oyun oynamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun oynamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.09.2014

Çaresi Var: OYUN



Çocuğunuz uyumuyor mu? Yoksa yemek mi yemiyor? Uyumsuz mu? Çok mu öfkeli?  Ve daha nicesi mi. Hepsinin çaresi tek bir kelimede gizli o da OYUN!. 

Oyunun çocuğunun can damarlarından biri olduğuna daima inandım ve bildim ama bu inandığım şeyi pratiğe dökebilmem tam tamına 2,5 yılımı aldı. Şahane ve gerçekçi nedenlerim vardı çocuğumla oyun oynayamamak için; 


Bir bebekle ne oynanabilirdi ki; 

Benim çocuğum erkek çocuktu kız olsa neyse oynardım da, erkek çocuk ile ne oynayacaktım ki ben. 
Hiç oturarak bir şey oynamayı tercih etmiyorduki oturupta oynayayım
Dikkati çok kısa süreliydi ee 10 dk bir oyun mu değiştirecektik. 
Baklaım annem & babam benimle oyun oynamış mıydı ki ben bunu bileyim. 
Hem hem en önemlisi bağlı olduğu sevdiği elinden düşürmediği bir oyuncağı yoktu. 

Gibi gibi bir çok güzel bahanem vardı ve bana çok gerçek gelirdi; ama ben hiçbir zaman tam olarak orada oyunun içinde olamazdım, bundan da keyif aldığımı söyleyemem. 

Sonra ne mi oldu? Baktım ki işler hiç iyiye gitmiyor; sınırsız sevgi bu çocuğun deposunu doldurmuyor; sevgi kadar önemli ne var, sıradaki neydi elbetteki oyundu. Çocukla oyun oynamak ona kendini değerli hissettiren, onu sevdiğinizi gösteren ve farkedildiğini, varlığının kabul edildiğini ispat eden yegane şey. 

Bir görüşmemizde Nilüfer hanım demişti ki; oyunu senin kurmana gerek yok, sen ona eşlilk et. Üzerimden ne oynayacağızki şimdi stresini attım en başta. Sonra düşündüm de ben çocuklar tarafından hep çok sevilen biri oldum ve onlarla iyi geçindim; abuk subuk oyunlar bulmada ve oynamada üstüme yoktur aslında; mesela pırt oyunu. Biri pırt mı yaptı burada offf çok kokuttu ama pırt pırttt buna gülmeyen ve hemen oyuna dahil olmayan bir çocuk tanımadım henüz; hemen kıkırdamalar, hemen gülüşmeler, bir daha pırt yapsanaaaa. Aren'le en keyifli oyunlarımızdan biridir bu :) Anneeee pırt yapmaca oynayalım mı? Vallahi üzerine tanımam, kahkaha garantisi kesin ve evet çok abuk bir oyun :)






Oyun çocuğu tanımak için harika bir vesile. Oyun oynarken çocuğunu çok iyi tanıma fırsatı yakalıyorsun; nelerden hoşlanır, sosyalleşmedeki araçları ne, neye nasıl tepki veriyor ve daha nicesi. Oyun çocukların kendilerini ve duygularını açıkça ifade edebildikleri bir süreç 

Oyun çocuğu da anneyi de enerjjik kılar. Bir çiftlikte yaşayıp etrafta serbestçe koşmak, yürümek harika olurdu ama bu hepimizin sahip olabileceği şey değil; ama mesela biz evde canavarcılık oynuyoruz; sırayla canavar olup birbirimizi kovalıyoruz, hem eğleniyoruz, hem enerji yakıyoruz. TV karşısında miskin miskin oturmaktan daha iyi geldiği kesin. Elbette TV karşısında oturup beraber güldüğümüz, heyecanladığımız çizgi filmler de var; ama onu seyrederken bile bir alışverişimiz oluyor, sohbet ediyoruz. 


