1 yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.02.2013

Keyifle Yemek Yemek


Sizi Aren'in börek&çay keyifiyle başbaşa bırakıyorum (Arenin çayı sıcak su ve limondan oluşuyor) Kısa ama doyurucu bir video öyle değil mi ;)




İlk kez video yüklüyorum ve sanırım başarısız oluyorum. Video'nun linki: Arenin Yemek Keyfi

18.01.2013

Şekerin Faydaları



Bu yazının başlığını görüp deli olduğumu ve hatta cahil olduğumu düşünecek ne çok insan vardır kimbilir. Ve bir çok insan deli bu ya şekerin faydası mı olurmuş diyerek yazıyı okumayacaktır bile. İşte önyargının en güzel örneklerinden biri de bu :) Şayet siz bu satıra geldiyseniz önyargıları fazla olmayan birisiniz demektir, ne güzel. Merak ediyorsunuz demektir ki merakın böylesi çok iyi bence.Veya mesela ben bu başlığı görmüş olsaydım; biliyordum biliyordum çok sevdiğim birşeyin bir yararı olduğunu biliyordum diyerek sevindirik olmuş ve heyecanla yazıyı açmış, okuyunca az biraz hayal kırıklığına uğrardım. Sizin bünyenizde de aynı etkiyi yarattıysam üzgünüm.

Şekerin ciddi zararları olduğunu vücuda girince nasıl da hücreleri yiyip bitirdiğini açıkcası bebeğim olana kadar bu denli bilmiyor ve önemsemiyordum. Evet şekerin tıpkı diğer tadı harika olan şeyler gibi yasaklılar listesinde olduğunu bilirdim, evet pek bir yararı olmadığını da. Şekeri çay, kahve ve benzerlerinde sevmem, üzerine şeker serpilmiş hiçbir şeyi sevmem. Pastayla aram hiç yoktur. Ama şekerleme, kek, kurabiye gibi şeylere bayılırım. 15 aylık oğlum henüz şekerle hiç tanışmadı diyebilirim. Beni en sinirlendiren şeylerden biri doktor ofislerinde şekerin olabilecek en kötü haliyle topitop gibi lolipopların çocukların eline tutuşturulmasıdır. Bir doktor, bir çocuk doktoru bunu yapıyorsa konuyla pek ilgisi olmayan annenin veya anneanne ve babaannelerin bunu yapmasına şaşırmıyorum.

Neyse biz konumuza geri dönelim. Bu yazıyı gördüğümde de bana çok ilginç geldi, faydalanabileceğimizi düşünüp paylaşmak istedim. İtiraf edeyim başlığı bir köşe yazarı edasıyla ilgi çeksin diye  "Şekerin Faydaları" olarak koydum :) Aslında Şekerin 20 Farklı Kullanımı olmalıydı ;) eee ne de olsa serde dergicilik var, 5 yıl editör yardımcılığı ve derginin çeşitli departmanlarında çalışmış biri olarak başlık atmakta üstüme yoktur ;) (Mütevazilikten nasibini almamış diyorsanız çok ayıp ama çok ayıp :))

Yazı bir çeviri yazısıdır. Çeviri ise apayrı bir alan, çevirimi beğenmiyorsanız haklı olabilirsiniz, affola (bakın arada mütavize olabiliyorum :))

ŞEKERİN 20 FARKLI KULLANIMI


1. Bebeğinizi Yatıştırın

Açıkcası bu ilk madde beni çok şaşırttı; sen de mi Brütüs dedim. Nasıl ya nasıl olabilir ki dedim.

Benim için tartışmalı bir konu ama olduğu gibi bıraktım. Güvenilir olarak bilenen  Pediatrics, 
Amerikan Pediatri Derneği tarafından yapılan bir araştırma göstermiş ki (Pediatrics'in üzerine tıklayarak makalenin tamamına ulaşabilirsiniz) 

Aşı öncesi 1-4 oranında şekerli su verilen bebekler, direkt ağız yoluyla veya emziğin üzerine, daha az acı çekiyorlarmış ve aşının yaratabileceği psikolojik ve fiziksel etkilerden daha az etkileniyorlarmış. 

