aquababy sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
aquababy sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

18.07.2013

Aqua-Baby Vs Aqua-Tots





Aquababy ve Aqua-Tots bebek ve çocuklar için geliştirilmiş iki farklı yüzme programı. Bu yazı hangisi daha iyi yazısı değil; her ikisini de deneyimlediğimiz için bir karşılaştırma yazısı. Deneyimlerim ve gözlemlerim neticesinde programların içeriğinden bahsetmek istedim; böylece sizlerde bu iki program hakkında bilgi edinmiş olursunuz ve beklentilerinizi hangi programın karşılayacağı konusunda bir ön bilgi edinirsiniz diye düşündüm. 

Aquababy ile ilgili daha önce yazı yazmıştım; göz gezdirmek isterseniz tık tık. 


Bu yazıda kullanacağım fotoğrafların hepsi Aqua-Tots programına ait; çünkü Aquababies programında fotoğraf çekimi yasak. Aquababies yazımda kullandığım fotoğraflar da programın kurucusunun Huggies mayo bezlerin sponsorluğunda Türkiye'ye geldiğinde ajans tarafından çekilmiş fotoğraflar ki, bu fotoğraflar dersin içeriğini göstermiyor. Dünyadaki tüm Aquababies programlarında fotoğraf çekimi ve paylaşımı yasak. 

Bebeklerin anne rahminde başladıkları serüvenin su içersinde gerçekleştiğini hatırlarsak yüzmenin önemini daha iyi anlarız. Ben bebek ve çocuklar için en ideal aktivitenin yüzme  ve jimlastik olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla Aren'le yüzme serüvenimiz 6 aylıktan itibaren başladı ve biz her anlamda faydasını gördük. 

Şimdi gelelim karşılaştırmaya; 

Aquababies programına bebeğin ilk ayından beri katılabilirsiniz. 

Aqua-Tots programına ise 6. aylık itibariyle katılabilirsiniz. 

Aquababies çocuğun gelecekte alacağı yüzme derslerinin tabanını oluşturan bir programdır. Aynı zamanda bu programda doğal refleks olan ve fakat sonradan kaybolan suyun altında nefes tutma refleksi de tekrardan hatırlatılıyor. Bizzat bu müthiş deneyimi yaşadık; bebekler ilk dersten eğer hazırlarsa suyun altına bırakılıyorlar ve o mucizeye tanık oluyorsunuz hoop yukarı çıkıveriyorlar. 

Aqua-Tots bebek ve çocukların suda özgüven kazanmalarına vesile olan yüzme tekniklerini öğreten bir programdır.

Aren henüz 6 aylıkken Aquababies'le başladığımız için doğru bir tercih yapmış olduğumuza inanıyorum; temellerini atmış olduk yüzme derslerinin, suyun altında dalışta gerçekleştirip, nefesini tutmayı öğrendiği, daha doğrusu, hatırladığı için Aqua-Tots derslerinde ilk günden itibaren rahat bir tavır sergiledi Aren. 

Programların içeriği; 

Aquababies programı otel havuzlarında gerçekleşiyor ve sadece grup dersleri yapılıyor. Hafta içi ve haftasonu belli günlerde programları var. 

Aqua-Tots'un kendine ait özel bir yeri var ve dersler randevuyla belirleniyor, özel ders imkanı da var. En fazla aynı anda 4 çocuk oluyor ki biz hiç 4 çocukla ders yapmadık. Haftanın 7 günü sabah 9:00-19:00 arası ders yapılabilir. 

Otel havuzlarının kullanımı benim için başından beri bir dezavantaj çünkü otel Aquababy programı için kapatılmıyor dolayısıyla havuzun bir bölümünde otel müşterileri de olabiliyor; hazırlanıdığınız, bebeğinizi hazırladığınız yer otelin SPA kısmına ait dolayısıyla çok rahat edilemiyor. Aqua-Tots'un kendine ait yeri olmasının böylesi güzel avantajı var. Birazdan fotoğraflarla da olaya bakacağız ;)

Aquababies programı yarımsaat kadar sürüyor ki ilk aylar için oldukça uygun bir zaman, zaten fazlasında çocuk sıkılıyor vb. Bu programda eğlence çok ön planda değil, çocuk daha çok annenin hakimiyetinde veya baba ile giriyorsa babanın. Bir eğitmen suda oluyor ve tüm çocuklarla ki, sayı her zaman 2'den fazla, o ilgileniyor.


