2.02.2012

Uyku Tek İstediğim Buydu





Bu yazı twitterdaki bazı arkadaşlarımın isteği üzerine yazılmıştır :)

Bizimkisi bir başarı öyküsü değil. Tek başardığımız (Aren&benim) yatağında uyuyor olması, arkadaşlar o da bir başarıdır yaz  deyince yazdım  



Anne olan herkesin uyku üzerine söyleyecek birşeyleri hatta çok şeyi mutlaka vardır. Hani kadınlar birbirlerinden diyet listeleri ister ya hehh işte anne olunca da birbirlerinden uyku üzerine ipuçları yöntemleri istemeye başlarlar. Anne olmadan önce 2 kadın biraraya geldiğinde kilo kıyafet vb hakkında konuşurken anne olunca konu döner dolaşır uykuya aslında uykusuzluğa gelir konu nasıl oraya geldi anlamazsın bile.

Öncelikle başarılı uykuya geçişten ne anladığımı söyliyeyim. Çocuğunuzu yatağına koyup hadi canım iyi geceler deyip odadan çıkabiliyorsanız ve çocuğunuz ağlamadan uykuya geçebiliyorsa odaya 1-2 defadan fazla gitmek zorunda kalmıyorsanız yani bebeğiniz deliksiz blok uykular uyuyorsa bence o zaman uyku konusu sonsuza kadar kapanmıştır. (Gecede 1-2 kere kalkmak zorunda kaldığınız için hala uykusuzum diyorsanız bunu kendinize saklamanızı tavsiye ederim.) Tabii işin bir de gündüz kısmı var. Aynı durum gündüz için de geçerli olmalı yani sabah öğle ve öğleden sonra uykularında çocuğunuz uykuya kendi kendine geçebilmeli ve yeterli miktarda uyumalı. (Bu paragrafta yazdıklarım henüz bizim için geçerli değil )

Bizim maceramıza geçmeden önce belirtmek istediklerim var. Biraz bizden bahsedelim biraz da bu işin bana göre temel prensiplerinden. Ben uykuyu seven biriyim. Ve bebeğim doğana kadar da oldukça düzenli uykuya sahiptim. Sabahları mutlu uyanırım, uykusuzluğa tahammülüm vardır ama bir o kadar da uykuya geçmek isterim. Bir tek anne olanlar anlar bebek bakarken yaşanılan uykusuzluk tarif edilemez anlatılamaz yaşamak gerekir. Ve ben Aren daha doğmadan önce bebeğime vereceğim eğitim her ne olursa olsun ağlatmama esasına dayalı olacağına karar vermiştim. Aren doğduktan sonra bu düşüncem pekişti. Aren'e öğreteceğim hiçbirşey hiçbir yöntemin içinde ağlamak ve ağlatmak yok. Ben buna karşısıyım, tartışmaya da hiç açık değilim ve fakat ağlatarak uyku eğitimi ve başka eğitimlerini verenlere de saygım sonsuz. Herkesin annelik macerası kendine özel olmalı. Kınamıyorum da eleştirmiyorum da sadece bana uymaz diyorum o kadar. Benim doğrum olamaz ağlatarak birşeyleri öğretmek.

Ve yine altını çizerek belirtmek isterim ki bebekler ve çocuklar söz konusu olduğunda bazı konular şans. Siz isterseniz mürebbiye gibi eğitim verin uyku, beslenme vb çocuğun karakteri ve verdiğiniz eğitime uygun olup olmaması da çok önemli. Bu nedenle çocuğu uyuyor diye veya çok güzel yiyor diye böbürlenen annelere hiç böbürlenme diyorum. Ne çocuğunla ne kendinle fazla övünme diyorum.  Ve fakat doğru anlaşılmak isterim eğitimle de mutlaka yol katedip belli bir düzen oturtabiliyorsunuz.

