çalışan anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çalışan anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.05.2014

Adı: Çalışan Anne Toplum İçindeki Adı: O Kim?


Çalışan anne konusu bence çok kabak tadı vermiş bir konu; lakin yaz yaz bitmez, konuya sıkıştın mı hoop yazabilirsin. böyle çekirdek konularda var istediğin zaman çitleyebileceğin; malzemeyi sana toplum veriyor ama. 

Bu konuda çok fazla şey yazabilirim, yazmışlığım da var, konuya da sıkışmadım aslında, bekleyen yazılar, aklımdakiler o kadar fazlaki  aslında. 

Çalışan anne'nin özellikle bizim toplumuzdaki karşılığı gerçekten şu kelimelerle ifade edebiliriz: O Kim? 

Az önce Anneysen.com'dan bir mail aldım; Çalışan Anne zirvesi. Konu Çalışan Anne, Zirve hafta içi ve çalışma saatlerinde; söyleyeceklerm bu kadar. Kimseyi kurum veya kişi olarak suçlamıyorum sadece ironiğe dikkat çekmek istiyorum!. 

Zirvenin konusu çalışan anneyken hafta içine koyularak acaba nasıl bir mesaj veriliyor; bana kalırsa tamamen toplumun kanıksaması aman anneyse bir yolunu bulur; çocuğum hasta der işe gitmez, ne kadar önemli bir işi olabilir ki hem. 

Konunun zirvesi bile hafta içine koyulabiliyorken bir okulun veli toplantısını çalışma saatlerine koymasını veya diğer etinliklerin hafta içinde olmasını yadirgamamak gerekiyor. 

Çalışan anne ve hatta anne olmak bir yana bence çalışan kadın kavramı bu topraklarda kabul göremeyecek bir kavram. 

Sanırım Çalışan Anne zirvesi de evde çalışan veya kendilerine ait işleri yapan annelerimize yönelik olacak, pek güzel! 

Çalıştığım şirket son 10 yıldır Amerika'da çalışan annelerin seçtiği en iyi 10 şirketten biri ve ailemde de aynı saygıyı görebiliyorum.  İstanbuldaki ofisimizde de çalışan anneye pozitif ayrımcılık uygulanır ve hayat-çalışma dengesi kurulabiliyor. 

Ama biliyorum ki bu konuda fazlasıyla dertli çalışan anne ve kadın var; bu yüzden aklımda uzun vadede çalışan kadınlar ve anneler için düşündüğüm  ve kurmayı planladığım platformlar var; sanırım birilerinin O kim sorusuna gümbür gümbür cevap vermesi gerekiyor. 


7.01.2014

Doğum İznindeki Anneye....





Doğum yapan her kadın karmaşık duygular içindedir ; üstelik bu karman çorman hal sadece ilk doğumunu yapan kadınlara özel değildir, ikinciyi üçüncüyü doğuran kadınlar içinde bu geçerlidir; nereden biliyorsun doğurdun mu ikinciyi derseniz; doğurmadım ama doğuranları gözlemedim ve dinledim. Zaten bu hale lohusalık denir. 




Doğum iznine ayrılmış, çalışan bir annenin duyguları ise biraz daha karmaşıktır; geçen her gün bebeğinden ayrılacağı güne biraz daha yaklaşıyordur. Lohusaya söylenmemesi gereken 10001 cümlenin içine extra cümleler girer; 


Ay sen bundan nasıl ayrılacaksın şimdi
Ay buna nasıl kıyarsın da işe dönersin şimdi sen
Ay sen bunu çok özlersin 
Ama annesi şuna bak daha süt çocuğu bu
Gerçekten işe dönmeyi düşünüyor musun?





Zaten duygularını çözemeyen sen, zaten ne olduğunu bile anlamayan sen, daha da karman çorman hale gelirsin. Vicdanın üzerine gelir oturur kocaman bir şey. Her gelen biraz daha yerleştirir yerine o kocaman şeyi.

Anne olan her kadın çocuğu ile birlikte bir başka insan oluverir; ve o bir başka insana, yeni bir bene alışmak zaman alır. Hayatın anlamı tamamiyle değişir; herşeyin anlamsızlaştığı bir tek evladının anlam kazandığı günler yaşarsın. Çoğu zaman sevişmek bile saçma ve anlamsız gelir sana o günlerde ki, evladını o sevişmeye borçlusundur. Hal böyleyken iş hayatı, çalışmak bunların hepsi anlamını ve önemini yitirir. Çoğu kadın için kendinin bile anlamı kalmaz. Yaşanması ve hissedilmesi gayet normal ve beklenen hallerken sağlıklı haller değildir bunlar; ama hemen hemen tüm anneler bu duygu çukuruna düşer; bazısı ebediyen o çukurda kalır, bazısı zamanla kendini, bebeğini ve ailesini o dipsiz çukurdan çıkarır. 



Doğum iznindeki annenin endişeleri vardır; bebekle arasındaki bağ kuvvetli olabilecek mi? Acaba beni sevecek mi? Ve çalışmaya geri dönecek her anne çocuğunu bakacak insanı kıskanır; bu insan kendi annesi bile olsa; çünkü bakacak kişi bebekle daha çok vakit geçirecek, daha çok dokunacaktır ona. Elbette kendisine sorulan o sorularda içini kemirip durur; toplumsal baskılar, aile baskısı ve nicesi. Çoğu anne yüreğini ama bunu evladım için yapıyorum zaten diye rahatlatır. İşe dönmek isteyen bir anne kolay kolay ama ben işimi özledim, dönmek istiyorum diyemez. Neden; utanır çünkü; ayıptır çünkü, ne derler sonra; ne yani evladından daha mı önemli? 