Aqua-Tots programı 1 saat kadar sürüyor ama o vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Eğlence çok ön planda, öğretmen en fazla 4 çocukla ilgileniyor ki dediğim üzere ben hiç 4 kişilik bir derse denk gelmedim. Hakimiyet daha çok öğretmende. Hatta anne&baba suya girmek zorunda değil. Ders sırasında çocukların bayılacakları cinsten metaryaller kullanılıyor. Az sabredin fotoğraflar geliyor :)

Yazıyının içerik kısmını tadında bırakıp birazda fotoğraflara bakalım değil mi? Daha fazla bilgiye hem iki programında web adresinden ulaşabilir hem de bana sorabilirsiniz. Her iki programında deneme dersleri mevcut; hatırladığım kadarıyla Aquababies'in deneme dersleri ücretli, Aqua-Tots'un ki ise ücretsiz. Kararınızı vermeden önce ikisinin de deneme dersine katılmanızı öneririm; en nihayetinde kararı çocuklar veriyor. 

Deneme derslerine katılmadan önce bir kaç bilgiyi paylaşayım; 


  • Ders'e katılacağınız saat mutlaka uyku saati öncesi olsun. Yani bebeğinizin veya çocuğunuzun uykusunu aldığından emin olun. Dersten sonra yorulup uyuyacak zaten. 
  • Karnı tok olsun ama hazımda gerçekleşmiş olsun. Yemeğin veya emzirmenin hemen üstüne girerse pek iyi olmuyor :)
  • Neşeli, keyifli bir saatine denk getirmeye çalışın. Malum keyifsizken hiç çekilmiyorlar :)  Örneğin diş çıkarmanın tavan yaptığı bir gün hiç iyi olmaz :)
  • Bence ilk derse anne'yle katılmalı ama sonraki derslerde babayla da girebilir hatta bence mutlaka babayla da deneyimlemeli. 


Tamam tamam fotoğraflara geçiyoruz :)


Aqua-Tots programına katıldığınızda çocuğunuza özel çanta, havlu, mayo veriliyor. Gördüğünüz üzere Aren çantasını taşımaya çok meraklı.
Ders öncesi bizim gibi erken giderseniz çocuğunuzun oyalanabileceği bir alan var. 

Şimdi giyinme odalarına doğru ilerleyelim bakalım ;


Kadınlara& Erkeklere& Kızlara özel odalar ve bunlarda o bölümleri gösteren etiketler 


Ay biri hazırlanmış da geliyor. Odalarda böyle keyifli hatırlatmalar var. Ve her türlü detay düşünülmüş durumda. Bebek bez mayo götürmek zorunda değilsiniz orada var. Islak mendik, Prima bez, bebek şampuanı vb vb vb.

Çılgın eğlenceye hazır mıyız gençler :))


Yo yo henüz hazır değiliz önceeeeee

Duşumuzu alıyoruz. Aren bu fasıla da bayılıyor :) Dakikalarca duşta kalıyor

Veeee Ders başlasın!

Bu ilk dersimiz Aren hem öğretmenine hem de havuza alışmaya çalışıyor

2dk sonra  oldukça alışmış di mi :)

5 Dk sonra ooo yüzmeye geçmişiz bile. Bu kurbağı kendi seçti, dedim ya bir çok eğlenceli malzeme var diye. Altından geçiyor böylece alan derinlik vb kavramları da kendiliğinden öğrenmiş oluyor. 
Bu da dünki babayla girdiği dersten. Evet hazırım bırakın beni :)

Bunu benim takmama gerek yok babam taksın onun ilk dersi :)

İşte böyle baba bırak beni yüzerim 

Ufff şu kız alamıyor balığı gidip ben alayım en iyisi

Babamda mı yakalayamadı balığı ben yakalarım tamam

Eee bunu haketmiştim ama

Aaa orada ne oluyor öyle hemen atlamalıyım suya :)

Dersin sonunda sandal sefası :) Biner binmez nerden gördüğünü hiç bilmiyorum sopa deyiverdi, sanırsın ki hergün sandalda geziyor

Çek çek kürekleriiii 

Eee dersten sonrada duş almalıyız tabii

Kafasını çampuanlıyormuş(çampu=Şampuan) serseri 

Dersten sonra oyuna kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bu da bizim karnemiz :) Bu karneler genel bir yerde duruyor alıp bakıyorsunuz çok da eğlenceli dille yazılmış 



Bu kadarcık mıydı ee ben daha yuzecektim, oynayacaktım ama (Kafasındaki toka kendi eseri efenim, soyunma odasında buldu ve takmanın uygun olacağını düşündü)




18.02.2013

Bir Pazar Günü ve Ömrümün 10 yılı


2 gün dediğimiz, kısacık dediğimiz eni sonu 48 saat değil mi dediğimiz haftasonları biz de inanılmaz yoğun geçiyor. Cuma ile Pazartesi arasında geçen zaman hem çok uzun hem çok kısa. Çocuklu hayata sahip olanlar ne demek istediğimi gayet iyi anlarlar.

