arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18.08.2014

Anne Arkadaşım Bizde Kalabilir mi?




Çocukluğuma dair hatırladığım en güzel anılar arkadaşlarımın bizde veya benim onlarda kaldığım anılardır. Okul öncesi kuzenler birbirimizde kalırdık; gerçi en çok kalan bendim ya, bir keresinde yeğenlerimden birine sitem etmiştim ama hep ben sizde kalıyorum, bu seferde sen bizde kal diye. Kızı zorla bizde kaldırdım sonuç gece 3'te ama ben annemi özledim diye uyanıp ağladı; yaşımız 5-6 falan. Ben de git babama söyle dedim. O da gidip babamın başında enişte ben annemi özledim demeye başladı :) Babam yat kızım sabah götüreceğim seni dedi; o da peki deyip 2 dakika sonra enişte ben annemi özledim demeye devam etti. Babamda uyanıp, dayımlara geri postaladı :) 

İlkokulda seçtiğim kardeşim dediğim bir arkadaşım oldu; ilkokul 1 itibariyle her gün birbirimize gider gelip olduk ve genellikle gün şöyle biterdi; ama biz daha hiç oynayamadık lütfen burada kalayımmmm. Annelerimiz de arkadaş olmuştu, dolayısıyla haftasonlarıda dahil olmak üzere sürekli yaz tatilleri de dahil birbirimizde kalır olmuştuk. Aynı şekilde ortaokul-lise-üniversite zamanlarımda arkadaşlarımla kalarak veya onların bizde kalmasıyla geçmişti. 



Ailem bu konuda oldukça açık ve harika insanlardır. Hiçbir gün hayır sen onlara gidemezsin o bizde kalsın demedi. Elbette ailesini (ilkokul-lise dönemi için geçerli; üniversitede böyle bir soruları olmadı, olamazdı da zaten beni yetiştirdikleri için güven duymak zorundalardı) tanıdıkları sürece kalmama izin verdiler; kalmaya izin vermeyen aileleri özellikle, babası evde, onun abisi var gibi söylemleri hiçbir zaman için anlamadım. Elbette sebebi çok belli ki cinsel istismar olasılığı ve benzerleri; ama sen sana güvenilmesini beklerken, başka aileye güvenmemek bana hep büyük kabalık gelmiştir. 

Şimdi aileler böyle konularda fazla paranoyak geliyor bana; çocuğunun arkadaşının ailesini tanımaya bile çekiniyor değil kalmasına izin verecek. Lakin bana kalırsa bir çocuğun kesinlikle deneyimlemesi gereken bir şey bu. Hem çok eğlenceli, hem çok öğretici ve arkadaşlığı da ciddi pekiştiren bir şey. Ben Aren'in arkadaşlarının bizde kalmasını çok isterim ve Aren'in de ilkokul itibariyle biz olmadan tanıdığım bir arkadaşının ailesinde kalmasına izin veririm. Bu yaşlarda da benim eşliğimde bir arkadaşının evinde rahatlıkla kalabilir. 

Dediğim gibi bu durumu sevdiğimden ve faydalı bulduğumdan, geçtiğimiz Cuma akşamı Güray evde yokken (olsa da olur babanın evde olmasında sakınca görmiüorum) kızlar grubumuzdakilere kim bizde kalır diye sordum; parmak kaldırdan Merve oldu; (@balyanaginhikayesi) ve Lina'yla birlikte bizde kaldılar. Çocuklara biraz haksızlık etmiş olabiliriz :) Arabada uyuttuktan sonra onları uyur bir halde eve çıkarıp yatırdık ve keyfimize baktık. Aren'e Lina'nın ve Merve'nin bizde kalacağını söylediğimde çok heyecanlandı, onun için ilkti çünkü. Nerede yatacaklar, annesiyle mi yatacak gibi soruları peşi sıra sordu. 


Aren'in heyecanı  öyle çoktu ki normalde 8:00'den önce uyanmazken saaat 7:00 uyanıverdi; anne Lina'lar burada kaldı di miiii diyerek :) Evet canım dedim; nerede yatıyorlar anne, annesiyle mi uyuyor anne, bakabilir miyim anne gibi soruları tekrarlayıp durdu. Sessiz olmasını; çünkü Lina'nın hala uyuduğunu söyledim; Lina uyanmadıkça gerildi Aren, sonra da Lina'ya kek yapmaya karar verdi. Bundan sonrasında benden daha çok Fotoğraflar konuşsun bakalım. 