Toplumun ve geleneksel aile yapısının kadına biçtiği bir rol vardır; kadınlar anne olduklarında sahip oldukları bu sıfat herşeyden önce gelmelidir; kendini düşünen bir anne bencillikle suçlanır en çok. Oysaki kendini düşünmeyen bir insan evladını hiç düşünemez ama bunu kavramak her baba yiğidin harcı değildir. Doğaya karşı gelmek ve direnmek saçmadır; evet kadın kutsaldır ve evet annelik çok özeldir ve yine evet çocuğun ihtiyacı olan tek şey o ilk aylarda anne ve anne sevgidir. Ve yine evet bir anne en az 6 ay süreyle bebeğiyle et tırnak olmalıdır; gözünü açtı mı bebeği görmeli gözün kapatınca, kapatabilirse tabii, bebeğini görmelidir. 

Tüm bu bilgilerle büyütülmüş ve içine işlemiş bir kadının anne olduktan sonra işe dönmek konusunda vicdan azabı çekmesi gayet doğaldır. Bir çok kadın bu sorulara ve aslında sadece içine işlemiş bilgilerle doğru bir karar veremez. Hayatın her aşamasında tüm bilinçaltı bilgilerden sıyrılıp doğru karar vermek zordur zaten. Ancak ve ancak farkındalık düzeyi ciddi manada yüksek ve bilinçli insanlar doğru karar verip vermediklerini anlayabilirler. (Merak etmeyin ben de pek onlardan sayılmam)








Ben bugün neden mi bu konuyu yazıyorum; dün Alternatif Anne'de yazan Burcu (Burcu1Anne) şöyle bir yazı kaleme almış: http://alternatifanne.com/cocugunuzun-aklindan-gecenleri-anlayabiliyor-musunuz/. Yazıyı samimiyetiyle yazmış elbette, kendi duygu ve düşünceleri.  Çalışan bir anne olduğu için çocuğunun aklından geçenleri anlamadığını söylemiş; en sevdiği yemeği bile bilmediğinden bahsetmiş. 


Twitter üzerinden kendisine geribildirimde bulunmak istedim; bir annenin çalışıyor olması çocuğunun aklından geçenleri anlamayacağı anlamına gelmez.Bir anne çocuğunu tanıyamıyorsa orada farkında olması gereken başka detaylar vardır.  Uzman mısın da yorum yapıyorsun diyebilirsiniz; hayır uzman değilim elbette ama çalışan bir anneyim ve çocuğumun duygu ve düşüncelerini dahası en sevdiği yemeği bilebiliyorum. Neredeyse 7/24 çalışan anneler ve hatta babalar tanıyorum ve onlar da evlatlarını tanıyabiliyorlar.

Kimsenin kendi duygu ve düşüncesine karışamam ama genelleme yapılmasına karşı gelirim; çünkü binlerce doğum izninde olan ve işe dönüp dönmeme konusunda vicdan azabı çeken, böyle yazıları okuyup eyvah bak işte korkutuğum kadar varmış; işe döneceğim ve evladımı hiç tanıyamayacağım diye düşünen anne olacaktır. 



Korkma sevgili doğum iznindeki anne; evladını tanıyıp tanıyamamak çalışıp çalışmamakla alakalı değil. Sen kendini bilinçlendirmeye, sen farkındalığını her geçen gün yükseltmeye bak emin ol bilinçli olursan evladını senden daha iyi kimse tanıyamaz. Hatırla lütfen sizin aranızdaki bak daha o ilk anda içine düştüğü anda başladı, kimbilir belki de daha önce hayallerinde başladı evladınla iletişimin, ilişkin. Onu memene ilk dayadıkları anı hatırlıyor musun veya ona ellerinle ilk biberonunu verdiğin anı veya kuvozde ona ilk dokunduğun anı! Hatırla sevgil,i doğum iznindeki anne; nasıl da o kapalı gözlerini açıp bakmıştı sana, nasıl da o biberonu tutan elini kavramıştı nasıl da kuvozdeyken ona ilk dokunduğunda kalp atışları hızlanmıştı. Sence bir evlat o anı utunabilir mi, sen biran olsun unutabiliyor musun o anı. Evlat annesini kokusundan tanır bir anne evladını görmese de hisseder. 

Sevgili deneyimli anne hiç mi içine bir his gelip evi aradığın olmadı ve o hissin doğru çıktığı; çocuğuna bakan kişi hiç mi seni arayıp şimdi ne yapayım demedi. Ben evladımı çok iyi tanıyorum ve biliyorum ki çalışan bir çok anne evladını çok çok çok  iyi tanıyabiliyor.  Çalışmaya devam edip etmeme kararını kendi içine bakarak karar ver sevgili doğum iznindeki anne; ne beni ve benim gibileri ne Burcu ve Burcu gibileri dinle; sadece kendini ve evladını dinle! Senin tek kılavuzun yine sensin! Kimbilir belki senin, evladın ve ailen için en doğrusu işini sonlandırmaktı, o zaman arkana bile bakma istifanı ver. Ama şundan emin ol evladını tanıyabilmek için işini sonlandırmana gerek yok! 

