2 yaş krizleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 yaş krizleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.09.2014

Sevginin ve İlginin Yetmediği Yerde


Bazen şu cümleyi hepimiz kurarız; elimden gelenin en iyisini yapıyorum; sevgi ise sevgi, ilgi ise ilgi ama hiçbir şeyin düzeldiği yok! Ya ben nerede yanlış yapıyorum diye kendimizi sorgularız ya da karşımızdaki çocuğumuz ise onun şımarık olduğunu düşünürüz ki bunu düşünmek bile bizi üzer. 

Bir çocuğa sevginizi ve ilginizi tamamen verdiğinizden eminseniz ama hoşunuza gitmeyen davranışları devam ediyorsa bu o davranışa sebep olan duyguyu iyileştirmediğiniz anlamına geliyor. Dolayısıyla çocuğunuzun sevgi&ilgi tankı sızdırmaya başlıyor. 

Çocuklar kendilerini yeterince güvende hissetmiyorlarsa gerçek duygularını göstermek yerine onları; mızmızlanma, terör estirme ve benzer şekillerde maskeleyerek göstermeye çalışıyorlar.  Böyle durumlarda çocukların rahatça ağlayıp o içinde birikmiş ve başa çıkamadığı duyguyu çözmesine vesile olmanız gerekiyor. Ee boşuna ağlamak güzeldir dememişler. 

Önce çocukla tekrardan bağlantıya geçmek gerekiyor; bunun en kestirme ve garanti yolu çocuğu güldürmek iyice gülsün ve sizinle tekrardan duygu anlamında bağlantıya geçsin. Sonra onu bu istenmeyen davranışa iten duygunun ne olduğunu az çok tahmin ediyorsanız ondan bahsedin; mesela çalışan anne iseniz, aslında evde kalmamı ve bütün gün böyle oynamımızı isterdin değil mi canım. İşte o noktada çocuk muhtemelen gözyaşlarını bırakıverecektir hemde kucağınızda; bu çok güzel bir şey çocuk en güvendiği kollarda ağlıyor ve rahatlıyor. Ve en azından o akşam bir daha arıza çıkmayacağı kesin. 


Her zaman ağlamaya bu kadar çabuk teslim olmayabilirler; bu duygularının yoğunluğundan korktukları içindir ve yeterince güven duymadıkları için. Fazla zorlamamak ve daha da hırçınlaşırsa sakin kalmak gerekiyor. Sizden gitmenizi isterse gitmeyin aslında bunu söylemek istemiyordur çünkü; bunu söylemesi bile ona çok fazla gelen duygusal yükün işareti. 

Velhasıl çocukların istenmeyen davranışlarının altında mutlaka başa çıkmadığı bir duygu oluyor; sevginizi ve ilginizi vermeden önce o duyguyu anlamak ve anladığınızı belli etmek en önemlisi. Sonra mı sonra çocuğun ağlamasına bir şekilde vesile olmak gerekiyor. 

Vallahi mızmızlık terör estirme  ve kriz yerine ağlamaya katlanmak ve bunun onun hayrına olduğuna inanmak en iyisi. 



3.09.2014

Çaresi Var: OYUN



Çocuğunuz uyumuyor mu? Yoksa yemek mi yemiyor? Uyumsuz mu? Çok mu öfkeli?  Ve daha nicesi mi. Hepsinin çaresi tek bir kelimede gizli o da OYUN!. 

Oyunun çocuğunun can damarlarından biri olduğuna daima inandım ve bildim ama bu inandığım şeyi pratiğe dökebilmem tam tamına 2,5 yılımı aldı. Şahane ve gerçekçi nedenlerim vardı çocuğumla oyun oynayamamak için; 


Bir bebekle ne oynanabilirdi ki; 

Benim çocuğum erkek çocuktu kız olsa neyse oynardım da, erkek çocuk ile ne oynayacaktım ki ben. 
Hiç oturarak bir şey oynamayı tercih etmiyorduki oturupta oynayayım
Dikkati çok kısa süreliydi ee 10 dk bir oyun mu değiştirecektik. 
Baklaım annem & babam benimle oyun oynamış mıydı ki ben bunu bileyim. 
Hem hem en önemlisi bağlı olduğu sevdiği elinden düşürmediği bir oyuncağı yoktu. 

