sakinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sakinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.09.2014

Hey Sen Daha Sakin Olmak İster misin?

Bir insanın sakinliği ağaç gölgesine benzer, sığınmak isteyen ona gelir. 

Ebeveyn olduğunda en sık duyduğun kelimelerden biri rutindir. Bebeğin kendini güvende hissetmesi için rutine ihtiyacı vardır; ve rutini olan bebek başına ne geleceğini bildiği için daha rahat ve daha sakindir; daha açık ve kibar olmadan söylersek daha arızasız olur. 

Sizin rutinleriniz nelerdir mesela? Uyanınca yüzünüzü yıkamak, yatmadan önce diş fırçalamak, eve gelince üzerinizi değiştirmek, yemekten sonra çay içmek. Örnekler çoğaltabilir ve baktığınızda tüm bunları otomatik olarak yaparsınız ve tüm bunlar aslında sizi rahatlatan şeylerdir ve farkında olmasanız da tüm bu yaptıklarınızda size kendinizi güvende ve iyi hissettirir. 


Streslerinizden, korkularınızdan, sabırsızlığınızdan kurtulmak istiyorsanız, daha sakin daha yavaş daha olumlu olmak  istiyorsanız günlük yaşamınıza ekleyebileceğiniz ve rutininiz haline getirebileceğiniz bir şey var o da meditasyon. Meditasyon sizi ele geçirmiş ve fiziksel yorgunluktan daha da çok yoran zihinsel yorgunluğa birebirdir. Sakinleşmenin, yavaşlamanın anahtarıdır. 

Kısacası rutini olan bir bebek gibi arızasız olmak istiyorsanız günlük rutininizin içine meditasyonu ekleyin. 

Meditasyon yapmak için illa özel bir kursa gitmenize gerek yok. Peki nasıl yapacağım derseniz; 


Rahat bir yer seç kendine. Önce rahat bir yer bulun kendinize, bir odada olur ufak bir kabin bile olabilir, yeterki kendinizi rahat hissedebileceğiniz ve temiz havanın içeride dolaştığı bir yer olsun. İsterseniz çıkın çimenlere oturun, tuvalette rahatım diyorsanız veya banyoda o da olur. Özetle nerede kendinizle başbaşa kalabilecek ve kendinizi rahat hissedecekseniz. Dikkat etmeniz gereken tek nokta, özellikle yeni başladığınızda, yatarak yapmamanız çünkü bu direkt uykuya geçmeniz anlamına gelir. 

Mantranı Seç. Mantra denilen şey hiçbir anlamı olamayan bir kelimeden ibarettir. meditasyon sırasında içinizden bu kelimeyi tekrarlarsınız ve bunun amacı dikkatinizi düşüncelerinizden ayırmaktır, anlamsız bir kelimeye dikkatinizi verdiğinizde aklınıza gelen diğer düşünceler etkisini yitirecektir. Mesela meditasyon guruları So Hum kelimesini kullanırlar. Bazı meditasyon eğitimlerinde size özel kelimeler seçilir size ait. Bir eğitime giderseniz size özel kelimenizi öğrenirsiniz ama dediğim gibi şart değil. 


Gözlerini kapat ve derin nefes al. Bulduğunuz mu o rahat mekanı, seçtiniz mi mantranızı. Tamam şimdi gözlerinizi kapatın ve burnunuzdan derin nefes alın karnınız şöyle iyice şişsin sonra derin bir biçimde nefesinizi verin karnınız şöyle sırtınıza yapışacak gibi olsun. Bir kaç derin nefesten sonra nefesinizi normal hızına döndürebilirsiniz. 

Mantranı tekrarlamaya başla. Haydi  bakalım seçtiğiniz mantrayı tekrarlayın içinizden. Aslında bu illa şart olan bir şey değil, isterseniz öylece durun zihninize gelen milyonlarca düşünceye sadece bakın düşünmeyin lütfen üdşünmeyin geçip gitmesine izin verin.  Tekrar yaparken dikkat etmeniz gerken nokta dilinizin ve dudaklarınızın oynamaması bunu içinizden zihninizle tekrar etmeniz. 

Kendini Zorlama. Doğru mu yapıyorum yanlış mı yapıyorum diye düşünme, aklına düşünceler geldiğinde tamam farkındayım de kendine ve geri dön mantra veya nefesini dinlemeye veya sadece ve sadece öyle durmaya. 

Dur ve Bitir.  Mantranı söylemeyi bitir ve bir süre daha öylece kal. Sonra aç gözlerini ve gününe devam et. 

Bana sorarsan bir 5 dk ile başla ertesi gün 7 dakikaya çıkar sonra 10 dakikaya ve zamanla 1 saat bile yapabilirsin öyle de keyifli. 

Zamanla nasıl sakinleşmeye başladığını hem zihninde hem bedeninde göreceksiniz. Sabah yataktan kalkar kalkmaz veya uyumadan önce veya bebeğiniz saah uykusuna yattığı anda şirkette herkes yemeğe gidip yanlız kaldığınızda kısacası ne zaman vaktiniz olursa, deneyin, fayda görmezseniz paranızı iade edeceğim :) 


"Nefes almaya vaktiniz var ise meditasyon yapmaya da vardır"



10.06.2014

Nasıl Karar Vermeli

Hepimiz seçilmiş ebeveynleriz kendi çocuklarımız tarafından ve seçilmiş olmamızın bir nedeni ve amacı var. 