Aren Lina için kek hazırlığında.



Kahvaltıyı bekleyen kuzular, yer kavgası bittiyse toplar  ellere alındıysa tamamdır. Aren düşünüyor o 3. topu nereme koyarım, Lina'dan nasıl alırım diye :) Top da Lina'nın bu arada :)


Baktın ki birbirlerine sarıyorlar hemen bir faaliyete geçireceksin çocukları; biz de öyle yaptık. Son zamanların modası taş boyama :)


Baktın ki işler evde de boka sarıyor; kaptığın gibi dışarı çıkaracaksın çocukları.  Bu fasla geçmeden önce bir de sinema keyfimiz mi diyeyim eziyetimiz mi diyeyim o da oldu :)

Bakmayın fotoların hep güzel ve huzur dolu olduğuna; elbette anlaşamadıkları, Aren'in back to chuckie moduna döndüğü zamanlarda oldu. Tam da Aren'in artık böyle şeyler yapmadığını söylediğim zamanda, ama vallahi de billahi de yapmıyor :), eski davranışlarına döndüğü oldu, demek ki neymiş çocuk söz konusu olduğunda kati ve net konuşmaların olmayacakmış.

Yine de her şeye rağmen bence böyle bir deneyim yaşamış olmaları çok iyi oldu. Birbirlerine zarar vermedikleri sürece didişmek o kadar da kötü bir şey değil, didişip bir çözüm yolu bulmaları en iyisi.

Bu fırsatı bize verdikleri için anne& kız ikilisi Merve ve Lina'ya çok teşekkür ederiz. Ee kim bizde kalıyor sıradaki parmak kaldırsın :) Peki biz kimde kalalım :)












7.08.2014

Bu Ay İzle- Film Önerisi


Benim çok sevdiğim bir çocuklu arkadaş grubum var: Öznur (@laedri), Gamze (@gamzecihan81), Merve (@balyanaginhikayesi, balyanaginhikayesi.com) ve ben.....

Öznur, tam bir film kurdu; çocuk erken uyumuşsa hoopp sor whatsuptan Öznur ne seyredelim önersene diye. Gamze tam bir kitap kurdu; ebeveynlik üzerine okumadığı kitap yok gibi, sanırsın ki psikoloji doktorası yapıyor öyle çok okur; akademik yayınlara bir ulaşsa ah bir ulaşsa onları da okuyacak :) Kafana bir konu takıldı mesela; hemen sor Gamze'ye, ya kitap önerir ya da hemen gerekli kitabın gerekli sayfalarını sana foto çekip gönderir.

Merve ve ben de blogger'ız, yazıyoruz işte :) Merve ilahi konularda, çocukla oyun konusunda, kendin yap işlerinde (DIY) ve mutfakta çok iyidir. Gün içinde bol bol Merve dolmanın içine ne koyuyorduk, kız kısır tarifini versene, o magnolia nasıldı be Merve bir yap da yiyelim diye kendisini taciz ederiz. Tabii bir de Merve allahşkına dua et deriz, aklımıza takılan konuları sorarız. İnsanın böyle arkadaşları olması çok güzel. 

İki kurt Gamze ve Öznur ise yazmıyor, aslında Gamze Uykusuz Annelerde yazıyor ama blogu yok; ben de dedim ki bu iki cevherin önerilerini kendi blogumda yazayım; bu ay ne izlesek bu ay ne okusak diye. Böyle yazıları pek sürdürebildiğim görülmedi ama gittiği yere kadar işte; oscara aday değiliz şurada birbirimize tavsiye ediyoruz o kadar öyle değil mi? 

Gelelim Öznur'un bu ay bizim gruba, oradan da sizlere ulaşan film önersine; 


Öz'cum ne seyredelim bu ay ne önerirsin canımcığım? 

Tütücüğüm  tam bir aile  filmi olan The Odd Life of Timothy Green'ı öneririm.


Ne anlatıyor bu film kısaca özetler misin, sonunu söylemek yok ama tamam mı? :)

Küçük bir kasabada yaşayan ve ebeveyn olmak için yanıp tutuşan bir ailenin tam da umutsuzluğa kapıldıkları fırtınalı bir gecede evlerinde karşılarına çıkan Timothy isimli bir çocuk ile birlikte değişen hayatları, kimi zaman gerçekleştirdikleri hayalleri ve bazı zamanlar onlara eşlik eden hayal kırıklıkları.


