17.04.2013

Uyumsuz Çocuktan Uyumlu Çocuğa



Yine beğendiğim bir yazının çevirisi; yazının orjinal başlığı "Şımarık Davranışları Değiştirmenin 9 Yolu"


Bizler çocuklarımızın  kutup yıldızlarıyız. Aslında bu hayattaki en büyük istekleri aramızdaki ilişkiyi korumak ve beklentilerimizi karşılamak. Eğer çocuğunuz şımarık davranışlar sergiliyorsa, bu ya sizinle daha sıkı bir ilişkiye ihtiyacı olduğunun  ya da kontrol edemediği, boyundan büyük duygular yaşadığı ve size ihtiyacı olduğunun göstergesidir. Ona uygun desteği vermezsek, beklentilerimizi karşılamasını da bekleyemeyiz. 

"Şımarık" bir çocuğun uyumlu bir çocuk haline gelmesine yarayacak en işlevsel taktikler nelerdir: 



  1. Çocuklarımızın davranışları için yüksek beklentiler set etmek
  2. "Kötü davranışları" yoksayma
  3. Çığlık Atma
  4. Mola uygulaması
  5. Ona özel destek vermek
  6. Empatik limitler set etmek
  7. Oyun ile yardım etmek
  8. Ağlamayla yardım etmek
  9. Sarılmak



1. Yüksek Beklentiler Set Etmek
Bu işe yarayan bir taktik; nasıl mı? Mesela evde sukunet istemiyorsak bunu elde edemeyiz. Elbette bu taktiğin işe yaraması için yaşına uygun yüksek beklentiler içersinde olmalıyız. Çocuğunuz bu beklentinizi bildiği halde, buna uygun davranmıyorsa; duygularını kontrol etmek konusunda sizden yardım bekliyor veya sizinle daha iyi bir ilişki içersinde olması gerekiyor demektir.  Daima hatırlamalı; çocuğunuzla aranızda iyi bir iletişim varsa sizinle işbirliği içersinde olmak isteyecektir. 
Kendimizden örnek vermek gerekirse; geçmiş aylarla karşılaştırdığımda Aren'le birlikte inanılmaz bir yol katettik. Çok daha uyumlu bir çift haline geldik :) Artık aramızda hırlaşma, gürleşme ve güç savaşları olmuyor. Örneğin; altını bağlatmak, giyinmek asla istemezdi. Hala da bu konuda harika olduğunu söyleyemeceğim; ama eğer Aren'in kabını iyi doldurursak, oyun ve sevgiyle, ve ardından haydi gel seninle işbirliği yapalım; altını değiştirelim sen bana yardım et, sonra  da kaldığımız yerden oyuna devam dersek, kesinlikle son derece uyumlu bir hal alıyor. 
2. Kötü davranışları yoksayma
Bu taktik ancak geçici durumlarda işe yarar. Şöyle; çocuğunuz çok aç olduğu için, davranış bozukluğu gösteriyor. Böyle durumları yargılamadan değerlendirmek gerekiyor. (Çok aç olduğun için sabırsız davranıyorsun... Şimdi sakinleşelim ve sana yiyecek birşeyler hazırlayalım) İhtiyacını karşıladığınızda çocuğunuzun size geri dönüşü harika olacaktır. Ama eğer çocuğunuz sıklıkla limitlerinizi test ediyorsa o zaman olaya müdahale etmek gerekiyor. Aslında bu yardımınıza ihtiyacı olduğunu bir göstergesidir. 
Biz bu durumda da yol katettik; ama istediğimiz noktada değiliz henüz. Aren sıklıkla limitlerimizi test ediyor. Eskisine göre çok daha çabuk regüle oluyor ve sakinleşiyor; çünkü biz onu eskisinden çok daha iyi anlıyor ve ihtiyaçlarını karşılamada daha iyiyiz. Özetle, ebevenylik de bir süreç ve bu süreçte çocuğunu ne kadar iyi tanırsan herşey aynı oranda iyileşiyor. 

3. Çığlık Atmak
Bu taktik ebeveyn öfke nöbeti olarak da bilinir. Ve aslında asla etkili bir yöntem değildir; sadece çocuğunuzun korkudan birden bire uyumlu davranmasına vesile olur ama hemen ardından çocuğunuz daha da uyumsuz ve hoş olmayan davranışlar sergileyecektir. Çocuğunuzu düşmanınız gibi görmediğiniz sürece bu taktiği uygulamayın; çocuğunuzun beyni henüz tam olarak gelişmedi; sizin bu davranışlarınıza anlam veremez. 
Bana kalırsa; ebevenyler olarak daima aklımızda tutmalıyız; çocuklarımız istemediğimiz davranışlar sergiliyorsa mutlaka söylemek, anlatmak istediği birşeyler var; dahası bizden yardım bekliyorlar. 

