normal doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
normal doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.11.2011

Doğal Doğum Doğal mı ?!?

Özellikle sezeryan olmak zorunda kalmış olanlar ve bundan dolayı üzülenler sanırım bu yazı sayesinde biraz olsun rahatlarlar.

Doğal doğum yapmış hatta bu konuda çok inat etmiş neredeyse kendinin ve çocuğunun hayatını tehlikeye atmış birinin yani benim hikayem bu.

Doğal doğumun faydalarını anlatmayacağım. Blogcu anne Elif'in de dediği gibi tek bir doğum şekli vardır o da doğal doğum sezeryan bir ameliyat şeklidir ve gerekli olmadığı sürece tercih edilmemelidir (mi acaba;?)
Kendi doğumumdan sonra özellikle bazı insanların sezeryanı tercih etmesi gerektiğine inandım. Doğal doğumun çok tramvatik olabileceği durumlar olabiliyor gerçekten.

Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere doğal doğum her zaman doğal olarak gelişemiyor ve aslında anne, kadın için sezeryandan çok da bir farkı kalmıyor. Nasıl mı? Dikişse alası olabiliyor doğal doğumda. Kesilmek mi? Alası olabiliyor yine doğal doğumda. Doğum sonrası acı, sancı, bakım problemleri mi yine sezeryan sonrasını aratmayacak durumlar olabiliyor doğal doğumda da.

Doğal doğumdan ne anlıyorsunuz ben müdahale edilmeyen doktorun sadece teknik olarak orada olduğu doğumu anlıyorum. Peki böyle mi her zaman? Hayır değil, istatistikleri bilmem ama normal doğumla doğum yapmış bir çok kadın suni sancı alıyor, suyunu doktor patlatıyor, epidurel kullanıyor, dikişi oluyor vb. Bunların hepsi ciddi müdahaleler aslında.

Elbette bebeğin vajinadan çıkıyor olmasının ciddi yararları var hem anne hem de bebek için. Ama sonuçta o aşamaya kadar da ciddi müdahalelere maruz kalınmış olunabiliyor. Ben kaldım örneğin. Pişman mısın derseniz hayır değilim dedim ya ben doğal doğuma baş koymuştum ve sonuna kadar da denedim. 22 saat sonunda başardım ama tramvatik bir sonuçtan kaçınamadım. Bugün olsa yine aynı süreci yaşardım çünkü doğal doğumun bir bebek için ne denli önemli olduğunu biliyorum son ana kadar mücadele ederdim benim ruh halim bunu kaldırabilecek bir hal ama herkesin olmayabilir.

Fakat diyeceğim o ki; bazen sezaryen gerçekten en hayırlısı olabilir hem bebek hem de annenin hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı açısından. Her zaman herkesi doğal doğuma teşvik etmemek dahası zorlamamak gerekiyor. En nihayetinde en önemlisi bebeğin ve annenin sağlıklı olması değil mi? Bu müdahaleli doğal doğumlar her kadının kaldırabileceği cinsten değil. Ve bir kadının, annenin fiziksel ve ruhsal sağlığı doğumdan hemen sonra o kadar önemliki bebeğe bakabilmek.

Yukarıda sıraladığım müdahalelerin olmadığı doğal doğumların gerçek doğal doğum olduğuna, benim gibi ve müdahale ile doğal doğum yapanların pek de farkı olmadığını düşünüyorum sezeryan yapanlardan fiziksel olarak elbette. Yoksa o müdahaleli doğal doğuma katlanmak her baba yiğidin harcı değil gerçekten. Ben ve benim gibiler gerçek bir takdiri hak ediyor. İnanın aynı dönemde sezeryan yapmış tanıdıklarımdan daha uzun sürede kendime geldim ben ciddi dikişlerim ve ciddi sancılarım oldu.