Bu filmi kocamı mı yanıma alıp seyredeyim, sevgilimle seyretsem, çocuk yapalım der mi mesela :) veya kız kıza buluşunca mı izlecek Öznur ?

Eşinizle,annenizle,babanızla,ebeveynliği tatmak isteyen herkesle izleyebilirsiniz. 

Belki evlat edinmek isteyen birileriyle de seyredebiliriz öyle değil mi? 

Belki biyolojik olarak çocuk sahibi olamayan ama bir çocuğu evlat edinmek isteyen çiftlerimiz için de hayatlarının bir fragmanı olabilir bu film. 


Ağlar mıyım? Güler miyim? Derinlemesine düşünür müyüm? 

Ağlarsınız da, gülersiniz de..Bununla birlikte kendi ebeveynliğinizi de sorgulayacağınıza şüphem yok.

Ne zaman seyredelim? 

Benim için tam bir pazar filmi diyeceğim ama çocuk sahibi olduktan sonra pazar günleri sessiz,sakin bir şekilde film izlenecek gün olmaktan çıkıyor :) Onun yerine çocuğunuzu uyuttuktan sonra,eşinizle birlikte loş ışıktaki izleyebilirsiniz.

 Hımm loş ışık biraz mum belki yeni bir bebek ne dersin?  Belki de yepyeni radikal kararlar....

 :)  Neden olmasın derim Tütücüğüm. 


Bir film eleştirmeni olsaydın ve bu yazıyı diyelim ki gazeteye verecek olsaydın nasıl bitirirdin Öznurum? 

Sizi heyecandan heyecana sürükleyecek bir film değil belki; ama izlerken hüzün ve huzurun size çokça eşlik edeceğini söyleyebilirim... İyi seyirler.... 

6.08.2014

Çocukluk Arkadaşların ve Çocuklu Arkadaşların


Çocukluk arkadaşları çok özeldir; çünkü birlikte büyümüşsünüzdür, çünkü birbirinizin her şeyini bilirsiniz, bu biraz birlikte hamur yoğurmaya benzer; herkesin kişiliğinde, karakterinde çocukluk arkadaşının izi vardır. Aranızda her ne olursa olsun yeri özel kalır, küs bile olsanız özlenir, adilik ettiyse bile gönlünün bir yeri onu senden bile gizli sevmeye devam eder. Çocukluğun kendisi öyle güzeldirdir ki arkadaşlıkları da öyle olur. 

Kiminin bu arkadaşlıkları ebedi birer dostluğa döner öyle ki arkadaşım dediğin insan artık seçtiğin kardeşin olmuştur; başına bir şey geldi mi ilk onu ararsın kan bağın olan abini, ablanı, kardeşini aramak yerine; sen de ona koşarsın ilk. Kavga etseniz de gel ulan der bir öpüşür barışırsınız. Egosuz başlamıştır çünkü o çocukluk arkadaşlığı.... 

Birlikte büyümek tam da bu arkadaşlıkları tanımlayan bir cümledir. Bazen birlikte büyürken işler değişir, hayatınıza sevgililer girer, ego girer, değişen hayat görüşleri girer; akışa bırakırsın işleri, su akar işte, birlikte akmazsınız, akamazsınız.... 

Ben hayatımda hep az insan olmasını tercih ettim; uzunca süre tek bir dostum oldu, çocukluk arkadaşım, kendi seçtiğim kardeşim; çocuktuk işte bir şeyler oldu birlikte akamadık; sonra başka dostlarım oldu çok sevdiklerim aileden gördüklerim ki aralarında biri çok özeldi hala da özel; çocukluğumu bilmiyordu belki ama ergenliğimi iyi biliyordu; hayallerimiz vardı, acaba evlenebilecek miyiz çocuklarımız neye benzeyecek diye oturup saatlerce sohbet ettiğimiz gecelerimiz ve birbirimizin omzunda ağladığımız zamanlarımız; çocuklarımız oldu; kurduğumuz hayaller gerçekleşti ama yine birlikte akamadık o  suda. 