Haftasonlarımızı Aren'e göre yaşıyoruz; hem evde vakit geçirmeye özen gösteriyoruz; hem de ev dışında program yaparken Aren'i eksenimize koyarak hareket ediyoruz. Açık havada vakit geçirmeye özen gösteriyoruz; açık havanın, oksijenin uykuya geçmeyi kolaylaştırır teorisinin gerçekleşmesini 16 aydır bekliyorum ama sanki daha çok bekleriz gibi :) 

Haftasonlarını çok seviyoruz, tüm yoğunluğuna,kaosuna ve yorgunluğuna rağmen....



Güne evde çıplak vaziyette başlıyoruz :) Bu pazar bezini de çıkarmış çırılçıplak bir vaziyette koşuyordu :) Böyle Pazar keyfi yaparak başlamıyoruz elbette; bu fotoğraf sabah saat 8 civarında çekildi ve biz çoktan kahvaltımızı etmiş delice ama kelimenin tam anlamıyla delice azmıştık. Güray'ın bir gece önce çocuklu olduğunu unutarak içtiği şarapların ve biraların etkisiyle ve sabah saat 7'de uyanmanın vermiş olduğu dayanılmaz acıyla serildiği bir anda Aren'in yanına gidip eeee ııhhh ıhhh dediği bir kare. Çevirisi yapayım: Uyumak yok baba, gün çoktan başladı böyle yatmayacağız hadi kalk artık


Ya bu kadın ben burada bulur mu acaba? Gözüküyor muyum ben. En en en sevdiği oyun. Saklan&Bul. Hiç mi sıkılmaz bir insan yahu hiç mi aman bırakalım bu oyunu sıradaki demez. Yok bin kere saklan&bul oynayabilir. Babayla oynadıktan sonra sıra annenin suyunu çıkarmaya geliyor. Saklan&Bul oynuyoruz.




Sonra ev bu hale gelince tamam artık evden çıkmanın vakti gelmiştir diyoruz ve harekete geçiyoruz. Tüm Pazar ev klasiklerini gerçekleştirmiş oluyoruz gördüğünüz üzere :) Dergiler okunuyor, duyda inanma, yere örtü serip piknik yapıyoruz, aman ne piknik ne pknik sormayın :)




Burada ne mi yapıyor Aren; yine bir Pazar klasiği olarak evde Mezzo TV açık (yalan hiç öyle klasik müzik falan dinlemeyiz Arenin klasik cıvıltıları yetiyor bize :)) ama bu Pazar Mezzo açıktı, Aren de burada keman çalanlara dikkat kesilmiş bir şekilde bakıyor. Vayy Vayy Vayyy arkadaş der gibi. Orkestra çok hoşuna gitti ama en çok orkestra şefine bayıldı elbette taklit etmekten geri kalmadı ama çekemedim :(  (Bu fotolar neden yan çıkıyor hiç bir fikrim yok bu arada, kafanızı eğerek bakınız :))




Sonra zaten kendi de evden çıkmanın vakti geldiğini düşünüyor, çoraplarını çıkarıp (fotoya iyi bakarsanız iki yanında çoraplarını görebilirsiniz) ayakkabılarını alıp çekecek ile giymeye çalışıyor. Çıplak nereye gidebileceğini sanıyor henüz keşfedemedik ama şu dakikadan sonra evden çıkmamız en iyi ihtimalle 45 dk klasik ihtimalimizle 1 saat.

Ve evet evi gördüğünüz şekilde bırakarak çıkıyoruz. 

Çıkıyoruz yola; araba versiyonunu da fotoğraflayıp koymak isterim birgün ama bol aksiyon dolu olduğu için bakarken yüreğiniz sıkışabilir.