Bu arada kendi doğumumu referans alarak şunu da söyleyebilirim. Doktorunuz ciddi manada doğal doğumu destekleyen biri ise hayati bir risk olmadığı sürece isterse sizi normal olarak doğurtur. Doktorum kordon dolanması olan bir bebeğin bile sorun teşkil etmeden doğal olarak doğabileceğini söylemişti. Doktorum Cem Batukan olmasaydı eminim bir başka doktor 12. saatin sonunda belki daha da erken beni sezeryana alırdı. Oysa doktorum 18 saatin sonunda kafanın bir türlü dönmediğini riskin çok yüksek olduğunu ama yine de doğurtabileceğini söyledi, bizimle bir fiil 22 saat bekledi destek verdi. En son 21. saatte yoo risk çok büyük bebeği tehlikeye atamam deyip sezeryana alıyordu ki dur son kontrolünü yapayım dedi ve mucize gerçekleşti.

Doğal doğum yapmak isteyenler için kendimce ufak bir kontrol listesi yazayım.(liste çok daha uzun olabilir ben ilk aklıma gelen ve olmazsa olmazları yazacağım kendi deneyimimime dayanarak) Aşağıdaki özelliklere kesinlikle sahip olmanız gerekiyor. Eğer kendinizde bu özellikleri görmüyorsanız bir kez daha düşünün derim:

  • Herşeyden önce sabırlı mısınız? Sabırla bekleyebilecek misiniz doğunun başlamasını?
  • Ağrı eşiğiniz yüksek mi? Eğer değil ise epidureli tereddüt etmeden yaptırmalısınız.
  • Herşeye hazırlıklı bir ruh haliniz var mı? Ani karar vermeniz gerekebilir.
  • Sakin birimisiniz yoksa fazlaca telaşlı mısınız? sakin kalabilmek çok önemli
  • Etraftan ve ani değişikliklerden kolay etkilenir misiniz? Eğer öyleyse doğal doğum kararınızı gözden geçirin.
Sonuç olarak, en önemlisi sağlıkla sadece fiziksel değil ruhsal sağlıkta elden gitmeden bebeği kucağa almak. Ben son saatlerimde neden bu çocuk dünyaya gelmek istemiyor diye ağlıyordum madem gelmek istemiyor sezeryan da olamam diyordum. Oysa şimdi düşünüyorum da belki çocuk doğal doğumla gelmek istemedi yormak istemedi kendini bekledi belki alırlar onu ordan diye :) Ama yok anası çok inatçıydı çıkacaksın oğlum dedi. Ço konuştum ben onunla lütfen doğal yollarla gel diye belki de mucize de bu konuşmanın da faydası var bilemiyorum.

Altını çizerek söylüyorum herkese doğal doğumu tavsiye etmeyin. Hele de karşınızdaki insanı tanımıyorsanız onun ruh halini bilmiyorsanız. Bazen sezeryan en hayırlısı olabilir inanın buna.  Ve hiç kimsenin doğumu başkasına referans olmasın. Herkesin hikayesi kendine özel. Elbette çok hazır birini çok yakından tanıdığınız birini destekleyebilirsiniz ama o da ancak kendisini desteğe açık ve bunu istiyorsa.

Son söz olarak, bugün olsa yine aynı şeyi yapardım doğru anlaşılmak isterim kesinlikle doğal doğuma ve yararına inanıyorum.

27.10.2011

Son Günlerde

Yazmaya korkuyorum, gündem de önce şehitler vardı ki hala olmalı bence ve şimdi de insan gibi insan olan herkesin kalbinin sızlatan Van Depremi. Gündem de bunlar varken insan kendi hayatındaki ıvır gıvır sorunlardan bahsetmeye korkuyor veya güzel birşeyler yazmaya da çekiniyor. Sosyal medyanın bunda etkisi çok fazla. Bir grup var ki yemek yedim desen üzerine sıçrayacak nasıl yersin diyecek. Ben de üzerimde bu baskıyı çok fazla hissettiğim için suskun kalıyorum blog'umda.

