farkinda ebeveynlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
farkinda ebeveynlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.11.2015

Sınırlarınızı Bilen Yetişkinlerden Misiniz?



Ebeveyn olduğunuzda duyduğunuz önemli kavramlardan biridir sınırlarını bilen çocuk yetiştirmek. Evet çocukların sınırlarını bilmesi gerçekten de önemlidir. Söylendiği üzere; sınırlarını bilen çocuklar daha mutlu olurlar ve büyüyüp birer yetişkin olduklarında özgür bireyler olurlar. 


Peki siz yetişkin olarak ne kadar sınırlarını bilenlerdensiniz. Her işi yapar mısınız? Veya daima mükemmel mi yapmak istersiniz?  Hem kariyer hem çocuk yapmak gibi, hem mutfakta çok iyisinizdir mesela akşam yemeğinde 3 çeşit yemek olmazsa olmazdır, çocuğunuz her gün et protein ve sağlıklı karbonhidrat almalıdır, meyvesi de eksik olmaz, öyle yıkayıp vermezsiniz meyveyi eline. Kesersiniz süslersiniz ve öyle sunarsınız. Sonta her gün evi temizlersiniz, üstüne üstlük bakımlısınızdır. Bir de tabii eşe dosta yetişmek gerekiyor, hepsine de yetişiverirsiniz bir şekilde. 

Bu iyi gibi gözüken şey aslında sınırlarını bilmeyen yetişkin demektir; her şeye yetişen her şeyi mükemmel yapma çabasında olan bir insanın çoğu zaman iç dünyası eksiklerle doludur. Sınırlarını bilen yetişkin olmak demek neyi yapıp yapamacağını bilmek, yapamadıklarıyla barışık yapabildikleriyle tatmin olabilendir. 


Tıpkı çocuklar gibi sınırlarını bilen yetişkinler de kendilierini mutlu ve özgür hissederler. 


Bırakın süper woman olmayı, sınırlarını bilen yetişkinlerden olun yeter! Üstelik bu sadece size değil tüm ailenize yeter!


5.09.2015

Ozgur Cocuk Olsunlar Serbest Degil




Ozgur olma ile serbest olma birbirine sık sık karistirilan kavramlar.

Cocuklarimiz ozgur olsunlar ama serbest olmasinlar.

Duygularini ozgurce ifade edebilsinler; uzgun hissederken uzgunum diyebilsinler, aci hissettiklerinde icim aciyor desinler, neseliyken neseli olduklarini ve keyifliyken keyifli olduklarinin farkina varabilsinler.

Uzgun olduklarinda bagirip hakaret edecek kadar serbest olmasinlar; acilariyla hareket edip vurup kiracak kadar da serbest olmasinlar. Neseliyken ve keyifliyken dunya yansa umrum olmaz diyecek kadar da serbest olmasinlar.

Birini icleri kabul etmediginde o insani ayip olmasin diye hayatlarinda tutmama karari alabilecek kadar ozgur olsunlar ama herhangi bir insana sevmediklerine bile merhaba gecmis olsun iyi aksamlar demeyecek kadar serbest olmasinlar.

Istemedikleri dile getirecek kadar ozgur olsunlar ama istemedikleri seyler olunca delirecek kadar serbest olmasinlar.

Yani cocuklarimizi ozgur yetistirelim ozgurlugun bir zihin durumu oldugunu ozgurlugun kisinin icinde basladigini ogretelim ogretirken ornek olalim, sınirlarini bilen ama daha da onemlisi kendini bilen insanlar olsunlar.




31.07.2015

Çocuğunun Karşısında Kimsin?




Çocuğunun karşısında adınla yaşınla ve daha önceden kendine yapıştırdığın veya sana yapıştırılmış bir çok kimlikle duruyorsun ama kendine kısaca anne diyorsun. 

Çocuğun ağlıyor, mızmızlık ediyor, inat ediyor ve sen kendini artık bunları duymak istemiyorum diye bağırırken buluyorsun, bunu söylemek seni rahatsız ediyor bazen sırf bu söylemekten rahatsız olmadığını farkediyorsun seni rahatsız eden derinlerde başka bir şey; bu cümle senin kendi kulaklarını da tırmalıyor aslında. Sonra bir anda gözünün önüne annen geliyor ve sesi kulağında artık bunları duymak istemiyorum. Sonra hayat öyle bir akıyor ki sen de öyle bir kapılmışsın ki bir daha bir cümleyi söyleyene kadar bunu unutuyorsun, üzerinde bile durmuyorsun. 

Oysa o anın içinde müthiş bir armağan saklı sana; o an şifalanman için yaşandı. Çocuğunun karşısında o anda sen yoksun annen var, aynı annen gibi davranıyorsun ve bunu otomatik olarak yapıyorsun. Otomatik yaşadıkça bataklığa saplanıyor insan! 

Çocuğun duygusal veya fiziksel bir acıyla karşı karşıya kalıyor ve aslında bakarsan kolay da atlatıyor; ama senin için eziliyor haddinden çok daha fazla sevgi, ilgi gösteriyor ve üzülüyorsun bu duruma. Öyle ki çocuğun bile anlamıyor bu durum karşısında gösterdiğin ilginin sebebini. içinde bir yer var o da çocuktu o da düşerdi o da duygusal acılar yaşardı ve genellikle duyduğu şey bunda ne var kalk kalk bir şey olmaz idi ama bir şeyler olurdu. Çocuğuna söylediğin çoğu şey aslında içindeki o yerin hiç duyamadığı şeyler; çocuğuna değil kendine söylüyorsun aslında o cümleleri. Ama hayat yine hızlıca akıyor ve sen o akıntıya kapılıyorsun, farketmek yerine şöyle söylüyorsun ah benim şu duygusallığım ah benim şu yufka yürekliliğim. Kendine bu sıfatları yakıştırıyorsan içindeki o yere acil pansuman gerekiyor; asıl ilgiliyi asıl sevgiyi o yer görmek istiyor, çocuğun çoktan unutmuş, başının çaresine bakmış bile. 

Evi dağıtıyor kızıyorsun, üstüste söylediği anne sözlerine tahammülün kalmamış; azcık nefes alma fırsatın olduğunda aslında neden tahammül edemiyorum ki çocuk da bir şey yapmamıştı diyorsun; yine hayat çok hızlı akıyor bunu düşündüğün dakikaların yerini saatler günler alıyor ve durup düşünmüyorsun farketmiyorsun ki asıl tahammül gösteremediğin kendinsin. 

Velhasıl kelam; çocuğunun karşısında çoğu zaman annensin, kendi çocukluğunsun ve içindeki o yersin; bunları farkettiğinde büyük bir dönüşümü başlatabilirsin, bu dönüşümün adımı önce sana sonra evladına şifa oluyor.