Bu Pazar rotamız İstanbul Akvaryum'du. Ne yalan söyliyeyim akvaryumları anlamsız bulurum ben; yurtdışında da aman harika aman öyle güzel denilen akvaryumları gezdim, benim için bir anlam ifade etmiyor. Suda yüzden balık işte, cins mins hepsi yüzüyor. Hayır neden akvaryum? Gerçekten cevabını bulabilmiş değilim. Öyle sanat sergisindeymiş misali, su dolu bir camın önüne geçip balıkların bir o yana bir bu yana geçmesini de izlemekten hoşlanmıyorum, kaldıki ne zihnimi boşaltıyor ne de beni hipnotize edip rahatlatıyor.

Ama işte çocuğun varsa herşeyden zevk almaya bakacaksın. Arenin keyif alacağını düşünüyorduk ki öyle de oldu. Ve inanın ben bile etkilendim, beğendim. Eğer gitmediyseniz ve çocukla bu hafta ne yapsakki diye düşünüyorsanız gidin derim. Minik bir hatırlatma oldukça kalabalık oluyor imkanınız var ise haftaiçi sabah erken saatlerde veya haftasonu erken saatte gitmeye çalışın. Kalabalık olması rahat gezmeye engel değil bunu da belirteyim.  Ben ki yukarıda yazdığım üzere akvaryum gezmeyi sevmem bir daha giderim.




Balık demeyi öğrendi ve zevkle izledi. 





Şansımıza köpek balığı besleme saatiymiş. Yapıştı cama ve izlemeye koyuldu. Gördüğünüz gibi kendisi yanlız. Herkes anasıyla babasıyla duruyor, kimi çocuk korkuyor, kimi çocuk babasının kucağından inmiyor. Bizimki annem&babam arkamdamı nerede bunlar bile demiyor. Etraftan uzunca bir süre orada öyle takıldığını görenler annen nerde bakayım senin bile dedi :) Ne zamanki ilginç bir anı paylaşmak istedi; dönüp arkasına bakmak aklına geldi ve babasının kucağına çıktı. Bize de gösterecekmiş köpek balıklarını :) Biraz yavaş mı yüzüyorlar ne gibi bir ifade vardı suratında :)  Tabii bu arada suya atlama girişimlerinden ben de yüzerim ben de köpekbalığı beslerim ben bir aquababy'im dalmışlığım var edalarından bahsetmiyorum. 




Şunu sevdi çocuğum 


Kısa bir mola verdik; susamış. Eee tabii o kadar su gördü çocuğum, doğal. 


Çok mu susadın Arenciğim dediğimizde pozisyon bu :) Bir yandan da ohhh eeeehhh gibi sesler çıkardı. 




Yağmur ormanlarına gelene kadar 2. kısımda pek fazla fotoğraf çekemedim; Aren bana yapışık gezmeye ve nereden aklına geldi hiç bilemiyorum, emen balıkta görmedi, Meme meme anne meme em meme em gibi söylemlerle dolaşıp durdu. Ehh bir noktadan sonra onun içinde olay ee işte yüzen balığa dönüştü. 

Antartika kısmında çok eğlendi, buz kütlesine kaç kez gidip el değdirdik hatta yalama girişiminde bulunduk bilemiyorum, saymadım. Maket penguen ve kutup ayısını kaç kez sevdik. (Bu arada orada koskocaman lütfen oturmayız yazan kısıma çocuklarını oturtanlara gıcık oldum; başka çocuğun oturduğunu gören çocuk da doğal olarak oturmak istiyor. Ben de her seferinde Arenciğim bak burada oturulmaz yazıyor o yüzden oturamayız dedim. Çocuk doğal olarak oturanları gösterip ıhhh dedi. Ben yine yüksek sesle, demek ki onlar bu yazıyı okumamış ve bir daha buraya gelmek istemiyorlar, bozulsun istiyorlar burası dedim. Utanan 1-2 anne çıktı gerisi tınmadı.)



Timsahı görünce evde ona çıkardığımız timsah sesini çıkarmaya çalıştı ve muhtemelen neden yeşil diyeki düşündü. Hakikaten neden çocuk kitaplarındaki timsahlar yeşil?



Peki n'oldu da benim ömrümden 10 yıl gitti. Yoksa yoksa köpek balıklarına yem mi olmuştuk :) Keşke böyle esprili birşeyler olmuş olsaydı. Yine bir haftasonu klasiği olarak, akvaryumdan sonra evde mola verdik, ve anneanne&dedeyi de alarak dışarı yemeğe gittik. Çocukların başına ne gelirse kalabalıkta gelirmiş ya, çünkü herkes bir başkasının ilgilendiğini düşünüyor, işte hiç lafı uzatmayayım, fotodandan anlaşılacağı üzere, gittiğimiz restaurantta kalkmamıza yakın Aren kayboldu. 