Çalışan bir anne olarak ben de aynı süreçlerden geçtim; çalışmayı daima seven bir insan oldum ama hiçbir zaman işim herşeyden daha da önemlisi ailemden önce gelmedi. Çalışmak benim için daha konforlu bir hayatın aracı oldu bugüne kadar ve üretmeyi daima sevdim. Doğum iznindeyken herşey bir yana evladım bir yanaydı ki hala öyle; iş hayatına zorunluluktan dönmedim ama dönmemeyi düşündüğüm bir dönem oldu; yine çalışmayı düşünüyordum ama daha esnek bir biçimde; bunu Güray'a söylediğimde; bu kararı nasıl bir durumdayken verdiğinin farkında mısın dedi? Şuan resme o kadar yakından bakıyorsun ki uzaklaşmanda mümkün değil dedi. Ben senin yerinde olsam işe geri dönerim ve resme biraz da uzaktan bakar kararımı öyle veririm dedi; kararın her ne olacaksa arkamdayın senin dedi. Eğer aklında maddiyatla ilgili en ufak bir soru işareti varsa o soru işaretini virgule çeviririm ben bunu dert etme sen dedi. İçimi öylesi rahatlattı ki; çok haklıydı o resme uzaktan bakmadan ve sadece kendimi dinlemeden doğru bir karar veremezdim. İşe başladım ve resme geniş açıdan, uzaktan bakma şansım oldu. Şimdi öylesi mutluyum ki verdiğim karardan. Çocuğum güvendiğim, inandığım ama en önemlisi çok sevilen bir kişilerle, evladım o eve döneceğimizin güvencesiyle. Evladım eve döndüğümüz andan itibaren uykuda bile bizimle temas ve iletişim halinde, evladım bize biz ona doyabiliyoruz. 

Eve dönersin çocuğun uyuyor olur mesela; gidersin opersin, elini tutarsın ve kulağına burdayım, yanındayım ve seni seviyorum dersin; çocuğun bunu duyar, çocuğun bunu hisseder! Nereden mi biliyorum çünkü ömrünü bize adayıp bizden uzak kalan babam her gece kulağıma gelip bunu fısıldadırdı; çocukluğuma dair en güzel anımlarımdan biridir; babamı onca şeye rağmen seviyorsam çok seviyorsam yegane sebebi budur belkide!


Kendine izin ver sevgili anne; önce kendini tanı, yeniden keşfet kendini ve muhteşem serüvene bırak kendini, kendini yeniden tanırken evladını da tanıyacaksın!  Hatırla; mutlu annelerin mutlu çocukları olur. Kararın her ne olursa olsun zorunluluktan dahi olsa mutlu olmaya bak, şikayet etme, kendine kurban rolü seçme; çocuğunun seni örnek aldığını, çocuğunun pusulası olduğu daima hatırla!


















7.10.2013

Ayrımcılık




İsterdimki haftaya güzel bir yazı ile başlayayım; mesela tatil hazırlıkları ile :) N'apalım kısmette aslında hiç de yazmak istemediğim bir konu ile başlamak varmış. Yazayım da kurtulayım dedim ki kurtulmak ne mümkün bu konudan; bildiğin dipsiz bir kuyu.  Ben yazdım diye de değişecek bir konu değil, yazmam bile gereksiz ve saçma aslında. 


Her neyse konumuz ayrımcılık üzerine; öncelikle bakalım ayrımcılığın sözlükteki anlamı nedir: 



Ayrımcılık, bir kişiye ya da gruba, belli özelliklerinden dolayı önyargılı davranmaya denir. Bu davranış, pozitif ya da negatif yönde olabilir. Ancak, ayrımcılık dendiğinde genellikle negatif anlam anlaşılır. Ayrımcılık bir siyasî, dinî tercihi benimseyenlere (dinî ayrımcılık) ya da bir ırka, cinsel yönelime, cinsiyete, yaşa karşı olabilir (bkz: ırkçılık; homofobi; bifobi; cinsiyet ayrımcılığı; transfobi; yaşçılık).

Çalışan annenin maruz kaldığı ayrımcılık, negatif yönde olan, öyle böyle değil. Anne ve çocuk üzerine ne konu varsa, hemen hemen hepsinde konu ikiye ayrılıyor; çalışan annenin çocukları ve çalışmayan annenin çocukları. 

Bu konu başlarda beni ciddi manada üzer ciddi manada deli eder ve sinirlendirirdi. Şimdi ise beni zerre üzmüyor sadece ruhum ve kişiliğim haksızlığa, ayrımcılığa tamamen karşıyken fazlasıyla sinirlendiriyor o kadar! Ayrımcılığın zerresini üzerimde ve ruhumda taşımıyorum ve bununla da gurur duyuyorum! Herkesin tercihine sonsuz saygım var ama lafta değil! Annelik konusunda tamamen önyargısız biriyim! Aksini gösteren herhangi bir davranış gördüyseniz ben de lütfen belirtin de ben de durup düşüneyim, sahi öyle mi diye?



Çalışan Anne cümlesi laf kalabalığıdır!


Çalışan annenin çocuklarının nedense hep, olumsuz anlamda, çalışmayan annenin çocuklarından daha farklı olduğu algısı var. Hep eksikler sanki bir parça. Bir sorun olursa tabii ya çalışıyorsun ya ondandır. Annelerin üzerindeki baskı çok fazla ama çalışan annenin üzerindeki baskı daha da fazla. İşin en acı tarafı ise  bu baskının çoğu zaman yine çalışan ve hatta uzman sayılan kişiler tarafından olması. 

23 aydır çocuğumu bir gün olsun övmedim; bunun ayıp olduğunu düşünüyorum. Ama ayrımcılık yapan insanların da gözüne sokasım var. Şu kadarını söyliyeyim; Aren çalışan bir annenin çocuğu buna rağmen gerek fiziksel gerekse duygusal anlamda oldukça iyi bir gelişim gösteren çocuk tıpkı bir çok başka çalışan annenin çocuğu gibi!

Zırvalamaktan başka bir şey değil; çalışan anne veya çalışmayan anne anneliğimizi belirleyen bir kriter değil. Ne anneler gördüm 24 saat yanında olup çocuğuna hiçbir şey veremeyen ne anneler gördüm çocuğuyla 1 saat geçirip dünyaları veren! Aksi de geçerli elbette! 