Büyürsün ve bir çocuğu büyütmeye başlarsın artık çocukluk arkadaşların gibi çocuklu arkadaşların olur; zaten onlar olmasa bir çocuğu nasıl büyütürsün ki; onlar senin çocukluğunu anılarından dinlerler, onlar senin çocukluğunu bilmezler ama onlar da annedir, onlar da bir çocuğu büyütüyorlardır. Hem başkalarının anılarını dinlemek, o anılarda kendi çocukluğuna dönmek ve gülümsemek, paylaşmak da çok güzeldir. 

Anne olunca bir de böyle çocuklu arkadaşlarım oldu benim; beni 2,5 yıldır tanıyan benim 2,5 yıldır tanıdığım... Çocuğun insanın hayatına kattığı en güzel şeylerden biri de bu arkadaşlıklar oluyor. Hani Harvey Karp demiş ya bir çocuğu büyütmek için bir köye ihtiyaç var diye işte artık günümüzde de çocuklu annenin böyle çocuklu arkadaşlara ihtiyacı var, imece usulu büyüttüğün; gecenin bir yarısı emzirmeye kalktığında Whatsup'tan sende mi uyanıksın sen de mi emziriyorsun diyebildiğin. Delirdiğin bir anda offf offf fenayım kızlar ya diyebileceğin, çocukluğunu bilmeyen ama çocuklu olmayı bilen arkadaşların.... 


Bir annenin ihtiyaç listesinde kesinlikle arkadaşları olmalı. Herkes sana akıl verirken onlar sana gönül verirler çünkü herkes sana şunu yap derken onlar sana bazen hiçbir şey söylemezler sadece anlarlar. Elinde limon tutarken sen herkes sık at şu limonu der, arkadaşların ise gel limonları birleştirip limonata yapıp içelim derler. 

Annelik serüvenimde böyle arkadaşlarım olmasaydı sanırım çok daha fazla zorlanırdım. Velhasıl arkadaşlığın her türlüsü güzel, anne olduğunuzda aman canım bu saatten sonra yeni arkadaş mı edinmek demeyin sakın, yeni arkadaşlıklara açık olun, iyi gelecek.... 












24.04.2013

Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyliyeyim II


Doğuştan abla-kardeş değiliz ama kader bizi kalpten kardeş yaptı
Mini yazı dizimizin 2. konukları tabir-i caizse kankalar Çisem Özcan ve Gamze Terzi. Aslında onlara kızkardeş de diyebiliriz. Çisem benim twitterdaki ilk anne arkadaşlarımdan biri, çocuklarımızın arasında 1 ay olunca beraberce gelişimlerini takip edebildik ve birbirimizin deneyimlerinden fazlasıyla faydalandık; ah o uykusuz geceler, ah o emzirme telaşları... İnsanın bunu unutması mümkün değil. 

Gamze'yi ise twitterdan önce blogundan tanırım, belki bunu kendisi bile bilmez. Bence Gamze oldukça iyi bir blog yazarı, şimdiye kadar blog yazdığını bilmiyorsanız, takip etmenizi öneririm:http://pustuklumama.blogspot.com/ Aslında Çisem de blog yazıyordu ama sanırım ara verdi, bence deneyimlerini ve bildiklerini yazması gereken bir anne. Çisem'i twitter'da takip etmek isterseniz  @cisemey olarak, Gamze'yi twitter'da takip etmek isterseniz @gamzeterzi olarak bulup takibe alabilirsiniz. 

Şimdi sözü önce Çisem'e bırakıyorum. 

Çisem ve tatlılar tatlısı kuzusu Eylül



Çisem öncelikle bu yazı dizisine katıldığın için çok teşekkür ederim. Ben seni tanıyorum da blogu takip edip henüz seninle tanışmamış olanlar olabilir o yüzden öncelikle kendini kısaca tanıtır mısın?

Sevgili Tüten bizi de bu yazı dizisine dahil ettiğin için teşekkür ederek başlamak istiyorum,ben 1979 doğumlu, Trakyalı bir kimya öğretmeniyim. Aslında şimdiye kadar kendimi uzun uzun anlatırdım ama artık sadece eş ve anne olduğumu söylemek yetiyor benim için. Kısacası 19 aylık Eylül Ayşe'nin annesiyim. 


Kendini nasıl bir anne görüyorsun? 

Kendimi biraz annem gibi , biraz kitaplardaki gibi karışık , biraz da kendim gibi bir anne olarak görüyorum. 

