dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.08.2014

Çocukluk Arkadaşların ve Çocuklu Arkadaşların


Çocukluk arkadaşları çok özeldir; çünkü birlikte büyümüşsünüzdür, çünkü birbirinizin her şeyini bilirsiniz, bu biraz birlikte hamur yoğurmaya benzer; herkesin kişiliğinde, karakterinde çocukluk arkadaşının izi vardır. Aranızda her ne olursa olsun yeri özel kalır, küs bile olsanız özlenir, adilik ettiyse bile gönlünün bir yeri onu senden bile gizli sevmeye devam eder. Çocukluğun kendisi öyle güzeldirdir ki arkadaşlıkları da öyle olur. 

Kiminin bu arkadaşlıkları ebedi birer dostluğa döner öyle ki arkadaşım dediğin insan artık seçtiğin kardeşin olmuştur; başına bir şey geldi mi ilk onu ararsın kan bağın olan abini, ablanı, kardeşini aramak yerine; sen de ona koşarsın ilk. Kavga etseniz de gel ulan der bir öpüşür barışırsınız. Egosuz başlamıştır çünkü o çocukluk arkadaşlığı.... 

Birlikte büyümek tam da bu arkadaşlıkları tanımlayan bir cümledir. Bazen birlikte büyürken işler değişir, hayatınıza sevgililer girer, ego girer, değişen hayat görüşleri girer; akışa bırakırsın işleri, su akar işte, birlikte akmazsınız, akamazsınız.... 

Ben hayatımda hep az insan olmasını tercih ettim; uzunca süre tek bir dostum oldu, çocukluk arkadaşım, kendi seçtiğim kardeşim; çocuktuk işte bir şeyler oldu birlikte akamadık; sonra başka dostlarım oldu çok sevdiklerim aileden gördüklerim ki aralarında biri çok özeldi hala da özel; çocukluğumu bilmiyordu belki ama ergenliğimi iyi biliyordu; hayallerimiz vardı, acaba evlenebilecek miyiz çocuklarımız neye benzeyecek diye oturup saatlerce sohbet ettiğimiz gecelerimiz ve birbirimizin omzunda ağladığımız zamanlarımız; çocuklarımız oldu; kurduğumuz hayaller gerçekleşti ama yine birlikte akamadık o  suda. 

Büyürsün ve bir çocuğu büyütmeye başlarsın artık çocukluk arkadaşların gibi çocuklu arkadaşların olur; zaten onlar olmasa bir çocuğu nasıl büyütürsün ki; onlar senin çocukluğunu anılarından dinlerler, onlar senin çocukluğunu bilmezler ama onlar da annedir, onlar da bir çocuğu büyütüyorlardır. Hem başkalarının anılarını dinlemek, o anılarda kendi çocukluğuna dönmek ve gülümsemek, paylaşmak da çok güzeldir. 

Anne olunca bir de böyle çocuklu arkadaşlarım oldu benim; beni 2,5 yıldır tanıyan benim 2,5 yıldır tanıdığım... Çocuğun insanın hayatına kattığı en güzel şeylerden biri de bu arkadaşlıklar oluyor. Hani Harvey Karp demiş ya bir çocuğu büyütmek için bir köye ihtiyaç var diye işte artık günümüzde de çocuklu annenin böyle çocuklu arkadaşlara ihtiyacı var, imece usulu büyüttüğün; gecenin bir yarısı emzirmeye kalktığında Whatsup'tan sende mi uyanıksın sen de mi emziriyorsun diyebildiğin. Delirdiğin bir anda offf offf fenayım kızlar ya diyebileceğin, çocukluğunu bilmeyen ama çocuklu olmayı bilen arkadaşların.... 


Bir annenin ihtiyaç listesinde kesinlikle arkadaşları olmalı. Herkes sana akıl verirken onlar sana gönül verirler çünkü herkes sana şunu yap derken onlar sana bazen hiçbir şey söylemezler sadece anlarlar. Elinde limon tutarken sen herkes sık at şu limonu der, arkadaşların ise gel limonları birleştirip limonata yapıp içelim derler. 

Annelik serüvenimde böyle arkadaşlarım olmasaydı sanırım çok daha fazla zorlanırdım. Velhasıl arkadaşlığın her türlüsü güzel, anne olduğunuzda aman canım bu saatten sonra yeni arkadaş mı edinmek demeyin sakın, yeni arkadaşlıklara açık olun, iyi gelecek.... 












24.04.2013

Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyliyeyim II


Doğuştan abla-kardeş değiliz ama kader bizi kalpten kardeş yaptı
Mini yazı dizimizin 2. konukları tabir-i caizse kankalar Çisem Özcan ve Gamze Terzi. Aslında onlara kızkardeş de diyebiliriz. Çisem benim twitterdaki ilk anne arkadaşlarımdan biri, çocuklarımızın arasında 1 ay olunca beraberce gelişimlerini takip edebildik ve birbirimizin deneyimlerinden fazlasıyla faydalandık; ah o uykusuz geceler, ah o emzirme telaşları... İnsanın bunu unutması mümkün değil. 

