ebeveylik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ebeveylik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.10.2015

Duygularına mı Davranışlarına mı Sınır Koyuyorsunuz?





Biz ebeveynlerin genel sorunlarından biridir sınır koymak. Peki farkıda mısınız, çocuğunuzun davranışlarına mı sınır koyuyorsunuz yoksa duygularına mı? 

Çocuklar duygularını gösterme ve yaşama anlamında sınırsız olmalılar ama davranışları konusunda sınırları olmalı. Örneğin; canları acıdığında veya sinirli hissettiklerinde uzunca bir süre bağıra bağıra ağlayabilmeliler ama canları acıdı diye başkasının canını acıtmamalılar. Ağlarken tamam artık çok ağladın biraz sus diyor musunuz mesela? Veya bunda ağlanacak ne var? Veya buna bu kadar ağlanmaz? Bu cümleler duygularına sınır koymak oluyor. Oysa ağlarken bir yandan size vurmaya çalışıyor ise ve etrafındaki her şeyi atıyor ise ve siz ağlayabilirsin ama bana vuramazsın diyorsanız, davranışına sınır koyuyorsunuz ki bu da aslında çocuğunuza yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri. 


Çocukların duygularına sınır koymak, onların üzülmesine ve üzgün hissetmesine engel değil. Aksine çocuk şu mesajı alıyor; yanlış bir şey yapıyorum ve bu yüzden kabul görmüyorum; şimdi hemen bu duygumu baskılamam gerek. Duygular baskılandığında bilinçin bu duygular üzerinde hiçbir etkisi kalmıyor; bu nedenle regule olmamış bir biçimde ortaya çıkıyorlar ve bir süre sonra otomatikleşmiş hale geliyorlar. Çünkü duyguların da bir enerjisi var ve akıp gitmek istiyor; oysa baskılanan duygular bloke olup kalıverir insanın içersinde. 

Çocuğunuza bu konuda yapabileceğiniz ne güzel şey; ona duygularını tanımlaması için fırsat vermeniz sonra da bu duyguları yaşamasına izin vermeniz. Delirip ağladığı bir zaman ona şuan üzgün hissediyorsun farkındayım demeniz ve üzgünken insanların ağlamasının doğal olduğunu söylemeniz ve ağlamasına izin vermeniz; işte bu bir ebeveynin çocuğuna verebileceği en iyi şeylerden biri. Duyguların iyisi kötüsü yoktur, duyguların hepsi insan olmanın parçası. Hislerimize engel olamayız biz bastırmak istesek de bir şekilde bastırılan her şey gibi ortaya çıkacaklardır; ama nasıl davranabileceğimizi seçebiliriz. 

İzin verelim de çocuklarımız hislerini değil davranışlarını seçebilsinler; onlara nasıl hissetmeleri gerektiğini değil nasıl davranmaları gerektiğini öğretelim. 

3.09.2015

Özür Dilerim Oğlum




Canım Oğlum, 

4 yaşına az bir süre kaldı. Hamile olduğumu öğrendiğim o günü dün gibi hatırlıyorum. Senden önce kaybettiğim bebeğimin duygusal yükünü hala taşırken kalbimde, babandan bile habersiz doktor yolunu tutmuş, kafamda acaba bir daha bebeğim olur mu sorusuyla bekliyordum. 

Doktor ekrana bakıp sanıyorum buradaki bir bebek dediğinde hafifçe doğrulup gerçekten mi demiştim? Gerçekten o bir bebek mi? Gidip kan vermiş sonra da senin geleceğinin müjdesini almıştım. Babana telefonda söyleyişim, o çoşkum o çoşkumuz hala canlı bir anı, üzerini tozlanmamış bile. 

Sonraki süreci hatırlamıyorsun ama biliyorum ki her bir hücren, ve içimde oluşmaya başlayan bedenin biliyor. Kolay değildi di mi Aren; korkularım, ümitsizliklerim, endişelerim, babanla yaşadığımız stres ve birbirimizi duygusal olarak hırpalayışlarımız, benim sessiz ama içten içe ağlayışlarım. Hepsini biliyorsun öyle değil mi? 

Bir türlü doğmak istemeyişin, babana gelmek istemiyor bu çocuk bizi istemiyor Güray diye ağlayışım o an kafanı döndürmen gelmek istemen ama benim doğumhane de seni çıkarmaya yetmeyen gücüm ve nefesim.... Ve sonra doktorun gözlerimin ta içine bakıp bebeği kaybederiz seni de deyişi, tüm gücümle seni babanla birlikte itmemiz ve gelişin... Gelir gelmez seni kalbimin üzerine koyuşları, bu anımın bile üzerine tek bir toz tanesi düşmemiş Aren... Öyle canlı öyle sahici duruyor orada hala.... 

Sonrası ise tozlanmış, kirlenmiş, bürüştürüp atılmış eski fotoğraflar gibi duruyor öyle değil mi? Hiç uyumayışın, mememden hiç ayrılmak istemeyişin, gaz sorunu yaşaman, ağlamalarının hiç bitmemesi, bir türlü huzur bulamayışın, evde başkaları varken nadiren huzurlu anlar yaşayışın ve evde senle başbaşa kaldığımızda birden bire değişmen... 

Tüm bunlar neticesinde sana zor sıfatını takışımız. Ve şimdi 4 senenin sonunda özür dilerim oğlum; zor olan sen değildin, sen sadece bebektin; zor olan zor gelen bendimi kendime zor geliyordum. İtiraf edemediğim korkularım, itiraf edemediğim duygularımın her birinin enerjisi senin üzerineydi. Senin ağlayışların, senin gaz sancın, senin bir türlü uyumayışın, hepsi benim zihnimin aynasıydı. Ve ben o aynadakinin kendim olduğunu göremedim!

Senden özür dilerken kendimden de diliyorum Aren. Kendime sımsıkı sarılıyorum; tüm bu yaşadıklarımız hem seni hem beni hem de bizi bir yere taşıdı, ve o taşındığımız yer bizim serüvenimizin en yüksel mevkiisi oldu. Bizi öldürmeyen şey bizi güçlendirdi. 


O çok zor geçen günler benim ruhsal gelişimimin bir parçası oldu; tüm o ruhsal acılar beni bambaşka bir yere taşıdı. Bugün Farkındalık adına çalışıyorsam ve bunu aşk ile yapıyorsam, bugün kendimle yüzleşebiliyorsam o günler iyi ki yaşanmış diyebiliyorsam sebebi sensin! Şükürler olsun bizi acılarımızdan şifalandırmaya götüren sürece. Şükürler olsun bizden elini hiç çekmeyen Yaradan'a.... 

Özür diliyorum oğlum ve seni çok seviyorum.