4. Mola
Bu yöntem istenmeyen davranışı zaman zaman anında durduran bir yöntem. Aslında, bu sembolik bir terk etme yöntemi. Bu yöntemde çocuğunuza verdiğiniz mesaj; sana yardım edemem, şuan başedemediğin duygularınla seni başbaşa bırakıyorum. Bu güç savaşına sebebiyet verir. Çocuklar büyüdükçe bu yötem gücünü kaybeder ve zaman içersinde sizinle işbirliği yapmaya hevesli çocuklar değil, başkaldıran çocuklarla yüzyüze gelirsiniz. 
Benim bu yönteme inancım hiç yoktur. Moladan kasıt; biraz oda git baklaım tavrı. Kendinle başbaşa kal tavrı. Buna çocukluğunda maruz kalmış biri olarak, hiç iyi birşey olarak hatırlamıyorum. Odana gidip ağlayabilirsin; biraz odana git ve sonra yanımıza gel sıkılıkla duyduğum cümlelerdi; ve evet beni isyana sürüklemiştir. Ama şuna inanırım; zor zamanlarda ebevenyin bir 2-3 dakikayı kendine ayırıp derin nefesler alıp kendini rahatlatıp çocuğunun yanına dönmesi ve ona yardım etmesi bence çok işe yarayan bir yöntemdir. 

5. Ona Özel Yardım 
Bu bölümde söylenmek istenen şu olmuş; çocuğunu iyi tanıma ve ona göre yardım etme. Her çocuğun daha iyi olduğu bir alan var; mesela kiminin görsel zekası daha ön planda, öyle çocuklara anlatılmak istenilen şey fotoğraf veya görsel malzemeler yardımıyla yapılmalı. Kiminin sözlü iletişimi daha kuvvetli gibi. Ama çocuğunuza yapması gerekeni sürekli hatırlatmanız gerekiyorsa o zaman 6. maddeyi denemelisiniz. 

6. Empatik Limitler Set Etmek
Çocuklar bizim önceliklerimizi paylaşmazlar, zaten neden paylaşsınlar ki? Onların öncelikleri çok daha farklı, ve bizim bakış açımızı anlamazlar. Mesela onların öncelikleri, koltukların üzerinde zıplamaktır ve koltukların parayla satın alınıp,tamir edildiğini de bilmezler. İşte bu yüzden tüm gün ve her gün onlara yol göstermek bizlerin işidir. "Ayakkabıların koltuğu kirletiyor, koltuğa ayakkabı ile çıkmıyoruz" Ne kadar tutarlı ve ciddi olursanız çocuğunuz koyduğunuz limitleri kabul etme de o kadar uyumlu olur. Çocuğunuzla ne kadar empati kurarsanız işler o kadar kolaylaşır. Enerjisini benzer bir şeye yönlendirmek, istemediğinizi davranışı durdurmanıza o kadar çok yarar. "Koltuğun üzerinde zıplamaktan ne kadar çok zevk aldığını görüyorum. Ama biliyorsun koltuk zıplamak için değil. Şimdi koltuktan aşağıya in ve gidip başka yerde zıplayalımç "
Tüm çocuklar doğal olarak limitleri zorlarlar. Örneğin bu örnekte olduğu üzere; eve girer girmez ayakkabılarını çıkarmaya her seferinde yardım etmelisiniz ve ona hatırlatmalısınız. Bir süre sonra bu otomatik hale gelecektir; ne sizin özellikle hatırlatmanıza gerek kalacak ne de o bu konuda ısrarcı olacaktır. 

