8.12.2010

Bil Bakalım Ben Kimim ;)


Blog yazarlarının "hakkımda" kısmına hep takılmışımdır kendiminki de dahil olmak üzere. Örneğin evlenmek üzere olan gibi bir cümle kullanıyorsun ve blog yazmaya 10 yıl boyunca devam ediyorsun o zaman o cümlenin hiçbir anlamı kalmıyor veya 2 yaşında dünyalar tatlısı bir meleğin annesi gibi ee sen yazıyorsun yıllarca ve o çocuk büyümüş oluyor. Her yıl da hakkımda kısmı değiştirilmez değil mi?

Kendimi anlattığım bir yazı istenmişti ben de. Ben de aşağıdaki yazıyı kaleme aldım. Yandaki kısmada ekledim aslında ama buradan da paylaşayım dedim.

Bak bakalım kimim ben;)


Tuten, 12 Ocak 1978’de  3 kişilik bir ailenin 4. üyesi olarak dünyaya geldi. Onu en çok bu ailenin 3. üyesi, kendisinden 7 yaş büyük olan abisi istedi (Bunu bilemiyor, kendisine öyle söylendi o da inandı). Ama annesi de sürekli ne iyi ettim de doğurdum seni diye sever, abisi hala iyi ki seni çok istemişim der, babası mı onun sadece gözleri dolar ve kızının uyuduğunu düşündüğü zamanlarda gelip sarılır öper onu. Babasıyla doğumgünleri arasında 1 gün 34 yıl fark var ama herhalde Oğlak burcu olmanın etkisiyle ikisi de birbirlerine çok benziyor.
Sevilen bir çocuk oldu Tüten. Bu yüzden de dünyayı  sevdi.
Çocukluğunda hep hayali arkadaşları oldu. Aynada tuvalette odasında onlarla konuştu, oynadı ve hatta etrafındakileri de onların varolduğuna inandırmaya çalıştı. Gerçek arkadaşları da vardı elbet ama nedense hayali arkadaşlarını tercih ederdi Tüten. Ailesi endişelendi pedagog’a götürdü. Korkulacak bir durum yoktu. Hayalgücü kuvetli bir çocuktu sadece bir o kadar da gerçekçi yanları vardı. O değil miydi bir oyun kurarken şakacıktan masamız olsun denildiğinde sinirlenen hayır ben gerçek bir masa istiyorum diyen?
Okula başlayıp okuma&yazmayı öğrendiğinde yazmak kısmı ilgisini daha çok çekti. Çocukken hayali arkadaşlarıyla oynadığı oyunları yazıya dökmeye başladı.  Öyle ki kendini hala yazarak ifade etmeyi konuşarak ifade etmekten daha çok sever.
Hayal kurmayı, oyun oynamayı, yaratmayı ve mitolojiyi sevdiğinden üniversite seçimine sıra geldiğinde ailesinde onu çok isteyen abisinin dışında herkesin itirazlarına rağmen yetenek sınavlarına girerek Dramaturji ve Tiyatro Eleştirmenliği okudu. Eleştiriyi neden sevdiğini okurken anladı. Metodolijiyle çalışmaya Dramaturji sayesinde alıştı. Hiç pişman olmadı okuduğu bölümden. Üniversitedeyken hemen çalışmaya başlamak istedi derdi ne paraydı ne kariyer sadece okul denilen binanın dışındakileri merak ediyordu. Meraklıydı evet… Sevdiği işler ve sevmediği işler yaptı. Yaptığı işlerden hiç pişman olmadı.
Hayal etmeyi sevdiğinden sanatçı olmak istedi, gerçekliği sevdiğinden avukat. Her ikisi de olmadı. Ama hayal etmeyi ve adaleti hala çok seviyor.

Günün bir aşık oldu Tüten çok aşık oldu. Aşkın her halini yaşadı ve sonra da muradına erdi. Güray'ıyla evlendi. Çocukken 4 çocuk hayali kurardı şimdi 3 çocuk hayali kuruyor. Aile olmayı hep çok sevdi. Büyük ve güzel bir ailenin hayalini kurdu ve şimdi o da oldu.
Dostluklara hep değer verdi ama fazla sosyal olmayı sevmedi. Çok değerli birkaç dostu var. Aileden gördüğü ve sevdiği. İşte bu küçük ama içinde büyük bir zenginlik taşıyan dünyasında mutlu bir kız çocuğu Tüten...

Geriye dönüp baktığında olabildiği şeylerden hoşnut olamadıklarıyla barışık yaşıyor.
Hala herşeye rağmen dünyayı ve yaşamayı çok seviyor.

Tüten ben
İşte böyle biri....
Yorum Gönder