Sence annelikte en kuvvetli yanların neler?

Bence annelikte en kuvvetli yanım çok kararlı olmam hatta hayatım boyunca hiç bu kadar kararlı davranışlar sergilemedim diyebilirim. Kendimce doğru olanları herkese rağmen yapmaya çalışıyorum. 

Peki ya en zayıf yanların?

İşte bu beni çok yıpratıyor.En zayıf yanım çevredekilerin saçma yorumlarından çok etkileniyorum gardım düşüyor ve üzülüyorum. Ama herşeye rağmen ayaktayım.

Anneliğinde kendini en çok ne ile suçlarsın veya en çok ne yaptığında vicdan azabı çekersin?

Bence annelik tam bir vicdan azabı heran herşeyde vicdan yapabilirim özel bir durum olmasına gerek yok.

Anneliğinde kendini en çok hangi yönünle takdir edersin, arada bir içinden ne yapınca vay be ben de iyi beceriyorum bu işi dersin?

Bu soru çok şahane; ben böyle birşey dediğimi hiç hatırlamıyorum, yani hiç bir zaman kendimi taktir edemiyorum. Ama beni taktir edenler olduğunda sadece-doğru yoldayım galiba-diyebiliyorum.

Anneliğine dair eklemek istediğin neler var? 

Annelik bence dünyanın en özel ve en güzel duygusu.Ben anne olduğumdan beri hayata tekrar doğdum ve şimdi yaşamaya başladım diyorum,Allah isteyen herkese nasip etsin.

Şimdi de söz sırası Gamze'de bakalım Gamze hem yakın bir arkadaşı olarak hem de farklı bir göz olarak Çisem'in anneliğini nasıl görüyor; 

İki fıstık; Gamze ve Eylül. Sanırım Gamze öğretmenliğini konuşturuyor bu fotoda;)

Gamzeciğim öncelikle sana da çok teşekkür ederim. Ben seni iyi tanıyorum da, blogu takip edip seni ve Çisem'le olan ilişkini bilmeyenler olabilir bu nedenle kendini ve Çisem'le olan arkadaşlığını kısaca anlatır mısın?

Israrla 27 demeye devam etsem de 28 yaşına azıcık zaman kalmış bir Matematik öğretmeniyim. Eylül’den bu yana İstanbul’da yaşıyorum. Çisem ile de meslektaş olmamız sebebi ile tanıştık. Aynı kurumda Çisem’i tanımadan önce Çisem’in eşi ile beraber çalışmaya başlamıştık. Ertesi yıl da Çisem bizimle birlikte çalışmaya başlayınca tanıştık. Kısa zamanda güzel bir dostluk kurduk. Yaklaşık 5 yıldır da birbirimize iki yakın arkadaş ama aynı zamanda da abla-kardeş gibi olduk. Başım sıkıştığından kapısını ilk çaldığım, akıl aldığım, bir süredir ayrı şehirlerde olsak bile her gün iki çift laf etmezsem içimin rahat etmediği biri oldu. 

Sence Çisem nasıl  bir anne sence?

Çisem benim için annelikte bir rol model. Gebelik süreci ve Eylül’ün doğumu ile ilk 1 yılını o kadar bir arada geçirdik ki   kendi çocuğum olsa neler yapmam gerektiğini artık biliyorum :)  Eylül’ün üzerine çok fazla düşen ama aynı zamanda bunu onu sıkmadan, boğmadan yapan bir anne oldu. Eylül’ün kişilik gelişiminde onu şahane bir şekilde yönlendiriyor. Yeri geldiğinde keşfetmesine, düşmesine, ağlamasına izin veriyor. Kendine güvenen, kendi ayakları üzerinde sağlam durabilecek bir kız yetiştirdiğini görebiliyorum.  Bunu yaparken de evet Eylül’ü hayatının merkezine koyuyor ama kendini de ihmal etmiyor.

Sence Çisem'in annelikteki en kuvvetli yanları neler?

Çisem çok sakin, sabırlı ve öğretici. Etrafında olup biten herhangi bir  olumsuz durumu şahane bir şekilde Eylül’den uzak tutabiliyor. Sanki bir koruma kalkanı yapmış, Eylül’ü onun içine yerleştirmiş ve Eylül bu sayede mutlu bir bebek olarak büyüyor.

Peki ya Çisem'in annelikteki en zayıf yanları?  