Oyun yorar. Oyun çocuklar için fiziksel olduğu kadar duygusal ve bilişsel bir faaliyet dolayısıyla her anlamda yoruluyorlar; bu da uykuya geçişte ciddi etkili. Hem yoruluyor hem doyuyor daha ne! Dikkat dikkat ben uykudan çok çekmiş bir anneyim, benim çoucğum uyuyorsa ve uykuya geçisinde bunun çok büyük etkisi var ise ciddiye alın pişman olmazsınız derim. Oyun çocukların işi, iş insanı yorar ama sevdiği bir işi yapıyorsa o tatlı yorgunlukla uykuya kolayca dalar. 



Oyun bağları kuvvetlendirir. Çocukla birlikte geçen her zaman özel ama onunla oyun oynarken geçirdiğimiz zaman en kıymetlisi. Oyun çocuğun öğrendiği, iletişim kurduğu ve gelişiminin büyük bir parçası olduğu bir süreç bu sürece dahil olmak çocuğun hemen farkettiği ve onu motive ettiği bir hal. 

Oyun hayalgücünün temeli. Oyun oynarken hayal gücünün temelleri atılıyor; çocukla beraber oynayıp onun hayal gücüne eşlik etmek, onu yüreklendirmek ise çocuğun özgüvenini fazlasıyla destekliyor. 

Oyun çocuğun iletişim dili. Çocuklar konuşabiliyor ve duygularını sözlü ifade edebiliyor bile olsalar; bazı duygularını sadece oyunla dile getirebiliyorlar. Bir annenin hikayesini biliyorum; çalışan bir anne, akşam oynarlarken çocuk bebeğin bacaklarını koparır gibi yapıp geri takıyor; bebek oyunda anne bu arada, çocuk burada anneye ciddi bir mesaj veriyor; gitmeni istemiyorum!. Çocukların en güçlü iletişimleri oyun ile. 

Oyun öğretir. Herhangi bir şeyi çocuğa oyun aracılığı ile öğretmek dil dökmekten hatta çoğu zaman örnek olmaktan daha etkili. Oyun içersinde vermek istediğiniz mesajı çok daha rahat verebiliyorsunuz ve çocuk bunu daha kolay içselleştirebiliyor. 

Oyun ebeveyn'e de şifadır. Çocukla oyun oynarken gerçekten orada oyun içersinde olursanız bu size de en iyi gelen şey oluyor; çünkü oyun an'da kalmaktır, çünkü oyun ibadet gibidir; içinde huzur gizlidir ve bu yüzden vazgeçilmezdir!

Oyun çocuğa  seni seviyorum mesajıdır. Çocuklar ilgili çok severler; hatta ilgi manyağı bile diyebiliriz onlara; ve oyun oynarken sadece onunla orada olduğunuzu bilmeleri onlara verilebilecek en güzel hediye. Ben varım, seviliyorum,ilgileniyorum ve onlar için değerliğimi hissettirecek yegane şey. 

Oyun eğlencedir! Eğlence de her şeydir!

Peki ama ne oynayacağımız hangi soruna hangi oyunun iyi geleceğinden hiç bahsetmemişsin derseniz; bu soruların cevabı evinizde ve çocuğunuzda gizli; kendinizi onun kollarına bırakın, elbette bazen siz de oyunu başlatan ve yöneten taraf olabilirsiniz; ama oyunun lideri çocuğunuz olmalı. Oynuyoruz ama sonuç alamadık hiç derseniz; emin misiniz oynadığınıza, emin misiniz orada tüm zihniniz, bedeniniz ve ruhunuzla olduğunuza diyeceğim; çünkü öyle olsaydı emin olabilirsinizki işe yarardı. 


Oyun evdeki terapidir, tüm aile halkına en iyi gelen terapi üstelik! 

16.07.2013

Kaliteli Zamanın Bu Kadar Özel Kılan Nedir?




"Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmek onu aktif bir şekilde dinlemektir; oynadığı oyunlar algısı ve hayatı hakkında size fikir veren araçlardır.." - Patty Wipfler

"Kaliteli zaman paha biçilmezdir; çünkü ebeveynlerin koşulsuz sevgisini sembolize eder. " - B.J. Howard



Kalite zaman deyince aklınıza ne geliyor? Benim kaliteli zamandan anladığım; geçirilen süre sonunda tatmin olunmuş bir zaman dilimi. Lakin biz yetişkinler, misal ben, bir arkadaşımla ve kocamla 2-3 saat başbaşa olup sohbet edip beraber birşeyler yaptığımda kaliteli zaman geçirmiş olup, tatmin oluyorum. Veya tek başıma uzanıp sevdiğim birşeyler yaptığımda bir 30 dakika bile olsa (çocuktan sonra 30 dakika benim için eşittir 48 saat) kendimi iyi hissediyorum. Ne varki çocuk milleti en azından benimki bu kadar çabuk tatmin olan biri değil :) Fakat bir iyi haber gerçekten hakkıyla kaliteli vakit geçirdiğinde de kafadan 2 gün rahatsın; ne dokunur sana ne kriz geçirir ne de başka birşey, evde bayram havası yaşanır. 

Hakkıyla kaliteli vakit geçirmek demek de, tüm bedenin ruhun ve aklınla orada, o anda olmak. İşte zaten kaliteli zamanı hemen özel hem de zor kılan noktada bu. Herşeyinle o anın içinde kalabilmek. Aslında çok merak ediyorum; meditasyon ve benzeri çalışmalar yapanlar, yani anın içinde kalabilmeyi başaranlar, çocuklarıyla  vakit geçirmek konusunda daha mı başarılılar. Bana göre kaliteli vakit geçirmek istiyorsan çocuğunla, cep telefonunu ulaşabileceğin en uzak görünmez noktaya kapalı bir biçimde koyacaksın. Tüm insani ihtiyaçlarını gidermiş olacaksın; yemek, su ve tuvalet. Sizinkini bilmem ama benimki ona özel ayrılan zamanda tuvalete gitmek istersen bile bozuk atar; yap yap buraya yap diye yeri gösterir :) Ee çocuk da haklı bir bakıma, zaten annesiyle kısıtlı bir zamanı var onun da bölünmesini istemiyor. 
Uzmanlar ve benim de bizzat 1:1 danıştığım uzman kaliteli zamanla ilgili iyi bir haber veriyor; çocuğunuzla isterseniz 10 dk kaliteli vakit geçirin ama o 10 dk'nın içersinde mutlaka ve mutlaka o anda kalın, bu çocuğunuza iyi gelecek, tatmin edecektir diyor. Ben uzmanların yalancısıyım:) Peki hergün mü? Elbette hergün olsa harika olur diyorlar ama haftada 1 tamamen çocuğunuza ayıracağız kaliteli zamanın bile mucizeler yaratacağı konusunda hemfikirler. 
Kalite zaman günümüzün stresli ve yoğun yaşamının tedavisi aslında. Kaliteli zamanı bu kadar özel kılan sebeblerden bazısı: 
  • Kaliteli zaman çocukla iletişim kurmanın ve birbirine tekrardan bağlanmanın en iyi yoludur; böylece çocuk hem daha mutlu olacak hem de işbirliğine daha yatkın hale gelecektir. Kesin bilgi :) gerçekten böyle oluyor.
  • Kaliteli zaman -malesef her zaman olamayan- ebeveynin çocuğa tüm dikkatini ve sevgisini aktarabildiği, geçirebildiği zamanlardır. 
  • Çocuklara oyun oynayabilecekleri ve bu oyunda kendilerini güçlü ve lider hissedebilecekleri güvenli alanı yaratır. 
  • Çocuğa duygularını gösterebileceği, yardım alabilecekleri doğal ortamı yaratır: Oyun
  • Çocukla empati kurulabilecek ortamı sağlar kaliteli zaman; böylece çocuğun bakış açısını görebilir, aradaki bağı güçlendirebiliriz. 
  • Kaliteli zaman güven ortamı da yaratır; çocuk duygularını göstermekte ve yardım istemekte daha açık olur bu sayede. 
  • Çocuğun kendisini iyi hissetmesine, ailesinin merkezinde olduğunu görmesine vesile olur; kendini değerli ve önemli hisseder ki bu da çocuklar için oldukça önemlidir. Bizler bunu biliyoruz ama çocuklarımızın bunu bilmeye çok sık ihtiyacı var. 