Son günlerde ne mi yapıyorum nasıl mı geçiyor günlerim. Emziriyorum evet sadece emziriyorum. Emzirmediğim ve canım oğlumun uyuduğu dakika veya saatlerde de tuvalete giriyorum, yemek yiyorum, cevapsız çağrılara dönmeye çalışıyorum, şirketle iletişimim kesmemek için maillerimi kontrol ediyorum. Bazen de uyumaya çalışıyorum. Ve diğer emme saati geliyor. Memeyi kaptı kapmadı, uzun emdi, kısa emdi. Emdikten sonra gazı çıktı çıkmadı emdikten sonra hemen uykuya daldı dalmadı derken gece oluyor. Ve benim pilim bitmiş oluyor.

Evet bu rutin beni sıkıyor hele gece oldu mu cinler etrafımdaymış gibi geliyor bana. Oğluma kıyamıyorum ağladı mı o dudağı büktü mü memelerim sızlamaya başlıyor. Ne olursa olsun emziriyorum. İsterdim ki şu emzirmekten deli gibi zevk alan kadınlardan olabileyim. Olamadım. Canım çok acıyor, yoruluyorum ve 15 dk'dan sonra sıkılmaya başlıyorum. Dualara sığınıyorum o vakit. Allah aklımı korusun sabır ve enerji versin diye. Oğlum memeyi emerken bir yandan da enerjimi emiyor sanki enerjim tükenmiş oluyor.

İşte böyle bir kısır döngüyle yaşıyorum. Biliyorum işte buna Lohusalık deniliyor. Elbette her anım şükür dolu. Zaten böyle hissettiğim için de bol bol vicdan azabı çekiyorum. Oğluma bakarken içim gidiyor 1 saatten fazla uyuduğunda özlemiş oluyorum onu. Biliyorum ki derdim kesinlikle o değil. Benim derdim uykusuzluk ve her gün aynı rutini yaşamak, emzirirken canımın ciddi manada çok mu çok acıması.

Kendime kızıyorum şımarık mısın sen diyorum neden düşünce gücünü kullanmıyorsun neden güzelliklere odaklanmıyorsun diye ama bunun için enerjimin olması lazım. Enerjiye gerçekten çok fazla ihtiyacım var.

Bebeğine tek başına bakan annelerin elinin öpülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bravo gerçekten, nasıl kadınlarsınız siz öyle harikasınız gerçekten. Ben tek başıma sanırım sadece 2 gözümle bakabilirdim çocuğuma.

İşte böyle son günlerim benim...

21.10.2011

Kişiye Özel Doğum Hikayesi

İtiraf edeyim bu yazıyı yazmaya 3 gün önce başladım. Sadece 1 cümle yazmıştım ki sanırım meme saati gelmişti bilgisayarı kapamamıştım bile o 3 gün içinde kendisi kapanmış. Ve şu an tam da yazarken cennet kokulu oğlumun mıykkk mıyyk sesi geliyor sanırım yine uyanacak ve belki bugün yine bitiremeyeceğim ama olsun herşeyden önce kendimden önce bile o geliyor artık. Ve onun gelişi beni inanılmaz huzurlu ve mutlu kılıyor. Bir bebek hayatı gerçekten her anlamda değiştiriyor. Hani Mevlana demiş ya hayatım alt üst olacak diye korkma ne biliyorsun belki altı üstünden güzel. Evet hayat tepetaklak oluyor ama altı da güzel emin olun buna çok emin olun. Evet ben biraz şuursuzmuşum annelik zor iş gerçekten ama zorlukları zorluk değil de deneyim ve fırsat olarak görürseniz yani bakış açınızı hep olumluya göre ayarlarsanız zorlukların üstesinden gelmek de kolaylaşıyor. Bir de insanın evladı sağlıklı olunca yanında olunca ve bir çok anne çok taze evladını kaybetmişken bu da birşey mi diyorsunuz ve ağlarken bile bazen şükür yanımda kollarımda ağlıyor diyorum. Bir çok bebek kimsesiz ağlarken sarılanı geliyorum şimdi diyeni meme vereni yok. ŞÜKÜR O YÜZDEN ŞÜKÜR. Anneliğimin her anı şükür dolu.