Şimdi düşününce anneliği için zayıf yan göremiyorum ama gebelik süreci boyunca kocaman bir kaybetme korkusu vardı Çisem’in. {Ki bunda çok haklıydı..} Sanıyorum bu kaybetme korkusu onun gebeliğinin ilk aylarından tat alamamasına neden oldu. Neyse ki sonra geçti, sonrası güllük gülistanlık oldu.

Sence Çisem en çok ne yaptığında vicdan azabı çekiyor veya kendini suçluyor?

Sanırım Eylül’ün düzeninin bozulacağı bir ortama girmekten vicdan azabı duyar. Başka bir konuda da vicdan azabı duyacağını düşünmüyorum.

Çisem en çok hangi yönüyle kendini takdir ediyor ?

 Kat ettiği yolların farkında ve bence eseriyle gurur duyuyor. 

Çisem'in anneliğine dair eklemek istediklerin var mı? 

Yukarıda da dediğim gibi Çisem benim için bir rol model. Anneliğin ona getirdiği değişimi ve gelişimi saygıyla izliyorum yaklaşık 2 yıldır. Bu sayede öğrendim ki aslında bebek büyürken anne de büyüyor, değişiyor e gelişiyor.

Peki ya son sözlerin ne olacak....

Çisem’in 2. bebeğine benim ilk bebeğimi yetiştirme hayalimiz var. Onlar beraber büyüsün, Eylül onlara ablalık etsin istiyoruz. 


Çisem, Eylül ve Gamze.. hepsi pek şahane öyle değil mi?

Çisem ve Gamze'nin verdikleri cevaplara bakılırsa birbirleri için oldukça büyük şanslar. Gamze, anne olmadan önce Çisem sayesinde önemli bir deneyim yaşıyor, Çisem de onu böylesi takdir eden, kendine rol model seçen bir arkadaşa sahip olduğu için çok şanslı bana kalırsa. 

Görüldüğü üzere, Çisem kendini Gamze'nin onu takdir ettiği kadar edemiyor ama bence etmeli; çünkü Gamze annelikte çok önemli olan sabır, sakinlik ve benzerlerinin Çisem'de olduğundan bahsediyor, Çisem ise bu yönüne hiç değinmemiş. Şahsen ben sabırlı ve sakin yanı ön planda bir anne olsam bununla gurur duyar ve kendimi pek bir överdim :)

Gamze'nin pek değinmediği ama Çisem'i takip edenlerin iyi bildiği bir şey var ki o da, Çisem'in etrafındakilerinin söylemlerinden fazlasıyla etkilenmesi ve üzülmesi. İşte tam da bu nedenle Gamze gibi insanı takdir eden, destekleyen arkadaşların, dostların insanın yanında olması çok önemli. 

Çisem'in anneliğini Gamze'nin ağzından da dinleyince kendisini bir kez daha takdir ettim. Zaten bence tüm anneler takdiri hakediyor; sadece biz anneler zaman zaman kendimize karşı çok acımasız oluyoruz ve kendimizi takdir edemiyoruz; zaten bu mini yayın dizisinin amacı da bu, bu farkındalığı az da olsa yaratabilmek.  

Yine benim için çok keyifli bir yazı oldu; hem Çisem'e hem Gamze'ye tekrardan teşekkür ederim ve dilerim birlikte çocuk büyütme hayalleri gerçek olur.







18.04.2013

Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyliyeyim

Bundan böyle haftanın 1 günü, tek bir gün belirlemedim bunun için, bu başlık ile bir yazı dizisi yayınlayacağım. Ne kadar süreceği tamamen katılmak isteyenlere bağlı.

Peki konu nedir, nereden çıktı. Pek sevgili arkadaşım Devletşah twitter'da aşağıdaki videoyu şu tweeti ile paylaştı: "İnsan kendisine çok acımasız, seyrederken neden ağladım bilemeyeceğim" videoyu seyrederken ben de ağladım, hem de tahminimden daha çok (tabii bunun benim ağlak olmam, pek normal olmamamla da alakası olabilir). 
En çok kendimize acımasız davranıyoruz hele de anneysek. 