Elbetteki ben makalenin tamamını okudum. 18-36 ay arası için diyor. Aman sakın yeni doğmuş bebeğinize uygulamayayın ki bizim anneannelerimizin babaannelerimizin sıklıkla uyguladığı birşeydir bu bebeğe şekerli su vermek demek bir nedeni varmış öyle değil mi?

2. Yarayı İyileştirin

Yaranın üzerine bir tutam şeker serperek yaranızı iyileştirebilirsiniz: Masal mı, gerçek mi? Yine yapılan bir çalışma (çalışmanın üzerini tıklayarak makalenin tamamına ulaşabilirsiniz) göstermiş ki yaranın üzerine bir tutam şeker serpmek hem bakterileri öldürüyormuş hem de acıyı azaltıyormuş. Zimbawe'de şeker bir tedavi aracı olarak kullanıyormuş. Bu makale de oldukça ilginç okumanızı tavsiye ederim. 


3. Yanan Damağınızı Yatıştırın

Bakın bu bana çok ilginç geldi; şekeri direkt yemeği sevmediğim halde ilk fırsatta deneyeceğim 
çünkü başıma sıklıkla gelen bir durum. Sıcak kahveden, çaydan veya başka birşeyden diliniz, damağınız yandığında bir tutam şeker yemek veya kesme şekeri damağınıza dayamak acıyı direkt dindirirmiş. 

4. Baharattan Yanan Ağız

Diyelim ki çok acı birşey yediniz hemen üzerine asitli birşeyler yemek veya süt içmek acıyı hafifletirmiş ama bir tutam şeker hepsinden daha iyi sonuç veriyormuş 

5&6&7. Kese Yapın

Şeker muhteşem bir kese aracı. Hadi bilinen adıyla söyleyelim Body Scrub şekerim, dünya para vermeyin evde yapın. Üç yemek kaşığı şekeri biraz zeytinyağı ile karıştırın, koyu bir kıvama getirin, isterseniz içine biraz da vanilya yağı koyun mis koksun diye sonra bunu cildinize uygulayın ve yıkayın. Yumuşacık bir cildiniz olacağını göreceksiniz. 
Evde artık yenilmeyecek kıvamda olan muzu da bu karışma ekleyebilirsiniz.

Yumuşacık dudaklarınızın olmasını istiyorsanız; yine zeytinyağı ile şekeri karıştırıyorsunuz isterseniz içine biraz nane aroması veya vanilya koyup dudaklarınıza bununla masaj yapıp yıkıyorsunuz. Yumuşacık dudaklarınız ve öpüşünüz oluyor. Denemeye değer öyle değil mi?



8. Kalıcı Ruj

Çıkmayan rujum yok diye üzülmeyin sakın olur mu :) Yeni sürülmüş rujunuzun üzerine bir parça şeker serpin sonra dudaklarınızın üzerinde dilinizi gezdirin aman bu işlemi yaparken yanlız olun yoksa çok sexi gözüküyorsunuz :) Ve işte kalıcı rujunuz hazır, rujunuzun çok daha uzun süre dayandığını göreceksiniz. 


9. Tertemiz Eller 

Eliniz çok kirlendiğinde örneğin yağlıboya ve başka çıkması zor birşeyle sabunla birlikte elinize biraz şeker almak oldukça hızlı bir şekilde elinizin temizlenmesine yardımcı olacaktır. Aynı zamanda yumuşacık eller için aynı miktarda şeker ve zeytinyağı ile ellerinizi ovar ve durularsanız, elleriniz yumuşacık olacak. 


