2.11.2010

Büyümek...



Bundan 20 sene önce (20 yazarken bile korktum ne çok geçmiş üzerinden)yılın 3 ayında yazlık evimizde kocaman bir aile olarak yaşardık. Masamızdaki sayısı 10'dan daha aşağıya hiç düşmezdi. Kocaman balkonumuzda bazen adım atacak yer olmazdı. Anneanneler, babaanneler, büyük teyzeler, halalar, dayımlar, eksik olmayan misafirlerimiz ve tabii ki evin hem neşe hem de sorun kaynağı biz çocuklar.
Bir yaz geleneği olarak her haftasonu mangal yapılırdı ve sofra muhabetti gece yarısına kadar uzardı. İçki kültürünün olmadığı bir aile büyüdük ama sohbet kültürünün yoğun olduğu bir aileydik biz. Masamız içkisiz de çilingir sofrasına benzerdi.

Kaç kilo et pişirildiğini hatırlamıyorum ama yaklaşık 2 kilo patates kızartması yapılırdı ve ben kocaman sofrada patatesin bitmesine yakın ağlayan ve bu geleneği her haftasonu sürdüren tek insandım çünkü patates kızartmasını çok severdim ki hala severim ve bitmesini istemezdim tabakta birkaç tane kalsın isterdim bakayım o tabağa sevdiğim birşeyin bizimle masada olduğunu görelim isterdim. Ve birgün dayıcığım dedi ki 5 kilo patates kızartacağız bugün. Ve hep birlikte 5 kilo patatesi soyduk kızarttık hepimiz gırtlağımıza kadar paptatesle doymuştuk ama ben yine mızmızlanmıştım çünkü ben o sevdiğim şey aramızda kalsın istiyordum.

Bir çocuk düşünün sevdiği patates bitiyor diye masada ağlayan ve bu çocuk yavaş yavaş sevdiklerini kaybetmeye başladı. Bir sonraki yaz anneannem yoktu masanın eski keyfi olabilir miydi hiç? Ve sonra bababenesi gitti sonra eskisi kadar misafir gelmez oldu. Sonra abiler büyüdü yazlığa pek gelmek istemediler ve böyle masadaki tabak sayısı 4-5'e inmeye başladı. Zor bir döneme girmiştik yazlığı satmak babamın aklının ucundan bile geçmiyordu sanırım ilk ben söylemiştim biz artık orayı sevmiyoruz hem denizde temiz değil sat baba demiştim sat orayı. Sattık evimizi ve hatta evimizi alan yeni sahiplerinin terbiyesizliği nedeniyle hatıralarımıza dokunamadık bile evden çıkaramadık bile. Annem annesinden kalan Singer Dikiş Makinasını bile alamamıştı ne çok üzülmüştü ne çok ağlamıştı sessiz sessiz.
Öylesi üzülmüştüm ki o evin yeni sahibine uğurlu gelmeyeceğini biliyordum nitekim kısa bir süre sonra çocuğu bıçaklandı sahilde ve o ev onlara mezar oldu. Yakın zamana kadar rüyamda o eve gitmeye devam ederdik tabii ki tüm aile bir arada olurdu rüyamda. Zaman zaman dalları balkonumuza kadar uzanan kavak ağacını bile özlerim. Orada olmayı isterim bazen gidesim gelir ama zihnimdeki yolculuğu gerçeğine tercih ederim.

Ve şimdi....

Ailemden ölenler oldu. Genç yaşta kaybettiklerimizde ve çok üzüldüklerimizde. Dün acilde 2 ay sonra 69 olacak babamın elini tutarken keşke büyümeseydik dedim. Keşke yıllar ilerlemese keşke hep sadece tabaktaki patatesler bitiyor diye ağlasaydım dedim. Kocama baktım acaba benden önce ölür mü diye düşündüm. Doğmamış evladımı düşündüm ve acaba onun böyle benim yaşıma geldiğini babasının elini tutup tutamayacağını görür müyüm diye düşündüm ve dua ettim Allaha bir kez daha sevdiklerimin daima yanımda olması için. Hayırlı ölümler nasip et allahım dedim ama ölüm ne zaman gelirse gelsin erken olacağını bilerek. Babam elim uyuştu bırak istersen artık dedi, bırakmadım...

Tüten ben
Büyümek istemeyen
Yorum Gönder