Uyku konusunda olmazsa olmaz temel prensipler var bunlar olmadan başarıya erişmenin mümkün olmadığına inanıyorum. İnanmakla kalmıyorum bu temel prensipler uygulandığında başarıya kısmen de ulaşabildiğini görüyorum. Nedir bu temel prensipler:

  1. Sabırlı olmak: Çocuğunuza uyku eğitimi vermeye niyet ettiyseniz sabırlı olacaksınız. 2. 3. gun vazgeçecekseniz hiç başlamayın derim. Sabır, istikrar bu işin olmazsa olmaz parçası.
  2. Doğru yöntem: Bir çok uyutma metodu var. Tracy Hogg, Ferber, Kim West bunlar en bilindikleri veya benim çok sık duydularım diyelim. Çocuğunuza uygulayacağınız methodu seçmeden önce hepsini okumanızı göz atmanızı bu methodların temel prensiplerini öğrenmeniz gerekir. Ve çocuğunuzu çok iyi tanımanız gerekir. Kitap gibi çocuk yoktur bana kalırsa. Okudum hadi uygulayayım aa niye sonuç vermiyor bak gördün mü olmadı. Böyle birşey yok. Çocuğunuza ne eğitimi vermek istiyorsanız isteyin önce çocuğunuzun huyunu suyunu iyi anlayın çözün derim ben.
  3. Rutin Oluşturma: Uyku için gündüz ayrı gece ayrı rutin oluşturmak oldukça önemli. Bizim rutinimizden maceramızı anlatmaya geçtiğimde bahsedeceğim. Rutin denilince ne anlaşılmalı. En önemlisi saat konusu. Saat derken şunu kastetmiyorum; her öğlen 12:00'de yatakta olacak. Bir gece önce uykusu tam istenildiği gibi olamamıştır veya sabah geç kalkmıştır böyle bir durumda öğlen 12:00'de uyutmaya çalışmak abesle iştigal olur. 2. maddede söz ettiğim çocuğunu tanıma kısmı. Sizin çocuğunuzun uyku aralığı kaç saat. Örneğin benim oğlumum 1 saat 30 dakika. 2 saatte varmadan bir sonraki uykusuna geçmeli 2 saat üst limiti. 2. saati geçirirseniz ortalık toz duman olur. Ağlama krizleri, hiç uyumama gibi çok yıpratıcı şeyler yaşarız.
  4. Uykuyu yakalama: 2. maddenin önemi burada da çok önemli. Çocuğunuz uykusu gelince ne yapıyor? Uykusunun geldiğini nasıl anlıyorsunuz. En bilindikleri: gözlerini ovuşturması, mızmızlanması, kulağını çekmesi ve esneme. Ama sizin çocuğunuz belki bambaşka bir şekilde belli ediyordur uykusunun geldiğini bunu da siz yakalayacaksınız. Sizin çocuğunuzu anlatan kitabı ancak siz yazarsınız. Kitaplarda internette aramayın böylesi bilgileri derim.
  5. Uyku Döngüsü: Yanlış birşey yazmak istemiyorum. Ama bebeklerin bir uyku döngüsü olduğu söyleniyor. her 45dk uyanabiliyorlar veya 30.dk'da ve siz aa uyandı diyebilirsiniz. Hayır kendi kendine uykuya geçişi bilemediğinden öğrenemediğinden tekrardan uyutulmak istiyorlar. Eğer siz kazara tüh bak uyumadı gördün mü diye kaldırırsanız yataktan başınıza büyük iş açmış olursunuz benden söylemesi. Evet cin gibi duruyor olabilir size gülücükler saçıyorda olabilir ama napın edin uyutamıyorsanız bile yatakta kalmasını sağlayın ki en uyumaz dediğiniz nokta uykuya en yakın oldukları nokta genelde.
  6. Beslenme: Hani anneye sorulması yasaklı bir soru vardır ya gıcık bir sorudur. Doydu mu? Aç mı acaba sorusu. İşte kaliteli bir uyku için bebeğinizin doyup doymadığı da çok önemli. Bunu da yine ancak siz bilebilirsiniz. Tavsiyem doyduğundan emin olun.
Şimdi bu temel prensipleri cebinize, aklınızın bir köşesine koyun ve gelin benim macerama birlikte bakalım.