10&11. Çiçeklerinizi Besleyin &Bahçenizi Koruyun

Uzun ömürlü çiçekler için; 3 çay kaşığı şeker ve 2 yemek kaşığı sirkeyi ılık suda karıştırıp çiçeklerinize döküyorsunuz. Şeker çiçeği besliyor, sirke ise çiçeğe zarar veren bakterilerin büyümesine engel oluyor. 

Eğer bir bahçeniz varsa ve çiçek yetiştiriyorsanız bitkilerin, çiçeklerin olduğu yere şeker serpmek ki 5 kg'dan bahsedilmiş; bitkilere zarar veren solucanlara ve zararlı bakterilere engel oluyormuş



12 &13.Arı ve Sineklere Tuzak Kurun 

Çok basit bir şerbet yapın. Kaynayan suya şeker atın ve bunu bir kavanoza koyun. Böylece sinekler ve arılar sizin değil o kavanozun etrafına toplanacak.Sineklerle mücadelede bu şerbetin içersine bal katıp sonra bu karışımı şeritler halinde kesilmiş bir beze veya herhangi bir şeye döktüğünüzde sinekler hoop onun üzerine yapışırmış. Yani bu iğrenç olabilir ama yemeğin içine düşmüş bir sinek daha iğrençtir demiş yazan, haksız da sayılmaz öyle değil mi? :)


14. Hamaböceklerine Ölüm

Ben aslında hayvanların öldürülmesine karşıyım ama kimdi o Leman Sam'dı değil mi, farelerle falan konuşan hehh o kıvamda da olamam açıkcası. Hamaböceğinin de ne denli iğrenç olduğunu biliyoruz. Bunun için modern dünyanın harika çözümleri var elbet ama bu da bir alternatif olarak bilgi dağarcığımızda dursun derim: Eşit miktarda şekerle kabartma tozunu olduğu yere koyuyoruz. Şeker ilgileri çekiyormuş, kabartma tozu da onları mahvediyormuş. 



15.Kelebekleri Besleyin

Aramızda kelebek besleyen olduğunu sanmıyorum. Yine de ilginçmiş, duymak isterim diyen varsa yazının altına yorum bıraksın, yazacağım. 

16.Öğütücü Temizleme

Aslında bu kahve ve baharat öğütücüleri için yazılmış. Benim evimde yok ama ya birgün olursa bilmekte fayda var. Şeker kalıntıları temizlemek için süper bir yöntemmiş. bu tip öğütücülerin içine bir parça şeker koyup 2-3 dakika makinayı çalıştırınca ve üzerine güzelce durulayınca pırıl pırıl oluyormuş. 


 17. Çimen Lekelerine Son!

Bu madde bana o meşhur reklamı hatırlattı. Kaçımızın çocuğunun veya kendimizin kıyafetlerinde çimen lekesi var ki. Bizim üllkemizde çimenlere basmak yasaktır, anneler de çimen lekesini hiç sevmez :). Sıcak suyun içine fazla miktardsa hamur kıvamına gelecek şekilde aslında hamur değil diş macunu diyelim şeker katılıp çimen lekeli kıyafetin üzerine 
bırakıp 1 saat beklettikten sonra her zamanki gibi yıkarsanız lekeden eser kalmayacakmış. Kıayfetlerinizi korumuş da olursunuz böylece ;) Denemesi bedava haaanımmmm :)


18&19. Taptaze Kekler, Kurabiyeler 

Eğer kekinizi sakladığınız kabın içersine birkaç adet küp şeker koyarsanız kekinizin tazeliğini daha uzun süre koruduğunu göreceksiniz. Aynı şey kurabiyeler için de geçerliymiş.


20. Peynirleriniz Küflenmesin

Peynirinizin küflenmesini engellemek için saklarken içine bir kaç tane küp şeker koymak 
küflenmeyi engellermiş. 


İşte böyle, belki ooo bunların hepsini biliyordum diyebilirsiniz. Ben bilmiyordum. Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp hem tamam mıııı :)







3.12.2012

Neyim Ben?