Biz yetişkinler hayatımızda bilinçli seçimler yaparız veya öyle olduğuna inanırız; örneğin avukata ihtiyacımız olur, hukuk okumadığımız, bilmediğimiz ve avukat ünvanımız olmadığı için kendimize ihtiyaç halinde avukat seçeriz, tıp okumadığımız ve doktor ünvanımız olmadığı için de doktor seçeriz, liste böyle uzar gider; hatta bazen avukatlar da kendilerine avukat seçerler.... 

Seçim yaparken bazı kriterlerimiz vardır, ihtiyacımızı karşılayacağına güvendiğimiz, inandığımız ve içimize sineni seçmeye çalışırız; burada devreye en çok giren hislerimizdir aslında; bunun farkında olmasakta. 

İşte çocuklarda anne ve babalarını seçerek doğarlar, ben buna inanıyorum, siz inanmıyorsanız bile bu söyleyeceğim şeyleri değiştirmeyecek yani yazıyı okumaya devam edebilirsiniz :)

Çocuklarımızın ilk rehberleriyiz biz; onlar adına karar veren, onlar adına seçimler yapan. Bize güveniyorlar, bize inanıyorlar. Doğrularının, inançlarının ve hayatlarının temelleri bizim tarafımızdan atılıyor. 

Endişe ve korkunun olduğu yerde seçimler ve alınan kararlar doğru olamaz. Endişe ve korkunun yönettiği insanların algıları,duygu ve düşüncesinin önüne ciddi bir perde çekilmiştir. 

Konuyu gündeme bağlayarak devam etmek istiyorum; bir gün gazetede haber çıkıyor; Suriyeliler ülkemize çocuk felçi virusu taşıdı, vakalar görülmeye başladı o yüzden çocuklarınız aşılanmalı. Anneler hemen paniğe kapılıyor; aman allahım aman allahım hemen aşı yaptırmalıyım çocuğuma; bu riski alamam. Gazetede haber çıkmasaydı riski almıştınız ama? Haber çıktığı gün başlamadı risk; şimdi haberdar olduk sadece. 

Söz konusu evlat oldu mu endişe ve korku çok doğal ama endişeleriniz ve korkularınız ebeveynliğinizi yöneten duygularınız ise orada büyük bir hata var, orada büyük bir yanlışlık var. Kararlar ve seçimler sakinlik ve sukunet içinde alınmalı & verilmeli. 

Bu haberi ilk duyduğumda  merak ettiğim tek şey bu virusun nasıl bulaştığı oldu; grip gibi havadan bile bulaşabilecek bir şey olmamalıydı herhalde; google'a yazınca karşınıza tonlarca bilgi çıkıyor ve örnekler; bu noktada şunu anlamıyorum; çocuğu için endişelenen ve korkan biri nasıl bulaşıyor olduğunu neden merak etmez? Sorgulamayı hiç öğrenmediğimiz için mi? Araştırmayı sevmediğimiz için mi? Buraya uzun uzun yazmayacağım ama bugüne kadar bakmadıysanız, bakmanızı öneririm veya çok üşengeçseniz doktorunuza da nasıl bulaşıyor diye sorabilirsiniz.Bulaşma şekli şu değil onu söyleyebilirim: bir Suriyeli çocuk yanımızdan geçti, Bir Suriyeli çocuk bizim parkta dolaşıyor.... (bu arada parkta oynayan Suriyeli çocuk görmedim (siz görmüş olabilirsiniz) var ise ne mutlu çocuk olduğunu hatırlıyordur; zira onlar ekmek peşinde oyun akıllarına bile gelmiyordur; )

Aşının da %90 oranında koruma sağladığını %10 riskin her zaman olduğunu yazıyor kaynaklar; aynı zamanda viruse yakalanan herkesin felç olmadığını yine büyük bir çoğunluğun felç geçirdiğini yazıyor yani her viruse maruz kalan da felç olmuyor. 

Daha önce yapılan çocuk felci aşılarının koruyuculu ise doktorları ikiye ayırmış durumda kimisi korur kimisi yok ek doz olur yapılsın diyor. 

Seçimlerden bahsetmiştik değil mi? Seçtiğiniz doktora güveniyorsunuzdur ve yapılsın diyorsa yaptırırsınız ama yine de çocuğunuzun doktorunuzu değil sizi seçtiğini hatırlatmak isterim bende. 

Size çok uçuk bir örnek gibi gelebilir çevrenizde olmadığı için; aşı yapılıp ölen, sakat kalan veya başka hastalıklar geçiren çocuklar var! O aileler ve o aileleri bilenler de aşının büyük risk olduğunu savunuyorlar. Ben aşı karşıtı değilim; aksine şükürler olsun ki Allahın ve tıbbin böyle bir armağanı var insanlığa; yıllar önce aşı olmadığı için ölünen hastalıklar neredeyse bitti. 