Gelelim benim doğum hikayeme. Şunu altı çizili ve koyu bir şekilde belirtmek istiyorum: Doğurduktan sonra anladım ki her doğum kişiye özel bir başkasına ne fikir verebilir ne yol gösterici olabilir. Bu benim hikayem sadece paylaşıyorum. Ve siz de doğurduğunuzda böyle hissedeceksiniz eminim her doğum kendine has kendine özel.

Biliyorsunuz doğumumun kendi kendine başlayıp başlamayacağı belirsizdi ve 14 Ekim Cuma günü hastaneye yatıyordum suni sancı ile doğumum başlatılacaktı. O sabah uyandık hazırlandık ve hastaneye gittik. Yoldayken nişan geldi. Hastaneye gittiğimizde saat sabah 8:00 idi. Kontrolde doktor doğumun kendiliğinden gerçekleşecek bugün başlıyor dedi. İnanılmaz mutlu olmuştum çünkü oğlumun kendi isteği ile gelmesini istiyordum. Sürekli konuşuyordum onunla. Mutlu mutlu yatış işlemlerimizi yaptık ve odamıza çıktık NST bağlandık ve süreç başladı herşey yolunda gidiyordu. Kalp atışları sancının şiddeti. Kalkıp yürüyordum keyifliydim. Gelen her sancıyı memnuniyetle karşılıyordum oğluma yaklaştırıyor ya beni. Sancılar 50-60 arası seyrederken bile gülümsüyordum. Akşam üstü 5:00 gibi doğururum diye düşünüyorduk. Lakin saatler geçiyor rahimde hiç bir açılma olmuyordu. 2 cm 3 cm ki bu açılmayı 4-5 saat içinde yakaladık. Aslında o gün planlı olarak hastaneye gitmeseydik evde bailayacaktı bu sancılar ve hastaneye daha geç gidip bekleme süremizi kısaltmış olacaktık.

Akşam üstü oldu dediğim saatler 5:00-6:00 doğumuma girmesini istediğim ebe de geldi tamam herşey hazırdı. Sancılar düzene girdi açılma artmaya başladı. Pilates topuyla çalışmaya başladık. Ebe geldi hadi ılık bir duş alalım dedi. ılık duşa girdim duşta da sancılar devam ediyordu ve bunun doğum için güzel birşey olduğunu biliyordum yalancı sancı olsaydı duşta devam etmezdi çünkü.

Ve sonra kabus başladı. Duştan sonra doğum durdu. Sancılarım azaldı. Sanırım oğlum rahat etmesi gerekenden daha fazla rahat etti. Ben de hiçbir şey hissetmemeye başladım sancıların şiddeti de azaldı düzeni. Doktorumun hiç hoşuna gitmedi bu elbette. Suni sancı vermeyi teklif etti eğer şimdi verirsek 1-2 saatte doğum olur dedi. Kabul etmedim.

Bu aradaki süreçte doktorum epidurale bile gerek olmadan doğurabileceğimi düzenli gelen şiddetli olan sancılara dayanmamın gayet iyi olduğunu söyleyip duruyordu. Herkes mutlu herkes heyecanlı ve hazırdı yani.

Suni sancının o anda verilmesini kabul etmeyince bekleyeceğiz o zaman dedi doktorum. Beklemeye başladık kah NST takılı kah değil. Pilates çalışmaları yürüyüşler. Tüm bu süreçte en büyük yardımcım ciddi manada bana koçluk yapan kişi sevgili kocamdı. Şu doğumla birlikte aşık olduğum adama bir daha bir daha bir daha aşık oldum. İçimden oğlum çıktı içime 2 aşk düştü biri oğlumun aşkı biri kocamın aşkı. Biz o gün o doğum sırasında çoğalmakla kalmadık çoştuk kenetlendik.

Hikayemiz öylesi uzun ki saatleri yazmam mümkün değil. 22 saat süren bir doğum hikayesi benim ki.