Buraya kadar yazıyı okuduysanız işte şimdi bizim maceramız geliyor :)


Benim oğlum 3,5 aylık ve ben uykusuz bir anneyim. Gecede sayısız kere kalkarım. Bir ara sayıyordum sonra bıraktım. Kaç kere kalktığımı bilemediğimi şöyle bir örnekle anlatayım size. Kalkarım saate bakarım emziririm uyutmaya çalışırım uyur saate bakarım yatarım kalkarım saate bakarım aaa daha 1 saat bile olmamış bazen saati hatırlayamam bile çünkü o denli uykusuzumdur bazen de telaş ve endişe ile uyanırım emzirdim mi ben mememde mi uyuya kaldı yoksa diye ki bu durumu 5.6. kalkışımdan sonra daha sık yaşarım.

Aren hafif şiddetli kolik geçirmiş bir bebek ve ciddi manada gaz problemimiz var (dı) Hala var ama geçtiğimiz 3 ayla karşılaştırdığımda şükülerin en büyüğünü ediyorum.
Tüm bu süreçte uyku üzerine okumadığım makale,method kalmadı. Neredeyse uyku üzerine yazılmış tüm blog yazılarını ve deneyimlerini de okumuşumdur. Neyseki şimdi uykusuzanneler. com var. :)


Kolik ve gazlı bebeğe sahip olanlar bilir hayat gerçekten çok zorlaşır hem bebek için hem sizin için. Zaten ilk 3 ayda oturmuş bir uyku eğitimi veremezsiniz temel prensipleri uygulayabilirsiniz o ayrı. Ama işte gazlı ve koliği olan bir bebeğin nasıl uyuduğunun pek önemi yoktur uyusunda isterse başınızın üzerinde uyusun dert değil.  Zaten gazı geldi mi uyanır hem de canı acıyarak.

İşte hal böyle olunca Aren ilk 2,5 ayında çoğunlukla benim olmak üzere babasının ve ailemizin diğer büyüklerinin üzerinde göğsünde kucağında uyudu. Uyumak dediğim öyle derin bir uykudan 1-2 saatlik uykulardan bahsetmiyorum. Bir de biz 2,5 ay boyunca kurutma makinasının sesiyle yaşadık. Beyaz gürültü denilen ve bebekleri sakinleştiren sesler Areni de sakinleştirirdi.  (Şuan kurutma makinamız yok kendisi intihar etti) Bir keresinde Aren babasının kucağında ben arkalarında elektirikli el süpüresiyle geziyordum şimdi çok gülüyorum ama o zaman bu durum beni ağlatıyordu. Süpürgenin şarjı bitti Aren uyudu sandık o da ne süpürgenin sesi kesildi Aren uyandı. Sanırım o zamanlarda akşam uykusuna saat 11:00-12:00 gibi geçiyordu. Pardon geçmiyordu o saattlerde bayılıyordu.  Twitterdaki arkadaşlarım o dönemde attığım twitterleri ve cinnet hallerimi iyi hatırlayacaklardır. 

Detaya inersek bizim şöyle zorunlu bir rutinimiz vardı. Geceleri Aren emzirilir memede uyuduğunu sanırsın memeden çıkar gözler açık ve gaz sancısıyla ağlıyor olur. Yatak odasından onun odasına gelirsin kurutma makinasını çalıştırırsın. Sen deli gibi terlersin makinayı kapatayım dersin Aren ağlamaya başlar. Artık iyice yorulmuşsundur salonda oturan kocana mesaj atarsın gel biraz da sen tut diye. Kocan gelir biraz da o tutar. Aren daha da çok ağlar kocan bak gördün mi ben de uyumuyor der. Öfff dersin alırsın yine emzirirsin tam uyudu sanırsın Aren yine ağlar alırsın içeri geçersin...... işte tüm gece böyle sürüp giderdi ta ki Allah halimize acıyıp Aren uyuyana kadar.