Ben anne olduktan sonra dünyaya anne gözüyle bakmaya, her konuyu bir şekilde anneliğe bağlamaya başladım;  bu kendiliğinden olan birşey oldu. Biliyorum ki bir çok anne olan kadın da böyle. İşte video'yu izledikten sonra, aklıma bu fikir geldi. Hatta sevgili Çiğdem, Devletşah'ın tweetin'in üzerine ben de ağladım yazdığında; ben de her ikisine cevap yazmıştım: "Ben de ağlayarak izledim, gerçekten de en çok kendimize karşı acımasızız; hele de anneysek, benim anneliğimi size sorsak bambaşka resmedersiniz, bana sorsanız belki bir canavar çizerim" diye. 

Sonrada gönüllü olan annelere ve onların yakın arkadaşlarına bazı sorular göndererek bu konuyu blogumda ufak bir yazı dizisi haline getirmeye karar verdim. Bunu twitterda yazdığımda, katılmak isteyenlerin sayısı tahminimden çok oldu. Mailler gelip gittikçe ben daha da heyecanlandım. Bazen düşünmüyor değilim; blog ve hayatım fazlasıyla östrojen mi dolu diye ama sonra bunu reddetmenin alemi yok diyorum kendime :)

Ben oldukça keyif aldım, daha dün gönderdiğim sorulara hemen cevap verenler olunca da bekletmeden ilkini bugün yayınlamaya karar verdim. Belirtmek isterim ki anneler arkadaşlarının ne cevap verdiklerini bilmiyorlar, bu yazı sayesinde öğrenecekler. Bu da işin süprizli tarafı bana kalırsa...

İlk cevap veren sevgili Leyla ve onun yakın arkadaşı Selin oldu. Leyla ve Selin'i daha yakından tanımak, twitter'da takip etmek isterseniz: Selin'i twitterda (@karekok_s) olarak Leyla'yı da (@AlkanLeyla) olarak bulabilirsiniz. 

Önce sizleri Leyla ile başbaşa bırakıyorum; 

Leyla ve kızı Beril

Leyla, öncelikle bu yazı dizisine katıldığın için çok teşekkür ederim. Seni kısaca tanıyabilir miyiz? 

26 yaşındayım, İstanbulda yaşıyorum, çalışıyorum. 34 aylık bir kızım var.

Hamileliğimin de 5. ayındayım. 2. kızımız yolda.
İlk kızıma hamileyken forumda tanıştığım sonrada kopamadığımız 11 kişilik Haziran anaları :) grubumuz var. Gmail grubumuzdan her gün birbirimize en az 300 mail atmazsak rahat edemediğimiz, 7-8 kişi ayda en az bir kez toplaşmazsak deli gibi özlediğim arkadaşlarım var. Selin de bunlardan biri.

Kendini nasıl bir anne olarak görüyorsun? 

Kendimi geliştirmek için çaba harcasam da çoğu zaman yetersiz görüyorum.
1 hafta once yaşadığımız bir krizdeki davranışlarımı 1 hafta sonra yanlış bulup keşke şöyle yapsaydım derken buluyorum. Genel olarak rahat olmaya çalışan bir anneyim. Bir arkadaşıyla kavga etsin düşsün kalksın minimum müdahele ederim. Kızımın istekleri düşünceleri önceliklidir benim için. (Makul isteklerde tabi)

Sence annelikte en kuvvetli yanların neler?

Bazı kriz anlarındaki sakinliğim ve sabrım

 Peki ya en zayıf yanların?

İş temposundan yeterince vakit ayıramadığımı, kaliteli geçirdiğimiz zamanın yetersiz olduğunu düşünüyorum.  

Anneliğinde kendini en çok ne ile suçlarsın veya en çok ne yaptığında vicdan azabı çekersin?

Kızım 1 yaşındayken eşimle 3 günlüğüne kısa denilemez bir mesafede bir yere kendi aracımızla tatile gitmiştik, henüz emziriyordum .Kızımdan ilk ayrılışımdı ve bir daha onu hiç göremiyecekmişim gibi gelmişti. Zaten tatilimin 2. günü onca yolu geri dönmüştük.
Hala onsuz yaptığımız planlarda içim tam anlamıyla rahat etmez

Annelinde kendini en çok hangi yönünle takdir edersin. Arada bir içinden, ne yapınca, vay be ben de iyi beceriyorum bu işi dersin?

