Ruhuma dedim ki; an'da kal ve bekle, umut etmeden bekle, umut ettiğin şey doğru olmayabilir, çok isteyerek, aşkla bekleme, çok istediğin şey hayırlı olmayabilir; bir de inanç var tabii, ama zaten beklemenin kendisi aşk ve inanç doludur. Düşünmeden bekle; düşünce olmaya hazır değilsin. İŞte o zaman karanlıklar aydınlık olabilir ve an bir dans'a dönüşür.
Özetle; insan kendisi için neyin hayırlı olduğunu bilemez, ve beklentiye girme, bekleyebilirsin ama an'da kalarak; kendini umuttan, çok istemekten ve düşünceden ayırabilirsen senin için her şey aydınlık olabilir, bekleme hali, o an bir dans'a dönüşür.
Beklentilerinizden sıyrılıp, beklemenin o innaç ve aşkla dolu dansına kavuşmanızı dilerim.
Yürekten inandığım her şey gerçek oldu bugüne dek; çok şükür! İnandığım şeyden de asla vazgeçmedim, bunların en başında Güray'la olan ilişkim ve ilişkimizden doğacak çocuk gelir. Biraz yıpratıcı, fazlaca fırtınalı da olsa sonunda inandığım şey gerçek oldu; evlendik ve çocuğumuz oldu ki ilk bebeğimizi kaybettik, Aren ise bize tam süpriz oldu ama biz hep inandık Yaradanın bize bir bebeği emanet edeceğine. Dövme ise gençlik yıllarında hiç sevmediğim, kınadığım ve asla dediğim şeylerden biriydi. Sonra sonra ufak tefek dövmeleri sever oldum; sonra neden yaptırıldığını sorgulamaya başladım; ben yaptıracak olsam neden yaptırırdım, ne yaptırırdım, ömür boyu bedenimde ne taşımak isterdim. Uzunca süre düşündüm üzerine ve çoğu zaman da cevabı hep havada kaldı. Benimle benzer duygu ve düşünceleri taşıyan Güray bir gün eve kocaman bir dövmeyle geldi içinde gizlice benim olduğum ama apaçık evladımızın ismi olduğu; gördüğümde ufak çaplı bir şok geçiriyordum!. Çünkü aklımın ucundan bile geçmezdi. İnsanlar evli oldukları veya, uzunca süre birlikte yaşadıkları diyelim, insandan etkilenir derler; doğru bu! Gözüm iyice alışmıştı dövmeye ve Aren'in babasının dövmesini sevmesi, konuşmaya başladığında burada Aren yazıyor demesi ve bunu söylerken çok zevk alması beni daha da dövme yaptırmaya itti. Sonuç mu? İşte yukarıdaki dövme dünden beri kolumda, ama çok uzun yıllardır zaten ruhumda! Hayatımdaki tüm kilitli kapılarımı açan inanç oldu bugüne dek! En kilitli kapım sevgili kocamdı; kimselerin olmaz dediği, kimsenin inanmadığı, belki kendinin bile ve sonra evlat! Çocuğun zor olur diyen doktorlar mı? Yaşın 30'u geçti diyenler mi? İçimde tutanamayan ilk bebeğim mi? Ama Yaradan'ın izniyle 6 ay hamile kalamazsın dedikleri bir dönemde Arenim tutundu içime çünkü ben çok inanmıştım Yaradan'ın mucizelerine.
İşte tam da bu sebebten işte tam da inancın hayatımdaki tüm kilitleri açmasından sebeb bu sembolü düşünmeden yaptırıverdim tenime! Dövme felsefesiyle ilgili öyle yazılar okudum ki daha önceki dövme yazımda http://evcilikhayati.blogspot.com/2013/09/kendi-adma-nedenini-bulamadgm-tek-sey.html bu yazılardan birine yer vermiştim; okumanızı öneririm, o yazıda Güray'ın dövmesnin ilk hali de var :) Şimdi sıra aklımdaki diğer dövmelerde; yine dövme yaptıranların ve hep söylenen şeyi anlayamazdım; insan bir kere dövme yaptırdı mı devamı mutlaka gelir diye, gerçekten de öyle oluyormuş :)
KADER KAYBEDENLERİN SIĞINDIĞI BİR LİMAN; OLMASINI İSTEDİĞİNİZ ŞEYLER İÇİN BEKLEMEK YERİNE HAREKETE GEÇİN!
Kader konusu beni çok uzunca süre meşgul etmiş bir konudur; açıklamalar beni bir türlü ikna etmemiştir. Her şey belli ise neden yaşıyoruz neden kıpırdıyoruzki biz diye düşünmüşümdür. Aman "herşey olacağına varır " cümlesini ki, aslında bu sadece kaçış cümlesidir, bir zamanlar çok kullanmışımdır.
Sonra kişisel gelişim ile ilgilenmeye başladıkça, dinle ilgili kulaktan dolma değil kendim okuyup öğrendikçe kader kavramını kendi içimde çözdüm veya çözdüğümü sanıyorum diyelim :)
Beni en çok etkileyen Isra suresindeki daha öncede yazdığım şu cümle olmuştur: "Biz sizin kaderinizi çabanıza bağlı kıldık" işte bu cümle kader üzerinde insanın etkili olduğu hatta insanın kaderinin ana hatlarını olmasa da ayrıntılarını kesinlikle kendisinin yazdığının bir göstergesi.
