15.01.2013

Yaş 35 Yolun Neresindeyim?




12 Ocak Cumartesi günü 34 yaşımla vedalaştım 35'e hoşgeldin dedim. Hani bir tartışma vardır; bitirdiğin yaş mı söylenmeli yoksa yeni gün almaya başladığın mı, sanırım ben artık bitirdiğim yaşı söylemeyi tercih edeceğim yaşlara başladım. Yani dolu dolu 34'üm ben dur bakalım daha 35'ten gün alıyoruz. Şöyle bir görelim neye benziyor neler getirecek.

Şaka bir yana yaşla ilgili hiçbir sıkıntım olmadı; ve fakat yaş aldıkça gördümki belli başlı yaşların bünyede etkisi farklı oluyor. 30 yaş mesela insanın çok kritik bir yaşı, başkalaştığı, değiştiği bir yaş. 25'de öyle mesela Veya daha da geriye gidersek 15'i de bunların içine alabilirim.

 Küçük bir kızken hayalim 25 yaşında evlenmek, 27 yaşında ilk çocuğumu, 30 yaşında ikinci çocuğumu ve 33 yaşında 3. çocuğumu doğurmaktı. Yani 35 yaşına geldiğimde 3 çocuklu bir kadın olucaktım; 2 kızım 1 oğlum olacaktı. İşte o zaman belki yolun yarısındayım diyebilirdim. Şimdi bildiğiniz üzere 1 oğlum var. 2 kızım olabilir mi pek emin değilim. 25 yaşında evli olmayı hayal ederken kocamla tanıştım kimbilir belki de bu yüzden tanışır tanışmaz işte o adam dedim, soyadını ismimin peşine koyarak imzalar atmaya başladım. 27 yaşında hadi hadi hadi demeye başladım. 30 yaşında bunalıma sürüklendim, çoktan 2. doğurmam gerekiyordu. 33 yaşında 3. çocuğumu hayal ederken ilk çocuğuma oğluma kavuştum(hamilelikten bahsediyorum). İşte bu yüzden daha benim yolum uzun belki de yolun çok başındayım.

Ve artık 35 yaşında bir kocam bir de oğlum var, yani benim artık bir ailem var. İçimdeyse hala küçük bir kız çocuğu var,ergenlik dönemini yaşayan. Hırçın, zaman zaman memnuniyetsiz, öfkeli bazen öfkesinden ne yapacağını bilemeyip oturup zırıl zırıl ağlayan küçük bir kız çocuğu. Bazen bu kız neşeliyken de ağlıyor ve hatta ufacık bir iltifatın karşısında da. Bu küçük kız ile annelik birbirinin içine geçtiğinde bazen fena çok fena oluyor. Ve elbette bu küçük kızla flört etmek, evli olmakta pek kolay değil. Ama küçük kızlar bir yandan da hayata pembe gözlüklerle baktığından keyifli bir yanları da var. İnanıyorum her erkek çocuk her kadın küçük bir kız olarak kalıyor içinde bir yerlerde. En çok o yönlerimizin okşanmasını, sevilmesini, anlaşılmasını istiyoruz.

Benim bu yönümü çok iyi bilen, tam oraya nazikçe dokunan, seven ve anlayan bir kocam var. Ben ona bu yüzden çok aşık oldum. Belki de ilişkimizi ayakta tutan yegane neden birbirmizin bu yönüne dokunmamız ve sevmemizdir. Ve şimdi de oğlum benim minik kahramanım; ben ağlarken yanımda durup ağlamamın bitmesini bekleyen sonra bana sarılan sırtımı pıtpıtlayan....

Çekirdek ailemin dışında bizi kocaman bir aile yapan, bir yemek sofrasında 10-15 kişi olmamızı sağlayan geniş ailem ve dostlarım var. Doğumgünümü hayatlarının bir parçası haline getiren, doğallıkla bugün O'nun doğumgünü deyip arayıp soranlar. Ve arkadaşlarım, kimi hayatıma geç yaşımda dahil olmuş kimi çocukluğumdan kalma hani pek görüşülmeyen ama özel günlerde arayıp soran, arayıp sorduğun arkadaşlar. Hani başına bir iş geldi mi koşup gideceğin ve sana da koşup geleceğini bildiklerin.

Hayatta sahip olunabilecek tüm zenginliklere sahip hissediyorum kendimi. Zaman zaman tüm mahçubiyetimle Yaradan'a şükrederim; çünkü vermış oldukları, veripte farkına varmamı sağladıkları, tüm bunların sürdürülebilir olması insanın içini şükranla dolduruyor; haketmek için ne yaptım diye sorarken buluyor insan kendini. Cevabı iyi insan olmaksa iyi insan olmak çok mu kolay sanki. Varolması gereken şeyler varolunca iyi insan olunmuyor ki... Bildiğim tek şey layığıyla iyi bir insan, iyi bir anne iyi bir eş ve daha iyi bir kul olmak için  daha çok yolumun olduğu o yüzden ben daha yolun çok başındayım!

İyi ki doğmuşum ama iyi ki varım :)






Yorum Gönder