Peki ya, bu davranışa devam ediyorsa. İşte orada çocuğunuzun size söylemek, anlatmak istediği birşeyler vardır. Çocuklar duygulardan ibaret. Bunu neden yaptığınını çözmeniz gerekiyor. Ne zamanki duygusunu anlarsınız ve empati kurararsınız, işte o zaman çocuğunuz işbirliği yapmaya yanaşır. Ve bu davranış biçimiyle büyüdüğünde de size yakın ve işbirlikçi olmasıa vesile olursunuz. 
Empatinin ne denli işe yaradığını bizzat yaşadım; Aren'e ne zaman seni anlıyorum mesajını versem hep olumlu geri dönüşler alıyorum. Mesela, üzerini giydirmemden hoşlanmıyor; giyinmek istemediğinin farkındayım, haklısın giyinirken oranı buranı çekiştiriyorum ve bu seni çok rahatsız ediyor ama yapmam gerekiyor yardım et bana lütfen diyorum ve karşımda çok daha uuymlu bir çocuk oluyor. 
Zıplama konusunda yorum yapamayacağım :) Ben bu konularda sınırları olmayan bir anneyim. 
7. Oyun İle Yardım Etmek.
Şimdi derin bir nefes alın ve söylediklerimi tekrar edin: "Bu bir acil durum değil, bu durumu oyuna çevirebiliriz". Ses tonunuzu sakin ve oyuncu tutmaya çalışın, böylece o da hemen kikirdemeye başlayacaktır. Pardon, ayakkabılarınla koltuğun üzerinde misin sen? Ben koltuk koruyucusuyum ve her zaman koltuklarımı korurum. Kucağınıza alın, gülün ve omuzlarınızın üzerine oturtun onu mesela. Evde bu şekilde yürürken, ayakkabılarını çıkarın. Bir yandan da şarkı söyleyebilirsiniz; onu ne çok sevdiğinizi asla bırakmayacağınızı falan. bu şekildeyken onu koltuya bırakıp orada birlikte birşeyler oynayabilirsiniz. 
Bir dahaki sefere eve girerken ona bu oyunu hatırlatın, oynayıp oynamak istemediğini sorun ve istiyorsa ayakkabılarını çıkarmasını hatırlatın. Bu oyunu onunla tekrardan iletişim kurmak ve bu iletişimin başarısını kutlamak için kullanabilirsiniz. Kıkırdamaki gülmek bunlar kimyasal anlamda da bedene ve ruha iyi gelen şeyleri çocukların daha çok gülmesine vesile olmalıyız. 

Oyun sihirli bir kelime, sihirli bir uygulama. Ne zaman Aren'i oyun anlamında doyuruyoruz, karşımızdaki çocuğun uyumuna inanamıyoruz. 


8. Ağlaması Gerektiğinde Ağlamasına İzin Verin.
Ya sizinle oynamak istemiyorsa, ya tüm çabanıza rağmen, gülmüyor ve kikirdemiyorsa, ayakkabılarını çıkarmamak konusunda inat ediyorsa.... Başedemediği bir duygusu olduğunun göstergesidir tüm bunlar. Gözlerinin içine bakın ve nazikçe sınırlarınızı hatırlatın. "Tatlım, ayakkabıların koltuğu kirletiyor. Ayakkabılarınla koltuğa çıkmana izin vermemem". Gözyaşlarına boğulabilir. Ağlarken ona sarılın, elbette buna izin verirse. Güvende olduğunu ona hatırlatın. Herşeye rağmen, saldırgan tavırlar sergiliyorsa bunun arkasında öfkesi olduğunu hatırlayın. Sadece biraz daha güvende hissetmek istiyor kendinizi. Ve bu da 9. madde demek: 
Daha önce de itiraf etmiştim sanırım; anneliğimin ilk zamanlarıında Aren'in ağlamasından, ağlama krizine girmesinden çok korkardım. Korkumun sebebini sonradan keşfettim; çaresizlik! Ne yapacağımı bilmiyor olmak. Biz böyle durumlarda çok kaldık. Aren'in hiçbir şekilde ikna olmadığı haller, artık ağlamasına izin veriyoruz ve sonra bir de bakıyoruz ki kuvvetli bir ağlama krizi ama kısa süren arkasından bir rahatlama ve kaldığı yerden devam etme. Keşke biz ebevenylerde duygularımızın değişimi konusunda böyle olabilsek öyle değil mi? Keşke ağlasak ve sonra yolumuza kaldığımız yerden devam edebilsek. 

9. Sarılmak
Sarılmak yanında ve güvende olduğunun en güzel göstergesi öyle değil mi? Sarılın ve bırakmayın çocuklarınızı, onlar sizi itse bile. (Burası çeviri değil içimden geldi böyle yazıyorum)
Sadece çocuklarınıza değil, sevdiklerinize sarılmayı daima öncelikli tutun. Sarılmak bir nevi tedavi biçimi bana kalırsa. Hele bir de bu sarılmaya öpücükler eşlik ediyorsa hızlı bir iyileşme sürecine girilmiş demektir. 

Sonuç olarak; büyük bir laf etmiş olacağım ama yine de edeceğim: Aslında uyumsuz çocuk yoktur, onu anlamayan ebevenyleri vardır. Dilerim ebevenyler olarak gerçekten çocuklarımızın kutup yıldızı olabiliriz. 




Yorum Gönder