Özel zaman konusunda çocuğunuzu bilgilendirmekte çok önemli. Mesela şimdi Aren zamanı demek gibi. Bunu ona özel ayıracağınız zaman diliminde tekrarlarsanız zamanla buna alışır ve güven duymaya, tatmin olmaya başlar. Çocukları en çok rahatsız eden durum, bilinmezlik. Sizin ona ne zaman zaman ayıracağınızı bilmediğinde çocuklar strese giriyor oysa bilirseki mesela uyandıktan hemen sonra annesi veya babası onunla bir 15 dk oynayacak ve bu hergün böyle, işte o zaman rahat ediyor. Mesela biz de ben işten geldikten hemen sonra Aren'le oynuyorum, baba gelene kadar. Baba geldiğinde anne&Aren oyunları biter. Babayla oyunlar başlar, sonra da aile oyunları ve zamanı. 


Birden fazla çocuk varsa evde; hepsini önceden onlara ayrılacak özel zaman konusunda bilgilendirmek gerekiyor. Yani şimdi Aren zamanı şimdi de Ayşe zamanı gibi. Allah kolaylık versin çok çocuklu ailelere :)
Akılda tutulması gereken önemli bir noktada; birlikte geçirilecek bu zaman diliminde ebevenyinin aslında yönlendirici olmaması gerektiği; lider olması gereken kişi çocuk. Yani o sizden daha aktif olacak, aslında kulağa çok hoş geliyor değil mi ;)
Oynanabilecek oyunlara örnek vermek gerekirse; bu oyunları biz de oynuyoruz ve her defasında çok mutlu bir çocukla karşılaşıyoruz. 


  • Güç oyunları (Benden kaçamazsın, ay kaçtın mı yoksa, çok hızlısın ama yakalayamıyorum seni :)") Bunu sevmeyen çocuk olabilir mi? Güç mutlaka çocukta olmalı. Bazıları oyunda yenilsin ve yenilmenin de doğal olduğunu görsün derler, ben özellikle küçükken bunun doğru olmadığına inanıyorum. Özellikle 2-5 yaş arasında bence gerçekten buna gerek yok, bırakalım kendilerini güçlü hissetsinler zaten daha sonra yenilmeyi ve yenilmeyi kabullenmeyi de öğrenecekler. 
  • Otorite oyunları, Kontrol ve kuralları yıkma ("Ne yaparsan yap sakın yatağın üzerine çıkma; ne yoksa yatağın üzerine mi çıktın şimdi seni 50 kere öpmem lazım nerden öpeyim nereden") Oyun içersinde otoritenizi yıkmasına izin verirseniz, diğer zamanlarda otoriteye karşı gelmeye fazlaca teşebbüs etmezler. Bazen otoritenizin kırabildiklerini görmek güç savaşlarını azaltır (Kesin bilgi değil ben böyle bir varsayımda bulunuyorum. )
  • Yastık Savaşları- Enerjisini atmasına iyi bir vesile ;)
  • Uzaklaşma-birleşme (Cee-ee, saklanmaç, bye byee gidiyorum) 
  • Korkutma  (Çocuğunuzu eğlenebileceği kadar (asla gerçekten korkucağı kadar değil) korkutun bakın nasıl gülecek, sonra da siz ondan korkun. Aren'in yegane sevdiği oyunlardan biridir. Üzerinde timsahlı ve dinazorlu bir t-shirt varsa korkutmaya bayılır, bizde seve seve korkuyoruz zaten :) O da katılarak gülüyor. 


