum; eve uygulayabileceklerim için sanırım biraz daha beklemem gerekiyor, yavaştan yavaştan yapabileceklerim de var. 

Doğanın evin içine girmesini çok seviyorum; taş biriktiririm mesela, gittiğimiz her ülkeden taş toplarım mutlaka. Sonra ağaç dallarına ve alternatif kullanımlarına bayılırım. Bahçemizde bir çok kesilmiş, kopmuş dal var hepsine göz diktim; bakın ağaç dalları nasıl değerlendirilebiliyor. 

Tree branch hanging jewellery display.
Basit bir ağaç dalı, kolyeleri takmak için kullanılmış, bence çok hoş duruyor.
Tree Branch shelves :)
Mesela bu fikre de bayıldım; doğal kütüpjane; hem okuduğumuz kitapların sayfalarının nereden geldiğini hatırlamamıza da vesile olur. 
Basit olduğu kadar hoş bence...
bubbleroom4
Bu da bebek odası için olan versiyonu, evimin genel dekorasyonuna uygun olsaydı hiç düşünmeden yapardım. 
Fotoğraf sergilemek için harika bir fikir bana kalırsa ki mutlaka evimiz için değerlendirmeyi düşündüğüm şeylerden biri. 
Mutfakta böyle bir raf varsa hiç düşünmeden uygulanabilir bence


Kapı girişi için harika bir fikir, fazla kalın şeyleri taşıyamayacağı kesin ama yine de üzerindekileri koymak için süper, dallar boyanabilir bile. 



Evdeki en güzel dekor çocuk aslında, nereye koysan yakışıyor, ister al tezgahın üzerine koy, istersen yere istersen de yatağa, duvara yapıştırsan orada bile güzel durur aslında :)

30.11.2011

Bir Ev Hikayesi


Metrekare olarak küçük içinde yaşayanlar ve yaşadıklarımız olarak büyük bir ev bizimkisi. Eskiden olsa hayat haftaiçi sabah 6:00'da başlar akşam 12:00'de biter haftasonu 9:00'da başlar gece yarısı 3:00'de biter derdim size. Oysa şimdi güne başlama saatimiz Aren'in keyfine göre belirlenir bazen 5:00'de başlar bazen gün başlamaz çünkü gece hiç bitmemiştir. Haftaiçi ile haftasonu arasında hiçbir fark yoktur artık. Hatta haftasonları yardımcı olmadığı sevgili  Cumartesileri de çalıştığı için daha bile zordur ev hayatımız.

Doğup büyüdüğüm apartmanda oturuyoruz biz. Annemler üst katta biz aşağı katta ve hatta oturduğum evde eskiden babannemler oturuyordu. Önce 3 kişiydiler babaannem, dedem ve büyük teyzem (babaannemin kızkardeşi bekar hiç evlenmemiş) dedemin vefatıyla ki ben 3-4 yaşlarındaydım babaanem ve teyzem birlikte yaşamaya devam ettiler. Sabahları okula gitmeden önce kapısını çalıp gittiğim evin kapısını şimdi annem çalıyor özledim Aren'i göreyim diye. Babaannem elinde adını hatırlayamadığım turuncu bir vitamin ile beklerdi beni, tadı da çok güzeldi kapıda o vitamin içilir servise öyle binilirdi. Akşamları okuldan gelip ilk çaldığım kapıydı bu ev kah içeri girerdim kah naber deyip hop yukarı çıkardım. Bu sefer kapıda evde yapılmış bir çikolatayla veya sevdiğim bir tatlı ile beklerledi beni (kilolu olmanın temelleri böylece atılmış oldu :) ) şimdi aynı kapıyı akşamları babam çalıyor oğlan nasıl diyor kah içeri giriyor kah o da yukarı kaçıyor.

Bu ev çocukluk anılarımla dolu benim. Bu yazıyı yazarken gözlerimi dolduran hatıralarla dolu. Şimdi girip yemekler yaptığım mutfakta babaannem harikalar yaratırdı. Yanında durup izlerdim onu anlatırdı bana nasıl yapıldığını ilk ne zaman yaptığını o yemeği. Yemekten sonra teyzem bulaşıkları yıkardı babaannem bulaşık ykaımayı sevmezdi teyzem de yemek yapmayı. Onun da yanında durup bulaşık yıkamasını izlerdim, sohbet ederdik. Şimdi bu mutfakta kendi torunlarımla olmasa da oğlumla yapacağım yemekleri, kekleri börekleri düşünüyorum.