Doğduğumuz anda ölmeye de başlıyoruz ve aslında hemen hemen tüm dinlerde doğuma ağlanır ölüme sevinilir, ölüm bir kutlamadır aslında, hakikate kavuşmaktır. Bu dünyaya gelişşimizin elbette bir anlamı var, olmalı da öyle değil mi?
Kaderimizin sadece oyuncusu değilimiz; ana hatları belirlenmiş olabilir hayatımızın; ölüm tarihimiz gibi ama nasıl öleceğimiz bizim elimizde olabilir, kaderimizi bu anlama yönetebileceğimize inanıyorum.
Binlerce senaryomuz var bence ve senaryolardan hangisini seçeceğimiz bize bağlı; elbette Yaradan hangi senaryoyu seçeceğimizi biliyor o herşeye hakim ve bilendir çünkü.
Kaderimi elime aldığımdan beri daha huzurlu, daha mutlu ve daha çoşkulu yaşadığımı söyleyebilirim. Seçimimi yapar gerisini Yaradan'a bırakırım; hayırlı ise olacağını olmuyorsa bir hikmeti olduğunu bilirim.
İnsanın kendi gücünün farkına varması ve hayatının aslında çokça çabasına bağlı olduğunu bilmesi hayatı daha anlamı kılıyor.
Siz de şimdi "aman her şey olacağına varır demeyi bırakıp, seçimlerinize dikkat edebilirsiniz"
Şimdi sizleri konumuzla alakalı olmasa da "Kader Diyemezsin Sen Kendin Ettin" şarkısıyla başbaşa bırakıyorum....
Bu hayatta hiçbir şeyi siz yapmıyorsunuz; yaptığınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz, her şeyi O yapıyor ve zaten O'nun işi de bu; siz O'nun işine karışarak, çomak sokarak sadece istediklerinize engel oluyorsunuz. O kim mi? Allah, Tanrı, Güç, Evren sen adına ne demek istersen; sen ne dersen de o O'dur! Bize düşen istemesini bilmektir; istemek ve O'na güvenmek. Eğer bir şeyi başardığınızı, yaptığınızı düşünüyorsanız bu O izin verdiği içindir! Siz O'na ancak şükredebilir, teşekkür edebilirsiniz.
Adım atmak için hevesiniz yoksa O'ndan adimlarinizi yönetmesini istemeyin!
Diyelim ki bir dileğiniz var ve bunun için deli gibi dua ediyorsunuz ve olmasını çok istiyorsunuz; ama isterken bile olmayacağından eminsiniz, nasıl olabilir ki zaten, yok ya olamaz diyorsunuz ve istedikten sonra bekliyorsunuz 2 saat geçiyor bak gördün mü olmadı diyorsunuz, 2 ay geçiyor bak olmadı zaten olmazdı ben biliyorum diyorsunuz? Sahi kuzum siz ne yapıyorsunuz; olmayacağını düşündüğüz duayı mı ediyorsunuz; peki neden? Tabii bu arada şunu söylemek isterim; dileğiniz balerin olmak ve sahne almak ise ve siz hiç hayatınızda bale yapmadıysanız buna dilek, hayal ve benzeri demek komik olacaktır. Bunu istiyorsanız dua etmeden önce bir bale kursuna yazılmanız gerekiyor! İşte size formül: Dua (inanarak)+emek+ SALMAK! Bunu başarabilirseniz sizin için hayırlı olan istediğiniz herşey en doğru zamanda sizin olacaktır. O'nun size 3 cevabı olacaktır:
Tamam oldu!
Hayır şimdi değil!
Senin için daha iyi planlarım var!
Bir şeyi isteyip dua ettikten sonra nasıl olacağı sizi hiç ilgilendirmemeli; başaracak olan siz değilsiniz istediğinizi gerçekleştirecek olan O. Elbette istediğiniz olana kadar sizin de tutarlı davranışlarınız ve emeğiniz olmalı. Ve evet; eğer çok istediğiniz inanarak istediğiniz bir şey gerçek olmuyorsa; yukarıda cevaplardan 2-3 sizin içindir. İnsanın içinde 2 ses var biri iç ses diğeri de ego'nun sesi. Çoğunlukla ego'nun sesini duyuyoruz çünkü kahrolacısanın sesi iç sesten daha gür ve yüksek! Ego'nun sesini kısıp iç sesi duymak pek kolay değil, bu da ayrı bir konu; daha detaylı bir şekilde birlikte bakar üzerine konuşuruz. Özetle; doğru istemesini bildiğimiz herşey eğer hayrımıza ise olur! Eğer değil ise iç sesinizi duyabiliyorsanız, üzülmek yerine şükredebilirsiniz; çünkü olmuyorsa gerçekten hayırlı bir nedeni vardır şimdi üzüldüğünüz, sonra farkına vardığınızda demek bundanmış iyi ki de olmamış diyeceğiniz. (tabii bu doğru bir biçimde istenilen durumlar için geçerli)
Bir dilek dileyin ve unutun onu salın gitsin; isterseniz alın bir balon elinize dileğinizi içine okuyun ve bırakın gökyüzüne, salın gitsin! Sonrasında istediğiniz şey için adımlarınızı atın, emek verin; nasılını düşünmeyin, göreceksiniz eğer hayrınıza ise o balon uçup yine size gelecek! Hatırlayın bu işin büyük kısmı ve nasıl olacağı O'nun işi bu sizi hiç ilgilendirmez.