Gibi gibi bir çok güzel bahanem vardı ve bana çok gerçek gelirdi; ama ben hiçbir zaman tam olarak orada oyunun içinde olamazdım, bundan da keyif aldığımı söyleyemem. 

Sonra ne mi oldu? Baktım ki işler hiç iyiye gitmiyor; sınırsız sevgi bu çocuğun deposunu doldurmuyor; sevgi kadar önemli ne var, sıradaki neydi elbetteki oyundu. Çocukla oyun oynamak ona kendini değerli hissettiren, onu sevdiğinizi gösteren ve farkedildiğini, varlığının kabul edildiğini ispat eden yegane şey. 

Bir görüşmemizde Nilüfer hanım demişti ki; oyunu senin kurmana gerek yok, sen ona eşlilk et. Üzerimden ne oynayacağızki şimdi stresini attım en başta. Sonra düşündüm de ben çocuklar tarafından hep çok sevilen biri oldum ve onlarla iyi geçindim; abuk subuk oyunlar bulmada ve oynamada üstüme yoktur aslında; mesela pırt oyunu. Biri pırt mı yaptı burada offf çok kokuttu ama pırt pırttt buna gülmeyen ve hemen oyuna dahil olmayan bir çocuk tanımadım henüz; hemen kıkırdamalar, hemen gülüşmeler, bir daha pırt yapsanaaaa. Aren'le en keyifli oyunlarımızdan biridir bu :) Anneeee pırt yapmaca oynayalım mı? Vallahi üzerine tanımam, kahkaha garantisi kesin ve evet çok abuk bir oyun :)






Oyun çocuğu tanımak için harika bir vesile. Oyun oynarken çocuğunu çok iyi tanıma fırsatı yakalıyorsun; nelerden hoşlanır, sosyalleşmedeki araçları ne, neye nasıl tepki veriyor ve daha nicesi. Oyun çocukların kendilerini ve duygularını açıkça ifade edebildikleri bir süreç 

Oyun çocuğu da anneyi de enerjjik kılar. Bir çiftlikte yaşayıp etrafta serbestçe koşmak, yürümek harika olurdu ama bu hepimizin sahip olabileceği şey değil; ama mesela biz evde canavarcılık oynuyoruz; sırayla canavar olup birbirimizi kovalıyoruz, hem eğleniyoruz, hem enerji yakıyoruz. TV karşısında miskin miskin oturmaktan daha iyi geldiği kesin. Elbette TV karşısında oturup beraber güldüğümüz, heyecanladığımız çizgi filmler de var; ama onu seyrederken bile bir alışverişimiz oluyor, sohbet ediyoruz. 


Oyun yorar. Oyun çocuklar için fiziksel olduğu kadar duygusal ve bilişsel bir faaliyet dolayısıyla her anlamda yoruluyorlar; bu da uykuya geçişte ciddi etkili. Hem yoruluyor hem doyuyor daha ne! Dikkat dikkat ben uykudan çok çekmiş bir anneyim, benim çoucğum uyuyorsa ve uykuya geçisinde bunun çok büyük etkisi var ise ciddiye alın pişman olmazsınız derim. Oyun çocukların işi, iş insanı yorar ama sevdiği bir işi yapıyorsa o tatlı yorgunlukla uykuya kolayca dalar. 



Oyun bağları kuvvetlendirir. Çocukla birlikte geçen her zaman özel ama onunla oyun oynarken geçirdiğimiz zaman en kıymetlisi. Oyun çocuğun öğrendiği, iletişim kurduğu ve gelişiminin büyük bir parçası olduğu bir süreç bu sürece dahil olmak çocuğun hemen farkettiği ve onu motive ettiği bir hal. 