Olay şöyle oldu; Güray ve ben dönüşümlü olarak, her zamanki gibi, masaya oturduk, Aren'in peşinde koşturduk. Çok fazla çocuklu aile vardı, ve Aren hepsiyle ayrı ayrı ilgilenmek istedi. Ben de insanları yemek yerken rahatsız etmemek adına çoğu zaman izin vermedim. 

Neyse, yemekler gelip doğru düzgün 2 lokma yiyemeyince annem ben bitirdim sen otur ben ilgileneyim dedi ama zaten yemeğin sonuna gelmiştik :) Neyse ben oturdum birşeyler yedim ama gözüm hep Aren ve annemde çünkü ben oğlumu ve annemi iyi tanıyorum birinin ne kadar hızlı ve çevik olabileceğini, annemi alt edebileceğini biliyorum, bir diğerinin de ne denli "birşey olmaz" yaklaşımına sahip olduğunu. Masadan kalkmaya karar verdik 1-2 dakikadır arkamı döndüm masadaki eşyalarımızı topluyorum; Güray ilerlemiş babam başka telden çalıyor, annem bana doğru dönmüş. Anne Aren dedim? Annem önüne döndü ve Aren yok!!!!!

İşte o an ömrümden giden 10 yıl.... Üzerimdeki attım; ve avazım çıktığı kadar tüm restoranttakileri susturacak kadar Aren diye bağırmaya başladım. Annem çantasını attı bir yana koşturuyor; Güray korkulu gözlerle bana baktı, Aren yok kayboldu dedim. Güray hemen kapıları kapattı. Herkes çocuk kaybolmuş demeye başladı. Babam donup kalmış. Deliler gibi koşuyorum ve oğlumu gördünüz mü diyorum. Herkes hayır diyor, bir yerde kalabalık var ve ilerledikçe çocuğa birşey olmuş diyenleri duyuyorum ve yere yığılmak üzereyim. 

İlerliyorum, ilerliyorum. Masanın birinde iskemleye çıkmış kızın biriyle sohbet halinde Aren'i görüyorum, az önce gitmesine izin vermediğim masa, Areni kucağıma alıyorum ve dünya duruyor benim için, deli gibi ağlamaya başlıyorum. Aren herşeyden habersiz, ya 2 çift laf edecektik kızla şaşkınlığında ne oldu ki neden ağlıyorsun ki gibi bakıyor ve ağlamak üzereyken Güray müdahale ediyor, kendine gel diyor bana ve Aren'i kucağına alıyor. 

Annem mi, ölüp ölüp dirilmiş çantasını yere attığının bile farkında değil ama bana restaurantta nereye gidebilirdiki kızım diyor. Nereye mi!!!! Her yere!!! Başına herşey gelebilirdi. 

Dün akşamdan beri kendimde değilim; çocuklarını kaybetmiş anneleri şimdi daha iyi anlıyorum. Allah kimseye yaşatmasın ve Allah tez vakitte herkesin evladını ailesine sağ sağlim bağışlasın!....


24.07.2012

Aquababy Aren Mir





Dün Aren Mir 9 aylık ömrüne aquababy gibi eşşiz bir deneyimi ekledi. Öncelikle bilmeyenler için Aquababies programının ne olduğundan bahsedeyim. Aquababies 20 yıl önce İngiltere'de başlayan bir program. Bebeklerin doğuştan sahip oldukları refkleslerden biri de dalma refleksi, ne yazık ki bu reflekste diğer bazı refleksler gibi zaman içersinde kayboluyor, bebekler bu reflekslerini kullanarak suyun altında nefeslerini tutabiliyorlar. Aquababies programının amacı da bebeklerin bu doğal refleksilerini kullanıp suyun içinde kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak ve eğlenerek yüzme öğrenmelerinin temelini oluşturmak. Aynı zamanda bu program bebeklerin gücünü, dayanıklılığını ve becerilerinin de gelişmesine destek oluyor. Tüm bunların yanı sıra Aquababies programı bebek ve ebeveyn arasındaki bağın pekişmesini, güçlenmesini ve birliktee keyifli vakit geçirmelerine yarıyor.