En çok düşündüğüm konulardan biri, Arenin nesiyim ben. Annesiyim evet ama bir anne olarak sorumluluklarım neler veya neler olmalı? Ona ne öğretmekten sorumluyum mesela. Hangi konularda eğitmeliyim onu? Sahi çocuğumuzla arkadaş olmak söylenildiği kadar sakıncalı mı? Ama ben arkadaş olmak istiyorum onunla n'olucak olamayacak mıyım? Veya kim takar uzmanları deyip beynimi kemiren bu bilgiyle arkadaş olup önümemi bakacağım. Ne çok bilgi bombardımanı var değil mi? Ne çok bilgi hepsini destekleyen bilimsel çalışmalar, hepsinin dolu dolu dayandığı tezler, örnekler, vaka çalışmaları. Tüm bilgiler açık büfe gibi karşımızda ve malesef tabağımıza bir tanesini alabiliyoruz. Yok öyle birazcık şu ekolu takip edeyim sonra da bu ekolü. Yedirip içirirken doğal anne olayım uyuturken Ferber'ci takılayım. Yok olmuyor işte öyle. Peki ya ötekinin tadı daha lezzetliyse ya yanlış ekolün peşine takılıp gidiyorsam o zaman ne olacak....

Aylarca çocuğu ağlatmanın yanlış olduğunu düşündük. Hık dese türlü türlü oyunlarla susturduk . Sonra Aletha Solter girdi hayatımıza bunca ay yanlış yapmışız dedik çocuğun ağlasına izin vermeye başladık. Noldu şimdi o küçücük çocuğun kafası karışmadı mı? Ya bunlar ben hık derken beni sustururlardı şimdi ağla açılırsın rahatlarsın diyorlar ne tuhaf insanlar bunlar demedi mi içinden. Onca ay kızım bırak biraz ağlasın cigerlerine de iyi gelir diyen büyüklerine sinir olurken acaba hep onlar mı haklı diye geçirmedik mi içimizden. Hadi itraf et sen de buna benzer duygular yaşadın, yaşıyorsun. Hep acaba hata mı ediyorum duygusu. İç sesini bastıran onlarca bilgi onlarca görüş. Öyle bir çok seslilik var ki kulaklığını takip kendini dinlemek istesen de o uğultuyu duymaya devam edeceksin çünkü sen de modern dünya evladısın.

İşte tüm bunların içinde kendime en çok bu soruyu sorarken buluyorum. Ben bu çocuğun nesiyim, nesi olmalıyım? Ona renkleri sayıları yapboz yapmayı ve benzerlerini öğreten bir öğretmen anne mi? Onu belli başlı konularda yemek, uyku, ahlak ve benzereri konusunda eğiten bir eğitmen mi? Yoksa tüm bu aşamalarda ona eşlik eden bir yoldaş mı? Veya veya dur bir dakika ebeveyn olmak bunların toplamı mı? Hepsinden azcık olmalı mı?

Sadece annesi olsam olmaz mı? Anne olmak başlı başına sorumluluk değil mi zaten? Onunla sadece oyun oynasam? Yemek isterse yedirsem yemediğinde iyi peki desem. Kendi yemeğimden ona da sunsam yemediğinde hiç dert etmesem. Uykusu geldiğinde yardım isterse uyumasında ona eşlik etsem. Onu sevsem sevsem daha da sevsem olmaz mı? Olamaz mı? Ben kendim olsam o da kendi olmayı öğrense olmaz mı , olamaz mı? Hem öğretmen hem eğitmen hem yoldaş mı olmalıyım.Yani ben klasik bir yemeğin modern sunumu mu olmalıyım sahi ben ne olmalıyım?