Oyun hayalgücünün temeli. Oyun oynarken hayal gücünün temelleri atılıyor; çocukla beraber oynayıp onun hayal gücüne eşlik etmek, onu yüreklendirmek ise çocuğun özgüvenini fazlasıyla destekliyor. 

Oyun çocuğun iletişim dili. Çocuklar konuşabiliyor ve duygularını sözlü ifade edebiliyor bile olsalar; bazı duygularını sadece oyunla dile getirebiliyorlar. Bir annenin hikayesini biliyorum; çalışan bir anne, akşam oynarlarken çocuk bebeğin bacaklarını koparır gibi yapıp geri takıyor; bebek oyunda anne bu arada, çocuk burada anneye ciddi bir mesaj veriyor; gitmeni istemiyorum!. Çocukların en güçlü iletişimleri oyun ile. 

Oyun öğretir. Herhangi bir şeyi çocuğa oyun aracılığı ile öğretmek dil dökmekten hatta çoğu zaman örnek olmaktan daha etkili. Oyun içersinde vermek istediğiniz mesajı çok daha rahat verebiliyorsunuz ve çocuk bunu daha kolay içselleştirebiliyor. 

Oyun ebeveyn'e de şifadır. Çocukla oyun oynarken gerçekten orada oyun içersinde olursanız bu size de en iyi gelen şey oluyor; çünkü oyun an'da kalmaktır, çünkü oyun ibadet gibidir; içinde huzur gizlidir ve bu yüzden vazgeçilmezdir!

Oyun çocuğa  seni seviyorum mesajıdır. Çocuklar ilgili çok severler; hatta ilgi manyağı bile diyebiliriz onlara; ve oyun oynarken sadece onunla orada olduğunuzu bilmeleri onlara verilebilecek en güzel hediye. Ben varım, seviliyorum,ilgileniyorum ve onlar için değerliğimi hissettirecek yegane şey. 

Oyun eğlencedir! Eğlence de her şeydir!

Peki ama ne oynayacağımız hangi soruna hangi oyunun iyi geleceğinden hiç bahsetmemişsin derseniz; bu soruların cevabı evinizde ve çocuğunuzda gizli; kendinizi onun kollarına bırakın, elbette bazen siz de oyunu başlatan ve yöneten taraf olabilirsiniz; ama oyunun lideri çocuğunuz olmalı. Oynuyoruz ama sonuç alamadık hiç derseniz; emin misiniz oynadığınıza, emin misiniz orada tüm zihniniz, bedeniniz ve ruhunuzla olduğunuza diyeceğim; çünkü öyle olsaydı emin olabilirsinizki işe yarardı. 


Oyun evdeki terapidir, tüm aile halkına en iyi gelen terapi üstelik! 

10.06.2014

Çocuğa Öfke Kontrolünü Öğretmek


Çocukların hepsi,yetişkinler gibi, öfkelenir. Tehtit edildiğimizi düşündüğümüzde ya tamamen ortamdan koparız, ya kavga moduna geçeriz ya da donup kalırız. Öfke vücudun "kavga et" modudur. 
Sadece dışarıdan gelen uyaranlar karşısında öfkelenmeyiz; aynı zamanda kendi hissettiklerimize karşı da öfke duyabiliriz. Üzüldüğümüzde, canımız acıdığında ve korktuğumuzda bu duygulardan kendimizi sıyırmaya bakarız. Atağa geçerek bu duygularla başetmeye çalışırız. Çocukların ön korteksleri gelişmediği için kendi kendilerini sakinleştirmeyi beceremezler ve öfke halleri daha da fena olur. 
Dışardan gelen uyaranlara ve tehtitlere karşı öfkelenmek zaman zaman işe yarayabilir ama çocuklar genellikle daha farklı şeylere karşı öfke duyarlar; bir arkadaşının oyuncağını alması, birinin onu korkutması ve benzerleri gibi. 
Öfkenin sağlıklı yönetildiği ailelerde ki bu ailenin öfke anında kendini regule edebilmesiyle ilişkili, çocuklarda kendi öfkelerini yönetmeyi öğrenebiliyorlar. Peki bu ne anlama geliyor; 