Yakın zamanda ablamlarda akşam oturmasındaydık, cips getirmişlerdi. Beril eline cips poşetini aldı. Anne yiyebilir miyim dedi? Zararlı olduğu için yememesini istedim (kendimde yemedim. Daha öncede bu konuyu konuşmuştuk kızımla) Tamam diyip cipsi teyzesine götürmüştü; odadaki herkes dönüp bana bakmıştı. Kendimle içten içe övünmüştüm

Anneliğine dair eklemek istediğin neler var? 

Her anne kendi çocucuğunun bilir kişisidir. Benden iyi çocuğumu kimse tanıyamaz
Yeterli bir anneyim diye bir iddam yok. Ama çocuğum için en iyisini ben bilirim.

Peki ya son sözlerin :)

Katılma fırsatından dolayı teşekkür ederim. Sonuçları bende merak içinde bekliyorum.

Leyla anneliğini böyle görüyor; yakın arkadaşı Selin Leyla'nın anneliği konusunda neler söyledi bakalım. 


Leyla&Selin


Selin bu yazı dizine katıldığın için  sana da çok teşekkür ederim. Ben seni tanıyorum ama tanımayanlar için senin de kendini tanıtmanı isterim ve Leyla'yla olan arkadaşlığını bize anlatır mısın ? 

Leyla ile 2010 da hamileyken ayrıntılı usg ile ilgili araştırma yaparken kadınlar klübü sitesinin "2010  Haziran Anneleri Grubu"nda tanıştım.. işte ordan buralara geldik, en yakın arkadaş olduk ... :))) Hemen hemen herşeyimizi paylaşırız aramızda neredeyse özel gizli diye birşey yok sayılır..Hergün mailleşiriz mutlaka. 


SenceLeyla nasıl  bir anne sence?

Leyla genç ve çıtır bir anne.. ve de hırslı bir anne.. Kendini unutmadan annelik yaptığı için takdir ettiğim bir anne...

Sence Leyla'nın annelikteki en kuvvetli yanları neler?

Sakinlik ve sabır...

Peki ya Leyla'nın annelikteki en zayıf yanları?  

Uykusuzluk Leyla için dayanılması zor bir durum; ama bu annelikte zayıf bir yan değil aslında. Zayıf yan deyince aklıma bişi gelmedi gerçekten...


Sence Leyla en çok ne yaptığında vicdan azabı çekiyor veya kendini suçluyor?

Leyla sakin bir anne ve de sabırlı.. İşe gitmesi dışında vicdan yaptığı birşey yok bence...

En çok hangi yönüyle kendini takdir ediyor ?
Kendini takdir ettiğini hatırlamıyorum ama sabırlı bir anne olduğunu biliyor.. 

Leyla'nın anneliğine dair eklemek istediklerin var mı? 
İkinci bebeği yapma cesaretinden dolayı tebrik ettiğim anne...

Peki ya son sözlerin ne olacak.... 
Leyla bir özge candır :)) diyesim geldi..



Selin&Ege, Leyla&Beril
Selin ve Leyla birbirini iyi tanıyan, can dost olmuş iki kadın. Leyla kendini zaman zaman yetersiz bir anne görürken, Selin Leyla'nın yetersiz olduğuna dair hiçbir şey söylemiyor. Leyla aynı zamanda kendini iyi tanımış bir anne, sabırlı olduğunun farkında ve sanırım anneliğinde bu ön planla; çünkü Selin de buna değinmiş ki, bu oldukça önemli. Sabırlı bir anne tüm annelerin içinde hemen kendini farkettirir öyle değil mi :)

Leyla da Selin de çalışan anne bu anlamda da birbirlerini çok iyi anladıklarını düşünüyorum; Leyla çalışan bir anne olarak haklı bir tedirginlik yaşıyor, Beri'le kaliteli vakit geçirmek anlamında, Selin de Leyla'nın bu tedirginliğinin, vicdanının farkında ki, Leyla'nın vicdan yaptığı tek noktanın bu olduğunu düşünüyor. 

Selin uykusuzluğun Leyla için zor olduğunu düşünürken, Leyla buna hiç değinmemiş :)... 2. hamileliğini yaşayan Leylaya en güzel dua; uykusu bol, sağlıklı&sıhatli bir bebek dilemek olur sanırım. 

İşte böyle.... 

Umarım siz de benim gibi keyifle okursunuz bu yazı dizisini. Katılmak isterseniz; tutencc@gmail.com adresine mail gönderebilirsiniz.