Çocuğunuzun rahatsız olduğu bir konuyu farkettiğseniz bunun üzerine bir oyun kurun; mesela okula gitmek istemiyorsa, okul oyunu gibi. Ama bırakın oyunu o yönetsin.
Ağlamak kadar gülmekte çocuğu inanılmaz rahatlatan ve iyi gelen birşeydir; bu nedenle beraber geçireceğiz zamanlarda çocuğunuzu güldürecek hatta kahkalara boğacak şeyleri deneyebilirsiniz. 
Elbette bu zamanın bir sonu var; sonu geldiğinde çocuğunuz bitirmek istemeyebiliri hatta ağlayabilir. Buna izin vermeniz gerekir; böylece o da sizin sınırlarınızı öğrenmiş olur ve bir sonrakinde daha rahat eder, daha rahat edersiniz. Yeterki istikrarlı ve güvenilir olun. 

Ne kadar sabrınız olduğu, çocuğunuza ne kadar özel zaman ayırabileceğiniz sizin bilebileceğiniz birşey. Ben 15 dakika tam olarak o anın içinde kalabilirim diyorsanız 15 dk kaliteli zaman geçirin; zamanla arttırabilirsiniz de. Önemli olanın kalite olduğu daima hatırlayın. Çocuğunuza vereceğiniz kalitesiz bir 12 saattense kaliteli bir 15 dakika her anlamda daha çok işe yarayacaktır. 
İlk fırsatta oyun önerilerine daha geniş yer vereceğim. 



11.04.2013

Oyuncaksız Oyun Oynama





Çocuklar için hayatın oyundan ibaret olduğunu ebeveyn olan herkes bilir. Bernard Show'un en sevdiğim sözlerden biridir: "We don't stop playing because we grow old; we grow old because we stop playing." Türkçeleştirirsek; "Büyüdüğümüz için oyun oynamayı bırakmayız; oyun oynamayı bıraktığımız için büyürüz. "

Aren için oyuncakların hiçbir anlamı ve önemi yok, aynı zamanda teknolojik bir çocukta değil, ne i-pad, ne iphone ne de TV hiçbiriyle alakası yok; bunun için özel bir çaba sarfetmedik sadece onun bu yaradılışını destekledik o kadar. TV konusunda güray hiç katı değil hatta belli bir süre 15-20 dk seyretmesinin iyi bile olacağını savunuyor, bu nedenle Baby TV açtığımız oluyor ama Aren için ekrana bakma süresi 5-10 dk arası.  

Oyuncaklarla ilgilenmemesinin nedeni de tamamen kendinden kaynaklı; biz de fazla oyuncak almadık. Her çocuk gibi evdeki herşey özellikle mutfak ve mutfak malzemeleri onun için en güzel oyuncak ve oyun alanı. 2 şey var ki Aren için en güzel oyuncak; 1- Balonlar 2- Her çeşit top.  

Aren'i kendi haline bıraktığında, yani ne oynamak istiyorsa ona izin verdiğimizde konsantrasyonu oldukça uzun.  Çocuğu kendi doğasına bıraktığında ve kendi oyununu seçmesine izin verdiğinde, gelişimini destekler denilen, bir takım öğrenme felsefesi adı altında geçen herşeyi kendiliğinden yaptığını görebilirsiniz. Dolayısıyla ben uzun bir süredir bu yolu tercih ediyorum; sonradan karşıma çıkarsa okuyorum ve görüyorum ki, çocuğumun kendiliğinden seçtiği oyunlar ve oynadıkları önerilen şeyler. Oyunu bir kural içersine koymaya karşıyım.

Oyuna yaklaşım biçimimi en çok etkileyen ve içimi rahatlatan da daha önce notlarını paylaştığım Nilüfer Devecigil'in İnternet Anneleri aracılığı ile vermiş olduğu seminer oldu. Artık ne oynayalım diye hiç düşünmüyorum; oyunun patronu Aren, o ne oynamak isterse, bana hangi rolü biçerse ben sadece onu yapıyorum. 

