8.09.2011

Şimdiden Özlemek





Ben şimdiden hamileliğimi özlüyorum. Oğlum içerisi pek rahatmış daha durayım, veya aman çok sıkıldım buradan bakayım dışarısı nasılmış demezde 4-5 hafta sonra içimdeki içimizden biri olacak.

Düşünüce bile tuhaf geliyor bana, tuhaf gelen şu: hamileliğimin ilk 5 ayı çok zor geçti. Şöyle; evlendik 1. ayda hamile kaldım 4 hafta sonra düşük yaptım doğal olarak travmatik bir dönemdi. Ardından (maşallah nazar değmesin) 1 ay sonra tekrardan hamile kaldım. Sevinelim mi üzülelim mi bilemedik. Düşükten sonra bu kadar erken hamile kalmak beklediğimiz birşey değildi ve bunun sakıncalı olabileceğini düşük tehtitinin yine olabileceği söylendi. Bu tedirginliğin yanı sıra korkunç mide bulantım, halsizliğim vardı. Her saat başı o adını bile anmak istemediğim şeyi yapıyordum. Gece uyuyabildiğim nadir saatlerde  korkunç bir mide bulantısı ile uyanıp yeşil yeşil çıkarıyordum. Ne gücüm ne takatim vardı ki çalışıyordum bir yandan hem de işlerin en yoğun olduğu dönemdi. 2. ay falandı sanırım kan testinde kızamıkçık virüsune rastlandı korkunç bir süreçti bebeği alırız dedi doktor direkt. Testin gelişmişi tekrarlandı risk yok denildi. Üzerinden kısa bir süre geçti geçmedi birgün şirkette korkunç bir kanamam oldu işten nasıl çıktığımı hatırlamıyorum ki yağmurlu bir gündü taksiye bineceğim sırada yere karnımın üzerine düştüm. Doktor bebekte tehlike yok ama dinlenmen gerek dedi. Raporlu bir şekilde evde yattım. Tedirginlik had safadaydı. O bitti. Triodim bebek için yetersiz çıktı, ilaç kullanmaya başladım. 5. aya girmek üzereydik ki bulantılarım aynen devam ediyordu ailede diyabet var diye doktor şeker yüklemesini erken yaptırdı. Ve bilin bakalım, evet gebelik şekeri çıktı ben de. Ben tüm bu süreçte kendimi hamile gibi değil hasta gibi hissediyordum ki gibisi fazla olur hastaydım gerçekten. Depresiftim tam anlamıyla mutlu hissedemiyordum kendimi.

Yani kısacası bir oh diyemedim ben hamileliğim boyunca. Aşerdiklerim, canımın çektikleri hep boğazıma dizildi. Hep bir tedirginlik hep bir yürek çarpıntısı yaşadık. 6. ayda bu düzene alıştığım sırada iş yerimde büyük değişilikler oldu stresimin inanılmaz arttı. Annem tüm bu süreçte "Ah yavrum en güzel günlerin nasıl geçiyor tühh tühh vahh vahh " deyip durdu. Kocam tüm bu süreci benimle aynı şekilde yaşadı. Kocamın ne kadar evhamlı ne kadar endişeli ama ne kadar da bana ve çocuğuna düşkün biri olduğunu keşfettim bu süreçte.

Tüm bunlara rağmen hamileliğimi sevdiğimi keşfettim ben. Bebeğimi içimde her geçen gün daha farklı, daha çok hissettikçe duygularım da değişti. 9 ay insan ömründe gerçekten uzun bir süre. İçinizde bir canlıyla öylesi çok şey yaşıyorsunuz ki bunu gerçekten yaşayan bilir. Bu yüzden her ne kadar kadın kadının düşmanı da olsa anne olunca ee serde insanlıkta varsa birbirini farklı bir boyutta anlayabiliyor.

Ve geçen gün Görkem'in (rüzgarlıgünlervegeceler.wordpress.com) bir yazıma bıraktığı yorumda: "... Kuzunun kalbinin seninkiyle birlikte attığı, sadece ve sadece sana ait olduğu şu son zamanların keyfini çıkar yeter. " cümlesi beni düşündürmeye itti. Durdum ve sahi ya dedim kuzumun kalbi benimle birlikte atıyor ve sadece bize ait şu son zamanlar. Şimdi bile yazarken gözyaşlarıma engel olamıyorum. Bunu Görkem yazana kadar farketmemiştim. Bebeğim benim birtanecik kuzuğumun kalbi benimle atıyor yakında içimden çıkacak her ne kadar daima içimde olacaksa da ve sadece bize ait böyle bir zaman olmayacak. Bir çocuk bir kere doğuyor. Bir daha aynı çocuğu içinde taşımıyor insan.

Bilemiyorum işte Görkem bunu yazdıktan ben de bunu farkettikten sonra kuzucuğuma duyduğum bağlılık başka bir boyut kazandı. Ve kahretsin ki şu son 2 iş haftam kabus gibi yorucu ve sıkıcı geçiyor. Kuzucuğuma sadece dokunuyorum, seslenemiyorum bile.

İsteyen herkese kalbinin birlikte atttığı bir kuzu dilerim.



Yorum Gönder