Şuna sonuna kadar inanıyorum; nasıl bir insansan öyle bir annesin. Neye inanıyorsan öyle çocuk yetiştiriyorsun. Konu annelik olunca ayrımcılık yapanların konu siyaset veya başka bir şey olunca ayrımcı gözükmemesine katiyetle inanmıyorum. Dahası ayrımcılık yapan insanların yetiştirdiği çocukların da bu zihniyetle büyüyeceğini düşünüyorum ki ne yazık!

Ben çalışmaya dibine kadar inanıyorum, çocuğumu  olumlu veya olumsuz etkileyecek olan çalışmam ya da çalışmamam değil, değerlerim, insanlığım ve sevgim olacaktır! 

Haydi bakalım varsın her dönem her konuda temcit pilavı gibi sunulsun çalışan anne olmak ya da olmamak! Hiç bir tartışma amacına ulaşmayacak kafalar değişmedikçe!

Çalışmaktan şikayetçi olmayan, evladını ayrımcı zihniyetle yetiştirmeyen tüm annelerle ve arkadaşlarımla da gurur duyuyorum; ne mutlu ki böyle ebeveynler ve böylesi harika evlatları var! 








6.11.2012

Flört Zamanı



Tam 1 yıl oldu kocamla flört etmeyeli. Birbirmizi sevdiğimizi söylemeyi ve göstermeyi hep becerdik. Ama birbirimize vakit ayırmayı birbirimiz için özenmeyi beceremedik. Çok özeniyorum ve imreniyorum hem anne hem de kadın kadın olanlara. Helal olsun gerçekten. En kolay bebek bile zor yeni anne olmuş kadına. Buna rağmen makyajını yapan, pijamalarını üzerinden çıkaran, 2 arada 1 derede kuaföre gitmeye vakit bulan saçını kaşını makyajını ihmal etmeyen kadınlara bayılıyorum. Onlardan biri olurum sanmıştım hatta buna çok inanmış kocamı da inandırmıştım. Kabul ediyorum sınıfta kaldım hem de feci biçimde. 6-7 yıllık flört dönemimizde her buluşma öncesi kuaföre giden, bir giydiğini yanında bir daha giymeyen ben öylesi bakımsız öylesi özensiz bir kadın haline dönüştüm ki ben kendimden memnun değilken kocamın memnun olmasını beklemek ancak kendini kandırmak olurdu. Şükürler olsun ki kocamın da öncelikleri değişti. Elbette o inandığı inandırıldığı kadını görmeyi istemiştir; ama o daha farkındaydı ben ben değil(d)im. Geçici olduğunu düşünüyordur sanırım zira ben de geçici olduğunu umuyorum. Deneyimliler siz söyleyin geçiyor değil mi? Bir de temelimiz sağlamdır binamız hala çatlaksız boyaları akmadan duruyor ise bu temele borçluyuz.

1 yıldır kocamla başbaşa 1 saat geçirmedim. Aren'den hiç 24 saat ayrı kalmadım. İşten zamanında eve dönemeyeceksem Güray Areni alıp şirkete geldi. Aren 1 senedir hep beni aynı saat aralığında yanında buldu. Bilmiyorum ki bu bağımlılık mıdır? Biz Aren'i bırakmaya hazır değiliz. Ve ben Aren'in de bizden ayrılmaya 24 saat için hazır olmadığını düşünüyorum. Çalışan anne olarak işe başlama, işe gitme konusunda hiç çekincem olmadı. Açıkcası hiç de vicdan azabı çekmedim. Bunun ikimize de çok iyi geldiğini gördüm deneyimledim. Tatil zamanlarında tüm bir günü beraber geçirince de şahit oldum; zaten en en en fazla kaliteli zaman geçirdiğimiz aralık 2 saat. Ve çalışırken de bunu Aren'e sağlayabiliyorum.
Haftasonları 48 saatin 48 saatinde de birlikteyiz tuvalette geçen zamanda buna dahil. Hafta içi işten eve gidince üstümü değiştirmek ve yemek yapmak aktivitelerinde bile Aren yanımda, üzerimde. Ben tüm bunların çocuğumun mutlu bir bebek olmasında belki bir kum tanesi kadar ama yine de etkili olduğunu düşünüyorum. Hsonu hiç mi 2-3 saatliğine başbaşa kalamazdık annemle aynı apartmanda oturma lüksüne sahipken? Elbette bunu yapabilirdik ama yapmak istemedik. Yapamadım, yapamadık bir kaç kez niyet ettik sonra hemen vazgeçtik. Sonuçta haftasonu ailece geçirdiğimiz saatler Aren'in bize doymasına ve belki de tüm haftayı mızmızlık, huysuzluk yapmadan geçirmesine vesile oluyor, ben öyle hissediyorum. Eh bir hsonu 2-3 saat ayrılamazken Aren'den başbaşa tatile gitmenin konusu bile olmadı. Bana hep Aren'den çalmak gibi geldi.

Ebevynlik konusunda en dikkat ettiğim kriter telafisi olmayacak şeyleri yapmamak. Aren'den ayrı geçireceğim 24 saatin telafi edemeyeceğim, edemeyeceğiz. (Örneğin 24 saati ayrı geçirip bir sonraki gün full Aren'le olmak gibi)

Tüm bunlar aklımda dönüp dolaşırken Baby Center'da bugün gelen mail beni harekete geçmeye teşvit etti. Mailin bir bölümünü aşağıya kopyalıyorum: (Bu arada baby center'e üye olmayanlara üye olmalarını tavsiye ederim)


Hello from BabyCenter! 

As your child's second year begins, make some time for time for your partner. It's easy to forget about each other's needs when there's a baby in the house that requires so much of your love, attention, and energy. You may find yourselves bickering a lot or just not connecting the way you used to. Don't despair – it takes time to adjust to being parents. Now that your baby-turned-toddler is becoming more independent, make it a priority to line up a sitter and go off to do adult things, just the two of you.