Gamze'yi ise twitterdan önce blogundan tanırım, belki bunu kendisi bile bilmez. Bence Gamze oldukça iyi bir blog yazarı, şimdiye kadar blog yazdığını bilmiyorsanız, takip etmenizi öneririm:http://pustuklumama.blogspot.com/ Aslında Çisem de blog yazıyordu ama sanırım ara verdi, bence deneyimlerini ve bildiklerini yazması gereken bir anne. Çisem'i twitter'da takip etmek isterseniz  @cisemey olarak, Gamze'yi twitter'da takip etmek isterseniz @gamzeterzi olarak bulup takibe alabilirsiniz. 

Şimdi sözü önce Çisem'e bırakıyorum. 

Çisem ve tatlılar tatlısı kuzusu Eylül



Çisem öncelikle bu yazı dizisine katıldığın için çok teşekkür ederim. Ben seni tanıyorum da blogu takip edip henüz seninle tanışmamış olanlar olabilir o yüzden öncelikle kendini kısaca tanıtır mısın?

Sevgili Tüten bizi de bu yazı dizisine dahil ettiğin için teşekkür ederek başlamak istiyorum,ben 1979 doğumlu, Trakyalı bir kimya öğretmeniyim. Aslında şimdiye kadar kendimi uzun uzun anlatırdım ama artık sadece eş ve anne olduğumu söylemek yetiyor benim için. Kısacası 19 aylık Eylül Ayşe'nin annesiyim. 


Kendini nasıl bir anne görüyorsun? 

Kendimi biraz annem gibi , biraz kitaplardaki gibi karışık , biraz da kendim gibi bir anne olarak görüyorum. 

Sence annelikte en kuvvetli yanların neler?

Bence annelikte en kuvvetli yanım çok kararlı olmam hatta hayatım boyunca hiç bu kadar kararlı davranışlar sergilemedim diyebilirim. Kendimce doğru olanları herkese rağmen yapmaya çalışıyorum. 

Peki ya en zayıf yanların?

İşte bu beni çok yıpratıyor.En zayıf yanım çevredekilerin saçma yorumlarından çok etkileniyorum gardım düşüyor ve üzülüyorum. Ama herşeye rağmen ayaktayım.

Anneliğinde kendini en çok ne ile suçlarsın veya en çok ne yaptığında vicdan azabı çekersin?

Bence annelik tam bir vicdan azabı heran herşeyde vicdan yapabilirim özel bir durum olmasına gerek yok.

Anneliğinde kendini en çok hangi yönünle takdir edersin, arada bir içinden ne yapınca vay be ben de iyi beceriyorum bu işi dersin?

Bu soru çok şahane; ben böyle birşey dediğimi hiç hatırlamıyorum, yani hiç bir zaman kendimi taktir edemiyorum. Ama beni taktir edenler olduğunda sadece-doğru yoldayım galiba-diyebiliyorum.

Anneliğine dair eklemek istediğin neler var? 

Annelik bence dünyanın en özel ve en güzel duygusu.Ben anne olduğumdan beri hayata tekrar doğdum ve şimdi yaşamaya başladım diyorum,Allah isteyen herkese nasip etsin.

Şimdi de söz sırası Gamze'de bakalım Gamze hem yakın bir arkadaşı olarak hem de farklı bir göz olarak Çisem'in anneliğini nasıl görüyor; 

İki fıstık; Gamze ve Eylül. Sanırım Gamze öğretmenliğini konuşturuyor bu fotoda;)

Gamzeciğim öncelikle sana da çok teşekkür ederim. Ben seni iyi tanıyorum da, blogu takip edip seni ve Çisem'le olan ilişkini bilmeyenler olabilir bu nedenle kendini ve Çisem'le olan arkadaşlığını kısaca anlatır mısın?

Israrla 27 demeye devam etsem de 28 yaşına azıcık zaman kalmış bir Matematik öğretmeniyim. Eylül’den bu yana İstanbul’da yaşıyorum. Çisem ile de meslektaş olmamız sebebi ile tanıştık. Aynı kurumda Çisem’i tanımadan önce Çisem’in eşi ile beraber çalışmaya başlamıştık. Ertesi yıl da Çisem bizimle birlikte çalışmaya başlayınca tanıştık. Kısa zamanda güzel bir dostluk kurduk. Yaklaşık 5 yıldır da birbirimize iki yakın arkadaş ama aynı zamanda da abla-kardeş gibi olduk. Başım sıkıştığından kapısını ilk çaldığım, akıl aldığım, bir süredir ayrı şehirlerde olsak bile her gün iki çift laf etmezsem içimin rahat etmediği biri oldu. 