Ve saatler geceyi göstermeye başladı. Suni sancıyı kabul ettim. Benim suni sancı hikayem pek güzel değil. Nefes almana bile izin vermeyen cinsten derim ben suni sancı nasıl birşey derseniz .50-60 şiddetinde kendiliğinden ve düzenli gelen sancıları mutlulukla karşılayan ben şiddeti 30 olan suni sancıyı çığlıklar eşliğinde karşıladım. Dayanamıyordum. Epidurel takıldı ama normal doğumu beklediğimiz için öyle belden aşağının tamamen uyuştuğu bir epidurel değildi. Ve ben niyee bu etki etmiyor neden bağladınız madem bu sancıları çekeceksem niye deyim yerindeyse hönkürüyordum.  Yapacak birşey yok diyorlardı.
Koridor boyunca volta atıyorduk kocamla suni sancıyı sıklıkla kapattırdım dayanılacak gibi değildi çünkü.

Sonraa saatler gece yarısına yaklaştığında ve doğum için gerekli açılma olmayınca ve bir de üzerine oğlam kafasını yan çevirince kabus dakikalar başladı. Sezeryan seçeneği önüme alttan alta sunulmaya başladı. Ama doktorum Cem Batukan öylesi hastasını düşünen ve normal doğumu destekleyen kimselerin normal doğum yaptırmayacağı kadınları normal doğum yaptırmış biri ki benimle bekleyeceğini söyledi.

Bu arada yazmayı atlamışım. Öğleden sonra suyum da geldi kendiliğinen hem de ne gelme tamamen boşaldı. Heh dedik işte doğum şimdi 1-2 saate kalmaz başlar. Ama suyumun gelmesinin üzerinden 12-13 saat geçmişti ve istenilen açıklık kesinlikle yoktu.

Saatler gece yarısı 2:00'yi gösterdiğinde ise doktorum geldi  başka uzman doktorla birlikte muayene edildim ve başının yan durduğunu bu şekilde gelmesinin zor olduğunu gelirken bir çok soruna sebeb olabileceği söylendi. Bebek için çok uzun süre susuz kaldığı için sorunlarda başlamaya başlamıştı. Ben bitiktim ama vazgeçmiyordum. Doktor bize olabilecek riskleri anlattı doğumda omuz ile gelirse veya kafası sıkışırsa olabilecekleri de belirtti ve seçimi bize bıraktı. Eşimle yanlız kalmak istediğimi söyledim. Eşim tamam artık dedi daha fazla 2'imizi riske atamayacağını daha fazla direnmememi söyledi. Öylesi bitik bir haldeydim ki her gelen lütfen riske girme deyip duruyordu. Pes ettim madem risk bu kadar fazla tamam dedim. Doktor her geçen saniye riskin çok fazla olduğunu söylüyordu.

Kocam da odadan çıktı. Tek başıma kaldım. Dua ettim, oğlumla konuştum. Kocam geldi doktorun son bir kez muayene edeceğini söyledi. Veee son kontrol! Kafa dönmüştü açılma artmıştı 6 cm doğum başlıyordu. Kocam o anın eşsiz olduğunu söylüyor gözlerim parlamış yüzüm ifadem herşeyim değişmiş. O saatten sonra ebe ile odada yanlız kaldık. Pilates ve çömelme hareketleri yapıldı 2 saat boyunca. Arada kontroller devam etti. Saat 4:30'da acil doğumhaneye gidildi. Eşim doktorlar ve ebeler sayesinde kafasının sıkışmasına suyumun bitmesine ve tüm olumsuzluklara rağmen oğlum benim hayatımın kahramı saat 5:05'de kucağıma düştü. Allahım o çıkış anı o ilk bakış o ilk göğüse yaslanış tarif edilemez bir duygu. Sevgili eşim yanımda ağlıyor bebeğim ağlıyor ben şaşkınım.

Sonrası mı orası da kolay değildi. Anlatmayacağım hiç.

Velhasıl kimseye normal doğum yapmalısın veya yapmamalısın diyemem ben. Sadece şunu söyleyebilirim normal doğum süreci için psikolojik olarak hazır olmanız gerekiyor. Mutlaka ama mutlaka size destek verecek bir eşiniz veya çok yakınınız olması gerekiyor. Doktorunuzun da en az yakınınız kadar destekleyiciğiniz olması gerekiyor.

İşte böyle benim, bizim hikayemiz.