Peki Aren ne oynamayı seviyor neler yapıyor. Geçen gün sosyal medyada eve gelir gelmez benimle oynamak istediği bir oyundan kareler paylaşmıştım; şimdi yine o karelerden bazılarını paylaşacağım. Bizim ev halimiz, oyunlarımız genellikle böyle.  Dibine kadar pisliğe bulanmadan oyunu bitirmiyoruz :) 

Bu konuda ne kadar rahat bir insan, anne olduğumu söylememe gerek yok sanırım. Başta annem olmak üzere bir çok insana göre, etrafı pisletme konusunda fazlasıyla tavizkarım; ama ben bu halimizden son derece memnunum. Aren'in eğlendiğini dahası tatmin olduğunu görmek benim için en keyifli şeylerden biri. Titiz bir insan değilim, evin alt sınırda temiz olması benim için yeterli, gerisi insanın ömründen yiyor bana kalırsa.... 

Bu ev içi versiyonun sokak halini de paylaşacağım; lakin elimde sookaktan pek fazla kare olamıyor; nedeni çok açık değil mi? Peşinden koşma, yerlere yatmai tırmanda, çamura bulanma derken telefon neredeydi onu bile hatırlamıyorum :)


Salı günü eve girer girmez; Aren beni elimden tuttuğu gibi mutfağa soktu; kiler dolabını açtı ve tarhanayı çıkarttırdı; çorbamı istiyor nedir derken, gitti şu yerde gördüğünüz tepisiyi aldı ve su doldurmamı istedi, aa kendi Tarhana pişirecek herhalde derken, yere oturdu tarhanayı suya döktü ve oynamaya başladı; sonra mercimek istedi, onu da verdim. İlginç bir yemek olacak derken, sertleşen tarhana ellerini rahatsız etti biraz daha su istedi; sanırsın ki yeni bir çiğköfte tarifi deniyor. Sonra biraz daha su ekle biraz daha mercimek biraz daha tarhana derkenn (İçimden gitti caanıım organik tarhana, mercimek demekten geri kalmadım elbette! Eve ucuzundan böyle şeyler alınmalı dedim, oyun için. Nimetle oyun olmaz da dedim ama bunlar hep iç sesimdi :))


Oyunda geldiğimiz son nokta buydu. O son kareye gelindiğinde bir 45 dk geçmişti; ve Aren bu oyuna doymuştu. Güray Aren'i yıkayıp paklarken, ben de mutfağı temizliyordum. Bana biçilen rol hep bu oluyor; temizle kızım işin ne!



Bu da dünen bir kare; mutfakta lavabonun içine oturmuş, suyu açtırıyor ki az önce yıkanmıştı, oyun oynayacakmış. Lavaboyu fırçalama, bezi ıslatıp tezgahı silme oyunu falan. Aren'i yegane rahatlatan şey su. Bir parça nefes almak istiyorsan, Aren'i eğlendirmek, rahatlatmak istiyorsan işin içinde mutlaka su olmalı. 



Bu karede dünden, lavabodaki faaliyet bittikten sonra odaya geldik ve legoları yıkamaya başladık. Günde kaç kez üst bas değiştirdiğimizi söylememe gerek yok sanırım :)



Hemen hemen hergün oynadığımız bir başka oyun ise, diş fırçalarını yıkama oyunu. Hepimizinkini yıkar, paklar ve yerine koyar. Oynarken diş fırçalarının kime ait olduğunu tekrarlamaya bayılır; kendi fırçası haricindekini ağzına götürüyormuş gibi yapıp tepki vermemize bayılır. Ağzının içine girmesine ramak kala ııhh ıhhhhh deyip hin hin gülmeyi de ihmal etmez. Evdeki büyük masraf kalemlerinden birinin diş fırçası almak olduğunu söylememe gerek var mı peki :)


 Ev içinde oynadığımız hergün tekrarlanan oyunlarımızdan bazısı böyle... 

Hayata oyun gözüyle bakarsak, hele bir de çocuğumuzun gözünden bakarsak eğlenmek garanti sanki ne dersiniz ;)