Bu yazıyı yazdığım her gün oturduğumuz salona o zamanlar misafir odası denirdi ve sadece kalabalık aile yemeklerinde ve misafir geldiğinde kullanılırdı. Ama benim her zaman girmeme izin vardı. Bu salon o zamanlar antikalarla doluydu. Köşede siyah piyano dururdu. Teyzem annesi ölünce bir daha hiç çalmamış kapağına bile dokunmamış ve saçları da bir gecede beyazlamış. Arada ısrar ederdim çalsana teyze lütfen diye sen çalarsan ben de piyanoya başlarım derdim unuttum kızım derdi derinlere dalarak saçlarına dokunarak. Büfede bir çok incik cincik şeyler vardı hepsi dedemin uzak diyarlardan getirdiği şeyleri dokunmaya izin vardı hatta oynamayada sadece nazik davranmamız öğütlenirdi bize. Sonra bir köşede eczaneden kalma o zamanlar bana çok ilginç gelen cam şişeler ilaç kutuları vb dururdu dedemi babaannem ve teyzem hepsi eczaciydi o salonda o kutularla şişelerle oynar içimden ben de eczacı olacağım derdim.

Şimdi Arenin odası olan oda oturma odasıydı günün büyük çoğunluğunu orada geçirirdi iki kız kardeş. Babannem uzun koltukta teyzem tekli koltukta oturur tüm gün iş işler, kitap okur, muıhabbet ederlerdi.  O uzun koltukta babaannemin kucağına uzanıp uyumaya bayılırdım. İki kız kardeş bana kendi hayatlarından anektodları masal tadında anlatırlardı bir yandan saçımı okşayarak şimdi oğlumun odasındaki uzun koltukta onu kucağıma alıp masal anlatacağım günlerin hayalini kuruyorum. Ona babasıyla olan masalımızı annesinin bu evdeki masallarını anlatacağım günleri 4 gözle bekliyorum.

Bizim giyinme odası olarak kullandığımız oda onların tüm eski hatıraların olduğu günün erken saatlerinde oturdukları namaz kıldıkları bir odaydı. Pek girmezdik nedense o odaya bana ürpertici gelirdi. Şimdi o odada üzerinde bir çok anı biriktiren eşyalarımız duruyor.

Yatak odamız ise babaanne&dede aşkına iki kız kardeşin bağlılığına ve göçüp gitmeye şahit olmuş bir oda.  Odamızın huzuru belki de buradan geliyor. Zaman zaman geceleri yastığa başımı koyduğumda bu evdeki o eski günleri anımsar öyle dalarım uykuya. Eğer ruhları evlerine ziyarete geliyorsa bu evin çok değiştiğini görecekler tek birşey değişmedi bu evde o da bağlılık, aile olmak ve sevgi hep de daim olur işallah.

İşte bizim evin hikayesi böyle...

29.07.2011

Mutlu Biten Bir Ev Hikayesi

Ben susuyorum resimler konuşssun. Hepsi ve daha fazlası için lütfen EVİM dergisi alınız pişman olmazsınız ;)








































































5.05.2011

Evimiz Meşhur Oluyor :)

Bugün evimizde dergi çekimi vardı hoş biz evde değildik o da ayrı. Haziran ayından Evim dergisinde bizim evimiz de yer alacak.

Evimizin beğenilmiş olması ve okuyuculara örnek olarak sunuluyor olacak olması çok hoşuma gitti. Çünkü Güray ve ben evimiz için çok fazla emek harcadık. Düğünümüzden, balayımızdan ve evliliğe dair bir çok detaydan daha çok evimiz için çalıştık. 4 duvar bırakılmış evi aile dostumuz mimarimizle birlikte baştan yarattık. Bu konuda kocamın hakkını hiç yiyemem aslında işin başında iş bölümü yapmıştık o ev işleriyle ben düğünle ilgilenecektim. Ama sonra her ikimizde her iki konuyla da ilgilenir hale geldik. Güray ev konusunda 4/4'lükti. Bir ara yeniden üniversiteye girip iç mimarlık mı okusam diye bile düşündü :)

Araştırdık, gezdik, pazarlık ettik ve en önemlisi elimizi, yüreğimizi bu işe bulaştırdık. Zorlu bir süreçti zaman zaman çıldırtan bir süreçti. 100 metrekarelik evimize yalı dairesi kadar özendik ve önem verdik. Ve çıkan sonuçtan bizim kadar işin ehlilerin de memnun kalması elbette bizi gururlandırdı.