Günlerden bir Cumartesi günü. Aynı yukardaki zorunlu rutinin sabahında Aren ağlayarak uyandığında emzirdim ve kocama inan ki kalkacak bakacak hal yok ben de lütfen sen bak dedim. Aldı içeri geçti kurutma makinasını çalıştırdı 15 dk sonra Areni getirdi yatağına koydu uyudu sanmış gözleri kapalı ya Arenin. Aren direkt ağlamaya başladı ben de aferin sana 15 dk baktın çocuğa diye çemkirdim. O da tamam ya tamam diyerek tekrardan Areni kucağına aldı ve içeri geçti derken kapının açılma sesi kocamın gürleyen sesine karıştı o da ne eve hırsız giriyor. Aren kocamın kucağında yüzyüze geliyorlar. Arenin odası kapıya en yakın oda. Ben o gümbürtüye kalkıyorum ki düşünün nasıl uykusuzsam o 15dk derin uykuya geçmişim ve uyandığımda ilk aklıma gelen. Kocam Areni düşürdü ve ona bağırıyor. Bu arada Aren ne mi yapıyor yavrum derin uykuya geçmiş çocuk günler sonra derin uykuya geçiyor o da hırsıza denk geliyor iyi mi? Neyse Aren babasının üzerinde uyumaya devam etti biz şoku atlatamadık.

O günden sonra Areni uyutmaya içeri geçmeye korkar oldum. Geceleri kalktığında bizim odamızda uyutmanın yollarını arıyordum kurutma makinasını çalıştırmaktan yavaş yavaş vazgeçmiştim. İşte içeriğe geçmeye korktuğum gecelerden birinde Aren'in yatağını sallamaya başladım. Aaa o da ne çocuk duruyor yatakta. Aman Allahım kocamı uyandırdım aa bak duruyor yatakta dedim.

Bunu niye anlatıyorum böyle uzun uzun çünkü bazen çocuklarımız bir takım şeylere bizden daha hazırlar. Biz kafamızda hazır olmadıklarını düşünüyoruz. Ve o geceden sonra artık uyku eğitimi vermenin zamanı geldiğine inandım. Yüzlerce makale kitap vb okumuştum. Hepsinden öğrendiğim şeyler vardı. Temel prensipleri de biliyordum. Ben Aren'e uygun bir sistem yarattım. İçinden bir çok sistemden parça var ama kesinlikle şu sistem diyemem.

İşe Aren'e bir rutin bulmakla başladım. O gün itibariyle Aren'i öğleden sonraki uykusundan 1 saat sonra yıkadım. Üstünü giydirirken bebe losyonuyla hafif masaj yaptım. Odaya geçtim emzirmeye başladım ve fakat burası çok önemli memede uyumasına izin vermedim. (uyutma methodlarının bir çoğu bebeğin uykuyu öğrenebilmesi için uyanık vaziyette yatağa koyulması gerektiğini söyler ben buna inandım) Emzirme işi biter bitmez yatağına koydum, ince örtüsüyle hafif kundak yaptım ve ağzına emziği verdim. Bu işlemleri çok çabuk yaptım. Sonra park yatağını hafifçe sallamaya ve pişşş demeye başladım pişş demekten yorulunca ninni söylemeye başladım. İlk gecelerde uykuya geçiş süresi 2 saati buldu ama geçti. İlk 2-3 hafta geceleri bu şekilde sürdü. Sonra Aren oldukça alıştı şimdi yatağına koyuyorum iyi geceler meleğim ben buradayım diyorum kendi yatağıma uzanıyorum beni görmiyor ama biliyor ki ordayım memesi düştümü ağzına koyuyorum bazen de yerimden kalkıp güvenini tazelemek için kendimi gösteriyorum ve başını okşuyorum. (Sallamayı tamamen bıraktım)
Yatağa ilk koyulduğu anda kucağa gelmek için yoklamasını yapıp ağlayacak gibi olduğunda üzerine iyice eğilip anne burda canım anne burda diyorum ve onun için uydurduğum ninniyi mırıldanıyorum hemen sakinleşiyor yavaşça doğruluyorum elini tutuyorum ve kısa bir süre sonra bırakıyorum. Son haftalarda uykuya en fazla 1 saatte geçiyor 15dk daldığı bile oluyor uykuya.