Vallahi kafam çok karışık. Doğrusunu öğreneyim aman çocuğumu iyi yetiştireyim derken hangisinin doğru olduğuna nasıl karar vereceğim ki iç sesimi dinlesem duyamacak kadar uğultunun ortasındayım. İşte tutturduk bir yol bu sorular eşliğinde gidiyoruz bakalım ortaya nasıl bir insan evladı çıkacak. Şimdilik görülen bir çok konuda eğitemediğim başarız olduğum bir yoldayım evladımı suçlayamayacağım hani o mu eğitimi alamıyor diye :) zira eğitilemeyen çocuk yoktur doğru eğitimi veremeyen öğretmen vardır bana göre. Öğretim konusunda ise vallahi kendimi övsem çok överim ama biliyorum ki komik olur zaten öğrenmesi gerekenleri her çocuk gibi her çocuk kadar öğreniyor. Yoldaşlık konusuna hiç girmeyeyim hangimiz hangimizi büyütüyor tartışmaya çok açık. Ebeveyn'liğin hakkını veriyor muyuz hiç bilemiyorum. Bildiğim tek bir şey var ölçüsüz ve sınırsızca seviyorum onu ve hiçbir bilimsel çalışma hiçbir ekol hiçbir dış ses bunun önüne geçemez. Aren'i delicesine seviyorum sevginin zarar verebileceği söyleyebilecekleri ölçüde bile olabilir ama umrumda değil seviyorum daha da seveceğim.....


6.11.2012

Flört Zamanı



Tam 1 yıl oldu kocamla flört etmeyeli. Birbirmizi sevdiğimizi söylemeyi ve göstermeyi hep becerdik. Ama birbirimize vakit ayırmayı birbirimiz için özenmeyi beceremedik. Çok özeniyorum ve imreniyorum hem anne hem de kadın kadın olanlara. Helal olsun gerçekten. En kolay bebek bile zor yeni anne olmuş kadına. Buna rağmen makyajını yapan, pijamalarını üzerinden çıkaran, 2 arada 1 derede kuaföre gitmeye vakit bulan saçını kaşını makyajını ihmal etmeyen kadınlara bayılıyorum. Onlardan biri olurum sanmıştım hatta buna çok inanmış kocamı da inandırmıştım. Kabul ediyorum sınıfta kaldım hem de feci biçimde. 6-7 yıllık flört dönemimizde her buluşma öncesi kuaföre giden, bir giydiğini yanında bir daha giymeyen ben öylesi bakımsız öylesi özensiz bir kadın haline dönüştüm ki ben kendimden memnun değilken kocamın memnun olmasını beklemek ancak kendini kandırmak olurdu. Şükürler olsun ki kocamın da öncelikleri değişti. Elbette o inandığı inandırıldığı kadını görmeyi istemiştir; ama o daha farkındaydı ben ben değil(d)im. Geçici olduğunu düşünüyordur sanırım zira ben de geçici olduğunu umuyorum. Deneyimliler siz söyleyin geçiyor değil mi? Bir de temelimiz sağlamdır binamız hala çatlaksız boyaları akmadan duruyor ise bu temele borçluyuz.

1 yıldır kocamla başbaşa 1 saat geçirmedim. Aren'den hiç 24 saat ayrı kalmadım. İşten zamanında eve dönemeyeceksem Güray Areni alıp şirkete geldi. Aren 1 senedir hep beni aynı saat aralığında yanında buldu. Bilmiyorum ki bu bağımlılık mıdır? Biz Aren'i bırakmaya hazır değiliz. Ve ben Aren'in de bizden ayrılmaya 24 saat için hazır olmadığını düşünüyorum. Çalışan anne olarak işe başlama, işe gitme konusunda hiç çekincem olmadı. Açıkcası hiç de vicdan azabı çekmedim. Bunun ikimize de çok iyi geldiğini gördüm deneyimledim. Tatil zamanlarında tüm bir günü beraber geçirince de şahit oldum; zaten en en en fazla kaliteli zaman geçirdiğimiz aralık 2 saat. Ve çalışırken de bunu Aren'e sağlayabiliyorum.
Haftasonları 48 saatin 48 saatinde de birlikteyiz tuvalette geçen zamanda buna dahil. Hafta içi işten eve gidince üstümü değiştirmek ve yemek yapmak aktivitelerinde bile Aren yanımda, üzerimde. Ben tüm bunların çocuğumun mutlu bir bebek olmasında belki bir kum tanesi kadar ama yine de etkili olduğunu düşünüyorum. Hsonu hiç mi 2-3 saatliğine başbaşa kalamazdık annemle aynı apartmanda oturma lüksüne sahipken? Elbette bunu yapabilirdik ama yapmak istemedik. Yapamadım, yapamadık bir kaç kez niyet ettik sonra hemen vazgeçtik. Sonuçta haftasonu ailece geçirdiğimiz saatler Aren'in bize doymasına ve belki de tüm haftayı mızmızlık, huysuzluk yapmadan geçirmesine vesile oluyor, ben öyle hissediyorum. Eh bir hsonu 2-3 saat ayrılamazken Aren'den başbaşa tatile gitmenin konusu bile olmadı. Bana hep Aren'den çalmak gibi geldi.