BabyCenter'dan Merhaba!

Çocuğunuzun 2. yılı başladığına göre, kendiniz ve sevgiliniz için zaman ayırmanın vakti geldi. (heyy heyy geldi de geçiyor) Evde sevginize,ilginize ve enerjinize ihtiyacı olan bir bebek varken birbirinizin ihtiyaçlarını unutmanız çok kolay (vallahi öyle canım). Kendinizi çokca didişiyorken veya alıştığınız bir biçimde iletişim kuramıyorken bulabilirsiniz. (Ay bu kadar doğru olur) Umutsuzluğa kapılmayın-ebeveyn olmaya alışmak zaman alabilir (yine bildin bak, o zaman umut etmeye başlıyorum beybi sentır). Artık bebeğiniz bebek olmaktan çıkıp yumurcak oluyor daha da özgürleşiyor birazcık onu da rahat bırakın ve yetişkinlere özel şeyleri yapın (Aslında bence burada sevişin demek istemiş ama açıkca söyleyememiş :))


Ya işte böyle! Bunu okudum ve bak babycenter bugün bunu sana yazmış dedim. Artık vaktidir dedim ve Her Aya Bir Flört Günü aktivitelerini organize etmeye başladım. Yine haftasonu veya akşam bu işi yapmaya gönlüm elvermedi. Yine soruyorum bağımlı mıyım ki ben? Bir iş gününde izin alıp kocamla flört etmeye karar verdim ama bak yazarken de çelişkiye düşüyorum o zaman bu önerilen ve yapılması gereken şeye uygun olmuyor. Ama canım bu da bir adımdır yani. Hımm yoksa bu hsonu sinemaya mı giderek başlasak bu işe. Aren anneannenın evini dağıtmaya bayılıyor zaten.

Son olarak, ben ettim sen etme sevgili anne kendini de kocanı da düşün. Mutlu annelerin mutlu bebekleri olduğunu daima hatırla. Beni de motive etmeyi ihmal etme ;)











18.07.2012

Yardımcıyla Çocuk Büyütmek






Çocuk büyütmek başlı başına meşaketli  derin bir mevzuyken bakıcıyla çocuk büyütmek bambaşka bir mevzu. Çalışan bir anne olarak ben de oğlumu yardımcıyla beraber büyütüyorum. Nelere dikkat ediyoruz bu işin artıları eksileri nelerdir paylaşmak isterim.


 Kendinize Yardımcı Birini Seçin
Öncelikle biz bakıcı demiyoruz yardımcı diyoruz. Bunu laf ebeliği olsun kelime oyunu olsun diye de yapmıyoruz. Çünkü beraber çalıştığımız kişi bize yardımcı. Sadece çocuğumuza bakmıyor. Biz çocuğumuza bakarken, onu en iyi şekilde yetiştirmeye çalışırken bize her konuda yardım ediyor.

En kritik ve en önemli nokta şu ki, çocuğunuzu siz yetiştiriyorsunuz. Kuralları siz belirleyecek siz koyacaksınız size yardım eden kişinin sorumluluğu ise sizin belirlediğiniz kuralları uygulamak. Bu nedenle çocuğunuzu nasıl yetiştirmek istediğinizi, kurallarınızı net ve hatta yazılı bir biçimde belirtin. Bebeklerin günlük rutini ortada. Yemek-Uyku-Aktivite. Örneğin bebeğinizi anne sütü ile besliyorsanız siz yokken anne sütünü hangi aralıklarla vermesi gerektiğini ve nasıl vermesi gerektiğini ona hem gösterebilir hem de yazılı olarak bırakabilirsiniz. Uyku konusunda neyi tercih ettiğinizi bilmeli siz kucağınızda uyutuyorsanız onun da kucağında uyutmasına izin vermelisiniz. Hatırlayın bebekler rutinden hoşlanır. Bebeğinizin yardımcınıza farklı size farklı davranmasını istemiyorsanız aynı rutini takip etmek oldukça önemli. Her ay bebeklerin yapacakları yapabilecek aktiviteleri belli. Her ayın başında bu ay şu aktiviteleri tekrarlıyoruz diyebilirsiniz. Dediğim gibi sizin de yazılı bir defter tutmanız ve yardımcınızın da günlük tutması oldukça önemli. Ben işe başladığımdan beri Arenin günlük defteri var. Bu defterde Arenin gün be gün neler yaptığı yazar. Yemek-uyku-aktivite ve diğerleri şeklinde. Böylece takibi daha kolay olur. Her ayın başında bu ay gelişimi için şunları yapıyoruz diye not bırakır üzerine de sohbet ederim. Her akşam eve döndüğümde gününüz nasıl geçti bakalım derim bunu hem yardımcımıza sorarım hem de o anlatırken tekrarlar ve bebeğimin gözlerine bakarım. Evet konuşamıyor olabilir ama hissettiği kesin. Şimdiden bu sohbete alışmasını istiyorum bu da rutinin bir parçası ileride konuşmaya başladığında çapraz kontrol için oldukça önemli. Daha sonra da defteri okurum.
İleri de Aren'e günün nasıl geçti çiz bakalım uygulaması yapmayı düşünüyorum.  Sözel olarak ifade edemediklerini resimle daha derin ve farklı ifade ettiklerini biliyoruz.