Bu süreçte bir çok methodda da söylediği üzere gündüzlerde daha çok zorlandım. Zaman zaman yatagına koyduğum gibi ağladı yatır/kaldır methodunundaki gibi hemen kucağıma aldım sakinleştirdim sakinleşir sakinleşmez de yatagına koydum. Ben yatağına koyarken elimi altından yavaşça çekiyorum ve yavaşça doğruluyorum doğrulurken ona güzel sözler söylüyorum. Şu son 1-2 haftadır gündüzleri mızırdamadan uykuya geçebiliyor.

Ben Aren'in yanında kalıyorum bunu kendim tercih ediyorum. Benim için yatağında uyuması yeterli. Yanında olmak bana huzur veriyor ve kendimce orda olmamın da ona huzur verdiğini düşünüyorum. Uyandığında mutlaka beni görmesini istiyorum bunun da onda güven ve huzuru tazelediğini düşünüyorum. Sabah uykularında da genelde yanındayım veya uyanmasına yakın odaya geçiyorum.

 Püf Noktaları:

*Kendi deneyimimde gördüm ki bebeğinizin uykusu geldiği anda örneğin esnediği anda yatağına koyarsanız ağlama mızırdama gibi şeyler yaşanmıyor. O yüzden eğitim vermeye başladığınızda uykusunun geldiğini hemen anlamaya çalışın.

* Rutin oluşturmanın faydasını çok gördüm. Hem gündüz hem gece uykularında. Siz de onun seveceği rutini oluşturmaya çalışın.

* Uyku döngüsü denilen şeye bu eğitim sırasında çok inandım. Eskiden şaşkın gibi gözlerini açtığında aa tamam uyandı amma da az uyudu diye yataktan kaldırırdım. Oysa şimdi özellikle 45 dakikadan az bir sürede uyanırsa veya 45. dakkikada tekrardan uyutuyorum. Ve uyuyor. Tekrardan uykuya geçmeyi bilmediği için  uyandığında tekrardan uyumuyorlar.

* Eğitime başladığınızda vazgeçmeyin. En uyumaz dediğiniz an uykuya en yakın oldukları an. Kocam defalarca uyumaz bu dedikten 10 dk sonra uykuya daldı Aren. Yanı sabırlı olun. Hep sonuca odaklanın.


*Aren'i tek memeden beslerdim artık uyumadan önce her iki memeden de besliyorum. Ne kadar tok o kadar uzun uyku. Buna inanıyorum.

Gördüğünüz gibi işin püf noktaları işin prensibiyle birebir örtüşüyor. Sanırım uyumayacak çocuk yoktur uykuya geçmesini bilmeyen çocuk vardır. Evet bazı çocuklar uykuyu daha az seviyor ama az sevdiği uykuyu da kaliteli yapmalı öyle değil mi?

Son zamanlarda anladığım birşey daha var ilk ay hariç aslında kucakta uyumak çocuklar için sandığımız kadar rahat bir durum değil. Bir de nerede uyurlarsa orada uyanmak istedikleri teorisi de  gerçek. Kucağınızda uyutuyorsanız bırakın orada uyusun.

İşte böyle... Dilerim tüm bebekler ve annaları mışıl mışıl uyurlar.

Ha bir de eğitim şart :))))







Yorum Gönder