Sence Çisem nasıl  bir anne sence?

Çisem benim için annelikte bir rol model. Gebelik süreci ve Eylül’ün doğumu ile ilk 1 yılını o kadar bir arada geçirdik ki   kendi çocuğum olsa neler yapmam gerektiğini artık biliyorum :)  Eylül’ün üzerine çok fazla düşen ama aynı zamanda bunu onu sıkmadan, boğmadan yapan bir anne oldu. Eylül’ün kişilik gelişiminde onu şahane bir şekilde yönlendiriyor. Yeri geldiğinde keşfetmesine, düşmesine, ağlamasına izin veriyor. Kendine güvenen, kendi ayakları üzerinde sağlam durabilecek bir kız yetiştirdiğini görebiliyorum.  Bunu yaparken de evet Eylül’ü hayatının merkezine koyuyor ama kendini de ihmal etmiyor.

Sence Çisem'in annelikteki en kuvvetli yanları neler?

Çisem çok sakin, sabırlı ve öğretici. Etrafında olup biten herhangi bir  olumsuz durumu şahane bir şekilde Eylül’den uzak tutabiliyor. Sanki bir koruma kalkanı yapmış, Eylül’ü onun içine yerleştirmiş ve Eylül bu sayede mutlu bir bebek olarak büyüyor.

Peki ya Çisem'in annelikteki en zayıf yanları?  

Şimdi düşününce anneliği için zayıf yan göremiyorum ama gebelik süreci boyunca kocaman bir kaybetme korkusu vardı Çisem’in. {Ki bunda çok haklıydı..} Sanıyorum bu kaybetme korkusu onun gebeliğinin ilk aylarından tat alamamasına neden oldu. Neyse ki sonra geçti, sonrası güllük gülistanlık oldu.

Sence Çisem en çok ne yaptığında vicdan azabı çekiyor veya kendini suçluyor?

Sanırım Eylül’ün düzeninin bozulacağı bir ortama girmekten vicdan azabı duyar. Başka bir konuda da vicdan azabı duyacağını düşünmüyorum.

Çisem en çok hangi yönüyle kendini takdir ediyor ?

 Kat ettiği yolların farkında ve bence eseriyle gurur duyuyor. 

Çisem'in anneliğine dair eklemek istediklerin var mı? 

Yukarıda da dediğim gibi Çisem benim için bir rol model. Anneliğin ona getirdiği değişimi ve gelişimi saygıyla izliyorum yaklaşık 2 yıldır. Bu sayede öğrendim ki aslında bebek büyürken anne de büyüyor, değişiyor e gelişiyor.

Peki ya son sözlerin ne olacak....

Çisem’in 2. bebeğine benim ilk bebeğimi yetiştirme hayalimiz var. Onlar beraber büyüsün, Eylül onlara ablalık etsin istiyoruz. 


Çisem, Eylül ve Gamze.. hepsi pek şahane öyle değil mi?

Çisem ve Gamze'nin verdikleri cevaplara bakılırsa birbirleri için oldukça büyük şanslar. Gamze, anne olmadan önce Çisem sayesinde önemli bir deneyim yaşıyor, Çisem de onu böylesi takdir eden, kendine rol model seçen bir arkadaşa sahip olduğu için çok şanslı bana kalırsa. 

Görüldüğü üzere, Çisem kendini Gamze'nin onu takdir ettiği kadar edemiyor ama bence etmeli; çünkü Gamze annelikte çok önemli olan sabır, sakinlik ve benzerlerinin Çisem'de olduğundan bahsediyor, Çisem ise bu yönüne hiç değinmemiş. Şahsen ben sabırlı ve sakin yanı ön planda bir anne olsam bununla gurur duyar ve kendimi pek bir överdim :)

Gamze'nin pek değinmediği ama Çisem'i takip edenlerin iyi bildiği bir şey var ki o da, Çisem'in etrafındakilerinin söylemlerinden fazlasıyla etkilenmesi ve üzülmesi. İşte tam da bu nedenle Gamze gibi insanı takdir eden, destekleyen arkadaşların, dostların insanın yanında olması çok önemli. 

Çisem'in anneliğini Gamze'nin ağzından da dinleyince kendisini bir kez daha takdir ettim. Zaten bence tüm anneler takdiri hakediyor; sadece biz anneler zaman zaman kendimize karşı çok acımasız oluyoruz ve kendimizi takdir edemiyoruz; zaten bu mini yayın dizisinin amacı da bu, bu farkındalığı az da olsa yaratabilmek.  