Bu eşsiz programın kurucusu ve dünyada bebek yüzme öğretisinin öncüsü Julie-Ann James dün Huggies Little Swimmers mayo bezinin davetlisi olarak İstanbuldaydı. Aralarında Aren ve benim de olduğum birkaç blog yazarıyla birlikte özel bir buluşma gerçekleştirildi. Tüm bebişler Huggies Little Swimmersları giydi, Julie ve Aquababies'in Türkiye temsilcisi Ayşe hanımla beraber suya indi. Tüm bebeklerin ve biz annelerinin son derece keyif aldığını, eğlendiğini hoş vakit geçirdiğini söyleyebilirim. Şimdi düne ve bu eğlenceli deneyime biraz da resimler eşliğinde bakalım.


Altına Huggies bez mayosunu giymiş suya girmek için sabırsızlanan bir kuzu görüyorum ben orada ya siz :)


Bebişler suya girmeden önce wetsuit dedikleri vücut ısılarını koruyan suyla temaslarını aza indirgeyen özel bir giysi giyiyorlar. İşte Aren wetsuit'ini giyerken öylesi heyecanlı ki yatmış giyiniyor normalde hiçbir şekilde sırt üstü 2 dk fazla durmayan Aren Mir suya girmek için öylesi heyecanlı ki uslu uslu bekliyor.


Evet şaşkın ve de heyecanlıyım çok az kaldı şu kolumu da soktuktan sonra cuuup suya atlayabilirim.



Ve işlem tamam! Gördüğünüz üzere suya bir adım daha yaklaştığı için inanılmaz mutlu.



Suya atladı atlayacak :) Öylesi heyecan öylesi herşeyin farkında olma hali.



Ve müthiş eğitmen Julie-Ann olaya anında müdahale eder sabırsız kuzuyu kucaklar. Aren biraz bozuk atıyor haklı ama suya o kadar yaklaş sonra da gireme hiç olacak iş mi bu :)



Veee mutlu son mu desem mutlu başlangıç mı :) Suya girdik eşşiz maceramız başladı. Şimdi ben değil resimler konuşssun. Nasıl keyif aldığını nasıl eğlendiğini görmek için resimlere bakmak yeterli sanırım






 
 
 
Ve daha nice böyle kare var Aren Mir'in ve diğerlerinin eğlendiği, keyiflendiği. Günün sonunda Aren yorgun ama çok mutlu bir bebekti, bakınız.
 
 
 
Bu eğlenceli ve güzel günde popişimizde bize eşlik eden Huggies little Swimmers bez mayoyu ilk kulanışımız değildi daha önce de denize girdiğimizde kullandık ve memnun kalmıştık. Bu sefer üzerinde daha uzun süre kaldı ve kazasız belasız atlattık. Arenin de bez mayosuyla mutlu olduğunu düşünüyorum çünkü çıkarmamı istediği olmuyor eminim çişini bolca yapıyordur çünkü çok su içen bir bebek ama taşma, sızma gibi problemler hiç yaşamadık. Denize& havuza giderken ne kullanayım diye düşünüyorsanız deneyimimden sonra kullanmanızı gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim.
 


Hımm evet bu güzel deneyimin sonuna geldik. Acaba annem&babam beni bir daha getirir mi :)


Gönül rahatlığı ile sizlere Aquababies programı tavsiye edebilirim. Aquababies programıyla ilgili detaylı bilgiye aquababies-tr.com'dan ulaşabilirsiniz. 
 
 
Son söz olarak; oldukça keyifli bir gün geçirdik. Programın hedeflediği tüm aşamaları yaşadığımızı söyleyebilirim. Eğlenerek yüzmek, sudan keyif almak Aren'in becerilerini geliştirmesi ki,bir ara Julie Aren'i suda bıraktı evet çok kısa bir mesafeydi ama Aren yüzerek bana geldi. Aren'le aynı anda keyif almak, birlikte eğlenmek aramızdaki bağın daha da güçlenmesi çünkü suda güvendiği sarıldığı bir siz varsınız. Bunların yeri apayrı. Sanırım Arende biz de bugünü zihnimizdeki anı defterimize yazdık daima gülümseyerek hatırlamak üzere.
 
Elbette böylesi güzel geçen günün perde arkasında birileri oluyor öyle değil mi? Bu anlamda da Kiraz Halka İlişkilere  Aren ve ben teşekkür ederiz.