Çocuğunuzun bakımından siz yokken tamamen sorumlu olan yardımcınız. Bakım konulara neler giriyor; alt temizliği, hijyen, giyim, beslenme, uyku ve benzerleri. Bu konuların takibinin de oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Örneğin bebeğinizin altını kaç kez açıyor. Evde olmamanız bunu kontrol edemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Bunu deftere yazmasını isteyebileceğiniz gibi. Benim gibi biz bez kutusu yapabilirsiniz içine 1 gün için 10 bez koyup akşam eve döndüğünüzde kaç bez kullanıldığını hem bu kutudan hem de çöpten kontrol edebilirsiniz. Bu size kesinlikle fikir verecektir. Ek gıdaya geçtiğiseniz çocuğunuzun ne yiyip ne içeiceğini belirlemek kuralını koymak sizin sorumluluğunuz haftalık bebek alışverişi yapabilir bebeğiniz için bir yemek çizelgesi oluşturabilir ve yardımcınız ile bunu paylaşabilirsiniz. Böylece bugün çocuğum ne yedi diye düşünmezsiniz zaten bilirsiniz. Yardımcınız da bugün ne pişirsem evde ne varki diye düşünmez. Zaten 5 gün boyunca ne yemek pişireceği bellidir ve buzdolabındadır. 
Bebeklerin hijyeni kesinlikle çok önemli, biberon ve benzerlerinin steril edilip edilmediğini kontrol etmek de oldukça basit bir işlem ama söylemiş olduğum gibi kendisine bir checklist oluşturup günlük yapması gerekenleri belirtebilir bunu takvimleştirebilir buzdolabının üzerine koyabilirsiniz evet tıpkı iş yerlerde olduğu gibi yapmış olduğu her maddenin karşısına check atabilir. Bunun kontrolu de sizin sorumluluğunuzdadir. Sizin bu konuya verdiğiniz önemi, ciddiyeti ve takibi görünce emin olabilirsiniz ki o da işini ciddiye alacaktır. Herkes işinin ciddiye alınmasını ister. Kendisine uygun bir dille çocuk bakımın ve kendisinin yapmış olduğu bu işi çok ciddiye aldığınızı dolayısıyla konuyu bu denli titizlikle takip ettiğinizi bildirirebilir hatta kendi iş hayatınızdan örnek verebilirsiniz. Böylece yardımcınız önemsendiğin ciddiye alındığını görecek daha da motive alacaktır. Buradaki ince çizgi çok önemli ona güvenmediğiniz veya işini iyi yaptığından kuşkulandığınız için değil sadece onu ve işini önemsediğiniz için böyle davranıyorsunuz. Unutmayın patron sizsiniz ama çalışanını seven dinleyen ve onu önemseyen bir patronsunuz.

Tekrar tekrar yazıyorum belki ama işin kurallarının yazılı olması oldukça önemli. Hiçbir şeyin havada kalmaması için. Ya alt tarafı bakıcı ne anlar böyle şeylerden şirkette adam çalıştırmıyoruz ki diye bakarsanız konuya emin olun o da öyle bakacaktır. Alt tarafı bakıcı değil çocuğunuzu emanet ettiğiniz yetişmesinde önemli izleri olacak biri o. Anlamaz diye düşünmeyin, herkesin anlayacağı bir dil vardır. Tüm mesele sizin iyi bir yönetici olup olmadığınız ile ilgili. Ve bu konuda tek sorumlu da siz değilsiniz isterseniz eşinizi Genel Müdür kendinizi Genel Müdür Yardımcı olarak da konumlandırabilirsiniz. Bu tamamen sizin evinizdeki düzene ve yapıya bağlı.

Kısacası iyi yönetilemeyecek insan yoktur kötü yönetim vardır. İsterseniz yanınızda çalışan insanı yönetebilir ve hatta eğitebilirsiniz.


Takım Arkadaşı Olabilmek



Oldum olası çocuğuna bakan kişiyi horgören küçümseyen dedikodusunu yapan ve hatta kötü davrananları anlayamadım. Hele hele buzdolabını açmış yemeği yemiş gibi şeyler söyleyenlere hiç anlam veremedim. Elbette yiyecek o evde yaşıyor o buzdolabını açması hakkı yemek yemeside. Sen ona en güzel yemekleri yapacaksın yapamıyorsan bırakacaksın karnı doyacak mutlu olacak enerjisi olacak ki çocuğuna iyi bakabilsin. Sen ona evden biri gibi hissettirmezsen kendini o eve ait hissetmez oysaki çocuğun o eve ait ona bakan kişide aitlik duygusunu hissetmeli diye düşünüyorum.

Yardımcı olacak kişiyle takım olabilmek çok önemli en nihayetinde hedef aynı. Takım lideri elbette sizsiniz bunu o da hissetmeli ve hatta bilmeli. Ama onun da fikirlerini dinlemek yeri geldiğinde liderliği ona bırakmak oldukça önemli. Dikkatinizi çekmek isterim patron olsun demiyorum liderliği bırakmaktan bahsediyorum. Hatırlatmak isterim günün büyük çoğunluğunda bebeğinizin çocuğunuzun yanında olan o sizden daha farklı gözlemleri olabilir. Onu dinlemek ve söylediklerini sizin de gözlemlemeniz fikir alışverişinde bulunmanız çok önemli. Yukarıda bahsetmiş olduğum bakım konularını belirlediğinizde ve yolunuza karar verdiğinizde bu kararı takım arkadaşınızla paylaşmanız ve onu dinlemeniz önemli. Arada onun da fikirlerini uyguluyor olmanız yine kontrolü elinizde tutarak takım arkadaşınıza kendini iyi hissettirecektir.

Özetle yardımcınızla aranızda iyi bir iletişim olmalı. Onun sizi dinlemesini istiyorsanız önce siz onu dinleyin saygı duyun.

