20.06.2011

Tatilin Ardından

Aslında bu yazıyı tek bir cümleyle yazıp bitirmek isterdim. Şöyle; muhteşem, harika, olağanüstü bir tatildi nokta.

Ama öyle olmuyor malesef. Bir kere 12 ay yani 1 yılın 365 gününün içersinde sadece 7 gün veya 15 gün izin yapmak çok absurd öyle değil mi? Hoş geçmişe dönüp baktığımda tatillerin son günlerine doğru sıkılırdım işi bile özlediğim olurdu. Bu tatilde hiçbir şeyi özledim. Güray son günlerde evi özlediğini söylediği zamanlarda kendimi yokladım yok ben gerçekten evi bile özlememiştim. İşte evi bile özletmeyecek cinsten güzel bir tatildi benim için.

Hamile her kadın tatile çıkmalı bundan %100 emin oldum. Ve tatilde üzülerek anladığım birşey daha oldu. Beni ne iş ne de başka birşey beni şehir hayatı ve getirisi olan herşey fazlasıyla yoruyor (muş) hele hamilelikle şehir hayatının stresi ve yorgunluğu x2 oluyor (muş). Hamilelikte yaşadığım tüm şikayetler ve sıkıntılar uçaktan indiğimiz anda bitti. Bıçak gibi kesildi inanılır gibi değildi gerçekten. Onca stres yüklü olduğumun farkında bile değilmişim meğer ben. En çok oğlum için üzüldüm herşeyden habersiz annesi ne hissederse onu hissediyor ve tatilde onun da çok iyi olduğundan emindim zaten sıklıkla kendini belli etti tekmeleri ve jimlastik hareketleriyle.

Şehir hayatının elbette artıları ve çok güzel yanları var. Ama teraziye koyduğumda benim için artık eksileri çok ön planda bunu anladım.

Ve ben şimdiden huzurla uyuyup huzurla uyanmayı, iyot kokusunu, enfes kahvaltıları, balık ziyafetlerini, sakızlı türk kahvesini, kestaneli browniyi, sakızlı muhallebiyi, Alaçatı sokaklarını, Çeşme rüzgarını özledim.

Kendim şehirdeyim de aklım ruhum gerçekten burada değil.
Yorum Gönder