Konunun bir başka boyutuda devlet ve devletin sağlık politikaları. Bunları da en azından yüzeysel bile olsa bilmek gerekiyor; herhangi bir sağlık konusunda karar vermeden önce. Ülkeye kaçak yollarla giren Suriyelileri devlet ne yapıyor? Doğru politika Suriyelileri sokmamak değil mi veya soktuğu Suriyelileri tespit edip, onların aşılanmasını ve sağlık kontrolunden geçilmesini sağlamak değil mi? Her bir vatandaş bunu sorgulamak zorunda değil mi? Yapabileceğimiz çok şey var; ama yapabileceklerimize ancak ve ancak selim ve salim halde karar verebiliriz.Devlet sorgulanabilir, devlete hesapta sorulabilir!

Sonuç olarak bu konuyu yazma nedenim bazılarının fikrimi sorması ve sosyal medya üzerinden fikirlerin net bir biçimde ifade edilememesi ve canım istediği için yazmam :)  aşı karşıtı değilim; insanların çocukları için aldıkları kararları eleştirecek ve karışacak da değilim; bu hadsizlik olur. Ama şunu defalarca tekrar edebilirim; endişe ve korkuyla karar veriyorsanız lütfen tekrardan gözden geçirin o kararınızı. Biraz sakinleşin biraz içinize dönün ve cevabı orada arayın!. Çocuğunuzun sizi seçmesinin bir nedeni var hem de önemli bir nedeni; korkunuzla karar verirken sizi korkunuz yönetiyor, korkuya cevap veriyorsunuz ihtiyaca değil! Ve lütfen araştıralım, sorgulayalım. 

Dilerim tüm çocuklar sağlık & sıhhat ve sükunetle büyür. 










8.05.2014

Tam da Niyet Etmişken



Kilo vermeye niyet edersin ve güne bu niyetle uyanırsın; tam kahvaltı edeceğin sırada burnuna nefis poğaça kokuları gelir ama sen diyettesindir biraz bozulursun yine de almazsın o poğaçalardan, yersin 1 halanmış yumurtanı yanında bol yeşillklei karnın hafiften acıkmaya başlar, elinde en sevdiğin gofret ile arkadaşın gelir paylaşalım mı der; ah için gider ama hayır diyebilirsin çünkü diyete başlayalı daha saatler olmuştur; akşam olur eve gidersen ve aman Allahım annen mantı yapmış; yok bu kadarı fazladır artık sana aman bugun az yedim zaten dersin ve mantıya gömülü verirsin. 


Öfkesini kontrol edebilen bir insan olmaya niyet edersin; sabah arabana binersin daha köşeyi dönerken ters giriş yapmış bir arabayla karşılaşırsın niyet ettin ya daha bir kaç saat önce aldırmayaya çalışır öfkeni bastırırsın ama tüm gün olanlar yakanı bırakmaz; sanki her şey öfkelenmen içindir o gün. 

Tam, tamam artık iyi düşüneceğim, olumlu bakacağım ve benzerlerini söylersin bir de bakarsın ki her şey ters gidiyor o gün ve sen yine vesvese kuşu olmuşsun. 

Mesela namaz kılmaya başlamaya niyet edersin; ama bir türlü başlayamazsın veya başladığın gibi bırakırsın, tam secde edeceksin aklına abuk şeyler gelir, tam abdestin vardır hoop o an tuvaletin gelir, abdest bozulur ve sende vazgeçersin. 

Yukardaki örnekleri ve benzerlerini hemen hemen hepimiz yaşamışızdır ve yaşamaktayızdır. Peki hiç düşündünüz mü neden böyle?

Aslında tüm bunlara şükretmek ve olduğu anda sevinmek gerekiyor. Tüm bunlar doğru yolda olduğunuzun bir göstergesi. Bir şeye niyet ettiğinizde niyetiniz sınanır; ne kadar istiyorsunuz, gerçekten niyetinizde kararlı mısınız diye. Aslında bu hayatın kendinizle yüzleşmeniz için size sunduğu bir fırsattır. 


Yapılması gereken çok basit, yavaşlamak ve FARKETMEK. diyete karar verdiğinizde hep en sevdğiniz yemeklerin önünüze gelmesi sizin sınavınızdır; o an şükürler olsun ki doğru yoldayım işte bu benim için fırsat deyip niyetinizde ne kadar kararlı olduğunuzu kendinize ispat edebilirsiniz. 

Sakin bir insan olmak istediğinizde karşınıza hep öfkeleneceğiniz şeylerin çıkması büyük bir şükran sebebi; başka türlü nasıl sakin kalmayı öğrenebilirsiniz ki, elbette sınanacak elbette testen geçeceksiniz. 

Boşuna niyet herşeyden önemli denmiyor; ve herşey bu hayatta zıttıyla var! 

Bugünden itibaren bir şeye niyet ettiğinizde yavaşlayın ve FARKINDALIĞINIZI en yüksek seviyeye taşıyın. Daima niyetinizin enerjisinde kalın. Sınavlarınıza şükredin ve bunların fırsat olduğunu görüp fırsatları iyi değerlendirin.