İkimizde en huzurlu yerin evimiz olduğunu düşünüyoruz. Günün en güzel saatleri evde olduğumuz zamanlar. Şimdilerde evimizin tek eksiği ağlamasının, kahkasının, kıçın kıçın emeklemesinin, paytak yürüyüşünün ve süt kokusunun her daim olacağı minnak. O da geldimiydi aramıza bizim evimiz olacak bir cennet!

Tavsiyeleri sevmem ama evlenecek olanlara benden naçizane bir tavsiye düğünmüş oymuş buymuş bunları koyun bir kenara en büyük enerjinizi evinize harcayın düğün 1 gün sürüyor ve en güzel düğün bile stresli ve inanın kötü düğünler bile bir yerinden iyi hatırlanıyor ve unutuluyor. Ama evinize hergün gidiyorsunuz ve sizi yanısıtıyor. Bir evliliğin en güzel yanlarından biri ortak kurulmuş bir ev.

Ehh bu yazının sonunda şu cümleyi kurmasaydım olmazdı: Evim Evim Güzel Evim :)

19.01.2011

Baba Evine Dönmek Zormuş


Beni sevmeyen birileri varsa ve bu haberi almak için sabırsızlananlar sanırım yazının başlığı en çok onları heyecanlandırmıştır :) Ama hiç heveslenmesinler herşey yolunda :)

Sevgilim 2 günlüğüne iş sehayatine gidince kaldım mı tek başıma. Bir gece önceden belki gitmezsiniz demeye başladım. Annemlerle aynı apartmanda oturuyoruz ve henüz evleneli 4 ay oldu. Ve ben evde yanlız kalmayı çok severim. Hele annemlerle yaşarken eve geç gelmelerine bayılırdım o evde yanlız kalmak harika gelirdi bana. Uzun süreliğine gittiklerinde de yanlız uyumak ve kalmak konusunda sıkıntı yaşamazdım birazcık tedirgin olurdum ama bu sadece 5 dakika yerine 15 dakika da uykuya dalmaya sebebiyet verecek bir tedirginlik olurdu. Bu arada yatağıma da bayılırdım. Herkes o küçük yatakta nasıl yatıyorsun çok rahatsız bir yatağa benziyor derken benim için cennetten bir köşeydi yatağım.

Pazartesi günü sevgili gitti. Annemi aradım bu gece bizde yatar mısın dedim, önce tamam dedi. Sonra akşam eve gittiğimde sen burada yat odan nasıl olsa duruyor dedi. Yok sen gel illa dedim hatta hemen kendi evime indim ve orada vakit geçirdim. Annemlerin evi artık bana kendi evimmiş hissini vermiyor. Evimi çok seviyorum. İndim kendimle başbaşa kaldım. Tamam insanın kendisiyle başbaşa kalması da güzel ama zaten sevgili evdeyken de mıçmıç yaşamıyoruz ki biz herkes kendiyle başbaşa kalabilecek düzeni kurabiliyor. Ahh olsaydı da playsation oynasaydı dedim dermişim :) Yok öyle bir cümle kurmadım sanırım o cümleyi 1 hafta gibi uzun süreli ayrılıklarda dayanamadığım durumda söylerim.

4 ay önce mışıl mışıl uyuyduğum yatağa uzandım yok gözüme uyku girmedi sağa dön sola dön tavana bak mışıl mışıl uyuduğun geceleri hatırla ıhhh ıhhh hiçbirşey kar etmedi.
Bölük pörçük tıpkı bir başkasının evinde veya tatilin ilk gününde otel odasında uyurmuş gibiydim, huzursuz ve yerini yadırgamış biçimde.

Bu kadar kısa sürede kendi evime karşı geliştirdiğim bağlılığa sevindim. Evlilik adına güzel bir huy edinmişim kısacık sürede ;) İnsanın kalbi neredeyse evi de orası sanırım.