Yardımcı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
  •  Deneyim:Bebeğinize bakacak size yardımcı olacak kişinin daha önce bu konuda deneyimi olup olmadığı oldukça önemli ve bu deneyimin ne kadar sürdüğü. Bu konuyu ciddi bir biçimde araştırmalısınız. Örneğin daha önce çalıştığı ailelerde ne süreyle kaldı ayrılma sebebi neydi. Baktığı çocuğun özellikleri nelerdi ve benzerleri
  • Referans:Kesinlikle daha önce çalıştığı aile ile görüşmeli hatta mümkünse aileyi ziyaret etmeli yaşayış biçimi ve çocuğu görmelisiniz.
  • Özgeçmiş:Beraber çalışacağınız kişinin aile yapısı çocuğu olup olmadığı eşinin işi ve yapısı bunlarda oldukça önemli. İmkanınız varsa ki bence imkanlarınızı zorlayın yardımcınızı evinde ziyaret edin ilk görüşme için kendi evinizi değil onun evini seçin evet kulağa garip gelebilir ama bana kalırsa yardımcı seçeceğiniz kişinin yaşadığı evi düzeni sizi ağırlama biçimi oldukça önemli. İnsanların kendi evlerinde ve çalışacağı yerde gösterdiği tepkiler hareketler farklı olacaktır. Bir insanı en iyi doğası içersinde tanırsınız. Çocukları varsa kendi çocuğu ile iletişimine dikkat edin çocuklarını tanımaya çalışın. Yardımcınızı ailesiyle birlikte evinize davet edin ve gözlemleyin. Onların aile birliğinin nasıl olduğu da oldukça önemli

Gelelim en ama en önemli noktaya. Her kimi seçiyor olursanız olun mutlu insan seçin.  ailesinde, özünde mutlu olamayan bir insan işine konsantre olamaz kendisi mutlu olamayan birinin herhangi bir bebeği mutlu etmesine imkan yoktur. Hatırlayın bebekler taklitçidir bir bebek çok güleryüzlüyse annesine babasına varsa bakıcısına bakın emin olun onlar da çok güleryüzlüdür. Bebekler ilk aylarda istemsizce gülerler ama daha sonra gülmeyi öğrenirler. Tüm gün aklında sorunları olan biri yüzü gülmeyen biri bebeğinize mutlu olmayı gülmeyi de öğretemez. Mutluluk öğrenililebilen ve öğretilebilen birşeydir. mutlu&huzurlu insan bu duyguları bebeğinize de geçirebilecektir emin olabilirsiniz.
Sadece para için zor durumda olduğu için ve yapacak hiçbir iş bulamayıp bebek bakmayı tercih eden birini seçmeyin. Evet herkes para için çalışıyor ama işinden zevk almak diye birşey de var. Anne&babalar bile kendi canından olana bakmaka tahammül etmekte sabır göstermekte zorlanırken bunu iş olarak yapacak birinin kriterleri oldukça önemli yani mutlu olmamı işini para kazanmanın yanısıra çok sevmeli. Çocuk bakmak onun içini ısıtan hobisi gibi birşey olmalı. Sevdiği işten para kazanıyor olmalı yani zorunlu olduğu işten değil.

Elbette işin maddı yönü de var. Nitelikli insan bulmak kolay değil. Ve fakat yukarıda yazmış olduğum gibi işin çerçevesini ve kurallarını siz belirlerseniz ve işe aldığınız yardımcı olarak seçtiğiniz kişiyi iyi tanır anlayacağı dilde konuşursanız sorun çıkacağını hiç sanmıyorum.

Çocuğunuz hayata dair hiçbir şey bilmiyor herşeyi sizden öğreniyor. Onların hayatında normal, doğru gibi kavramlar yok. Çalıştığınız ve yardımcınız olduğu için kendinizi suçlarsaniz kötü hissederseniz özetle vicdan yaparsanız çocuğunuz da ortada kötü giden birşeyler olduğunu enerjinizden hissedecektir ve huzursuz olacaktır. Oysaki olaya en doğal ve en sakin halinizle yaklaşırsanız çocuğunuz bunun doğal olduğunu öğrenecektir.

Elbette çocukların ilk tercihi annesidir ve böyle olmalıdır. Sizden ayrılırken hiç rahatsız olmuyorsa sizin rahatsız olmanız gerekiyor demektir. Ama lütfen vicdan yapmayın yukarıda yazdığım üzere eğer çocuğunuzu siz yetiştiriyorsanız ve doğru yardımcıyı bulup onu iyi bir biçimde yönetebiliyorsanız çocuğunuz sağlıklı büyüyecektir.  Bir çocuğa bakmak için 7/24 yanında olmak gerekir ama bir çocuğu yetiştirmek için buna gerek olmadğıını düşünüyorum. Çocuğunuz sizi elbette özleyecektir tıpkı sizin onu çok özlediğiniz gibi. Ama özlem giderilebilecek bir duygudur bunu hatırlamak gerekiyor. Çocuğunuzun yanında yokken ona iyi bakıldığından kurallarınızın uygulandığından ve SEVİLDİĞİNDEN emin olun ve rahat bir nefes alın!



9.04.2012

Çalışan Anneyi Bir Rahat Bırakın




Bu yazının başlığını anneleri bir rahat bırakın diye atabilirdim veya insanların tercihlerine biraz saygı diye ama şüphesiz ki en çok eleştiriyi çalışan anneler alıyor. Siz hiç çalışan annelerin çalışmayan annelere saldırdığını gördünüz mü?

Bir kadın evlendikten sonra çalışmak istiyorsa tufak karşılanıyor hele kocasının geliri iyi ise ve yine de çalışmak istiyosa tuhaflıktan daha da öteye geçiliyor ve çok garipseniyor. Çalışmak bir kadının çalışması pek çok insanın zihninde zorluk ve gereksiz gibi kavramlarla eşanlamlı. Hani 2 küme çizersin eşanlamlıları bulun dersin işte A kümesine çalışmak isteyen evli kadın yazsak B kümesinde gereksiz, zor, saçmalık gibi kelimeler olsa 100 insandan 85'i gider o kelimelerle birleştirir.