* Agresif dürtüleri kontrol edebilme:  Anaokuluna başladıkları zamandan itibaren çocuklar öfkelerini kontrol edebilir durumda olabilmeliler; çocuklarımızın öfkelerini kabul edip sakin kaldığımızda onlarda bir süre sonra sakin kalamayı öğrenecekler. Kendilerine ve başkalarına zarar vermemeyi öğrenmelerinin en iyi yolu bu. 
*Öfkeye sebeb olan nedenleri bilmek:  Çocuk korkuyu, yara almayı, utanç duygusunu bilirse ve yani hissettiklerinin farkında olursa kendini de sakinleştirebilir. Yani şöyle; arkadaşın seninle bu oyuncağı paylaşmadığı için üzüldün, şuan üzgünsün. Sordukları soruyu bilemediğin için utandın. Tüm bunlar öfkenin kaynağına inmektir ve çocuğu sakinleştirecektir. Aslında bu yetişkinler için de müthiş bir egsersiz. Ben bazen utandığımda çok öfkeli olurum ama öfkemi kusmak yerine utancımı kabul edip onunla ilgilendiğimde öfkem kaybolur. 
* Problem Çözme Becerisi: Önemli olan çocuğun öfke hissettiğinde bir daha bu öfkenin tekrarlanmayacağı yöntemleri bulmak. Mesela ebeveynlerinden yardım istemek, çok sevdiği bir şeyi paylaşmak istemiyorsa onu ortadan kaldırmak gibi. 
Çocuklar ihtiyaçlarını ve istediklerini diğer çocuklara fiziksel veya sözlü zarar vermeden ifade etmeyi öğrenmeli.
Tüm bu yetilerin ailenin rehberliğinde öğrenilmesi uzun zaman alabiliyor ki bu da doğal, ayrıca çocuklar bunlarıı öfke anlarında değil sakin kaldıkları anda öğrenebiliyorlar.  Eğer ebeveynler çocuklarının bu öfkelerini ifade etmelerine fırsat tanırlarsa ve çocukların bu öfkenin altında yatan nedeni keşfetmelerine fırsat verirlerse çocuklar zaman için regule olmayı ve problem çözmeyi öğrenebiliyorlar. 


Peki ebeveyler neler yapmalı? 

* Tüm duygular yaşamak serbest:  Duygular serbest fakat eylemler kısıtlı. Yani öfkelenebilir bunu sözlü bir biçimde ifade edebilir ama vuramaz. Öfkesini yaşamasına fırsat tanımalıyız. 

* Limit koyulmalı: Ne kadar öfkeli olduğunun farkındayım ama vuramazsın; istersen git duvarı it 
Ebeveynlerin görevi çocukların duygularını güven içinde yaşamalarına fırsat vermek olmalı. 
*Öfke anında çocuk asla tek başına bırakılmamalı: Daima hatırlamalı onlardan en çok kaçmak istediğimiz zamanlar onların sevgimize en çok ihtiyaçları olduğu an aslında. Öfkelilerken yanlarında kalıp onları anladığımızı göstermek ve ben buradayım yanındayım seni her halinle kabul ediyorum mesajı oldukça önemli .
Çocuklar öfkenin ve diğer olumsuz duyguların düşündükleri kadar korkutucu olmadığını ebeveynlerinin sergilediği duruş ve tutum sayesinde öğrenirler. Yani sizin sakin kalmanız oldukça önemli. İş başa düşüyor yani yine :)

Sonuç olarak özellikle 2-5 yaş arası öfke ve öfke nöbetleri gayet doğal sadece yönetilmeli ve yol gösterici olunmalı.