Tüten ben
Evini çok seven

10.11.2010

Evim Benim Mabedim


Dün oldukça sıkıcı bir gündü benim için. Sanki biliyormuşum gibi işle ilgili bir yazı yazmıştım belki de kendim çağırdım çok bariz birşey olmamasına rağmen dün işteki entrikalardan vb bahsetmiştim ki gerçekten canımı sıkan şeyler yaşandı.

Canımın sıkkın olmadığını günlerde de üzerimde yorgunluk oluyor iş yoğunluğundan erken kalkmaktan ve benzeri nedenlerden. Ama her ne olur ise olsun eve girdiğim anda içimi huzur kaplıyor. Hele ki mutfağa girip yemek yapmaya başladığım anda gün boyu tükenen enerjim kendiliğinden yerine geliyor. Ve o enerji sayesinde günün tüm yorgunluğuna rağmen ev işlerini bir şekilde hallediyorum.
Tabii bir de kapının çalması ve kim o dedikten sonra gelen ses: "Your husband honey" :) Ve kapıda sanki uzun zamandır görüşmüyormuşuz gibi sarılmamız birbirimize şımarmamız. Sofraya oturup karşlılıklı yemek yerken tüm günün dışarda kalması...

İşte tüm bunlar benim için evimi mabed yapıyor.

Dün de kafam bozuk biraz kırgın biraz sorgular vaziyette gittim eve. Her zamanki gibi girdim mutfağa başladım yemek yapmaya başladı mı içime huzur dolmaya. Kocamın en sevdiği yemeklerden birini yaptım. O yine çok beğendim mükemmel dedi ben de sevindim. Kesmedi tabii beni biraz hamur yoğurmalıydım o hamuru tezgaha yayıp açarken oklava ile şöyle her canımı sıkan şeyin üstünden geçer gibi olmalıydım.
Üşenmedim hem kek hem galeta yaptım. Herkese de dağıttım. Herkes ama özellikle de sevgilim beğenince "Oh be" dedim işte bu. Hayat böyle ufak gibi görülen çok değerli şeylerden ibaret.
Günden geriye yorgun ama huzurlu bir ben kalmıştı. Canımı sıkan şeyler hamurla beraber yoğrulup gitmişti.

Bir de sevgilimle gülme krize girdik ki gülmenin en iyi ilaç olduğuna bir kez daha şahit oldum. Kocam bana sarıldı ve seni bu kadar sevmemin bir nedeni olmalı nedeni olmalı diye sayıklamaya başladı ee ben de gülme krizine girdim ee o da girdi. Tam o anda gülmenin tadı damağımızdayken yatağa gidelim dedim yok canımmm uyumaya elbette :) Hoş kocam tam uyumadan önce biri birini bıçaklamışmış tam şöyle boğazından falan diye anlatmaya başladı ki lütfen sus dedim kendisine lütfen sus anlatma böyle şeyler rüyama girer sonra. O da sıklıkla söylediği; "Ya sen nasıl birşeysin böyle çok tatlı birşeysin ya" dedi. İşte beni sevme sebebin kocacığım çünkü ben çok tatlı birşeyim :)

Tüten ben
Evinde olmak isteyen

1.09.2010

Canlı Yayın :)


Sevgili Okur,

Ben bu satırları yazarken aşağı katta yani kendi evimde hummalı bir çalışma var. Ustalar bugün mesaiye kaldılar gece 12:00ye kadar çalışacaklar. Şuan süpürgelikler takılıyor. Kapılar takıldı sabitleniyor bazılarının üzerine cam konacak.

Kendi evim diye söylemiyorum ama gerçekten çok güzel oluyor sürekli aşağıya inip bakıyorum ve elbette şükrediyorum. Allah herkese bizimki gibi gönlüne göre versin.
Gelecek ay Instyle Home dergisine rahatlıkla çıkar evimiz. Hani her ay bir ünlünün evi kapak oluyor ya biz ünlü değiliz ama kapağa yakışır evimiz :)

Okurken maşallah deyin lütfen. Demeyenlerin evini karafatmalar bassın :))

Kısa kısa....

Çok merak ettiğim birşey var. Gelinlik üzerinizdeyken çiş gelince n'oluyor?

Tuten ben
Heye-Canlı