Yine benim için çok keyifli bir yazı oldu; hem Çisem'e hem Gamze'ye tekrardan teşekkür ederim ve dilerim birlikte çocuk büyütme hayalleri gerçek olur.







8.12.2010

Bil Bakalım Ben Kimim ;)


Blog yazarlarının "hakkımda" kısmına hep takılmışımdır kendiminki de dahil olmak üzere. Örneğin evlenmek üzere olan gibi bir cümle kullanıyorsun ve blog yazmaya 10 yıl boyunca devam ediyorsun o zaman o cümlenin hiçbir anlamı kalmıyor veya 2 yaşında dünyalar tatlısı bir meleğin annesi gibi ee sen yazıyorsun yıllarca ve o çocuk büyümüş oluyor. Her yıl da hakkımda kısmı değiştirilmez değil mi?

Kendimi anlattığım bir yazı istenmişti ben de. Ben de aşağıdaki yazıyı kaleme aldım. Yandaki kısmada ekledim aslında ama buradan da paylaşayım dedim.

Bak bakalım kimim ben;)


Tuten, 12 Ocak 1978’de  3 kişilik bir ailenin 4. üyesi olarak dünyaya geldi. Onu en çok bu ailenin 3. üyesi, kendisinden 7 yaş büyük olan abisi istedi (Bunu bilemiyor, kendisine öyle söylendi o da inandı). Ama annesi de sürekli ne iyi ettim de doğurdum seni diye sever, abisi hala iyi ki seni çok istemişim der, babası mı onun sadece gözleri dolar ve kızının uyuduğunu düşündüğü zamanlarda gelip sarılır öper onu. Babasıyla doğumgünleri arasında 1 gün 34 yıl fark var ama herhalde Oğlak burcu olmanın etkisiyle ikisi de birbirlerine çok benziyor.
Sevilen bir çocuk oldu Tüten. Bu yüzden de dünyayı  sevdi.
Çocukluğunda hep hayali arkadaşları oldu. Aynada tuvalette odasında onlarla konuştu, oynadı ve hatta etrafındakileri de onların varolduğuna inandırmaya çalıştı. Gerçek arkadaşları da vardı elbet ama nedense hayali arkadaşlarını tercih ederdi Tüten. Ailesi endişelendi pedagog’a götürdü. Korkulacak bir durum yoktu. Hayalgücü kuvetli bir çocuktu sadece bir o kadar da gerçekçi yanları vardı. O değil miydi bir oyun kurarken şakacıktan masamız olsun denildiğinde sinirlenen hayır ben gerçek bir masa istiyorum diyen?
Okula başlayıp okuma&yazmayı öğrendiğinde yazmak kısmı ilgisini daha çok çekti. Çocukken hayali arkadaşlarıyla oynadığı oyunları yazıya dökmeye başladı.  Öyle ki kendini hala yazarak ifade etmeyi konuşarak ifade etmekten daha çok sever.
Hayal kurmayı, oyun oynamayı, yaratmayı ve mitolojiyi sevdiğinden üniversite seçimine sıra geldiğinde ailesinde onu çok isteyen abisinin dışında herkesin itirazlarına rağmen yetenek sınavlarına girerek Dramaturji ve Tiyatro Eleştirmenliği okudu. Eleştiriyi neden sevdiğini okurken anladı. Metodolijiyle çalışmaya Dramaturji sayesinde alıştı. Hiç pişman olmadı okuduğu bölümden. Üniversitedeyken hemen çalışmaya başlamak istedi derdi ne paraydı ne kariyer sadece okul denilen binanın dışındakileri merak ediyordu. Meraklıydı evet… Sevdiği işler ve sevmediği işler yaptı. Yaptığı işlerden hiç pişman olmadı.
Hayal etmeyi sevdiğinden sanatçı olmak istedi, gerçekliği sevdiğinden avukat. Her ikisi de olmadı. Ama hayal etmeyi ve adaleti hala çok seviyor.

Günün bir aşık oldu Tüten çok aşık oldu. Aşkın her halini yaşadı ve sonra da muradına erdi. Güray'ıyla evlendi. Çocukken 4 çocuk hayali kurardı şimdi 3 çocuk hayali kuruyor. Aile olmayı hep çok sevdi. Büyük ve güzel bir ailenin hayalini kurdu ve şimdi o da oldu.
Dostluklara hep değer verdi ama fazla sosyal olmayı sevmedi. Çok değerli birkaç dostu var. Aileden gördüğü ve sevdiği. İşte bu küçük ama içinde büyük bir zenginlik taşıyan dünyasında mutlu bir kız çocuğu Tüten...

Geriye dönüp baktığında olabildiği şeylerden hoşnut olamadıklarıyla barışık yaşıyor.
Hala herşeye rağmen dünyayı ve yaşamayı çok seviyor.

Tüten ben
İşte böyle biri....