Ve bu evli kadın çocuk sahibi olup anne sıfatını kazandıktan sonra çalışmaya devam etmek isterse tuhaf ve garip olmanın ötesine geçiliyor eleştirilmeye dahası daha fenası acınılmaya başlanıyor bu kadına. Çünkü bir kadın anne olduıktan sonra neden çalışmak isteyebilirki kocasının durumu iyiyse. Çalışmak istiyorsa bunun 2 açıklaması olabilir. 1- Kocasının durumu aslında iyi değildir maddi anlamda yetersiz kalacaklardır ama kesın bunu açıkca dile getirmek istemez ve çalışmak istiyorum der. 2- Çocuk bakmak totosuna zor geliyor evden kaçmak istiyordur. 

Neden bir kadının sadece ama sadece kendi için çalışmak istemesine inanılmaz ve neden Anne olan kadının çalışmak istemesi bu kadar eleştirilir bu kadar ayıplanır.

Neden anne olduktan sonra işini bırakıp çocuğuna bakmayı tercih eden kadın işine dönmeyi tercih eden kadından daha çok taktir toplar.

Neden çalışan annenin çocuğunu iyi bir biçimde yetiştiremeyeceğine inanılır.

Çünkü'lerden bir tanesi ayrı bir yazının konusu olacak  bakıcı mevzusu. O kadar çok insan dahası anne var ki bakıcısı olan kadını küçümseyen ve hatta aşağılayan. Genel görüş de şu yönde; tüm bakıcılar kötüdür, bilinçsizdir. Bakıcıyla büyüyen çocuk eksik çocuktur.  (Bakıcı konusu ayrı bir yazı konusu olduğundan burada detayları yazmayacağım)

Çok uzun yazabilirim ama tek bir cümle ile özetlemek istiyorum: Çocuğumu sadece ben büyüteceğim sadece ben ego'dan başka hiçbirşey değildir.(burada kastettiğim tüm yardımlara kapalı insanlar) Herkese güvensiz yaklaşmak kendine güven eksikliğinin en büyük belirtisidir, şüphecilik iyi ileri boyutu paranoyaklıktır.

 Bir de 7/24 çocuk ile birlikte olmak çocuğunu hiç bırakmamış olmak özelllikle de yaşını almış bir çocuk ise marifet değil dahası çocuğa kötülüktür. Bunu yaptığınız çocuğunuz hayatta güven problemin en büyüğünü yaşar. Etrafa hayata ve kendine güvensiz çocuk yetiştirmekten öteye geçemezsiniz.

Ama sizin nasıl çocuk yetiştirdiğiniz beni hiç ilgilendirmez lütfen benimki de sizi ilgilendirmesin !!!


Çalışan anneleri de bir zahmet rahat bırakın artık. Herkesin tercihi kendini ilgilendirsin oldu mu?












28.02.2011

Farklı Bir Pazartesi Sendromu


Pazartesi Sendoru'mu denilen şey bilimsel olarak da kanıtlandı. İnsanlar ister çalışsın ister çalışmasın Pazartesi sendormu denilen şeye kapılıyorlar. Çünkü Pazartesiler başlangıcının öncüsü. Hafta yeniden başlıyor herşey yeniden gözden geçirliyor. Ne tuhaftır ki ve hala ciddi bir açıklama bulunamadı Pazartesi ve Cuma günleri trafik diğer günlere oranla aşırı kalabalık oluyor. Biri hafta başı biri haftanın sonu.


Benim ciddi bir Pazartesi sendromum yoktur ama bu Pazartesi durum biraz farklı. Dün akşam sevgiliyle outurp film izlediki filmin ismini şuan hatırlamıyorum (zaten ne zaman hatırladım ki :))

Bebek büyüten bir çift var ve esnek çalışma saatlerine sahipler her ikiside günleri planlayıp çocuğa bakacakları günleri önceden belirliyorlar. Hal böyle olunca bebeğin büyümesini yakından bakıcısız takip edebiliyorlar.


Filmin sonuna doğru ağlamaya başladım niye mi? Düşündüm de çalışan bir anne olarak bebeğim olduğunda bir çok ilkine şahit olamayacağım belki de. Toplantının ortasında bakıcı arayacak ve Tüten hanım yürüyor yürüyor diyecek ve ben toplantıdayım sonra arıyım diyeceğim. Başka bir gün arıyacak tüten hanım dişi çıktı diyecek ve ben yine kahrolacağım. Bakıcıyı kıskanacağım. Vicdan azabından öleceğim ama ertesi gün yine işe geleceğim. Düşündükçe ağladım ağladıkça düşündüm.


Şu çalışmama lüksüne sahip olan ama hergün şikayet eden kadınlara bir kez daha kızdım. Ne büyük bir nimete sahip olduklarının farkında değiller dahası ellerindeki bu fırsatı nimetten saymıyorlar. İnsanoğlu nimeti çok doğal karşılıyor öyle değil mi?


Aslında ben de işi bırakıp çocuk büyütebilirim çok şükür bu maddi güce sahibiz. Ama standartımız düşer. Çocuğumuzu büyütürüz elbet hem de ortalamanın üstünde ama yine de bir çok şeyden de onun adına vazgeçmek zorunda kalırız. İşte böyle düşününce çalışmama seçeneğini seçmenin çocuğum adına bencillik olacağını düşünüyorum ve vazgeçiyorum. İşim yoğun fakat saatleri belli bu biraz olsun yüreğime su serpiyor.


Dün akşam şöyle dua ederek uyudum. Allahım bebeğimin ilklerine biz şahit olalım. Ve lütfen bebeğim büyüdüğünde bir gün olsun annesinin neden çalıştığını sorgulamasın. Annesi çalıştığı için çocuğumda hiçbir zaman eksiklik, yetersizlik olmasın.


Tüten ben

Düşünceli