Ebevynlik konusunda en dikkat ettiğim kriter telafisi olmayacak şeyleri yapmamak. Aren'den ayrı geçireceğim 24 saatin telafi edemeyeceğim, edemeyeceğiz. (Örneğin 24 saati ayrı geçirip bir sonraki gün full Aren'le olmak gibi)

Tüm bunlar aklımda dönüp dolaşırken Baby Center'da bugün gelen mail beni harekete geçmeye teşvit etti. Mailin bir bölümünü aşağıya kopyalıyorum: (Bu arada baby center'e üye olmayanlara üye olmalarını tavsiye ederim)


Hello from BabyCenter! 

As your child's second year begins, make some time for time for your partner. It's easy to forget about each other's needs when there's a baby in the house that requires so much of your love, attention, and energy. You may find yourselves bickering a lot or just not connecting the way you used to. Don't despair – it takes time to adjust to being parents. Now that your baby-turned-toddler is becoming more independent, make it a priority to line up a sitter and go off to do adult things, just the two of you.

BabyCenter'dan Merhaba!

Çocuğunuzun 2. yılı başladığına göre, kendiniz ve sevgiliniz için zaman ayırmanın vakti geldi. (heyy heyy geldi de geçiyor) Evde sevginize,ilginize ve enerjinize ihtiyacı olan bir bebek varken birbirinizin ihtiyaçlarını unutmanız çok kolay (vallahi öyle canım). Kendinizi çokca didişiyorken veya alıştığınız bir biçimde iletişim kuramıyorken bulabilirsiniz. (Ay bu kadar doğru olur) Umutsuzluğa kapılmayın-ebeveyn olmaya alışmak zaman alabilir (yine bildin bak, o zaman umut etmeye başlıyorum beybi sentır). Artık bebeğiniz bebek olmaktan çıkıp yumurcak oluyor daha da özgürleşiyor birazcık onu da rahat bırakın ve yetişkinlere özel şeyleri yapın (Aslında bence burada sevişin demek istemiş ama açıkca söyleyememiş :))


Ya işte böyle! Bunu okudum ve bak babycenter bugün bunu sana yazmış dedim. Artık vaktidir dedim ve Her Aya Bir Flört Günü aktivitelerini organize etmeye başladım. Yine haftasonu veya akşam bu işi yapmaya gönlüm elvermedi. Yine soruyorum bağımlı mıyım ki ben? Bir iş gününde izin alıp kocamla flört etmeye karar verdim ama bak yazarken de çelişkiye düşüyorum o zaman bu önerilen ve yapılması gereken şeye uygun olmuyor. Ama canım bu da bir adımdır yani. Hımm yoksa bu hsonu sinemaya mı giderek başlasak bu işe. Aren anneannenın evini dağıtmaya bayılıyor zaten.

Son olarak, ben ettim sen etme sevgili anne kendini de kocanı da düşün. Mutlu annelerin mutlu bebekleri olduğunu daima hatırla. Beni de motive etmeyi ihmal etme ;)