5.02.2013

Çocuklu Hayatın Sihirli Cümlesi: KABULLENME





Çocuğunuz markette kendini yere atıyor, veya evde  oyuncaklarını yere fırlatıyor,olmadı kapıları çarpıyor.... Peki  bu pek de hoş kabul edilmeyen davranışlarla başa çıkmak için ne yapacağız?  Hadi gelin tüm metodları, onlara öğretmemiz gerekenleri bir kenara bırakalım ve tek bir kelimeye odaklanalım:


Kabullenme

Bu cümleye bayılıyorum. Bir çok nedenle kalbimde tam da yerini buluyor. Ebeveynlik hayatımızda kontrol edemeyeceğimiz, değiştiremeyeceğiz o kadar çok şey oluyor ki. Çok uzun zaman önce çocuğumu kontrol etmenin gereksiz olduğunu kabullendim. 
 Aslında günlük hayatımızda ve uzun vadede sorun olan şey karşımızdaki insana saygı duyarken kendi içimizde sakin ve uyumlu olamamamız. 

Ebeveyn olarak karşılaştığımız sorunlarda ilk adım olarak kabullenmeyi seçersek çok uzun bir süre durumu idare edebiliriz. Diyelim ki çocuğunuz öfke nöbeti geçiyor, birşeyleri atma,kırma eyleminde yani kısacası hoş olmayan davranışlar sergiliyor bu durumda yapabileceklerimiz: 

Çocukların limitleri olduğu kabullen
Çocukların ihtiyaçları olduğunu kabullen
Çocukların bu ihtiyaçlarının bazen karşılanamadığını kabullen
Çocukların arada delirebildiğini,sinirlendiği, kızdığını kabullen
Çocukların bazen taşkın, çok sesli vb olduğunu kabullen.
Çocukların bizim nedenlerimizi niçinlerimizi zorlayacağını kabullen
Çocukların kendi duygu ve düşünceleri olduğunu kabullen 
Çocukların kendi duygu ve düşüncelerini dışavurmaya ihtiyacı olduğunu kabullen 
Çocukların bu davranışlarının gelişimleri açısından doğal olduğunu kabullen 


Tabii ki bu, karmaşaya izin vereceğimiz veya fazlasıyla hoşgörülü olacağımız anlamına gelmiyor. Aksine bu çocuklarımız için belirli limitler ve prensipler doğrultusunda güvenli alanı yaratmaktan bizim sorumlu olduğumuz anlamına geliyor. Çocuklarımızın ihtiyaçlarından haberdar olmalıyız ve bu ihtiyaçları için önceden adım atmalıyız. (Bu arada çocukların ihtiyaçlarıyla istekleri arasında çok büyük fark vardır). Tüm bu gürültücü halleri ve taşkınlıkları için onlara fırsat vermeli ve bu güçlü duygularıyla nasıl başa çıkabileceklerini onlara öğretmeliyiz. 

Çocuğunuzun bağırması, çağırması, delirmesi, birşeyleri fırlatması, birini ısırması, saçını çekmesi bunların gerçekten hiçbir önemi yok... Böyle durumlarda onlara öğretebileceklerinizden, verebileceklerinizden çok daha önemli birşey var o da onları böylece oldukları gibi KABULLENME. Onların bu halleriyle kabullendiğimiz anda, ne hissettiklerini neyle mücadele ettiklerini anladığımızı ve bunu hissettirdiğimiz anda işte tam da o anda gerçekten yol alabiliriz, onlarla anlaşabiliriz, iyileştirebiliriz ve iletişime geçebiliriz. 

Demiş bilir kişi... Hislerime tercüman olunca, tercüme etmeden olmazdı. Bırakın çocukları bir yana, kendi ilişkilerinizi gözden geçirin ne zaman anlaşmaya, orta bir yol bulmaya yanaşırsınız; anlaşıldığınızı dahası olduğunuz gibi kabul edildiğinizi hissettiğiniz zaman öyle değil mi? İşte bu! çocuklarımızın bizden tek beklediği şey de bu aslında. Anlaşılmak ve oldukları gibi kabul görmek. Peki biz çoğu zaman ne yapıyoruz; hep bir değiştirme çabası içindeyiz hep birşeyleri öğretme çabası içinde.

Belki de ebeveny olarak yapmamız gereken tek şey çocuklarımızı oldukları gibi KABULLENMEK.  Hep diyorum zor çocuk değil hiçbiri o zor diye adlandırdığımız davranışları bize zor kabullenemiyoruz çocuğumuzun bağırmasını, çağırmasını, isyankar olmasını. Kimbilir belki de çocukken bizi de böyle kabul etmedikleri içindir. Hepimiz az biraz belki de çokca kendimizi utanmış sıkılmış hissetmiyor muyuz böyle durumlarda. İşte sorun da bu zaten. Sorunun kaynağını çocukta değil kendimizde aramalıyız çoğu zaman.

Hem sadece başkalarının arasına karıştığımızda değil bazen evimizde 4 duvar arasında da çocuğumuzun bu davranışlarına tahammül edemiyoruz ve acaba bu çocuğun birşeysi mi var diyoruz, anormal mi, saldırgan mı yoksa yoksa..... Hani bazen çok çocuklu insanlara özeniyoruz ya yani ben özeniyorum işte bu insanların en büyük başarısı KABULLENME. Çocuğunun ağlamasını kabullenme, hırçınlıklarını kabullenme, taşkınlıklarını kabullenme. Bunları sakince gözlemleme o anda sakin kalabilme. Bunu başarabilmeyi çok isterdim ben çok hem de.

Kendimizi iyileştirmeden çocuğumuzu iyileştiremeyiz. Çocuğumuzun gelişimin doğal bir parçası olan bu tip durumlarda belki de yapmamız gereken kendimizi sevmektir önce kendi çocukluğumuzu iyileştirmektir sonrası çorap sokuğu gibi gelir zaten öyle değil mi?

Uyum ve sakinlik içersinde kalabildiğimiz günlerimiz olsun. Dinimiz amin (İçime Nohut Adam Fırat kaçtı :))
Yorum Gönder