16.07.2012

Kökler ve Kanatlar


Bu yazı  okumuş olduğum ve kendime yakın bulduğum görüşleri içermektedir. Yazı bilimsel veya teknik bir yazı olmadığı için kaynak belirtmiyorum zaten neyi nerede okuduğumu hatırlayacak kadar güçlü bir hafızam da yok.





Bir  Afrika atasözü var ki bence çocuk yetiştirmenin temelini oluşturuyor: '' Çocuklarına hem kök hem de kanat verebilene ne mutlu ''
Parantez içinde bir başka yazının konusu olacak birşeyi de belirtmeden geçemeyeceğim (Çocuk bakmak ve çocuk yetişitirmek apayrı şeyler)

9 aydır Anneyim annelik serüvenini düşününce çölde bir kum tanesi gibi duruyor bu deneyim. Bu kadarcık deneyimimle çok konuşuyorum belki de. Ve bazen düşünüyorum insan 9 aya bunca şeyi sığdırabiliyorsa çocuklu bir ömre neler neler sığdırabilir. İnsanın hayatına bir çocuk girmesi herşeyden önce insana kişisel gelişim kapısını açıyor hem de ardına kadar. O kapıdan tek bir adım atman bile hayatını tamamen değiştirebilir. Örneğin sabırsız bir insansan ve sabırlı olmayı istiyorsan çocuk bunun için biçilmiş kaftan. Yeterki iste, sabırlı olmayı hayatta sana hiçbir şey öğretemediyse çocuk öğretebilir. O kapıyı hiç farkedemiyorsan da hayat sana ve çocuğuna pek de güzel bir yer olmayacaktır.

Bir bebek hayata geldikten sonra hayatın hızı, ritmi, akışı birden bire değişiveriyor. Bazısı bu ritme bu akışa bu hıza kolay adapte olabiliyor, hemen uyum sağlıyor dolayısıyla bebeği de çok fazla bocalamıyor. Ama kimisi de var ki, ben bu gruba giriyorum, bu ritme,akışa ve hıza hemen adapte olamıyor sıklıkla bocalıyor afallıyor hatta topallıyor ve bebekler anne&babalarının gölgesi oluveriyorlar. Aksin bebeğe vuruyor o da hayata adapte olmakta zorlanıyor. Kendini görmek istiyorsan, neye benzediğini bebeğine bakman yeterli aslında. Bebeğinde değiştirmek istediğin ne varsa aslında kendinde tam da değiştirmek istediğin şeyler. Elbette daha anne rahmine düşer düşmez bir kişiliği bir karakteri oluyor bebek de olsa şahsına münhasır ve fakat bir başka atasözünde dendiği üzere Armut dibine düşüyor çok uzağa değil. Nasıl ki sen değiştikçe gölgen de değişiyorsa özellikle ilk yıllarda kendini değiştirebiliyorsan çocuğunda da değişimleri görebiliyorsun.

Çocuğun sana baglı olarak değil bağımlı olarak doğuyor. Bağlılık yaratacak olan, ona kök kazandıracak olan sensin. Çocuğunun sana bağımlı olması halinde sen de birden bire ona bağımlı yaşar hale geliyorsun. En basit kişisel ihtiyaçların bile birine bağlı; örneğin istediğin zaman istediğin anda dahası ihtiyacın olduğun anda tuvalete gidemeyebilirsin çünkü sana bağımlı olan o minik mucize buna fırsat vermiyor olabilir. Bunu kabullenmek,özellikle ruhu özgür olan insanlara göre çok da kolay değil. Hatta bu kabullenememek bile insana ciddi bir suçluluk duygusu ve duygusal yük getirebiliyor. Ve işte o noktada istiyorsunki çocuğun bağımlı olmasın. en basitinden kendi kendine oyalanabilsin, kendi kendine uyuyabilsin.  Bunları çocuğuna kazandırmak istersen söylemin, çocuğumu özgür yetiştirmek istiyorum bağımlı büyümesin bu ona zarar gibi cümleler kurabiliyorsun. Aslında bunu tam anlamıyla çocuğun için yapmıyorsun, istemiyorsun bunu kendin için istiyorsun. Çocuğunun özellikle ilk yıllarda buna ne ihtiyacı var ne de bunları öğrenmesinin ona getireceği bir fayda. Çocuğun bağımsız olmadan önce bağımlı olmayı tatmalı. Bağımsızlığın yolu önce bağımlı olmaya doymaktan geçiyor. Yani önce çocuğunun kökleri olmalı. Kök kazandırmak kanat kazandırmaktan daha meşaketli daha sancılı daha uzun süren bir süreç. Çocuğuna kök kazandırırken sen de istersen bilge bir ağaca dönüşebilirsin.

Bağımlılık zaman içersinde bağlılığa dönüşüveriyor. Öyle ince çizgiler öyle ince ayarları var ki bu işin çocuğun senin elinde bir mücevher sana ait sandığın aslında elbette sadece sana emanet olan. Ama işte o elindekini ancak sen değerli ve kalıcı bir hale getirirsin sen işleyeceksin o elindeki madeni bir başkası değil. Öyle ince işcilikle çalışacaksın ki çocuğun bağımlı halden bağlı hale dönüşebilsin sonra da kanatları çıksın ve uçabilsin.

Kökleri sağlam olan bir çocuğun hayatta kanatlarını taktıktan sonra hedefsiz uçacağına yanlış bir yere gideceğine olur olmaz yere konacağını hiç sanmıyorum. Kökleri sağlam bir çocuk kanatları çıktığında özgür olduğu kadar bağlı da olacaktır.

Söylemek istediğim o ki; özellikle ilk yıllarda çocuklarımıza bağımsız olmayı öğretmek için çabalamamlıyız onların o bağımlı hallerine izin vermeli bu süreçte onlara kök kazandırmalı ve bağlılık geliştirmeliyiz. Hepimiz durup bakmalıyız çocuğumuz kendi uyusun kendi başına oyalansın kendi başına birşeyler yapsın isterken aslında bunu daha çok ne için istiyoruz. Biliyorum bağımlı yaşamak sanıldığı kadar kolay değil ama çocuk yetiştirmenin sanıldığından daha da keyifli olduğunu da biliyorum.

9 ay içersinde Aren'e bağımsızlık kazandırmak istediğim bir çok nokta oldu. Uyku da bunlardan biriydi. Sonra kararımı değiştirdim ve değiştirdiğim noktada Aren uyumaya başladı bir mucize gerçekleşti oğlum kendi isteği ile kendi yatağına yatarak yanında elbette ben ve/veya babası varken uyumaya başladı. Geçtiğimiz günlerde Instagramda da o anı ve bana bu yazının bir parçası olan duyguyu paylaşmıştım.


Biz artık böyle uyuyoruz yanıma gelip uzanıyor, dönüp bana bir öpücük veriyor, elele tenteneyiz uykuya dalınca dokunabileceği mesafe kadar uzaklaşıyor. Böyle bir duygu yok, Aren istediği sürece böyle uyuyacağız. Bürgün gelecek bağlı haline doyacak bağımsız olmak isteyecek. Şimdi çocuğuma kök kazandırma zamanı kökü sağlam olan çocuğumun elbette kanatları da çıkacak ve uçup gidecek önce odasına oradan da kendi hayatına ama ben bu duyguyu bu kokuyu ruhumla birlikte mezara bile taşıyacağım. Seini çok seviyorum oglum...




Yorum Gönder